Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez

Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in 1967 yılında Meksika’ya ilk gidişinde yazdığı başyapıtı olan (İspanyolca Cien años de soledad)  ”Yüzyıllık Yalnızlık”, büyülü gerçekliğin en önemli eserlerindendir.

Yirminci yüzyılın önemli bir parçasının gerçekliğini sıradışı bir yetkinlikle yansıttığı için klasikleşen ”Yüzyıllık Yalnızlık”, kendinden sonra gelen yazarları da kendine yakışır biçimde etkileyip okundu.

Sonradan büyülü gerçekçilik denen bu yaratım biçimi, nedense hep coşkuludur, acılardan grotesk tuhaflıklar ya da mizah çıkarır ve alışılmamış yaşantıların içindeki fantastik, gerçekle bire bir örtüşmesi olanaksız görünen anları dışavurarak benzersiz bir düzyazı biçimi olarak gösterilmeyi sürdürür. Büyülü gerçekçiliğin itici gücü anlatım biçimidir elbette ve Marquez, baştan sona bütün romanlarında hep o anlatım biçiminin o güne dek bulamadığı özelliklerini arayıp bulduğu için bu denli başarılı oldu.
Marquez, genç bir öğrenciyken Kafka?nın ”Dönüşüm”ünü okuduğunda edebiyatın aslında o güne dek bildiğinden bambaşka bir şey olduğunu anlamıştı, ama

”Yüzyıllık Yalnızlık”ı yazmaya başlamadan önce anladıklarını nasıl anlatacağını, aradığı sırrın nerede durduğunu görememişti. ”Dönüşüm”ü okurken, daha önce hiç kimsenin yazınsal bir metnin kahramanını böceğe dönüştürmediğini, öyle de yazılabileceğini bilseydi, yazmaya çok önceden başlayacağını düşünmüş Marquez ve hemen oturup yazmaya başladığı ilk kısa öyküleri ?Joyce gibi? bulunmuş. Gelecekteki romanlarının başat tekniklerinden olan iç konuşmayı Joyce?dan öğrenen Marquez, neden sonra okuduğu Virginia Woolf?un bu tekniği Joyce?den daha iyi kullandığını belirtmekten geri durmamıştır.
Gabriel Garcia Marquez ”Yüzyıllık Yalnızlık” ile öylesine önemli ve etkileyici bir sırrı açığa çıkarmıştı ki, adı bir anda dünyanın çeşitli yerlerinde duyulmaya başladı. Sonra öteki çarpıcı romanları art arda geldi ve ortaya çıkışından yalnızca on beş yıl sonra 1982?de, 54 yaşında Nobel Edebiyat Ödülü?ne değer görüldü.
İlk baskısı Can Yayınları tarafından 1984 yılında yayınlanmıştır.
Çevirisini Seçkin Selvi’nin yaptığı Can Yayınları 2005 tarihli 27. baskısının arka kapağında Marquez’in ağzından şu sözler yer almaktadır:
“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

Kitabın Künyesi
Yüzyıllık Yalnızlık
Orjinal isim: Cien Anos De Soledad
Gabriel Garcia Marquez
Çeviri : Seçkin Selvi
Can Yayınları / Çağdaş Dünya Yazarları Dizisi
İstanbul, 2010, 42. Basım
464 sayfa

Tanıtım Yazısı
“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Beyaz Diş – Jack London

Jack London'ın unutulmaz romanlarından olan Beyaz Diş genç bir kurdun hayatını anlatır. Hem bir kurdun hem de bir köpeğin kanını...

Kapat