Antik Çağı keşfeden hümanistler – Deniz Antepoğlu

Bir şiirin unutulduğu tozlu raflardan gün yüzüne çıkarılmasıyla dünyanın değişmesi mümkün mü? Kitapların her zaman gericilikle savaşması ve kaybetse de yüzyıllar sonra bir şekilde yeniden ve yine dirilmesi mümkün mü? Eğer her ikisinde de cevabınız umuttan yanaysa ?Sapma (Medeniyetin Seyrini Değiştiren Keşfin Öyküsü)? sizi kitapların, kitap avcılarının ve düşünmeyi unutan insanların dünyasına davet ediyor. Can Yayınları?ndan çıkan kitap, 2012 Pulitzer Ödülü?ne sahip. 2010 yılında ?Shakespeare Olmak? isimli kitabıyla tanıdığımız Stephen Greenblatt, son kitabıyla özellikle tarihseverlerin ilgisini çekeceğe benziyor.

Kitap, Roma döneminde yaşamış Epikür taraftarı şair Lucretius?un ?Evrenin Yapısı? isimli şiirinin kitap avcısı Poggio Bracciolini tarafından yeniden keşfedilmesinin öyküsü. Antikçağ?ı keşfetmeye çalışan hümanistleri temel alıyor. Pek çok yazara, düşünüre, bilim adamına kaynaklık edecek ve ilham verecek bu şiir Batı medeniyetinin kendini yeniden kutsamasının da öyküsü bir yandan.

Sadece bir şiirin keşfinden daha fazla şey vaat ediyor ?Sapma?: kitaplar, kütüphaneler, felsefe, Yunan ve Roma dönemine dair derinlemesine bilgi. Tarihi okumayı basitleştiriyor ve salt tarih okumasına bağlı kılmıyor okuyucusunu. Roman havası verilmiş dili sayesinde ders kitabı niteliğinden çıkıveriyor.

KİTAP AVIYLA GELEN ?TEHLİKELİ? DÜŞÜNCELER
Kitapların kopya edilmesi, ciltlenmesi, papirüslerden kâğıda geçiş hatta kitap kurtları hakkında bilgiler ?Sapma?da mevcut. Bunların yanı sıra kütüphaneciliğin gelişimi, özellikle halk kütüphanelerinden belli sınıfların tekeline geçen kütüphanelerin değişimini yine kitapta bulmak mümkün. Felsefi ve tarihi bilgilerin yanı sıra kitap avcıları ve kitaplar eserin temel konusu ve bunlara dair ayrıntılı bilgi edinmeniz de kitabın diğer olumlu özelliklerden.

Kitabın titiz bir araştırmanın ürünü olduğu kesin ve sonundaki kaynakça okuyucuyu tatmin edecek genişlikte. Yazar sadece kitap avcısını ve keşfini incelemekle yetinmiyor. Yorum yapmaktan da geri durmuyor ve kitabını basitleştirmekten de kaçınmıyor. Şiirin keşfinden sonra maddeler halinde açıklıyor ?Evrenin Yapısı?nı. Lucretius?un temel felsefesini irdeliyor ve sonrasında kimlere etki ettiğini yorumlamaya başlıyor.

Lucretius?un temel felsefesi Epikür?e dayanıyor. Hedonizm yani hazcılık diye bilinen felsefi akıma bağlı Lucretius. ?Evrenin Yapısı? ise hazcılığı ele aldığı Latince bir şiir. Bracciolini?nin keşfinin önemi ise kilisenin görüşüyle tamamen zıt ve insanlığı dünyevi hayata, atomlara, tanrısızlığa, ölüm sonrası yaşamın yokluğuna inanmaya davet eden, Pagan kültürüne dair öğeler içeren şiiri gün yüzüne çıkarması. Yani kilisenin hâkimiyetini temelden sarsabilecek ve insanlara yeniden düşünmeyi hatırlatabilecek nitelikte bir eser. Hatta kısa bir süre sonra matbaanın çıkışı ile şiirin yayılması ve günümüze kadar ulaşması mümkün hale gelecek.

Kimlere etki ettiği meselesine gelince, liste kabarık: Shakespeare, Machiavelli, Thomas More, Montaigne, Einstein, Freud, Darwin, Thomas Jefferson, Leonardo Da Vinci. Yazar, bir kısmının eserlerinde ?Evrenin Yapısı?nın açıkça hissedildiğini (Montaigne, Leonardo Da Vinci, More gibi), kimisinde ise doğrudan şiir nedeniyle olmasa da temel de şiirin savunduğu düşünceler doğrultusunda şekillendiğini (Darwin, Einstein gibi) savunuyor. Yani kitap, Batı medeniyetinin gelişmesinde -hatta belki de kendini yeniden bulmasında- özellikle kilise egemenliğinin kırılmasında her döneme ?Evrenin Yapısı?nın damgasını vurduğunu belirtiyor.

GERÇEKTE NEYE HİZMET EDİYOR?

Kitabın yetkinliğini ve kalitesini bir yana bırakırsak tarihe dair bir okumadan öte kitabının amacını, daha doğrusu neye hizmet ettiğini de düşünmek gerektiği kanısındayım. Kitapta ilk hissedilen her dönem görülen gericiliğe karşı kitapların daima savunmasız kalması ve karanlığa gömülmek zorunda kalışı. Her dönem aynı şeylerin yaşandığını görmek bir yandan üzerken bir yandan kitap avcılarının keşifleri sayesinde umut aşılıyor. Öte yandan kitap, modern Batı?nın kuruluşunun ve yükselişinin Antikçağ?daki birikime yeniden kavuşulmasıyla sağlandığını ifade ediyor. Yani köklerini Roma?da ve esasında Antik Yunan?da yeniden buluyor. Batı?nın kendini yeniden kutsamasından, medeniyetin beşiği olarak görmesinden ve her zaman dayatılan bu düşüncenin pekiştirilmesinden öteye gitmeyen bir görüşün ürünü olarak da düşünebilirsiniz. Her iki yönüyle de ?Sapma? okuyucusunu bekliyor.

Deniz Antepoğlu
denizantepoglu@hotmail.com

Kitabın Künyesi
Sapma- Medeniyetin Seyrini Değiştiren Keşfin Öyküsü,
Stephen Greenblatt,
Can Yayınları,
Çev: Suat Ertüzün,
Ocak 2013
264 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, İnceleme
Chavez Bizi Bırakma – Noyan Umruk “anlayana sivrisinek saz, anlamayana Venezuela az…”

Neden Chávez, neden Venezuela? Çünkü Venezuela, turnusol kâğıdı; kendini dünya güzeli zanneden kraliçeye asıl yüzünü gösteren ayna. Bölgenizde, dünyanızda, yaşamınızda...

Kapat