Yazar: cemalumit

Burun – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol, Burun’u 1833’te yazmaya başladı. 1835’te ilk biçimini vererek bitirdikten sonra “Moskovski Nablüdatel” dergisine gönderdiyse de derginin yönetmeni, öyküyü bayağı bulduğu için geri verdi. Ama bu öykünün sanat güzelliğini, yergi değerini hemen anlayan Puşkin, 1836’da, yönettiği “Savremennik” dergisinde Burun’u yayımladı. Ayrıca şöyle bir not koydu: “N. V. Gogol uzun süre bu şakanın basılmasını istemedi; ama

okumak için tıklayınız

Yüz karası değil, kömür karası – Orhan Veli

Güneşli bir günde Masmavi göreceğiz Karadeniz’i Balkaya’dan Kapuz’ a kadar, Karış karış biliriz bu şehri; EKİ’ nin çiçekli bahçeleri, Rıhtıma kömür taşıyan vagonlarıyla; Paydos saatlerinde yollara dökülen, Soluk benizli insanlarıyla. Siyah akar Zonguldağın deresi Yüz karası değil, kömür karası Böyle kazanılır ekmek parası? Orhan Veli Kanık (1946)

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: “biliriz, ilacımıza umudu katmasını, yaşamak gerek diyerek ayak direyip dayatmasını”

Hastalar Kardeşlerim İyileşeceksiniz. Ağrılar, sızılar dinecek Yumuşak, ılık. Bir yaz akşamı gibi inecek Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık. Hastalar, kardeşlerim, Biraz daha sabır, biraz daha inat. Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat. Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl Kalkacaksınız yatağınızdan,gideceksiniz. Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceksiniz. Sararmak limon gibi, mum gibi erimek, devrilmek kof

okumak için tıklayınız

Behçet Necatigil: “Hayatta olduğuma, Seviniyorum şimdi”

Aile Sağ çıkıp günlük savaştan Evin yolunu tutmuşum Yemek yedik, çocuklarım uyudu İniyor üstüme yavaştan Allah’ın bembeyaz bulutu Kederlerimi unutmuşum. Hayatta olduğuma Seviniyorum şimdi Kavuştum çoluk çocuğuma Koltuğuma uzandım, rahatım Kahvem içime sindi Başladı gecelik saltanatım. Behçet Necatigil Nisan 1943

okumak için tıklayınız

Rıfat Ilgaz: “Biraz daha sabır! Sık dişini! “

BİRAZ DAHA SABIR Gözünü yıldırmasın karakış, Altında sağlama yatağın, Hastanede sıran var. Ne kaldı ki şurada, Ekim, Kasım, derken Aralık Sabrın tükenmezse eğer, Heybelide’sin bahara doğru. Bilirsin can boğazdan gelir, Senin neyine şu bakır mangal, Çıksın çadırcılara… Bilmem işine yarar mı artık, Şu duvardaki palto, Yok işte çalışmaya dermanın! Hele otursun şu barış yerine, Sık

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: “Beni en güzel günümde sebepsiz bir keder alır” (Müzik: Nükhet Duru)

Sabahattin Ali’nin, “Beni en güzel günümde sebepsiz bir keder alır” sözleriyle başlayan “Melankoli” adlı eseri de karşılıksız aşkı Nahid Fıratlı için yazdığı biliniyor. Melankoli Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin aşık olduğu Nahit Hanım’a yazdığı şiir; “Ben gene sana vurgunum” (seslediren: Nükhet Duru)

Eskisi Gibi Seneler sürer her günüm Yalnız gitmekten yorgunum Zannetme sana dargınım Ben gene sana vurgunum Başkalarına gülsem de Senden uzak kalsam da Sevmediğini bilsem de Ben gene sana vurgunum Dağları aşınca başım Geri kaldı her yoldaşım Gel sevgilim gel kardaşım Ben gene sana vurgunum Gönlüm seninkine yardı Aynı şeyleri duyardı Ayaklarımız uyardı Ben gene

okumak için tıklayınız

Zana û Andok – Mem Ararat (sesli dinle)

Mem Ararat – Şehîd Andok û Zana Şarkı Sözleri (Türkçesi) Geceydi, gökte yıldızlar Çatlıyordu dağların ardındaki rüzgar Az kaldı sabaha Karamsar bakıyor sokaklar Soğuk bu şehir Zana, Andok’un yoldaşıydı Şeyh Said’in torunu Kayalar kartalı Ah ses gelmiyor sizden! Haydi kalkın yoldaşlar Düşman peşinizde. Dallandı köhne karanlık Elemler, acılar çok fena Dediler ki Zana yaralıdır Andok’un

okumak için tıklayınız

Değişik / Yapraktı – Can Yücel (seslendiren: Yeni Türkü)

DEĞİŞİK Başka türlü birşey benim istediğim, Ne ağaca benzer ne de buluta benzer; Burası gibi değil gideceğim memleket, Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava; Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız Rengi başka, tadı başka. Can YÜCEL YAPRAKTI Bir başka yolculuk dalından düşmek yere, Yaşadığından uzun; Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere. Ağacın yüksekliğince, Dalın yüksekliğince

okumak için tıklayınız

Bu Bizimki – Cemal Süreya (seslendiren: Zülfü Livaneli)

BU BİZİMKİ Yıkıcı bir aşk bu, Yıkıyor milletin ortasına Tutku yükünü. Bölücü bir aşk, Ekmeği suyu bölüyor Günde üç öğün. Hain bir aşk bu, Sizin eve hırsız girer Onunkine polis. Yasadışı bir aşk , Evlenmeyi Hiç mi hiç düşünmüyor. Soyguncu bir aşk bu, En sıradan ezgilerden Sevinçler devşiriyor. Kökü dışarda bir aşk, Dante ile Beatrice’inkine

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: “Islıkla bir şeyler çalın, geberiyorum kederden” (seslendiren: Nükhet Duru)

GÜNLER Geçip gitmiş günler gelin rakı için sarhoş olun ıslıkla bir şeyler çalın geberiyorum kederden. İlerdeki güzel günler beni görmeyecek onlar bari selam yollasınlar geberiyorum kederden. Başladığım bugünkü gün yarıda kalabilirsin, geceye varmadan yahut çok büyük olabilirsin Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler”

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben

okumak için tıklayınız

Salkımsöğüt – Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Baran)

SALKIMSÖĞÜT Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden

okumak için tıklayınız

Yitirme sakın cesaretini / Güneşin olsun gönlünde (seslendiren: İlkay Akkaya)

Güneşin olsun gönlünde Kar bile yağsa Ya da fırtına olsa. Gök bulutlarla Dünya kavgayla dolsa Güneşin olsun gönlünde O zaman gelsin ne gelirse Doldurur ışıklarla En karanlık gününü Bir şarkın olsun gönlünde Sevinçli ezgilerle Seni günlük tasalar boğsa bile Bir şarkın olsun dudaklarında O zaman gelsin ne gelirse Yardım eder atlatmaya En yalnız gününü Başkaları

okumak için tıklayınız

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Fazıl Say / Serenad Bağcan

Akılla bir konuşmam oldu dün gece; Sana soracaklarım var, dedim; Sen ki her bilginin temelisin, Bana yol göstermelisin. Yaşamaktan bezdim, ne yapsam? Birkaç yıl daha katlan, dedi. Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş, dedi; birkaç görüntü. Evi barkı olmak nedir? Dedim; Biraz keyfetmek için Yıllar yılı dert çekmek, dedi. Bu zorbalar ne biçim adamlara dedim;

okumak için tıklayınız

Halkın Ekmeği – Bertolt Brecht

Halkın Ekmeği, şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısı Bertolt Brecht’in dokuz ciltlik şiirlerinden yapılmış bir seçmedir. Daha önce değişik yayınevleri tarafından birçok baskısı yapılan ve ilgiyle okunan bu kitabın yeni bir baskısını sunuyoruz. ‘İki edebiyatçı, iki sanatçı, işine saygılı ve iki edebiyat ve dil işçisi A. Kadir ile A.Bezirci baş başa vermiş, pırıl pırıl

okumak için tıklayınız

“Kor düşseydi keşke yüreğime” Metin Altıok (kendi sesinden)

KOR DÜŞSEYDİ Kor düşseydi keşke yüreğime, Bu yine anlaşılır olurdu. İçimde suyu kesilmiş bir fıskiye, Birdenbire buruşup soldu. Hoşçakal diyebildim güçlükle, Sesimi iğneden geçirerek. Dönüp arkama yürüdüm, Adım adım gittikçe küçülerek. Sen bana bir gurbet sundun, Buğulu çocuk gözlerinle. Öpüp başıma koydum, Sevginin solgun güzelliğiyle. Metin Altıok

okumak için tıklayınız