Veda Kuşları, Osman Namdar

Osman Namdar?ın 2008 yılında çıkan üçüncü şiir kitabı, ?Veda Kuşları? adını taşıyor. ‘Kuşlar Kimliği’, ‘Leyli Kuşlar’, ‘Ay Kesiği’, ‘İlmek’, ‘Tinle Ten’, ‘Veda?lar ve Ah?lar’, ‘Uçmak’ bölümlerinden oluşan kitapta 35 şiir yer alıyor.
“Bir sabah evinizden çıktığınızda, yolunuz üstünde bir gün önceki tomurcuğun çiçek olduğunu; sabahki çiçeğin de akşama solduğunu görürsünüz. Zamanın akışında, önce taç yapraklar dökülür, sonra tohumlar olgunlaşır ve toprağa düşer, ardından gövde; yavaş yavaş çürür. Yerde çürüyen artıklar arasında tohum yeniden çiçeğe dönüşeceği sürecin işleyişinde bulur kendini.” Osman Namdar

Uçmak Zamanı Bir Uçmak vardı aklımda, düşmekle bir / kendi göğünü örseleyen bir atkuştum / gidip de bilmeden başında durduğum / düştükçe derinleşecek dipsiz bir uçurum /ittiler mi beni kendim mi düştüm / düşerken kendi katı gövdemdi tutunduğum. / bağlandığım bir ot sesi bir yaprak hışırtısı / ya hiç lmadı bunlar ya da ben unuttum. / göğün altında en çok söz varmış ne az söz / bunca sözü ben konuştum ben sustum / akşamlardan taşan sulara yasladım başımı / bir de baktım, göçüp gitmiş kuşlar… / Ankâ oldum da uçmağıma uçtum.?

KİN?İN

İyi bir şehir kitabı yaz derdi annem
çoban türküleriyle; eşe?yi unutma, ali?yi de

şehre bir adım kala durdum ve döndüm oy köye:
?

HAİN KUŞLAR SORUSU

Şeh?re de kırık kalbi şiire de
sözcüksüz ses anlamlarına inanan
dalgalarla barışık inançsız bir kuş.
?
***
ÖLMEZLİK KUŞU
?
eğriceli tay gibi huzursuzdur memleket
belki hurriyyet bir geyiğin alaca göğsündedir,
dağlarda ya da niyazi?nin geyiğe sözündedir:

ama artık ne niyazi ottur, ne bu geyik ettir,
niyazi ve geyik saf sevgiden ibarettir.
?
***
YALNIZLIK OKULU

Leyli çocuklara

Dokudum yalnızlığın ipek kumaşını
sokulup kendi gövdemin sıcağına

acılı sularda göverdim. yüzüm çocuk
erkenden sararan öl otuydum
?
***
KALINTI
?

bu çağ kirli bir yangın yeri! ah. ah…
çekmiyor hançerini yaralı göğsümden.
***
İNCE SIZI
?
3. neden: düşlere inanmak

Yolculuklar elvedaım benim;
bırakıyorum kalbimi hiçliği bekleyen
bu istasyonun emanetçisine, binip gidiyorum
menzili bilinmeyen ilk trene; çünkü bir kedi
gibi besledim kendimi iki kapının eşiğinde

?

EV HALİ

üstnot:?sesin dolaşıp evin her yanını,
camlara, perdelerin kıvrımlarına,
koltukların köşelerine, halıların püsküllerine,
masanın üstüne, kitapların sayfalarına,
duvarların beyaz badanalarına sindi;
çıkması mümkün olmayan bir sıcaklık.
rakı bardağının köşesinde dudağının lekesi,
pencerenin önünde gölgen, yürüdüğün yerlerde
bedeninin kıvrımları duruyor öylece.
gittin sessizce.
gittin, izin kaldı bu evde.?

Yüzüme çizdiğim duvarlar eski bir hâl göstergesi;
sınadıkça bildim: çok karanlık yalnızın gecesi.
?
***
KİRPİ

Kurtlar su içmeye inerdi çölün yalnızlığına
bakakalırdım salıncaklar kurulu çocukluğuma

Kendi kanıyla kutsanmış bir kirpiydim nasılsa
çıkacaktım, sular kesmeseydi yolumu uzun bir aşka

?
Sahi ben hiç çocuk, hiç kirpi oldum muydu?
Olduydum da düştüğüm, dipsiz kuyu muydu?
***
KİŞNEME
?

(bir mevsim geleceğine bağlanır gibi
belli belirsiz bağlanmıştım sana. ama
attıkça sökülüyordu bu aşkın teyeli)

Gidiyordun, eksiliyordu aklım, gövdem
kokusunu çoğaltıyordu yüreğimde bir hüzün çiçeği.
yakıp yıkmak istiyordu hayatı içimdeki harami:
yılkıda unutulmuş bir tay gibi kişneyerek adını
koşuyorum şimdi kırlarında umarsızlığın
bir ileri, bir geri! bir ileri, bir geri…

UÇMAK ZAMANI
?
akşamlardan taşan sulara yasladım başımı
bir de baktım, göçüp gitmiş kuşlar?

Ankâ oldum da uçmağıma uçtum.

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Furuğ’un bahçesine buyurmaz mısınız?

Kimi şair ve yazarların okurlarıyla buluşması sonraki kuşaklara denk gelir. Edebiyatın zamanı ve mekânı aşan gücü ölümsüz buluşmalara imkân tanır....

Kapat