Yaşasın Halkların Hiciv Kardeşliği – Selcan Özgür

Komedya, Atina’nın Altın Çağı’nın (MÖ 480-430) ürünüdür. MÖ VI. yüzyılda tarıma bağlı küçük bir toplum, Peisistratös’un ve Solon’un Atinası; MÖ V. yüzyılda Perslere karşı kazanılan muharebenin ardından büyük bir ticari güce ulaşmış, aristokrasi yerini demokrasiye bırakmıştı. MÖ V. yüzyılın Atinası büyük bir sanat ve tarım merkezi olmuştu. Toplumu ilgilendiren hemen her konuya ilgi duyan, yaşamın içindeki her gündeme dair duyarlılığı gelişmiş bir toplumdu bu. Sanattan siyasete, spordan dine, cinsellikten felsefeye ve bilime her konuda sürekli teati ortamı vardı. Ama bu yüzyılları okurken aklımızda tutmamız gereken belki de en önemli şey “birey” olmaktan çok “yurttaş” olma fikriydi. İşte tam da bu dönemde, tarihsel olarak “yüce” tragedyanın üzerine bir söz söylendi: Komedya. Bu dönem, evreleri bakımından Eski Komedya olarak anılır. (Ardından, “Orta” ve “Yeni” Komedyayla günümüze uzanıyor komedyanın serüveni.)

Zaman ilerlemeye devam ederken yıllar ve yüzyıllar da geçmeye devam eder. Peloponez Savaşı gelip çatmış, “barış pazarlığı” çoktan başlamıştı. Zor günler yaşanıyordu. Atina demokrasisinin gerilemeye başladığı ve çürümenin yayıldığı bu dönemi yalnızca içinde yaşamış ve aktarma fırsatı bulmuş büyük ozan Aristophanes’in günümüze ulaşabilen komedyaları, yani Lysistrata (Kadınlar Savaşı), Barış, Sipahiler, Kömürcüler, Bulutlar, Eşek Arıları, Kuşlar, Kadınlar Şenliğinde, Kurbağalar, Kadınlar Meclisi ve Servet Tanrısı Plutos aracılığıyla biliyoruz.

Pek çoğunun hikâyesini bilmeseniz de yabancılık çekmeyeceğinize emin olabilirsiniz, çünkü tiyatrolarda oynanmaktan yorulan, filmlere konu olmaktan bıkan ve hâlâ toplum için belki de “aynı” şeyleri ihtiva eden komedyaların, bu kadar alıntılanmakta şüphesiz ki ne bir suçu, ne de sorumluluğu var. Tarihte egemenlerin sığ algı ve gestus tekerrürü karşısında komedyanın bile çaresiz kaldığı zamanlar olageldi maalesef. (Bkz. cihanda Charlie Hebdo katliamı, Misak-ı Milli’de işini yaptığı için dava açılan onca karikatürist.)

İşte aşağı yukarı yüzyıllardır devam eden tüm bu sıkıcı tekrar içerisinde yıl 1981’i vurduğunda aradan yüzyıllar geçmiş, dünya fırfır olup dönmüş, yasalar ve şehirler yapılıp yıkılmış, devletler filan kurulup dağıtılmış, yeni savaşlar mavaşlar olmuştu. Bunları gören iki Yunan kafadar Tasos ve Yorgos da, bahsi geçen Aristophanes Komedyaları’nı çizgiromana uyarlayarak yeniden üretmeye böyle karar vermiş olmalıydılar…

Yapısal çelişki, doğa ve meseleleri bugünün ayna aksi olan politikanın, binaltıyüzküsür yıl önceki hicvedilişini güncele uyarlama gibi zor bir işin altından –doğru ve ince bir zekâyla– o kadar iyi kalkmışlar ki, bugün Türkiye’de istos yayın sayesinde Türkçede de okuyabileceğimiz bu nadir ve incelikli çizgi roman serisi çıkmış.

Bağımsız bir yayınevi olan istos, yaklaşık elli yıllık bir kesintinin ardından İstanbul Rum Yayıncılığı’nın genç çocuğu olarak 2011’de dünyaya gelmiş yeni bir yayınevi. Rumların ve şehrin tarihi, kültürü ve hayatına dair çalışmalara bir katkı koymak, on yıllarca kesintiye uğramış bir yayın geleneğini canlandırmak ve ‘nostalji’yle yetinmemek muratları.

istos yayın; “Aristophanes Komedyalarının modern bir biçimle yeniden sergilenişine imkân veren ve yazarın bin yılları aşan öngörüsünü ifade edecek biçimde çağdaş göndermelere alan açan çizgi roman versiyonları” olarak adlandırdığı bu dizinin yukarıda isimleri sıralı, tüm komedyalarını bizlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Halihazırda ise, seriden çıkan ilk iki çizgiroman olan Lysistrata ve Barış’ı ilgili raflarda görmek ve edinmek mümkün. Metin-Uyarlama için Tasos Apostolidis, Çizimler için Yorgos Akokalidis, Türkçe Söyleyen Berivan Bazencir ve Yayıma hazırlayan Seçkin Erdi’ye teşekkürler…

Peloponez Savaşı devam ederken… ya da “Süreç Hewal…”

İstos’un anlatımıyla… Lysistrata, Aristophanes’in MÖ 411 yılında Atina sahnelerinde oynanan üçüncü oyunuydu; Peloponez Savaşı’nı hemen durdurup anlaşmaları için Yunanlara bir çağrı yapıyordu. Az sayıda sağduyulu insan durumu bütün yönleriyle görüp barıştan bahsediyordu. Fakat savaş yanlıları daha güçlüydü, dış tehdit lafzını ağızlarına sakız edip aslında savaşın tozu dumanı içinde iktidar ve para peşinde koşuyorlardı…

Aradan 11 yıl geçti. Savaş bitmedi, Barış mücadelesi de elbette: “MÖ 422 Sonbaharıydı ve Peloponez Savaşı 10 yıldır devam ediyordu! İki rakip artık dirençlerinin son demlerine gelmişlerdi. Savaş âşığı iki komutan, Kleon ve Brasidas’in öldürüldüğü Amphipolis Savaşı’ndan hemen sonra müzakereler için çalışmalara başlandı. Aristophanes’in “Barış” arzusu, Büyük Dionysos Şenliği’nde sahneye konacak olan aynı isimli eserinde ifadesini buluyordu. Aristophanes bu eserinde savaşın nedenleriyle ilgili derinlemesine bir analiz yapıyor ve tarihin her döneminde aynı olan suçluların maskelerini düşürüyor…”

Acaba Aristophanes gelip geçen savaş dolu yıllar içinde kaç kez yeise düşmüş, toplumun yaşadığı sefalet, akamete uğrayan barış girişimleri karşısında kalemini bırakmayı, sahneyi kapatmayı düşünmüştür. Ama bırakmadı, komedyalar sergilenmeye devam etti. Eserleri bir yandan da daha önce tamamen sulu şakalar ve aşağılama üzerine kurulu komedyaya, yepyeni toplumsal bir boyut kazandırdı. Kendisine kulak verelim, Barış 35 ve 36. sayfalarda halka sesleniyor kendisi:

Elbette komedyanın orijinalinde böyle bir tirat yok. Ancak işte mevzubahis uyarlamanın gücü de burada. Aristophanes komedyasına döneminde konu olan gerçek siyasetçiler, felsefeciler, yargıçlar, toplumun önde gelenleri ve para babaları ve izleyen herkesin anlayabileceği gündelik hayattan göndermeleri bağlamına sadık kalarak günümüze taşıması. Metin ve oyun aktıkça, karşımıza çok tanıdık sloganlar, olaylar, sözler, haller, yalanlar ve şarkılar çıkıyor!

“Üşüyoruz Promete reyiz”

Bu kadar Antik Yunan konuşmuşken meşhur ateşi çalma faslıyla kapatalım oyunumuzu. Âlemimizin sevdiği bir mitolojik hikâyedir tanrılardan çalınan ateş meselesi. Lakin unutmamak gerekir ki ateşi çalan ve insana bahşeden de başka bir tanrı, Olympos’un iktidar mücadelesi içindeki Promete’dir. Aristophanes Komedyaları bize binyılların içinden insanı ve insan olmayı hatırlatıyor. Kendi ateşini kendisi yakacak, kurtarıcılardan medet ummayacak, kaderi ellerinde olan insanı!

Selcan Özgür
BirGün Kitap Eki 158.sayı

LYSİSTRATA-Aristophanes Komedyaları-1, Metin Uyarlama: Tasos Apostolidis, Çizen: Yorgos Akokalidis, Çeviri: Berivan Bazencir, İstos Yayınevi, 2014.

BARIŞ-Aristophanes Komedyaları-2, Metin Uyarlama: Tasos Apostolidis, Çizen: Yorgos Akokalidis, Çeviri: Berivan Bazencir, İstos Yayınevi, 2014.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kıbrıs’ta Afif Mapolarla çoğalan hayat… Alper Akçam

Gordon Childe, “Kendini Yaratan İnsan”da beynin evrimi ile dil kaslarının gelişimi arasındaki koşutluğu görünür kılan notlara yer verir. (G. Childe,...

Kapat