Turgut Uyar Üzerine – Utkun Büyükaşık

TurgutUyarİkinci Yeni Şiirinin düşünsel yönü ağır basan en sıkı ozanıdır Turgut Uyar. Turgut Uyar’ın şiirindeki insan bir bütün olarak çağının insanını temsil eder. 13 Ekim 1957’de Pazar Postası’nda çıkan bir yazısında şöyle der:
”Şiirde ölmezi aramak boşunadır. Bir kez günü geldiğinde ölmeyen şiir, çağında da yaşamamıştır. Bununla beraber değişen çağlar, değişen şiirler ortasında insanda değişmeyeni aramak akla gelebilir.”

Belki bu düşüncelerinin de etkisiyle insanda değişmeyeni aramak ile benzeri kaygıyı içeren ölümsüzlüğü aramak Uyar’ın sorunsallarından birisidir. İlk dönem şiirlerinden itibaren ”ölüm” teması geniş bir yer tutar. Her kitabında ölümle ilgili şiirlerine rastlanır.

Ölümü çağrıştıran birçok sözcüğe rastlarız ozanın şiirlerinde.”Kan” gibi .”Kan devinirken hayat, ararken ölüm simgesidir.”Kan, aynı zaman da başkaldırı, yılmak, beslenmek, boşa gitmek anlamına da gelir şiirlerinde.

Uyar, şehrin insanı gibi, kalabalığın içinde hep yalnızdır. Kendi emeğimizle, ellerimizle yükselttiğimiz binaları, açtığımız caddeleri sevemez oluruz. Kafka’nın hikâyesindeki hükümlüler gibi iş sona erince boşa gider bunca uğraşı, bir kurtuluş umudu ile yeniden başlarız hep. Ancak kurtuluş gerçek doğada değildir. Düşüncede, insanın hayaline düşende arar kurtuluş umudunu ozan.

”Gemiler götüremez, ne onlar ve teoriler ısıtamaz yanını, yöresini”

‘Geyikli Gece ‘ şiirindeki ”geyikli gece” imgesi gizleyerek kurtardığımız inanç, umut ve sevişme vaktidir. Bu şiirde insanların aradıklarını kurtarmak istedikleri hem ‘güneşin asfalt sonlarında batması’ ile beliren karanlık ülkedir;hem de eski dinlerin,cinsel isteklerin simgesi,avların hedefi,’yeşil kralı,ve yabani uzak ormanların ‘ kralı ,güçlü ve ürkek geyiktir.Ve belki de bu geyik kendi içimizdedir.Umutsuzluktan kurtuluş saatleri hep karanlığı simgeler.Yorucu,ağır çalışma saatlerinin bitimindeki geç saatlerdir,karanlık olarak tanımlanan.

Cinsellik,cinsel sevgi Uyar’ın şiirinde geniş yer tutar.Umutsuzluğa karşı siper olmaktan öte yaşamsal bir tören,bireyin kendini çoğaltan ve yücelten duygusu. Her şeye karşın hoşlanılmayan, utanılan yanına da değinir cinselliğin, şair. Cinsel sevginin ardından suçluluk duygusu yansır dizelerine. Yıkanmak, temizlenmek gibi kavramlar bu suçluluğun ifadesidir.Doğal olarak yıkanmak sözcüğünün dinsel çağrıştırması da vardır.Namazdan önce yapılan ,eski dinlerde de yapılması zorunlu eylem.

İnsan yeryüzünde bir cennet kurmak için yola çıkarken yaşamını cehenneme çevirmiştir.(Bugünkü insanların cehennemi teknokratik şehirlerdir.) Uyar,ilk kitabından son kitabına değin hep arayış içindedir,hep dener.Divan ve halk şiirlerinden yararlanır ama bu kurduğu ilişki kendine özgüdür.Bir tabiiyet görülmez.

”Her Pazartesi” kitabında daha arı ve duru çizgi yakalar. Onun şiiri:1960’ların Türkiye’sini anlatır. Yalnızlık,suçluluk,yabancılaşma temaları şiirlerinde yine görülür ama ‘insan sevgisi’ yeni bir biçim kazanır.’Ellili yıllarındaki şiirlerindeki gibi Kafka ,Lorca,Venezuela’daki başkaldırılar,halk adına dökülen kan yine göze çarpar.

Ellili yıllardaki dizelerinde daha çok şehrin nesneleri sıralanır, bunlar ayrıntılı olarak verildiği görülür. Altmışlı yıllarda yazdığı şiirlerinde her türlü insan görülür. Ancak bunlar anonim insanlar değil, İstanbul halkıdır.

Cemal Süreya, Uyar’ın şiiri için ”tek tek şiirleri yok, şiiri var” der.Ve ”Ayrıntılar ayrıntı olarak değil bütünün küçük organları olarak önem kazanır” diye devam eder.Cemal Süreya’ya göre Uyar,cinsel isteği saf ve aptal odalardan çıkararak ,şehrin gürültüsünden geçirir.”Dünyanın En Güzel Arabistanı” nda ve ”Tütünler Islak” ta ardından daha sonra dergilerde yayımladığı şiirlerinin çoğunda insani değerlerden çok insani durumlarla ilgilendiği yorumunda bulunur Uyar için.Bu tutum daha sonraki şiirlerinde ‘insani değerlere’ doğru yönelimle değişime uğrar diye yorumda bulunur Uyar’ın şiiri için.Ve belki de en ilginç değendirmesi,”Hızla Gelişecek Kalbimiz” ,”Kadırga”,”Açıklamalar” şiirleri ile ilgilidir.”Eskiden omurilik ve yürek birlikte çalışırken şimdi de yüreğin yedeğine girmiştir.”

Füsun Akatlı,”Arz-ı Hâl”,”Türkiyem”de anlatılan insanın yalın, süssüz umutlar, özlemler ve pastel imgelerle ortaya çıktığını belirtir.Şiirinin imgeleri ve diliyle koşut olarak karmaşıklaşması ”Dünyanın En Güzel Arabistanı” ile başlar. Bu kitabı Akatlı ,en ikinci yeni kitabı olarak tanımlar.Akatlı ‘ya göre Uyar,’kapalı şiir’ yazmamıştır.”Anlamı karnında tutmayan;bir yolla okurun karnına,kalbine ,beynine gömen bir ozan olmuştur” der.
Turgut Uyar’da ‘yalnızlık’,’hüzün’ ,’yaz’ ve özellikle ‘haziran’ hep gündemdedir.”Meselemiz bir şiir meselesi değildir. Yaşama meselesidir. Hayatımızda olmayan mesele şiirimizde de olamaz.”der Uyar.”Şiir çıkmazdadır. Çünkü insan çıkmazdadır. Toplum değişiyor, insanın yeri değişiyor. Çıkmaz; bilince ,bilgiye ,uygunluğa ,çağdaş şiir ve insana yeni bir imkândır” diye devam eder Uyar.

Turgut Uyar’ın bireyi bencil bir birey değildir. Ahmet Oktay, bireyin benmerkezciliğini yabancılaşmanın yarattığı, toplumsal bunalım dönemine özgü bir anomi’den bahsedilebileceğini söyler Uyar’ın şiirleri için.”Tek başına arar mutluluğu bu birey,ama kendi konumunun ve sorununun öteki bireyler için mümkün olduğu bilir.” diye ekler Oktay.Öte yandan Oktay’a göre Uyar’ın bireyi tam anlamıyla yabancılaşmanın bilincine ulaşmış değildir.Ne var ki diye devam eder yazısında ”olgunun farkına varılması ,sezilmesi daha kapsamlı bir kurtuluş ” duygusunun giderek işçi ve öğrenci kesimlerinin iyice radikalleştiği 1969’dan sonra kronik bunalım duygusunun içeriğine sokmuştur.Turgut Uyar,1958’de ciddi kapitalistleşme atılımları ve bunalımları ortasında taşradan büyük şehre yerleşir.Ve iç hesaplaşmaya girişir.Şehre gelişin,farklı bir kültür ve ilişki ortamına geçişin yarattığı bunalımda ,Uyar’ın sivilleşme ile uğradığı şokun etkisinin de olduğu açıktır.12 Mart ‘tan sonra siyasal öğenin güçlenişi,eylemlere açık desteğiyle birlikte mutlu bir dünya isteği de mutlu bir gelecek umudu da şiirine yansır.Ahmet Oktay,Uyar’ın bu dönem şiirlerindeki duyarlı çizgisiyle toplumcu şiir arasındaki farkı şöyle anlatır:

”Uyar,dünyanın mutlu ve özgür olmasını ister,ama istediği gibi de olmayabilir.Toplumcu gerçekçi şiir çizgisinden bu noktada ayrılır.”

”Dünyanın En Güzel Arabistan?ında, gerçeküstücü metinlerin çevrilmemiş olmasına rağmen, onlarınkini andıran bir kadın arayışını sergiler. Şiirindeki aşk teması hep gelip geçicidir.
”Toplandılar” daki ”Umuttur” başlıklı şiirinin son iki dizesi apaçık bir siyasal bildiri tonunu yansıtır ve yazıldığı günlerin egemen toplumcu gerçekçi şiir söyleminin biçimine uygun düşer;

”umut kaçınılmaz gerçektir
çünkü biri Asya’da biterken sözgelişi
Şili’de öbür ki başlar”

1982’de ”Kayayı Delen İncir” adlı kitabındaki şiirler geçmiş şiir anlayışına dönüşün ifadesidir. Umutsuzluk dile getirilir.

Sonuç olarak Turgut Uyar, hep arayan,arayış içinde olan ,şiirini yaşamımın son günlerine değin geliştiren usta,çalışkan,üretken bir ozandı.Hâla okunuyor ve üzerinde araştırmalar yapılıyorsa kendisi yaşadığı dönemde aksini iddia etmiş bile olsa ”ölmeyen bir şiir” yaratmıştır.Yazımı en beğendiğim Uyar şiiriyle bitirmek istiyorum.

‘DENGE 

Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba

Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız”

YOKUŞ YOL’A
güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

………………………………………………………..

muş – tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

muş – tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar”
TURGUT UYAR

”ACIYOR

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor

Biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak

En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
ötede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor

Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar

Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi gündüzün
sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar”

Utkun Büyükaşık

 Yararlanılan Kaynaklar:
Şiirde Dün Yok Mu/Turgut Uyar Üzerine,Hüseyin Cöntürk ‘Turgut Uyar’

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Karl Marx’ın büyük kişiliğine dair küçük ipuçları

Daha genç bir öğrenciyken babam, Karl Marx'ın ateşli bir hayranıydı. Marx'ın Londra adresini, kendisi gibi aynı öğrenci kulübünün üyesi olan Miguel'den alarak...

Kapat