Yazar: cemalumit

Carl Gustav Jung: Ölüm Hakkında | Video Türkçe Altyazılı

BBC tarafından hazırlanan Face To Face (http://www.imdb.com/title/tt0260614/) adlı belgeselin, 22 Ekim 1959 yılında Carl Gustav Jung ile olan bölümünden bir kesit. Ölümün doğum kadar önemli olduğunu belirten Jung, ölümün bir son olup olmadığını ve bir insanın nasıl yaşaması gerektiği üzerine görüşlerini açıklıyor. Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com Facebook: https://www.facebook.com/birnevidipnot Vimeo: https://vimeo.com/umidgurbanov

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung ‘a göre 8 ayrı insan tipi – Engin Geçtan

İnsanın iki dünyası vardır. Nesnel dünya, kişinin çevresindeki diğer insanlar, eşyalar, gelenekler, ekonomik ve toplumsal kurumlar ve doğa koşullarından oluşur. Bu nesnel dünyaya, çevre ya da dış gerçek de denir. Öznel dünya, psişenin içsel ve kendine özgü içeriğini tanımlar. Öznel dünya, dıştan gözlemlenemediği gibi, çoğu kez kişinin bilincine de ulaşamaz. İnsanlarda var olan iki temel

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung: Psikoloji ve Edebiyat

Psişik süreçlerin incelenmesinden başka bir şey olmayan psikoloji, edebiyatın incelenmesi konusuna da el atabilir; çünkü insan ruhu (psyche) bütün bilimlerin ve sanatların kaynağıdır Bir yandan, belli bir sanat eserinin oluşumunu açıklamasını, öte yandan bir kimseyi sanat bakımından yaratıcı kılan faktörleri ortaya çıkarmasını, psikolojik araştırmadan bekleyebiliriz. Sanat eserini incelemek sözkonusu olunca, karmaşık psişik faaliyetlerin ortaya çıkardığı

okumak için tıklayınız

Francis Bacon’un hayatı

“İnsanlığın özlediği cennet, geçmişte değil, gelecekte aranmalıdır.” Francis Bacon Francis Bacon, karlı bir kış günü arabasıyla giderken bir kulübenin önünde durarak sahibinden bir tavuk satın aldı. Hemen oracıkta kestirdi. Kendi eliyle tavuğun içini karla doldurdu. Soğuğun eti kokmadan ve bozulmadan koruyup koruyamayacağını öğrenmek istiyordu. Bu deney yaşamına mal oldu. Ansızın hastalanınca arkadaşı Lord Arundel’in evine

okumak için tıklayınız

Ezilenlerin Pedagojisi, Paulo Freire – Ayşe Kaygusuz

Kitap daha adıyla hem çekiciliği (Ezilenlerin), hem de iticiliği (Pedagojisi) ile karşıtlığı içinde barındırıyor. Buradaki karşıtlık, Türkçe ve yabancı terim olurken, içeriği iki farklı düşünce ve davranış biçimini anlatıyor. Kitabın kapağını açtığınız anda, kendini ele veren bir yaşam ve duruşla karşılaşırsınız. İçinde bulunduğumuz sistemi (kapitalizm-emperyalizm), hem kişilerin hem de toplumların düşünce ve davranış biçimlerini anlatmak

okumak için tıklayınız

Hakkari’de Bir Mevsim Filmini İzle

Hakkâri’de Bir Mevsim, yönetmen Erden Kıral tarafından 1982’de çekilmiş bir filmdir. Filmin senaryosu, Ferit Edgü’nün aynı adlı romanına dayanılarak, Ferit Edgü ve Onat Kutlar tarafından yazılmıştır. Filmde, sürgün olarak Hakkâri’ye giden bir öğretmenin (Genco Erkal), orada güçlükler içinde geçirdiği bir kış mevsimi anlatılmaktadır. Filmin başlıca oyuncuları arasında Genco Erkal, Rana Cabbar, Erol Demiröz, Berrin Koper,

okumak için tıklayınız

“Palto” adlı öykü – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Bir bakanlıkta… Ama hangisinde olduğunu söylemeyeyim daha iyi. Dünyada, bütün bakanlıklarda, alaylarda,  dairelerde çalışanlar gibi, kısacası şu memur tayfası gibi alıngan insan yoktur. Bugün iş o dereceye vardı ki,  birisi bir aşağılamaya uğramaya görsün, bütün topluluğun aşağılandığını söylüyor. Anlattıklarına göre, bir polis  başkomiseri, hangi kentten olduğunu unuttum, geçenlerde gönderdiği bir dilekçede, hükümet buyruklarının asla  göz

okumak için tıklayınız

“Gerçek insan ilişkileri yataydır, dikey değil; dayanışma vardır.” Eduardo Galeano

Meselesi unutmamak ve unutturmamak olan düşünür Eduardo Galeano, kanser tedavisi gördüğü hastanede, 74 yaşında yaşama veda etti. Verili tarihi olduğu gibi benimsemektense farklı kaynaklardan araştırıp bağlantılar kurarak pek çok zihne ilaç olmuştu. En önemli meselesi unutmamak ve unutturmamaktı Eduardo Galeano’nun. Verili tarihi olduğu gibi benimsemektense onu irdelemek, farklı kaynaklardan araştırıp bağlantılar kurmak… “Dünyanın ve çağın

okumak için tıklayınız

Felsefe-i Zenan – Ahmet Mithat Efendi

Edebiyat tarihimizin çok yönlü, çalışkan ve ilginç kalemi Ahmet Mithat Efendi, Felsefe-i Zenan isimli eserini 1870 yılında, henüz 28 yaşındayken yazmış. Kadın haklarını savunduğu bu kitap, bireylerin cinsiyetleri, din, dil, ırk veya sosyal statüleri gözetilmeksizin eşit olduğu fikri üzerine kurulu. Edebiyat tarihimizde kadın haklarının savunulduğu ilk kitap olarak değerlendirilen Felsefe-i Zenan, kadınların ekonomik özgürlüklerine ulaşmaları

okumak için tıklayınız

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

“Ferit Edgü ilk basımı 1977 yılında yapılan Hakkâri’de Bir Mevsim’de, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır. Yılların içinden geçtikçe kişi, yalınlaşmak dünyanın bütün karmaşıklığına sırtını dönüp, daha basite, en basite varmak ister. Kişi karmaşık olandan basite varmak için çabalar. Büyük,

okumak için tıklayınız

Sinan’ın Tekkesinde Ölüm – İvo Andriç (Yugoslavya’nın Tolstoy’u)

Sinan’ın Tekkesinde Ölüm, Balkanlar’ın Nobel ödüllü büyük yazarı İvo Andriç’in son dönem hikâyelerinden oluşan özgün bir seçki. Müslüman Türkler, Ortodoks Slavlar, Katolik Hırvatlar, Yahudiler ve Fransisken papazların beraber var olduğu Saraybosna’daki çocukluk ve gençlik yıllarından biriktirdiği anıları keskin bir anlatım yetisiyle hikâyeleştiren Andriç, Sinan’ın Tekkesinde Ölüm’de Balkan coğrafyasının gündelik hayatından canlı portreler sunuyor. Farklı kimlikleri

okumak için tıklayınız

Kötü Adamın On Günü – Mehmet Eroğlu

Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybettikten sonra artık kötü bir adam olmaya karar veren eski avukat Sadık’ın, gizemli bir köşk etrafında ve burada işlenen tuhaf bir cinayetin peşinde geçen on günü… Mehmet Eroğlu, zora gelince vazgeçen, düşündükçe yalnızlaşan, yalnızken düşünceleri eninde sonunda ölümle buluşan bir yaşam korkağını ve onun karanlığa gömülü dünyasını anlatıyor… Kötü Adamın

okumak için tıklayınız

Sebzelerin Efsanevi Tarihi – Evelyne Bloch-Dano

Burun kıvırdığımız ya da bayıldığımız, tezgâhlarda bakıp geçtiğimiz ya da biçimlerine hayran olduğumuz, renklerine vurulduğumuz ya da kokularından nefret ettiğimiz sebzeler. Lahana, havuç, bezelye, domates, fasulye, balkabağı, enginar ve daha başkaları… Yazdığı biyografilerle dikkat çeken Evelyne Bloch-Dano bu kez sebzelerin biyografı olmaya soyunuyor: Sebzelerin pek bilinmeyen ya da önemsenmeyen öykülerini, kıtalar arasında yaptıkları uzun yolculukları,

okumak için tıklayınız

“Kimdir Bu Lazlar?” Laz Kimliği ve Sanal Mekânda Lazca

“Özellikle Kâzım Koyuncu’dan sonra Lazca etnik müzik olmaktan çıkmış çok daha geniş bir kitleye hitap eder olmuştur. (…) Lazca kültür aktivizmi genişledikçe Lazca müzik yöresellikten çıkarak aktivizm ile popülerleşen iyiden iyiye kimlik kurucu bir rol üstlenmeye başlamıştır. (…) Müzik ve dansın yaygınlaşan ve gittikçe daha geniş kesimlerce kabul gören Lazlık etnikliğinin performansları olarak algılanışı sosyal

okumak için tıklayınız

Oyuncu Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit

Babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”, dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre, kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim… Kısaca, kanında “oyuncu”luk olan bir sahne sevdalısı Adile Naşit… Oyuncu, dış görünüşüyle klasik “yıldız” standartlarına taban tabana zıt sayılsa da oyunculuğuyla, sahneye/rollere hâkimiyetiyle, duruşuyla

okumak için tıklayınız

Corono Aşısına Kadar Neler Yaşanabilir? Dr. Suat Kamil Aksoy

Önce şu sürü bağışıklığı konusuna değinmek gerek. Yaşamakta olduğumuz olayın bir çok bilinmeyeni var. Daha doğrusu kesin olarak bilinmeyeni var. Bu virüsün insanları ne oranda öldürdüğünü tam olarak henüz bilmiyoruz. Bu konuda tahminlerimiz var. Örneğin yüzde dörtten az olduğunu kesin olarak biliyoruz. Yüzde dört virüsle ilk mücadelenin yaşandığı Çin örneğindeki pozitif olgu ve toplam ölen

okumak için tıklayınız

Palto – Nikolay Vasilyeviç Gogol “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” Dostoyevski

‘Palto’, Nikolay Vasilyeviç Gogol’un 1842 yılında yayımlanan uzun hikayesi. Yazar gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı bu hikayesinde küçük adam temasını ele alır. Sıradan insanların çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlikler ve çektikleri acılar hikayenin başkahramanı Akakiy Akakieviç’in yaşantısıyla tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilir. Bu yapıtı dönemin Çarlık Rusyası’nda büyük tepki alır ve Gogol Rus insanını

okumak için tıklayınız

Paskalya’nın Tarihi

Üç parça hamurun örülmesiyle yapılan Paskalya çöreğinin ve hatta pastanelerde gördüğünüz üç parçadan oluşan dev çatalların hep sembolik anlamları var. Hepsi dini göndermeler içeriyor. Ama paskalya adetleri hristiyanlık öncesine dayanıyor. Paskalya’nın kutlandığı tarihler, Pagan tanrılarından Babilli İştar’ın, doğaya bereketi ve uyanışı getirdiği tarihlerle aynı zamana rastlıyor. Onun sembolü olan tavşan da yapılan kutlamaların önemli bir

okumak için tıklayınız

Ruhi Su’nun Nazım Hikmet ‘in ölüm haberini aldığında yaktığı ağıt

AĞIT Karalı bir haber düşmüş geliyor Bakır antenlere kardeş gümüş tellere Ne bir ezan sesi ne çan çalıyor Sabahın seheri kardeş, çıkmış yollara Sabahın seheri Nazım Kardeş, çıkmış yollara Her hali aklımda, aklımdan gitmez Sol yanım unutsa kardeş sağım unutmaz Böylesi bir cana ölüm kar etmez Sürer tazelenir kardeş, gelir dallara Sürer tazelenir Nazım Kardeş,

okumak için tıklayınız