Zaman Zaman İçinde – Pertev Naili Boratav

?Zaman Zaman İçinde?, Pertev Naili Boratav?ın ?Az Gittik Uz Gittik? isimli kitabı gibi, halk edebiyatının göz bebeği çok sayıda masalı bir araya getiriyor. Boratav, 1928?de derlemeye başladığı masalların sayısını, zamanla üç bine ulaştırmış. Sözlü geleneğin en güzel örneklerinden yirmi bir tekerleme ile yirmi iki masaldan oluşan elimizdeki kitap aynı zamanda, Boratav?ın masal ve tekerlemelerin özelliklerini ayrıntılı olarak incelediği bir önsözden ve sözlü kaynakların listelerinden oluşuyor. Yedi Kardeşler, Nardaniye Hanım, Fesliğenci Kızı, Yatalak Mehmet, Arap Lala, Dülger Kızı, Ahu Melek, Sitti Hatun, Oduncunun Kızı ve Usta Nazar, kitapta yer alan masallardan birkaçı.
“Bu küçük eserde 22 masal ile 21 tekerleme yayımlıyorum. (…) Yurdumuzda masal henüz bütün canlılığıyla yaşıyor. Onu, sözlü geleneğinde, en güzel haliyle anlatan masalcıları (Eflatun Cem Güney’in deyimiyle ‘masal anaları’nı) ararsak buluruz. Bu bakıma, birçok Batı memleketleri folklorcularından daha bahtlı sayılırız. (….) Halk masalının, sözlü gelenekte eriştiği bir üslup, dil ve ifade olgunluğu vardır. Onun için, usta masalcıdan yazılan bir masalı, ona hiç dokunmadan yayımlamak en iyi yoldur. (…) Ben kitabımdaki masal metinlerinin hazırlanmasında bu yolu tuttum. (…) 21 tekerleme metninde (hiç olmazsa bir kısmında) tuttuğum yol biraz farklıdır. (…) Her tekerlemede – kendimden bir şey katmaksızın -birkaç metinden seçilen unsurları bir araya getirmek suretiyle en tam, en iyi metni biçimlemeyi denedim. (…) Bu küçük kitabın memleketimde masal çalışmalarını yeniden uyandırmasını diliyorum.” – Pertev Naili Boratav (1957)

“Zaman zaman içinde
Kalbur saman içinde
Develer top oynarken
Eski hamam içinde
Hamamcının tası yok
Hamamın kubbesi yok??
“Masal her çeşit insanın ?örnek edilmeye değeni? ile ?kaçınılması, şerrinden korunulması gerekeni?ni dinleyicinin karşısına çıkaracaktır. Boy ölçüşen iki zıt güçten olumlunun, sonunda üstünlüğü alması masalın kanunundandır; çünkü masal iyimserdir. Kusurları büyütmemek, cezalar üzerinde fazla durmamak, ürpertici ayrıntılardan kaçınmak, kötüleri korkunç olmaktan çok gülünç göstermek ? gibi yollarla bizim masallarımızda bu iyimserlik ve hoşgörürlük daha da çok belirtilmiştir.”
Pertev Naili Boratav 1928?de başladığı masal derlemelerinin sayısını zamanla üç bine ulaştırmış; bu derlemeleri inceleyerek 378 tür altında sınıfladığı masal kataloğunu ise 1953?te yayımlamıştır. Bu incelemenin bilim dünyasında gördüğü ilgi üzerine 1955?te Fransızca olarak hazırladığı Türk masalları seçkisi; ardından da her türden bir masal yayımlama rüyasının gerçekleştirilmesinde ikinci bir adım olarak Zaman Zaman İçinde yayı?mlanmıştır.
Bu derleme, masalların bütün canlılığıyla yaşadığı bir dönemde Pertev Naili Boratav?ın ?masal ataları?ndan derlediği, sözlü geleneğin en güzel örneklerinden yirmi bir tekerleme ve yirmi iki masala yer veren kapsamlı bir eserdir. Boratav?ın masal ve tekerlemelerin özelliklerini ayrıntılı olarak incelediği bir önsözün yanı sıra sözlü kaynakların listelerine de yer verdiği Zaman Zaman İçinde, akademik çalışmalar için zengin bir başvuru kaynağı olma özelliği de taşımaktadır.” Tanıtım Yazısı

ÖNSÖZ
Bu kitaptaki metinleri seçerken, masal derlemelerine başladığım günlerden bu yana otuz yıla yakın bir zamanın geçmiş olduğunu gördüm: Elimdeki masallardan ilk derlenenlerin tarihi 1928 başlarına, Türk folklorunun çeşitli
konularına yeni bir ilgi ile bakmaya hazırlanan bir üniversite öğrencisi olduğum çağa çıkıyor.
Bu tarihten önce Türk folklorunun konuları arasında masallara aydınlarımızın dikkatini çekecek çalışmalar yapılmıştı:
başta Macar bilgini Ignaz Kunos olmak üzere, Batılı -daha çok Alman- müsteşrikler Türk filoloji araştırmalarında masal metinlerinin derlenmesine de yer vermişler;
Türkiye?de Ziya Gökalp ?milli harsın tehzibi?nde folklorun, bu arada masalların önemi üzerinde durmuş, 1922 yıllarında Diyarbekir?de çıkardıSı Küçük Mecmua?da masallar yayımlamıştı. Daha sonra, Cumhuriyetin ilk yıllarında (1927?de) kurulan Halk Bilgisi Derneği, yurdun dört köşesindeki aydınları Türk folklor malzemesinin hasadına çağırırken onlardan masal derlemeleri de bekliyordu. Bu derneğin yayınları arasında, kitap halinde ve sonradan Eminönü Halkevi?ne devredilen Halk Bilgisi Haberleri ?nin sayfaları içinde birçok masal metinleri de yayımlandı.
1932?den başlayarak, yurdun orasında burasında; Halkevleri çalışmalarının çerçevesi içinde ya da kendi başlarına derlemeler yapanlar da oldu. Ama, karşılaştırmalı folklor incelemelerinde Türk masalının önemini düşünecek olursak, bütün bu yurt-dışı ve yurt-içi çalışmaların folklor bilimine getirdiği ham madde pek büyük bir yekün sayılmaz.
(1946?da Türk masallarının kataloğunu yaparken elden geçirebildiSimiz basılmış masalların sayısı 500?ü geçmiyordu.)
1938?de Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi?nde Türk halk edebiyatı derslerini okutmaya başlayınca, öğrencilerimi sistemli bir şekilde Türk masalları derlemeye teşvik ettim. O sıralarda aynı fakültede vazife gören Profesör Wolfram Eberhard?ın teklif ve teşviki ve onunla işbirliği ile Türk masallarının bir kataloSunu meydana getirmeye niyetlenince, bu derleme işini hızlandırdık. Öğrencilerimize dışarıdan da çoğu öğretmen yardımcılar katıldı.
Böylece 1946?da hazırladığımız katalog için 500 kadar basılmış metne karşılık 2000?i geçen basılmamış masal malzemesinden faydalanabildik.
Bu kitabımız 1953?te basılabildi. Baskıya hazır hale geldikten sonra 500 kadar daha masal derlendi, ki onlar kataloğa girmemiştir. Böylece bugün elimizde sayısı üç bini geçen -2500 kadarı basılmamış- Türk masal metni vardır.
Türk masallarını 378 tip halinde sınıflandıran ve inceleyen bu katalog Batı folklorcularının büyük ilgisiyle karşılandı.
Onlardan birçoğu metinlerin de yayımlanması dileğini açıkladılar. Bu iyi dileklere bir karşılık olmak üzere 1955?te Fransızcaya çevrilmiş 22 masal yayımladım. Batı folklorcularından Türkçe bilenler azdır. Onun için masallarımızı Batı dillerine çevirip yayımlamak, folklor bilimi için, verimli olur. Ama, Türk masalının kendi tadını tam olarak ancak kendi dili verebilir. Hem de, bilim adamları kadar, geniş bir Türk okuyucu çevresine de, halk sanatının en güzel yaratmalarından biri olan masalı daha yakından tanıtmak, folkloru yurttaki fikir hareketlerinin hizmetinde bilen bir insan için bir vazife idi. Bu kitap bu düşüncelerle meydana geldi.
Bu küçük eserde 22 masal ile 21 tekerleme yayımlıyorum.
Bu halk sanatı üzerinde 30 yıl emek vermiş bir insanın en büyük mükâfatı, katalogda sınıflandırılan 378 tipin her biri için, hiç olmazsa bir metin yayımlayabilmek olacaktı.
Türlü engeller bu dileği hemen gerçekleştirmeye imkân vermiyor. Ama, ortada bekleyen bir iş var; daha da gecikmeden bu işe başlamak gerekiyor.
Bir masalın birçok anlatmaları arasından bir tanesini seçmek isteyince, çok defa, her bakımdan tatmin edici bir metin bulunamıyor. Türk masalını, aslındaki güzelliklerden bir şey yitirtmeden okuyucuya sunulacak bir demet
haline getirmek için elimizde çok zengin -sayısı on binleri aşan- malzeme bulunmalıdır. Yurdumuzda masal henüz bütün canlılığıyla yaşıyor. Onu, sözlü geleneğinde, en güzel haliyle anlatan masalcıları (Eflatun Cem Güney?in deyimiyle ?masal anaları?nı) ararsak buluruz. Bu bakıma birçok Batı memleketleri folklorcularından daha bahtlı sayılırız.
Bu kitabı biraz da, aydınlarımızda yeniden masal derleme gayreti uyandırmak ve masal derlemiş olup da bunları nasıl biçime sokup yayımlamak gerektiğini kestiremeyenlere doğru bildiğim bir yolu göstermek maksadıyla yayımlıyorum.
Masalı türlü yönlerinden incelemeyi denediğim ?giriş?te de işaret ettiğim gibi, bence halk masalının sözlü gelenekte eriştiği bir üslup, dil ve ifade olgunluğu vardır. Onun için, usta masalcıdan yazılan bir masalı, ona hiç dokunmadan yayımlamak en iyi yoldur. Sözün gelişi ?hiç dokunmadan? diyorum. Masalı bugüne kadar işleyenler, konusuna ilişmeseler bile, diline, üslubuna tam bir serbestlikle ?tasarruf? etmekte mahzur görmemişler, onu ?yeni baştan? yazmışlardır. Ben, masalın dilinde ve üslubunda da halk sanatçısının çeşnisini bırakmalı diyorum.
Bunu yaparken, sözlü anlatmanın yazıya geçerken gerektirdiği bazı ufak ?dokunmalar? elbette olacaktır: Give farklarını, bölgelere göre çeşitlenen gramer tasarruflarını, yalnız sözlü anlatmada işe yarayan, kitaba geçen metinde ise, onun değerine zarar getiren pürüzleri gidermek gibi? Bu türlü dokunmalar masalın kendi geleneğindeki yapısına zarar vermez, belki onu bozmadan, kendi yapısı içinde değerlendirir. sşte ben kitabımdaki masal metinlerinin hazırlanmasında bu yolu tuttum. Masalların hepsi aynı değerde değilse bunun sebebi, onları anlatmış olan masalcıların aynı sanatçı ustalığını gösterememiş olmalarındadır.
21 tekerleme metninde (hiç olmazsa bir kısmında) tuttuğum yol biraz farklıdır. Okuyucuyu bu noktada aydınlatmam gerekir.
Elimdeki tekerlemeleri inceleyince şu sonuca vardım:
Masalcı zemin ve zamanın gerektirdiği ölçüde -hafızasının da gücüne göre- tekerlemeleri uzatıp kısaltıyor. Giriş, bitiş ve bazı ara tekerlemelerinde bu daha çok göze çarpıyor.
Yalanlama dediğim, birinci şahısla -bazı da üçüncü şahısla- anlatılan tekerleme hikâyelerden bazılarının yapısı bile bu uzanıp kısalmalara elverişlidir.
Böyle olunca, ve bu kitabı çocuk olsun, büyük olsun, masalı masal olarak okumak isteyen her türlü okuyucuyu düşünerek düzenlediğime göre, her tekerlemede -kendimden bir şey katmaksızın- birkaç metinden seçilen unsurları bir araya getirmek suretiyle en tam, en iyi metni biçim lemeyi denedim. Bu ?düzenleme?, sanıyorum ki, tekerlemeleri asıllarından ayırmış, onları ?yapma? metinler haline sokmuş değildir. Çünkü benim yaptığım iş, aşağı yukarı, her masalcının kendi tekerlemesini düzerken yaptığından farksızdır. Belki bir gün, usta masalcılardan, benim verdiğim şekillere yakın tamlıkta, düzenli olarak söylenen tekerlemeler de derlemek mümkün olacaktır.
Kitabımın sonunda -masallar için olduğu gibi- tekerlemelerin kaynaklarını bildirdiğim için folklorcular buradaki tekerleme metinlerinden de, Türk folklorunun bu söz sanatı üzerindeki incelemelerinde faydalanabileceklerdir.
Bununla beraber, folklorcunun, her masal anlatması gibi, her masalcının -eksik veya tam- kendi verdiği biçimle masalına eklediği tekerlemeleri incelemek imkânını bulması da gerekir. Bu düşünce ile bir gün tekerlemeleri derlendikleri şekilde -variante?larıyla- yayımlamak istiyorum.
Tekerlemeler üzerinde, bu kitapta girişemediğim daha etraflı bir incelemeyi de o esere bırakıyorum.
Kitabımın meydana gelmesinde benim sadece buradaki metinleri derleyenlerin emeğine eklenmiş bir emeğim var. Onların adlarını kitabımın sonunda ayrı ayrı bildirdim.
Kendilerine (aynı zamanda güzel masallarımızı derleyicilere anlatan halk sanatçılarına, ?masal anaları?mıza, ?masal ataları?mıza) ve gelecekteki Türk masalları arşivinin bir çekirdeği saydığım şu birkaç bin masallık küçük hazinemizin meydana gelmesinde emeği geçmiş bütün dostlara, meslektaşlara, eski öğrencilerime burada bir kere daha şükranlarımı tekrar ederken, bu küçük kitabın memleketimde masal çalışmalarını yeniden uyandırmasını diliyorum.
Paris, 5 Mart 1957
Pertev Naili Boratav

Kitabın Künyeleri
1
Zaman Zaman İçinde
Pertev Naili Boratav,
İmge Kitabevi, masal,
271 sayfa

2
Zaman Zaman İçinde
Pertev Naili Boratav,
Adam Yayıncılık
231 sayfa,
Baskı Tarihi: 1998

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Tekerlemeler
1-4. Zaman Zaman İçinde
5. Bir Varmış, Bir Yokmuş
6. Az İken, Uz İken
7. Ondan Sonrası
8. Karpuz
9. Topal Arı
10. Yol
11. Güzel
12. Pire
13. Kafam
14. Üvez
15. Tavşan Avı
16. Hiç
17. Kaz Avı
18. Yeme sçme
19. Ne Olsam?
20. Sözün Sonu
21. Masal, Masal

MASALLAR
1. ?Bacı Bacı, Can Bacı??
2. Yedi Kardeşler
3. Nardaniye Hanım
4. ?Ben Bir Yeşil Yaprak İdim??
5. Fesliğenci Kızı
6. Yatalak Mehmet
7. ?Menekşe Yaprağından İncinen Kızım??
8. Arap Lala
9. Dülger Kızı
10. Ahu Melek
11. Hüsnü Yusuf Şehzade
12. Sitti Hatun
13. Oduncunun Kızı
14. Sabır Taşı
15. Yıldırım Padişahı
16. Nalıncı ile Padişah
17. Altın Toplu Sultan
18. Bostancı Dede
19. Usta Nazar
20. ?İnsanoğlu Nankördür??
21. Köylü ile Sultan Mahmut
22. Hasses Paşa
Tekerlemelerin Kaynakları
Masalların Kaynakları
Notlar

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Kitapları, Masallar
Güzelçamlı’nın Kayıp Panteri – Hikmet Temel Akarsu

"Büyüklerin dünyasını anlatan romanlar, öyküler, oyunlar yazdım. Bunlar sevildi de. Ama hep bir şeyler eksikti. İşte o vakit anladım ki;...

Kapat