Yabancı Dilde Yayımlanmış İlk Türk Romanı: Ankara Mahpusu

1903-1972 yılları arasında yaşayan Suat Derviş, edebiyat dünyamızda adından çok söz edilmeyen bir yazar olarak kalmış. Oysa oldukça üretken ve yaşadığı dönemde fırtınalar koparmış bir yazar. Zamanın en ünlü gazetelerinde muhabirlik, köşe yazarlığı yapmış, dizi yazılar hazırlamış, tefrika romanlar yayımlamış. Onu yere göğe sığdıramayan gazete yöneticileri, ve yayıncılar memlekette siyasi baskılar artınca sırtlarını dönüvermişler genç yazara.
Çünkü genç kadın kalemini haklıdan, ezilenden yana kullanmaya başlamıştır. Bu yetmezmiş gibi emekten ve işçiden yana tavır koyan bir siyasetçi (Reşat Fuat Baraner) ile evlenince eski kapılar kapanır birer birer yüzüne. Reşat Fuat Baraner Türkiye Komünist Partisi kurucusu olduğu için tutuklanır. Suat Derviş de yardım ve yataklıkla suçlanır. Sıkıyönetimler, tutuklamalar, cezalar derken soluk alamaz olur genç yazar ve Paris’e gider bir süre. (Dokuz yıl.)

Ankara Mahpusu’nun sunuş yazısında “Bir kadın yazabilir mi Yazmaya cüret edebilir mi? Kalemin erkeğin iktidarı ile özdeş algılandığı dünyada, elbette ki hayır olacaktır bu soruların cevabı. İktidarı elinde bulunduranın hakkıdır yazmak. Bu nedenle 19. yy’da erkek adı kullanmıştır kadın yazarlar ancak bu biçimde kabul göreceklerini bildiklerinden.” diyor Seher Özkök. (Ankara Mahpusu, s.5)

Seher Özkök aynı yazının ilerleyen bölümlerinde Suat Derviş’in neden unutturulmak istendiğine dair şu saptamayı da yapıyor: “Pek ya Suat Derviş? Onu destekleyen, topluma kabul ettirmeye çalışan yazınsal bir babası var mıdır edebiyat dünyasında ya da Halide Edip gibi, yeni devletin ideolojik aygıtlarıyla haşır neşir midir? Hayır! Suat Derviş iki kere ötekidir. Kadın ve sosyalisttir. Ona destek olabilecek bir erkek yazarın yokluğunda bir kadın yazardır o.” (s.6)

Ankara Mahpusu 1944-1945 yıllarında haber Gazetesi’nde tefrika edilmiş, 1957 yılında Fransa’da “Zeynep İçin” adıyla roman olarak basılmış ve Fransa’da yayımlanan ilk Türk romanı olmuştur.
Türkiye’deki ilk baskısı ise 1968’de gerçekleşmiştir.

Ankara’da on iki yıl cezaevinde yatan Vasfi’yi izlerken 1940’ların yoksulluğunu ve arka sokaklarını görüyor okuyucu. Hiç konuşmadığı komşu kızına tutulan tıp öğrencisi Vasfi, kıskançlık nedeniyle amcaoğlunu öldürür ve hapse düşer. On iki yıllık cezadan sonra gidecek bir yeri, konuşacak kimsesi yoktur ve sokaklarda sürünmektedir. Sokaklarda, köprü altlarında, isatsyonlarda, sabahçı kahvelerinde sürünen, hayatta kalmayan insanları görür okuyucu. Vasfi’nin uyku ile uyanıklık arasında kendini sorgulamaları, açlığın, kimsesizliğin doğurduğu bunalımları kemiklerinizde hissedersiniz. Bir yudum sıcak çaya hasret bu insanların bir kurtuluşu olmayacak mıdır dersiniz? Umut…

Sadık Güvenç

Ankara Mahpusu, Suat Derviş, İthaki Yayınları, İstanbul, 2013, Roman, 162 sayfa.

“Yabancı Dilde Yayımlanmış İlk Türk Romanı: Ankara Mahpusu” üzerine bir yorum

  1. Sadık Güvenç dostumuz, unutturulmak istenen yazarlarımızdan Suat Derviş’i tanıtmış, ne iyi etmiş. Üniversite öğrenciliğimizde adını duyup yazılarını okuduğumuz Suat Derviş’i, Fosforlu Cevriye’siyle Türkiye tanımıştı. Diğer yapıtlarının yeniden yayımlanması ne güzel. Yeniden okumak da bize düşüyor.
    Sağ olasın Sadık…

    Müslüm Kabadayı

Yorum yapın

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”