Ütopyacılığın Hayal Kırıklığı – Bora Erdağı

9 Kasım 1989?da Berlin Duvarı yıkıldığında henüz dünya demir-perde ülkelerinin çözüleceğine fazlaca inanmıyordu. Aslında 1985?ten itibaren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği?nin başında bulunan Mihail Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka aracılığıyla içeriye ve dışarıya reform sinyalleri verdi. Nitekim Gorbaçov?un 6 yıllık iktidarı sona erdiğinde SSCB?den geriye sonradan adı Bağımsız Devletler Topluluğu olacak bir yapı kaldı. Bu, batılıların deyimiyle demir-perde ülkelerinin dağılmasıydı ve Soğuk Savaş?ın (1947-1991) da fiili olarak sona ermesiydi. ?90?lar ve 2000?li yıllar, uzun müddet baskı altında yaşadıkları varsayılan demir-perde ülkelerinin, akıbetinin ne olacağına dair spekülasyonların egemenliğinde geçti. Bu spekülasyonları desteklemek ve alternatif arayışlarını dünya tarihine kaydetmek için dönemin birçok araştırmacı-yazarı başta Rusya olmak üzere demir-perde ülkelerine akın etti. Sosyal bilimciler arşivlerin bulunduğu Moskova?da Bolşevik Devrimi?ni ve Rusya ile SSCB tarihini araştırdılar. Bu araştırmalarını daha sonra hem akademik yayınlar hem de geniş dağıtımlı yayınevleri aracılığıyla geliştirerek yayınladılar. Batılı sivil enstitüler ve üniversitelerdeki fonlar yardımıyla birçok yerde Rusya Araştırmaları Merkezleri kuruldu ya da kurulu olanların araştırmacı sayısı artırıldı. Bu merkezlerde Rus sosyal bilimcileri misafir edilerek, meslektaşlarının ülkelerindeki araştırmalarında rol oynamaları sağlandı. Bunun Türkiye?ye de yansıması oldu ama oldukça farklı bir şekilde.

Türkiye?de de özellikle Bolşevik Devrimi?nin anlatıları, ?90?lı yıllardan itibaren önemli oranda batılı sosyal bilimciler ya da aktivistler tarafından yazılmış çalışmalarla zenginleşti. Türkiyeli araştırmacılar açısından ?90 öncesinde sosyalist ya da sol eğilimli yayınevlerince çevrilmiş Lenin, Troçki, Deutcher, Cliff, Mandel, Hill, Luxemburg gibi kimi sosyalist yazarların anlatıları vardı. Ne var ki bu anlatılar, 1991 sonrasında batıda olduğu gibi, Türkiyeli bağımsız anlatıcılarla desteklenmedi, daha çok çeviriler aracılığıyla, bu kez de batılı araştırmacıların eserlerine yer verilerek, sürdürüldü. Söz konusu durum aradan geçen yıllar boyunca bir nebze olsun azalmış görünüyor. Moshe Lewin, Susan Buck Morss, Emma Goldmann, Boris Kagarlitski, Edward Hallet Carr gibi onlarca araştırmacı-yazar, sosyal bilimci ya da aktivistin eserleri Türkçe okurları için farklı ufuklar açtı. Bu çalışmaların en önemlilerinden biri daha Türkçe?de: Rusya tarihi uzmanı Richard Stites?e ait olan Devrimci Hayaller: Rus Devriminde Deneysel Yaşam ve Ütopyacı Vizyon [çev. Sabri Gürses (İstanbul: Sel Yayıncılık, 2011)].
Stites?in çalışması dört kısımdan oluşmaktadır; ?Hayalden Uyanmaya?, ?Devrimi Yaşamak?, ?Biz: Geleceğin Topluluğu?, ?Hayaller ve Kâbuslar?. Her bir kısım kendi içinde birçok deneme barındırmakla birlikte, genel olarak kitabın alt başlığında vurgulanmış olan iki temayı öne çıkarmaktadır. Birincisi insanların hayal güçlerinin dizginlerinden kopmuşçasına boşalmasını ifade eden ütopyacı vizyonun kaynaklarıdır, ikincisi bu vizyonun Rus Devrimi?nde gerçeklikle nasıl karşılaştığı veya sınandığıdır.

Hayal ne kadar zenginleşmeye yönelikse, sınanmada o kadar yoksullaşmaya yol açar. N.V. Ustryalov?un dediği gibi, ?Devrim sadece gerisinde kalanlara değil, önünden koşanlara karşı da acımasız? davranır.

1917-1928 dönemini devrimci bir dönem olarak düşünüp, Stalinli yılları mahkûm etme geleneği her ne kadar son 30 yıldır moda olma niteliğini yitirmemiş olsa da, bu klişede bir haklılık payı yok değildir. Aslında Batı Marksizmi, özellikle Soğuk Savaş ile birlikte gelişen süreçte Troçki ve başkaca devrimci tanıklıklar aracılığıyla bu bilindik eleştirileri ortaya koymaya başlamıştı. Nitekim başlangıçta hümanist ve romantik ideolojinin izlerini taşıyan ütopyacı ve komünar gelenekler yerini giderek anarşist ve nihilist distopyacı geleneklere ve ardından da devrim ilkeleri adına bertaraf edilen ve savunmada geçirilen beş altı on yıllık bir disiplin dönemi ortaya çıkmıştı.

Elbette başlangıçta araçlar amaca, sonrasında araçlar amaca uyarlanmaya başlar. Makinelerin ve ağır çalışma koşullarının şartladığı kuşatılmış yaşamlar oluşturulur. Bu da Rusya?nın zengin ve geniş topraklarındaki halklar ve sosyal sınıflar açısından yaşadıklarının kişisel deneyim olarak değerini artırır, hafızanın öfkeyle, kırgınlıkla dolmasına yol açar. Gereksiz yere yaşadıkları deneyimleri aşırı önemseyen ve onlara sarılan, sadakat gösteren kitlelerin ruhu, sakat bir hayatın izleri ile dolar ve buna rağmen, kendilerini artık inandıkları ya da inanmadıkları hümanist ve komünar hülyaları için bastırmaya çalışırlar. Kendilerini korumak için gerçekleştirdikleri bu güdülenme, onlarca farklı motif tarafından geliştirilir. Stites bunu dönemin kültürel yapısının ve özellikle sanatının değerlendirmesini yaparak oldukça net bir şekilde ortaya koyar.

Rusya?da sadece politik özlemler ve onların kâbusu yoktur. Aynı zamanda öğrenilmesi gereken onlarca deneyim de vardır. Örneğin yapısalcı ve gelecekçi sanat akımları, şefsiz orkestralar, Sezarist heykel ve mimari, putkırıcılık gibi akımlar, bu akımların cemaat ve topluluklarının deneyimleri bunların başında gelir. Devrimci Hayaller: Rus Devriminde Deneysel Yaşam ve Ütopyacı Vizyon ateist toplumdan zaman ligine değin uzayıp giden onlarca deneysel çabayı ve ütopyacı vizyonu Stalinciliğin nasıl bertaraf gösteriyor ama bunu hamaset söylemine kaçmadan yapıyor. Stites okurlarına oldukça derinlikli ve özel bir bilgi veriyor. Bolşevik Devrimi ve devrimci hülyaların sanıldığının aksine ne kadar zengin ve özgün olduğunu anlamak açısından önemli bir araştırma sunuyor.

Bora Erdağı

Kitabın Künyesi
Devrimci Hayaller
(Rus Devriminde Deneysel Yaşam ve Ütopyacı Vizyon)
Orjinal isim: Revolutionary Dreams: Utopian Vision and Experimental Life in the Russian Revolution
Richard Stites
Çeviri: Sabri Gürses
Sel Yayıncılık / Düşünsel Dizisi
İstanbul 2011
502 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Politika
Pedagoji, Dil ve Aile Hakkında 8 Soru, 8 Cevap – Faiz Cebiroğlu

Pedagoji, çocuk eğitimi, dil ve aile üzerine bana sürekli sorular geliyor. Türkiye?den ve Türkiye dışından bana gelen soruları, konularına göre...

Kapat