Uzun Bir Adam?ı Hatırlamak? – Öznur Özkaya

İzmir?de düzenlenen kaçıncı Uluslararası Şiir Sempozyumu?ydu anımsayamıyorum. Can Yücel Sokağı?ndaki Miko?nun da yeni açıldığı dönemlerdi. Etkinlik bitimi akşam şairlerin ve okurların buluştuğu Miko?da, rakının eşlik ettiği şiirsel sohbetler dolduruyordu mekânın atmosferini. Bana uzak masalardan birinde, masaya mesafeli oturup şeyleri duymaya çalışan İlhan Berk?i ilk ve son kez görüşümdü. Bu anla ilgili hafızamı zorlamamı sağlayan; Atlas?ı, Pera?yı ve elbet Uzun Bir Adam?ı yeniden okumam gerektiğini hissettiren şey; İlhan Berk?in 1975 ? 2005 yılları arasındaEnis Batur?a yazdığı mektuplar.
İkinci Yeniler; yazmak, poetika ve yazmanın iç disiplinleri üzerine sıkça kafa yormuş, bunlar üzerine değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Pera?dan Galata?ya, Şeyler?den Şifalı Otlar?a kadar yaşamın tüm ayrıntılarına özen göstermiş olan İlhan Berk?in de şiire ve yazmak edimine yaklaşımındaki ciddiyeti hemen göze çarpıyor bu mektuplarda. ?Aslında kendime dayanamadığım, kendimle yapamadığım için yazıyorum. Bir cehennemim ben!? (s.40) dese de, yaşı 80?e vardığında bile yazmaktan vazgeçemeyeceğini ?Ben hala kendimi deneyen deneyci bir şair olarak görüyorum. Öznenin egemenliğini kırmak istiyorum artık. Akılcıdır özne, bu yüzden haklıyım yıkmak istediğimde. Yaş mı? Yaş sayıdır.? (s.203) sözleriyle vurguluyor.
Kitabın önsözünde, Enis Batur?un ?İlhan Berk?le tanıştığımda 20 yaşındaydım. Önce, çok geçmeden, onu yaşıtım sandım. Sonra, yıllar geçti, İlhan Berk?in bütün genç şairlerin yaşıtı olduğunu, kaldığını gördüm.? (s.9) tümceleri; İ. Berk?in şiirle, genç şairlerle ve yaşamla olan ilişkisinin nasıl da canlı olduğunu ve hep genç kaldığını duyumsamamızı sağlıyor. Berk?in mektuplarında, Enis Batur?un şiirine de titizlikle eğildiğini görüyoruz. Batur?u ciddiyetle takip ediyor, kendi deneyimlerinden yola çıkarak Batur?a tavsiyelerde bulunuyor.
Söz gelimi, bir yandan ?Ayna ile Söyleşi korkunç büyüttü seni gözümde.? (s.19), ?Yaz Tuğrası, ilk anda ritmi çekip götürüyor şiiri: Korkunç derinlik duygusu verdi bana.? (s.71) yahut ?Yazıya hep sevgiliye gider gibi gitmeli, ben senin yaklaşımında bu poetique?i hep görüyorum.? (s.132) sözleriyle Batur?a övgüler düzerken, bir yandan da ?Düzyazıda büyük bir şiir var biliyorum, onu sen çıkarıyorsun, Türkçede yeni bu, onu da biliyorum. Anla ama beni. Bir de şiirlerinde okumuşluğunun yerini, bilisizliğin almalı diyeceğim.? (s.22) veya ?Şair imgeni koru Enis. Şairlikten daha büyük bir şey yok! Yazmadan duramıyorsun, yayımlamadan olsun dur. (?) Şiir dışında bizi hiçbir şey büyütemez. Ben seni önce şair bilmek istiyorum.? (s.227) diyerek eleştirilerini ve tereddütlerini dile getiriyor.
Son dönem mektupların özünü ise, şair ? editör ilişkisi oluşturuyor. Çok genç yaşlardan itibaren yayıncılıkla, editörlükle ilgilenen Enis Batur?un YKY?yi yönettiği ve İlhan Berk?in de Adam Yayınları?ndan YKY?ye transfer olduğu dönemi okura hatırlatan mektuplarda, İ. Berk?in kitaplarının üzerine nasıl titrediğini, yayın aşamasında bile yazdıklarını değiştirip düzelttiğini; Batur?un da Berk?in isteklerini yerine getirmeye çalıştığını ancak bir yayınevi yönetmenin sorumluluğunu taşıdığını görüyor, bu gerilimli ve dostane ilişkiye tanık oluyoruz.
İ. Berk ?Yahu Enis, sen insanı deli edersin, bilmem bunu biliyor musun? Mayıs ayı bitti Poetika?dan siyah ? beyazların telif hakkından, haber yok. Ben bir yayıneviyle ilk kez böyle bir şeyle karılaşıyorum? (s.73) derken sitemkâr olsa da, E. Batur?a ölesiye güveniyor: ?Benim bir şeyim senin eline geçmesin ancak o zaman onların ışıdığının ayırtına varıyorum.? (s.132), ?Böyle bir yazı işi için yer seç bana. Bir sokak, bir alan, bir mahalle, bir ev, bir ağaç, bir heykel, bir resim olabileceği gibi bir kibrit kutusunu görmeye de gidebilirim. Ama yazacağım şeyi sen bul.? (s.175)
Berk?in yazın hayatındaki heyecanlarını, kırgınlıklarını, özlemlerini yansıtan bu mektuplarda; şiirlerinin yayınlanma serüvenlerini, düzyazı kitapları üzerinde yaptığı çalışmaları, dünya şiiri üzerine düşüncelerini, ressam kimliğini izleme olanağı buluyoruz. Mektup çağını kapatıp internete kendimizi mahkûm ettiğimiz, sevgisizliğe boğulduğumuz böyle bir zamanda, çoğu ?Gözlerinden?? diye biten bu mektupları okumak; bize dostluğun gözlerde gizlendiğini hatırlatıyor yeniden.

*Enis Batur?a Mektuplar, İlhan Berk, Noktürn Yayınları, Şubat 2014.

ÖZNUR ÖZKAYA

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Mektup, Yazarlarımızın son çalışmaları
Diktatoryal Bir Masal ve Dananın Kuyruğu – Mehmet Ercan

şu milletin çektiği akılsız baştan gelir. kopacaksa kıyamet işsizle, açtan gelir. kıçı baş yaparsanız başı hapise mahkum, pisliklerin cümlesi inanın...

Kapat