*”-Bütün şairleri çok güzel, şairleri çok yakışıklı sanmıyordum ama cüce, kambur, dilsiz, felçli, kör, sakat, yaralı, yorgun insanları da şairler şehri’nde görmek beni şaşırttı.
-Sizi şaşırtana baş aşağı bakmıyor musunuz sevgili Esin? Onlar böyle oldukları için şiir yazmıyorlar…
Onlar, şair oldukları için bu hale geldiler!
-Yani… Yani şiir yazmak burada bi cezalandırılıyor mu?
-Hayır, o gördükleriniz, aramıza katıldıkları için kurtulanlar”
?Kendi başına düş kuran bir kitap olsun diye yazdım bu kitabı? diyor Buket UZUNER. Dört güzel öyküden oluşan ‘Şairler Şehri’nin, ikinci ve dördüncü öyküleri birbirini tamamlar nitelikte. Yazar öykülerin arasına şiirleri küçük mucizeler gibi serpiştirmiş ustalıkla.
Aşkı ve umutları düşgücü beslermiş, insanı da aşk. Zeki, duyarlı, güzel bir kadındı Esin ama hastaydı: düşgücünü yitirmiş çaresiz. Pek çok doktora gitmiş ama sonuç alamamıştı. Ta ki bir gün yıllardır görmediği