Armıdan Fırat?ın Öte Yanı ? Hagop Mintzuri Demirciyan

Hagop Mintzuri Demirciyan; memleketini önce içine, sonra kalemine döktü.
“Bütün istediğim, anı doğru vermek, canlandırmaktır. Fotoğraf değildir bunlar. Ben varım içlerinde. Öykülerimde gene köy ve köylü geniş yer tutar. Yalnızca Ermeni köylüsü yoktur bu öykülerde çok iyi bildiğim Türk, Kürt, Kızılbaş köylü de vardır…”
Mıntzuri bu kitapta Erzincan yöresinden, çoktan tarih olmuş şölenleri ve capcanlı renkleriyle düşsel bir yaşam izletiyor bizlere. Kürtçe, Türkçe ve Ermenice’nin harmanlandığı Mıntzuri’nin dilinde, yakın tarihten yaşam kesitleri bir söylence gibi aktarılıyor. Bu öyle bir dönem ki, birbirinin ocağını gözeten değişik kavimlerden Fıratlılar yan yana türkü söylüyorlar.

“Şölen başladı. Kısa entarili Gabanlı sazendeler sazlarına vurdular. Tef çalanlar onlara eşlik etti. Şarkı söyleyenler seslerini koyverdi. Ermenice mi dersin, Türkçe mi dersin, Kürtçe mi dersin? Urfa ezgileri, Harput ezgileri, Eğin ezgileri mi dersin? Karabudak çayı Karabudak çayı oldu olalı, Fırat Fırat olalı, Anzığga bağları bağ olalı beri, Armıdanlılar, Gasmalı, Zimarlı, Pegli; Ilıçlı, Hasanavalı, Teğutlu, Abuşdalı bu boya geldi geleli, insanı böylesine kendinden geçirtip birden ayağa fırlatan, kolları birden yukarı kaldırtan, parmakları birden şakırdatan, insanı şiir, ölçü, uyak yapan makamlar, şarkılar duymamış, o, tefleri havalara atıp atıp tutarak çalmaları görmemişlerdi.” Kitaptan bir bölüm

Kitabın Künyesi
Armıdan Fırat’ın Öte Yanı
Hagop Mintzuri
Aras Yayınları
Çeviren: Silva Kuyumcuyan
139 sayfa, Baskı Tarihi: 1998
Özgün Dili: Arapça

Hagop Mıntzuri Demirciyan ‘ın Hayatı
Mintzuri, asıl adı Hagop Demirciyan’dır. 16 Ekim 1886?da Erzincan?ın Küçük Armıdan Köyü?nde doğdu. Öğrenimine köyünün ilkokulunda başladı.1897?de İstanbul?a geldi ve aile büyüklerinin işlettiği fırında çıraklık yaptı. Öğrenimine Ortaköy?deki özel Fransız okulunda devam etti. Orada bir yıl öğrenim gördükten sonra Galata?daki Getronagan Ermeni Okulu?nda iki yıl okuyup mezun oldu. Ortaöğrenimini Robert Kolej?de sürdürdü.
Dönemin gazeteci ve yazarlarından Keğam Parsehyan, Zabel Esayan, Savarş Misakyan, Ardaşeş Harutyunyan ve Rupen Zartanyan?la görüşmüş, bunlardan etkilenmiştir. Hagop Mıntzuri, eğitim gördüğü kolejdeki havayı şöyle anlatıyor; “Kolejde üç ortam vardı. Ermeni, Rum, Bulgar. Büyük çoğunluk Ermenilerdik. Sonra Rumlar ve Bulgarlar gelirlerdi. Türkler iki-üç kişiydiler. Biz en coşkulu gruptuk ve örgütlenmiştik. Oturumlar, toplantılar olur, münazara, konferanslar düzenlenirdi. Kütüphanelerimiz vardı. Doğu ve Batı Ermeni yazarlarının kitapları çoktu, yayınları da izlerdik. Amerikalılar müdahale etmezlerdi. Daha doğrusu haberdar değillerdi. Benim edebiyat sevgim, Galata’da, Getronagan İlkokulu’nun dördüncü sınıfında başlamıştı. Kitap edinip okumayı çok severdim. Bu duygu bende nasıl doğdu bilmiyorum. Doğu Ermeni yazarlarını orada tanıdım. Raffi’yi, Leo’yu, Krıkor Arzruni’yi, Arzruni’nin Ermeni gazeteciliğinin en büyük ustası olduğunu ve gazetesi Mışak’ı nereden bilebilirdim? Veya Şirvanzade’nin ‘Arsen Tımakısyan’ romanını bana kim verecekti? Her milletten sevdiğim yazarlar beni kendinden geçirdiler ve büyülediler. Ben de bir yazar olma arzusundaydım.”

1905?te Kolej?in freshmen sınıfından sonra okuldan ayrıldı. 1906?da ilk kez bir öyküsü Hars u Gesur (Gelin ve Kaynana) Ermenice Masis dergisinde yayımlandı.
1907?de köyüne döndü. Öğretmenlik yapmaya başladı. Aynı yıl evlendi ve dört çocuğu oldu.
1914?te bademcik ameliyatı olmak için İstanbul?a geldi. Birinci Dünya Savaşı başladığı için köyüne geri dönemedi.1915?te Armıdan?dan tehcir edilen dedesi, annesi, karısı ve dört çocuğundan bir daha hiç haber alamadı. Üsküdar?da fırıncılık yaparken savaş nedeniyle ekmekçi asker olarak askere alındı. Ömür boyu İstanbul?da kaldı. Tekrar evlendi iki kızı, bir oğlu oldu. Yemcilik, kömürcülük, fırıncılık, kâtiplik gibi çeşitli işler yaptı. Edebiyatla ilgisini hiç kesmedi, ne bulduysa okudu ve sürekli yazdı. Ermenice dergi ve gazetelerde öyküleri yayımlandı.
1978?de İstanbul?da hayatını kaybetti ve Şişli Ermeni Mezarlığı?na gömüldü.
Silva Kuyumcuyan, İstanbul Anıları adlı kitaba yazdığı sunuşta Hagop Mıntzuri?yi şöyle anlatıyor; ?İstanbul Anıları, ne otobiyografi, ne bir roman veya öykü, ne defterlere rastgele doldurulmuş anılardır. Mıntzuri, kendi yaşam felsefesine uygun tarzda çocukluğunu ve gençliğini, olgunluk çağında belleğinde yeşertmiş; kültürümüz ve sosyal yapımız için gerekli gördüklerini seçerek belgesel kesitler kaleme almıştır. Bunu yaparken de kentli aydın havasına kapılmadan, köye ve köylüye özgü sadeliği ve samimiyeti korumuştur. Mıntzuri?nin dili konuşma dilidir. Onun anlatımındaki tadı yakalayamayan için, dil kurallarını bilmediğini sanmak olasıdır. Oysa Mıntzuri, Ermenice?nin, Türkçe?nin, Fransızca ve İngilizce?nin anlatım kurallarını, bu dillerin edebiyatlarını bilen bir ?fomen?dir. O bir ?köy yazarı? olmayı yeğlediğinden de bu üslubu seçmiştir.

Başlıca eserleri
Yergrort Amusnutyun [İkinci Evlilik] (1931)
Gabuyd Luys [Mavi Işık] (1958)
Armıdan [Armudan] (1966)
Grung Usdi Gu Kas [Turna Nereden Gelirsin?] (1974)
Değer Ur Yes Yeğer Yem [Yaşamış Olduğum Yerler] (1984)
İstanbul Anıları (Tarih Vakfı Yurt Yayınları) (1993) [Değer Ur Yes Yeğer Yem?in Türkçe çevirisi]

Yorum yapın

Daha fazla Ermeni Edebiyatı, Öykü Kitapları
Tutkulu Perçem – Sevgi Soysal ?Şeylerden şeyler işte / sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni?

Sevgi Soysal'ın 1962'de yayımlanan ilk öykü kitabı "Tutkulu Perçem", gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz ?dil? çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan...

Kapat