Karanlığa Mektuplar / Seraphita, Bir Ömürlük Kitap! – Dağhan Dönmez

“Belki de ölüler, çözülecek bir sır kalmadığı için suskundurlar.” Kumral

??Bu eser neden bilhassa sizin gibi, yalnızlık sayesinde dünyanın bayağılıklarından korunmuş şu soylu ruhlara ait olmasın?? İthaf yazısında böyle der Balzac, Madam Eveline de Honska?ya. Tıpkı Nıetzsche?nin Zerdüşt?ü gibi ruhun tekamülü için tenha bir coğrafyayı mesken tutmuş; adeta mitolojik, münzevi bir karakteri anlatır. Romanın, Norveç?in o büyülü doğasında geçmesi bundandır. Balzac?ın, İsveçli bilim adamı, filozof Emanuel Swedenborg?un tezleri ve

Devamını oku

Karanlığa Mektuplar / Rakı Şişesinin Balıkları? – Dağhan Dönmez

Goethe, ?Şiirin ihtişamı Doğu?da öğrenilir. Bu şiire saf insanlık, asil gelenekler, neşe ve aşk girmiştir. Herkes insanlığın kurtuluşunun şiirde gerçekleşeceğine inanmıştır.? der. Goethe?yi bu sözleri söylemeye iten ve aynı etkileşimin izlerini sürerek ?Doğu-Batı Divanı?nı yazdıran; Hafız Şirazi adıyla maruf, İranlı Şair Şirazi?dir. 14.yüzyılda yaşayan ve Farsça?nın en büyük şairlerinden kabul edilen Şirazi?yi, Alman Romantizminin büyük ustası Goethe; ?Benzerim? diyerek niteler.

Şirazi?nin etki sahasının, Goethe?yle sınırlı kalmadığı ve

Devamını oku

Karanlığa Mektuplar / Çağımızın Klasiği, Ölümle Baş Başa? – Dağhan Dönmez

Çehov, ?bakılan her şey yazmaya konu olabilir? der. Hayatın her anında bizimle beraber yürüyen, baktığımız her şeyde görebileceğimiz duyarlıkları, halleri, insani durumları yazıya konu ediyor Peter Nadas. Gel gelelim, görünenin ötesinde bir algı geliştirerek başarıyor bunu. Kimi zaman, ?Tanrı anlatıcı? kimliğiyle dışarıdan bir göz olmayı yeğliyor; kimi zaman yaşamın merkezine koyuyor kalem oynatıcıyı. Hikayenin karakterine dönüşüyor.

Farklı dönemlerde yazılan dört öykünün bir araya getirilmesiyle kitaplaşan ?Ölümle Baş Başa?, Nadas?ın yazım tekniği açısından;

Devamını oku

Karanlığa Mektuplar / İstanbul, Gri Kuşların Şehri! – Dağhan Dönmez

Bu şehri Stanbûl ki bî-misl ü bahâdır
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.
Nedim.

Rilke, ?Malte Laurids Brigge?nin Notları? na ?Demek buraya yaşanacak yer diye geliyorlar; burası ölünecek yer desem daha doğru.? diyerek giriş yapar. Bu cümleyi okurken İstanbul?u düşünüyorum. Malum, İstanbul?da yaşayanlar sızlanmalarıyla maruftur. Zor bir şehirdir İstanbul. Kaldırımdan yürüyenlerin değil, yoldan yürüyenlerin şehridir. ?Yaşanacak yer değil?; serzenişinin altında yatan da budur. Gelin görün ki, İstanbul?a bir kez bulaşan; ölmeden de vazgeçemez bu kentten. Mavi sularından, eski yapılarından,

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme