Anadolu’nun Yalnızlığında TAY Dergisi 13. Yılına Girerken… – Duran Aydın

MUTLU YALNIZLIK
1976?da 16. yaşımdayken bir yaz ikindisi gittiğim, Adana?nın İnönü Caddesi?ndeki bir film şirketinin 3. kattaki yazıhanesi, aynı zamanda, o yıllarda yörede yayımlanan ?KOZA? adlı edebiyat dergisinin bürosuydu da?

Merdivenleri heyecanla tırmanmaktaki, bıyıkları henüz ?üçe üç maç yapan? şair çocuk; dergiyi yayımlayan Ahmet Fazıl Göktuğ ve Ali Sönmez gibi abilerine ?yazdığı? şiir ve öykülerini utana sıkıla gösterecek ve mümkünse, olabilirse, bir dergide adı ve ?ürünlerini? ilk kez matbaa harfleriyle basılı görecekti?

?KOZA? dergisi; yayın yaşamı bir kelebeğinkinden çok uzun olmasa da, o yıllardan bugüne tanıyıp dostluklarından onur duyduğum arkadaşlar edinmemi sağladı.

Daha ilk günler, orada sezinlediğim şuydu: Yazan-çizen bu insanların sokakta gördüğümüz ?diğer?lerine göre oldukça değişik, ?fazladan? dertleri var ve toplum içindeki çoğul yalnızlıklarından sıyrılıp şiir, öykü, edebiyat denilen ?şey?e sığınmışlardı!

?KOZA? sonrasında bugüne kadar bütün aşamalarında (kavgaları, ayrılıkları, küslükleri, mutlulukları dahil) içinde, mutfağında yer aldığım DÜŞÜN, AKDENİZ, SÖYLEM, TURUNÇ ve ÇAĞDAŞ YAŞAM dergilerinde; yüküne omuz verdiğim arkadaşlarımın (başta ben olmak üzere) tamamına yakını işsiz, parasız ve kişisel geleceklerini belirli bir temele oturtamamış, ama edebiyat, şiir, öykü, tiyatro ve sinemaya aşıktılar?

Kimi zamanlar bir çay, yemek; aralıklı da olsa oturulan salaş bir meyhanede içki parasını bile zar zor denkleştirebilirken nasıl oluyordu da geri dönüşü olanaksız, oldukça yüklü paraları edebiyat aşkına rüzgâra savurabiliyorduk; şaşarım!

Anadolu?yu pek de ayrı düşürmeden söylemeliyim ki Türkiye?de bu dergicilik işleri her yerde böyledir! Kavga, gürültü, patırtı, üçkâğıt, çelme, kalp kırma, bilerek küstürmenin altında; hep kıskançlık, hep çekememe vardır? Durup dineceği de yoktur!

Arkadaşlardan birilerinin denge unsuru olabildiği bu kaçınılmaz durumlarda; edebiyatın atardamarı, laboratuvarı sayılan dergilerde unutulmaz anıların ve dostlukların öylesi kavgalardan, çekişmelerden süzüldüğünü söylesem, biliyorum ki yeni bir söz etmiş olmayacağım. Ortalık durulup yıllar sonra söz konusu dergiler ve arkadaşlıklar anlatılırken, yaşanan güzellikleriyle anımsanırlar.

Şimdiki teknolojik olanakların düşü bile kurulamazken; dizgiciden basımevine, kurşuna dökülmüş yazı ve şiirleri bisikletimin sepetliğinde taşıdığımı; klişe yaptıracak fazladan paramız olmadığı için de o ?lüks?ten caydığımızı örneğin, nasıl unuturum?

2011 Ekim ayında ?Tay Dergisi, İbrahim Yıldız Şiir Ödülü?nün dağıtılacağı ve 12. yaşının kutlanacağı güne kadar, ne Karabük?ü görmüş, ne de Adana?larda düşlerimizde oldum olası yeşermeden solan bir ?Kültür-Sanat Derneği?nden içeri girmiştim!

Karabük?te ?TAY? dergisi çevresinde gördüklerim, açıkçası, beni bir kıskançlık krizine sürükleyecek kadar; o insanların sevgi ve hoşgörüyle örülü ilişkilerinin iki gün süren özetiydi. Daha da ötesi yaşadığımız Çukurova?da, sözde değil, olanca somutluğuyla, düşlerimizde bile göremediğimiz gerçeğin bire bir kendisiydi.

Üstelik ?TAY?cılar geçen yıl bürolarını yenilemiş; ?Tay Yayınları? adına, daha çok çevresindeki yazar ve şairlerin kitaplarını yayımlamış, kitaplıklarını daha da zengin kılan yeni yayınlarla donatıp geliştirmiş, 12 yıldır kesintisiz çıkardıkları ?TAY? dergisiyle de üstat İbrahim Yıldız?ın şiirler ve ışıklar içinde daha rahat uyumasını sağlamışlardı?

Sevgili Hüseyin Özmen?in demlediği tadı unutulmaz çay eşliğinde, nasıl da gıptayla izlemiştim onları? Kapısına yeni astıkları, dernek tanıtım yazısının önünde başka başka kentlerden gelen konuklarını, henüz bozulmamış içtenlikleriyle karşılayıp kucaklamalarına nasıl da imrenmiştim? Bizler ki, üç kişinin bile bir araya gelemediği büyük kent sanatçısı açmazlarına yenik düşmüş; dergiydi, dernekti, sanat sayfalarıydı, şuydu buydu derken yaşı ellileri bulmuş çocuklardık! Bu yaşlardan sonra birbirimizi kıracak, incitecek; hele hele küstürecek böylesi zamanları bir daha ele geçirebilecek miydik?

Doğrusu, o güne kadar görmeyip yaşamadığım duygulu anların büyüsünden zor kurtulacaktım. Tanığı olduğum imrenilesi bir dayanışmayla 12. yılına hazırlanan ?TAY? dergisi ve çevresinde hayat bulan yazar ve şairler, gururlu ve kibirli değil, engin gönüllü bir dostluğu yaşıyorlardı.

?TAY?ın asıl mimarı, şiirimizin ?Kıyıda Bir İbrahim?i, unutulmaz çınarlarından Şair İbrahim Yıldız?ın anısıysa; mühendis ve emekçileri de, onun değerbilir oğlu Halil Nihat Yıldız; şair ve yazarlar, Sevim Yazar, Hüseyin Özmen, İsmail Arslan, Taner ? Gülderen Canyurt, Döndü Açıkgöz ve adlarını bilemeyeceğim daha nice dost, arkadaş ve sevenleriydi?

Geçen yıl, şimdikinden bir yaş daha genç, 12. yaşı kutlanmıştı ?TAY? dergisinin. Elbette 12 yıl, hem de Anadolu?da dergi çıkarmanın kahrını; çilenin, sıkıntının, yorgunluğun tam ortasından mutluluk süzmenin tadını, bu yıl 13. yaşını kutlamaya hazırlananlar en iyi bilebilirdi?

Bunu gördüm, gönendim?

Söz konusu bir edebiyat dergisiyse; hayatın her alanındaki ?Anadolu?nun (binlerce yıllık) Yalnızlığında 13 Yıl?ın sözü mü olur?

Şiirimiz, öykümüz, romanımız, tiyatromuz, müziğimiz, sinemamız; bütün sanat dallarımızla bu topraklarda kendi başınalığımız ve yalnızlığımızla mutluyuz aslında.

Dileğim, bildiğim bu?

Duran Aydın

Anadolu’nun Yalnızlığında TAY Dergisi 13. Yılına Girerken… – Duran Aydın” üzerine bir yorum

  1. Yaştaşım ve kentteşim Duran Aydın’ın Karabük’ten şahlanan “Tay”la ilgili yazdıkları hem duygulandırdı beni hem de hülyamıza, insana beslediğimiz umuda dair gönendirdi. Evet, ben de Düziçi İlköğretmen Okulu’nda öğrenciyken arkadaşlarımızla emek verdiğimiz Bilge dergisinden bu yana onlarca derginin mutfağında, edebiyat dünyasına uçurulmasında bulunmuş biri olarak, bu çalışmaların hem zorluklarını hem de heyecanını iyi bilirim. Bu dergilerin “okul” olduğu hep söylenir ve Cemal Süreya’nın hazırcevaplığıyla “kapanmak için çıkarılır.”
    Bu dergi ortamlarından derin dostlukların, usta şair-yazarların çıktığı da doğrudur. Antakya’da yayımlanan Amik dergisinden, İstanbul’da çıkan İnsancıl’dan, Adana’da yayımlanmış Lül, Tersakan Toros, Ardıçkuşu’ndan çok güzel dostluklar edindiğimiz gibi. Bence Türkiye edebiyatındaki eksikliklerden biri de, bu dergilerin arşivlerinin, özellikle de mutfağında yaşananların ve oradaki doğal ortamda gelişen edebiyat tartışmalarının bir arşivinin tutulamamasıdır. Aslında edebiyat-sanat dergileri müzesine ihtiyaç olduğunun da bir ifadesidir bu. Bizim 2002’de gündeme taşıdığımız Anadolu Dergiciliğini bütünleştirme girişimimizin yayın tekellerince sekteye uğratışmasına karşı bunun üzerinde yeniden yoğunlaşılabilir.
    Tay dergisine emek verenlerden Döndü Açıkgöz’le Devrek Festivali’nde tanışmıştık. Duruşu ve duyarlığıyla, Duran Aydın dostumuzun altını çizdiği paylaşım inceliğini fark etmiştik. Kendilerini, Tay’ın 13. yılını kutluyoruz.
    Müslüm Kabadayı

Yorum yapın

Daha fazla Dergiler, Makaleler
Bir Ada Söylencesi (Marmara Adası) – Erinç Büyükaşık

Her tatil öyküsü rutinleriyle ve ezberlenmişlikleriyle yaşanır. Yola çıkış sürecinde bunların birçoğunu bilerek, uysal bir kabulleniş içinde sığınıyorum Marmara Adası?na....

Kapat