Tüfek, Mikrop ve Çelik – Jared Diamond

“Neden Avrupalılar Amerika’yı keşfetti de Amerikalılar Avrupa’yı keşfetmedi?” Bu basit sorunun ardında insanlığın MÖ 11.000’den günümüze tarihi gizli. Fizyoloji profesörü Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’te, aklımıza gelmeyen, geldiğinde çocukça bulduğumuz soruların yanıtlarını araştırırken, tarımın başlamasından yazının bulunuşuna, dinlerin ortaya çıkışından imparatorlukların kuruluşuna, tarihin seyrini belirleyen pek çok önemli adımı ayrıntısıyla inceliyor.

İnsan toplulukları arasındaki farklılıkların, eşitsizliklerin nedenlerini, temellerine inmeye çalışarak sorguluyor; günümüz dünyasını biçimlendiren etkenlerin izini sürüyor… Biyoloji, jeoloji, arkeoloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarından beslenen, “Batılı” koşullanmalardan arınmış, geleceği gösteren bir tarih kitabı.
(Arka Kapak)

Uygarlığın tarihi: Tüfek, Mikrop ve Çelik – Ömer Akyüz
(Yarınlar Aylık Kültür ve Politika Dergisi, 25.sayı)

Çıkış noktasını sınıfsız insan topluluklarından alan ve takvimini bugüne getirmeyi hedefleyen bir inceleme doğal olarak insanın ve onunla birlikte çevresindeki diğer hayvanlar ve bitkilerin de birlikte gerçekleşen evrimini kapsamak durumunda oluyor. Yazar, bu kapsamlı incelemeyi yaparken insanların nerelerde nasıl ayrıştığı ve insanlar arasında ortaya çıkan eşitsizliklerin nedenlerini arıyor.

?Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu (kibrit, ilaç, giyim kuşam, meşrubat, şemsiye vb çeşitli ürünlere topluca verilen ad) var, bunları Yeni Gine?ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?? 1972 yılında yazar Jared Diamond?un mesleği gereği kuşların evrimini incelemek için bulunduğu Yeni Gine?de Yali adında bir yerlinin Diamond?a sorduğu bu soru Tüfek, Mikrop ve Çelik?in yazılmasını tetikleyen soru olmuş.
Yazar, Yali?nin sorusunun yanıtını bulabilmek tarih skalasını olması gerektiği gibi yeterince geniş tutmuş ve başlangıcını insanlığın tarih öncelerine kadar götürmüş. Çıkış noktasını sınıfsız insan topluluklarından alan ve takvimini bugüne getirmeyi hedefleyen bir inceleme doğal olarak insanın ve onunla birlikte çevresindeki diğer hayvanlar ve bitkilerin de birlikte gerçekleşen evrimini kapsamak durumunda oluyor. Yazar, bu kapsamlı incelemeyi yaparken insanların nerelerde nasıl ayrıştığı ve insanlar arasında ortaya çıkan eşitsizliklerin nedenlerini arıyor.
Yazar, insanlık tarihini ve asıl olarak da insanların değişik yerlerde birbirinden şaşılacak derecede farklı yaşamlarını, kalkınmalarını veya kalkınamamalarını, sonuç olarak insanlar arasında açığa çıkan eşitsizlikleri incelerken; ırkçı yaklaşımlardan kaçınmaya özen göstermiş. Temel aracını ekolojik koşullar olarak seçmiş, coğrafi koşulların önemine vurgu yapmış? Böyle olunca da ilk olarak en geniş perspektiften, kıtalar perspektifinden bakmış dünyaya. Farklı kıtalardaki ilk insanların nasıl olup da farklı hızlarla geliştiğini kıtaların fiziksel konumlanışlarından anlatmaya çalışmış. Diamond Avrasya?nın ilk insanlar için diğer kıtalardan daha elverişli olduğu sonucunu bu farklı konumlaşmadan çıkarmış. Çünkü Avrasya diğer kıtalardan farklı olarak kuzey-güney doğrultusunda değil de doğu-batı doğrultusunda uzanıyor. Bu da ilk avcı yiyecek toplayıcı insanlar için geniş bir market anlamına geliyor. Şöyle ki aynı enlem üzerindeki bölgelerin iklimleri benzer özellikler gösterir. İlk avcı yiyecek toplayıcı insanlar yaşadıkları yerlerdeki bitki ve avlanacak hayvanların azalması sonucunda mecburen göç ediyorlardı. Göç ettikleri yerlerde, alışkın oldukları iklim ve tanıdıkları bitki ve yine bu iklime uyum sağlamış tanıdıkları ve avlayabildikleri hayvanların var olması onlar için büyük bir avantajdı. Zira tanımadıkları bitkilerin zehirli olma ihtimali ve daha önce hiç avlamadıkları hayvanları avlayamama hatta avlanılma ihtimali kuzey-güney doğrultusunda göçü son şans olarak sunuyordu ilk insanlara. Avrasya bu insanlar için çok uzun enlemler sunuyor ve bu özelliğiyle diğer kıtalardan ayrışıyor.
İlk insanların bir şey üretmeden tamamen toplayıcılık-avcılık üzerine kurulu yaşam şekli, olumsuz doğal koşulların ve belki de aşırı avlanma vb durumların da tetiklemesiyle bir yerde besin sıkıntısı çeken insan toplamlarını getirir önümüze. Yavaş yavaş besin sıkıntısı çekmeye başlayan insanlar doğal yaşamın temelinde yatan hayatta kalma savaşımı gereği üretici olmayı öğrenmek zorundaydılar ya da yok olmaya mahkumdular. Diamond insanların tarım yapmaya başlamasını ve hayvan yetiştirmesini yani üreticiliğe geçişini açıklarken temelde kullandığı bir ilke göze çarpıyor: Anna Karenina ilkesi. Tolstoy?un romanından bildiğimiz Anna Karenina ilkesine göre ?mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer öte yandan mutsuz ailelerin mutsuzlukları kendilerine özgüdür?. Bir ailenin mutluluğunun temelinde çiftlerin birçok noktada ortaklaşmış ve sorun yaşamıyor olması lazım; çiftlerin ailelerinin uyumlu olması, kültürler, din, para, cinsel yaşam vb konuların hiçbirinde sorun yaşanmıyor olması lazım ki evlilik mutlu bir evlilik olabilsin. Öte yandan bu konuların herhangi birinde uyuşmazlık (diğer konularda uyuşuyor olduklarını düşünürsek) yaşamak bir evliliği çekilmez kılmak için yeterli olabilir. Diamond bu ilkeyi evcilleştirilebilmiş hayvanlar için de benzer bir şekilde uyguluyor. Bir hayvanın evcilleştirilmesi için birçok önemli özelliğe sahip olması gerekiyor. Bir hayvanın evcilleştirilmeye girişimi için mesela et, süt ürünleri, gübre, kara ulaşımı, deri, askeri hücum aracı, saban sürmek için çekiş gücü, yün sağlaması, gebelik döneminin çok uzun olmaması, kendi cinsleriyle toplu halde yaşayabilmesi, etobur olmaması gibi özellikleri barındırması önemlidir. Geniş ve doyurucu bir şekilde incelenen evcilleştirme sürecinde insanların neden şuan ki bitkileri ve hayvanları evcilleştirdiğini/evcilleştirebildiğini anlayabiliyoruz. Diamond?un yaptığı açıklamalar sonucunda evcilleştirilebilmiş hayvanların hemen hepsinin Avrasya?da olması sonucu, şaşırtıcı ama altı doldurularak bir biçimde sunuluyor. Tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başlayan toplumların artık göç etme gibi bir ihtiyaçlarının kalmaması yerleşik hayata geçişi, yerleşik hayata geçiş de insanlarda gebelik döneminin göçlere göre ayarlanması ihtiyacının ortadan kaldırılmasını tetikledi ve tabi ki en önemlisi üretici toplumun daha fazla insana yetebilecek besin üretebilmesi gerçeği nüfus patlamalarına yol açtı. Kitap bu birbirine bağlı/bağımlı süreçlerin hepsini kapsamlı bir şekilde inceliyor ve sonuçlarını değerlendiriyor. Hayvancılıkla uğraşmaya başlayan insanların hayvanlardan aldığı mikroplara karşı gelişen bağışıklık sistemleri, gelişen bağışıklık sistemine karşı mikropların da genetik yapılarının sürekli değişmesi konusu kitapta üzerinde durulan bir diğer önemli nokta. Mikroplarla insanların bu sürekli var olma savaşımı sonucu ortaya çıkan daha iyi bağışıklık sistemine sahip insanlarla, bu iyi bağışıklık sistemine karşı var olmaya çalışan daha güçlü mikropların var olduğu bir toplumu tarım ve hayvancılığın bir bedeli olarak görüyor Diamond. Kitapta, bu süreçte oluşan mikropların daha önce bu mikroplarla karşılaşmayan ( tarım ve hayvancılıkla uğraşmamış) insanlara bulaşması sonucu nasıl ölümcül sonuçlar doğurduğu, bu mikropların tarihte nasıl belirleyici rolü olduğu çok iyi örneklerle desteklenerek anlatılmış.
Kitabın şimdiye kadar özetlemeye çalıştığımız insanlığın ilkel komünel toplumdan sınıflı üretici topluma geçişini doyurucu bir şekilde anlatabildiğini söyleyebiliriz. Fakat yazarın sınıflı topluma geçişten sonraki döneme denk gelen incelemelerinin de aynı tatmin edicilikte olduğunu söyleyemeyiz. Şöyle ki; Diamond insanlığın sınıfsız topluluklarını da sınıflı topluluklarını da aynı yöntemle inceliyor. Doğanın bir parçası olan, ona hemen hemen diğer hayvanlar kadar müdahale edebilen bir insanlığın incelenmesinde kullanılan yukarda bahsettiğimiz yöntemi doğanın bir parçası olmakla kalmayıp onu istekleri doğrultusunda değiştirmeye başlamış dönüşü olmayan ve büyük değişimlere yol açabilecek müdahalelerde bulunan/bulunabilen insanlığın aynı yöntemle incelenmesi eksik bırakmıştır bazı açıklamaları. İnsanların tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başlaması ve bunun sonucu ortaya çıkan nüfus artışı, işbölümü yapma ihtiyacı, yerleşik hayata geçişin beraberinde getirdiği sorunlar diye sıralayabileceğimiz durumlar avcı-yiyecek toplayıcı insanların nitelikleri arasında yer almayan koşullardır. Nitelikleri bakımından ve her şeyden önemlisi üretim ilişkileri bakımından tamamen farklı iki toplamı sadece ekolojik koşullara göre değerlendirmek yeterli olmayacaktır ki kitabın özellikle son kısımlarında bu eksiklikle sıkça karşılaşıyoruz. İnsanların tabii olmakla kalmayıp ayrıca müdahaleleriyle istemli veya istemsiz değiştirdikleri doğal çevre belirleyen olmaktan çıkmış belirlenen olmuştur. Burada asıl belirleyen etmen ise insanın üretim ilişkileridir. Öznesi insan olan bir bilim diye tarif edebileceğimiz tarih için insan temel alınması gereken kriterlerden biridir. Diamond?un tarafsız yazma kaygısı onun evrimsel biyolojide de temelde kullanmaya alışık olduğu diyalektik yöntemi bu kitapta arka planda bırakmasına sebep olmuştur. Ünlü tarihçi Edward Carr ?Tarih Nedir?? adlı kitabında tarihin bir bilim olarak nasıl temellendirileceğini açıklarken vurguladığı önemli noktalardan birinin eksikliğini burada gözlemleyebiliyoruz: tarih neden-sonuç ilişkileri üzerine temellendirilmelidir ama bir tek nedensellikle değil birçok nedensellikle yapılmalıdır bu temellendirme. Diamond?un sadece ekolojik temellerle bazı tarihsel durumları açıklamaya çalışarak tam olarak böyle bir eksiğe düşüyor kitabın son kısımlarında.
Toparlayacak olursak, Tüfek Mikrop ve Çelik insanlığın evrimini anlayabilmek için okunması gereken temel yapıtlardan biri niteliğinde bir kitap. Kitabın özellikle ilk insanlara dair anlattıkları çok değerli, sağlam temeller üstüne basan ve birçok bulguyla desteklenen bilgiler ders kitaplarında gösterilmesi gereken nitelikte. Kitabın sonraki kısımları biraz daha üzerinde çalışılmayı gerektiriyor. Kitap her türden okuyucu tarafından okunabilecek ve çok rahat bir şekilde anlaşılabilecek yalınlıkta yazılmış, romanlarda bile bazen göremeyebileceğimiz akıcılıkla yazılmış bir eser. İnsanlığın çok az şey bildiğimiz o karanlık dönemlerini bir belgesel tadında anlatan ve okunması gereken bir yapıt.

Kitabın Künyesi
Tüfek, Mikrop ve Çelik
Orjinal isim: Guns, Germs and Stell
Jared Diamond
Çeviri: Ülker İnce
TÜBİTAK Yayınları
5. Basım: Haziran 2003
Sayfa Sayısı: 610

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
Güç Buyruk Düzen – Ali Murat Özdemir

Uluslararası hukuk, emperyalizm dahil, küresel güç ilişkilerinin belli bir düzleme oturtulması için göz ardı edilemeyecek bir alandır. Bu alan, küresel...

Kapat