Etiket: antakya

Bir Zamanların Antakya?sına ışık tutan kitap ve sergi

Yaklaşık on yıldır yayınladığı kitapların yanı sıra düzenlediği sergiler ve toplantılarla da Türkiye?nin geçmişindeki kültürel çeşitliliğe ışık tutan Birzamanlar Yayıncılık?ın yeni sergisi adı ve kitabının konusu; ?Bir Zamanlar Antakya, İskenderun ve Samandağ?. İstanbul, Pangaltı?da yeni faaliyete geçen Galeri Birzamanlar?da açılan, Orlando Carlo Calumeno Koleksiyonu?ndan kartpostal, fotoğraf, kitap ve diğer objelerin

okumak için tıklayınız

Antakya?ya Dair – Erinç Büyükaşık

Antakya. Yıllar sonra bir trajedinin izdüşümleriyle dönüyorum bu kente.Beklediğim hüzünlü bir tablonun aile bireylerine yansıyan yüzü olsa da özlediğim baba memleketine hasretimi daha iyi anlıyorum yol hazırlığı ve telaşında. Bir süre sonra havalimanına varmış olacağım, zorlu sayılabilecek bir kontrol işkencesinin ardı sıra yine gecikeceğini bildiğim Hatay uçağında koltuğuma yerleşeceğim. 2 saat sonra babamın oğlunu özlediğini

okumak için tıklayınız

Hayma – Duran Aydın

Babadan yana ?Antekeli? olduğumuzu algıladığımda ilkokuldan içeri adım bile atmamıştım. Kara trenlerin acı acı öten düdüğü pencerede habire dönen uzak dağlara ve tarlalara savrulurken ?İsgendurun?a, oradan da kamyon kasalarında, bir kez de eşek sırtında; yukarı dağ köylerinden ?Nergislik?e yaptığımız yolculuklardan da bunu öğrenecektim. İskenderunlu olmak; çok çok ayda yılda bir yapılan akraba gezileri, düğün ya

okumak için tıklayınız

Antakya Kahvehaneleri Deyince? – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, ?Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir? der ?Trabzon Deyince? şiirinde. Antakya deyince, aklımıza tek bir şey gelmez; defne, künefe, humus, lehm-i varak (kâğıt kebap) başta olmak üzere birçok şeyi arka arkaya dizebiliriz. Nedense, kentlerle ilgili betimlemelerde ya da zihinlerde kalıcı olan şeylerin başında ?yiyecek?lerin adları vardır. ?Can boğazdan geçer?le bağlantılı bir

okumak için tıklayınız

Sömürgeciliğin İnsancılı Olur mu? – Müslüm Kabadayı

“Keşke doğal yaşam koşullarımızı koruyabilseydik!” hayıflanmasıyla insanın üretim ilişkilerini geliştirmediği, dolayısıyla doğayı tahribe yönelmediği ve sınıfsal çelişki ve çatışmaların olmadığı döneme dair düşünmeye başladığımız zamanlar olur. Ne yazık ki böyle anlarımızı, derinlemesine yoğunlaştırdığımız ve başka insanlarla ortaklaştırarak geliştirdiğimiz ortamlar pek yaygın değildir. Çünkü postmodern bir anlayışla ?insancıl emperyalizm? koşullarında yaşamaktayızdır ve

okumak için tıklayınız