Yazar: cemalumit

Mizahın Güçlü Estetik Oku: Aziz Nesin

80 yıllık ömrünü, kendini borçlu hissettiği emekçi halkı için mücadele ederek geçiren Aziz Nesin, bu uğurda ölünebileceğini de kanıtlayan aydın ve yazarlarımızdandır. Doğumunun 102. ve ölümünün 22. yılında yaşam tarzı, toplumsal mücadelesi, yazarlığı ve örgütçülüğüyle insanlığın kültür mirasında önemli yer tutan Aziz Nesin’i kısa metinlerle anlatmanın zorluğu ortadadır. Bunun farkında olarak, onun mizahının estetik özelliklerini

okumak için tıklayınız

Sivas Katliamı odağında savaş ve katliamlara karşı Aziz Nesin aydınlığında olmak

Canlı olmak, biyolojik olarak varlığını sürdürmek için mücadele etmek demektir aynı zamanda. Bitkiler, hayvanlar ve insan türlerinin canlı olarak varlıklarını sürdürmelerinde kendi doğalarını belirleyen temel unsur beslenme olduğuna göre, doğrudan toprak, hava, güneş gibi besin kaynaklarını kullanan bitkiler, tam doğal beslenme zincirinde yer alırlar. Hayvanlardan solucan vb. dışındakiler bitkiler yanında diğer hayvanları ve insanları yiyerek

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’in eşi Meral Çelen’den mektup: “Senin hasta olduğunu duyduğum zaman, dünyanın sonu zannettim. “

Aziz, Bu mektubu sana evden yazacaklardı. Bazı noktaların açığa kavuş­ması için ben yazmayı yeğledim. Aslında sana böyle hesap kitap mektubu yazmak istemezdim. Yazmaya elim varmıyor da diyebilirim. Ama zorunluyum. Biliyorsun yıllardır terastan akıntı vardı, ev rezil olmuştu. Geçen yıl buraya yeniden taşınırken oturulacak hali de kalmamıştı. 210 bin liraya boya, badana, kâğıt yaptırdım ve Rıza Bey’den

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin, halkın %60’ına neden aptal dedi? Kendisi sözleriyle yanıtı.

Yüzde kaçımızın ne olduğunu tespit eden adam: Aziz Nesin Zübük, Gol Kralı, Vatan Sağolsun, Toros Canavarı… Yazdığı her öykü, her roman sanki Türkiye’nin bir fotoğrafı. Evet Aziz Nesin’den bahsediyoruz. Bugün Aziz Nesin olmadan geçen 20. yılı geride bıraktık. Peki Aziz Nesin’in son günleri, vasiyeti ve toplumumuz için gerçek tespitleri neydi? İşte size Yüzde kaçımızın ne

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin neden Nesin soyadını aldı?

Soyadı yasası çıkınca herkes fiyakalı deyimler almaya başladı. Ben o sırada lise dokuzuncu sınıftaydım. Babam, “Bize bir soyadı seç,” dedi. Demirel, Çeliker, Çalışkan o dönemin soyadları. Hiç kötüsünü seçen yok. Ben de Kral soyadını aldım. İki anlamı vardı: Kral… Askerim ya, bir anlamı da Kral… Hoşuma gitti, o zaman herkes soyadını gazetelerde ilan ediyordu. Son

okumak için tıklayınız

İmlaya gelmeyen yazar: Aziz Nesin

Aziz Nesin, imla kurallarına uymamasının gerekçesini şu sözlerle anlatıyor; ‘Balığın baştan koktuğu işlerin baştan kara gittiği memleketimizde, işe yeni baştan başlarken, imlâya gelmiyeceğimizi anlatmak için, bile bile böyle yapıyoruz.’ Yazar Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivi, doğumunun 100. yılı etkinlikleri kapsamında “Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin” sergisiyle izlenime sunuldu. Türkiye tarihinde ismi sayılan insanlardan olan

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Turgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni okudum. Benden iyi benden sabırlı okuru zor bulur.

Turgut Uyar’ ın Toplu Şiirleri’ni yeni okudum: Arz’ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistan’ı, Tütünler Islak. Eskiden salt Türkiyem’i okumuştum, sevmiştim. Bu kez yine sevdim ama eskiden düşündüğüm denli değil.Neden bilmem. Arz-ı Hal’i de sevdim, hele bir şairin ilk kitabı olarak 1949’da —otuzüç yıl önce— yazılmış bir kitap olarak. Sonra Tütünler Islak’ı okudum, 1962` de

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’i neden sevdik? – Şebnem İşigüzel

İlk Aziz Nesin kitabımı okuduğumda şunu düşünmüştüm: Şu üzerine uzanıp kitap okuduğum divanda az önce derman bulmaz acılarla kıvranıyordum, şimdi ne güzel avundum. Ergenliğin zorlu yollarında yürüyordum ve bilirsiniz işte azaptaydım. Beni avutan kitaplar vardı ve mütevazi kitaplığım gözüme bir ecza dolabı gibi görünüyordu. En güçlü ağrı kesici Aziz Nesin’di. Peki Aziz Nesin’i nasıl keşfetmiştim?

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Sineklerin Tanrısı, kahramanları çocuklar olan ama çocuklar için olmayan bir uzun öykü

William Golding 1983 Nobel ödüllü yazar. Mina Urgan bu romanın birinci bölümünü 1979’da çevirdiğine göre, yazarı ödülü almadan önce çevirmiş, pek beğenmiş. Yazık ki Noberi kazanan yazarları bile okumaya zaman bulamıyorum. Ama ne zaman bir Nobel ödüllü yazarın yapıtını okusam düş kırıklığına uğruyorum. Sineklerin Tanrısı’ nda da düş kırıklığına uğradım. Eleştirilerden öğrendiğime göre, yazarın en

okumak için tıklayınız

Platon: Yönetimdekiler adalet ve eşitliği temel alan bir yönetim şeklinin ismine bile katlanamazlar.

“Platon’un Mektuplar’ında özellikle Yedinci Mektup’ta cunta idaresi sırasında Atina’nın yaşadığı tarihsel olayları anlatan Platon, cunta üyelerinin başlangıçta beyan etmiş oldukları niyetlere sadık kalacaklarını ve devleti adalet yoluna sokacaklarını düşündüğünü, fakat diktatörlüğün sonuçlarına ve tiranların “eski dostlarından birine, gelmiş geçmiş en adil insana” reva gördükleri muameleye tanık olunca, ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ifade

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin: Polis beni bulamadı. Çünkü…

Bu Kitabın Nasıl Yazıldığına Değgin Açıklama 1948 yılında “Aziznâme” adlı bir taşlama kitabı yayınlamıştım. Bu taşlama kitabının ilk sayfasında şu dörtlük vardı: ONLARA Zannetme ki dâim bîşekcesine Siz her anırdıkça huu çeker millet Alkış beklerken siz eşşekcesine Verir hakkınızı yuu çeker millet Zamanın basın savcısı Hicabi Dinç, bu taşlama dörtlüğüyle hükümeti aşağıladığımı iddia ederek aleyhime

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’in masallara yönelme gereği

T. ALANGU – Bir yazar olarak masallara yönelmenin gereğini neden duydunuz? AZİZ NESİN -Ben halkı masallarında ve hikayelerinde, fıkralarında, “baskıya karşı direnme” eğilimi gördüm. Bu masal alışkanlığından yararlanarak kanunlu, yada kanunsuz baskıya karşı “bilinçli” olarak, o iki kitabımı yazdım. Onları o günlerde halkın bildiği masal biçiminde vermek gereğini duydum. Aslında onlar hikayeydi. Oysa masalda “öğretici

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin özeleştirisini yapıyor

İçtenlikle özeleştiri yapmanın, biri kendimize, biri de başkalarına dönük, iki zorluğu var. Kendimize dönük nedenden ötürü özeleştirinin zorluğu, kendimizi beğenmişliğimizden geliyor. Bir zorlama olmayınca, insan umarsız ve bir dar yerde kalmayınca özeleştirisini içtenlikle yapabilir mi? Sanmıyorum. Kendimizden memnun değilsek, bu, kendi yüzümüzden değil, başkalarının yüzündendir. Olsa olsa, ancak çok acı başarısızlıklara uğradığımız zaman bir özeleştiriyi

okumak için tıklayınız

Kendine karşı cimri, başkalarına karşı çok cömert olan Aziz Nesin – Mina Urgan (anılar)

Bir başka büyük devrimciye, Aziz Nesin’e değinmek istiyorum şimdi. Aziz Nesin üstüne çok yazıldığından, ileride daha da çok yazılacağından, kısaca söz edeceğim ondan. Aziz Nesin, Türk aydınlarının onuruydu, Türk aydınlarının şanıydı bence. Çünkü hepimizin düşündüğünü, ama dile getirmekten çekindiğini, ancak o söylerdi hiç korkmadan, açıkça. Örneğin çoğumuz tanrıtanımazdık. Ama bunu açıklamayı göze alamazdık. Bir tek

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Polisiye – A. Ömer Türkeş

Polisiyelerden söz açıldığında, pek çok incelemeci ve eleştirmen, türün yüksek edebiyata giren ürünlerine örnek olarak Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanını gösterir. Elbette hem suçu hem de cezayı barındıran öyküsü ile polisiyelere özgü bir kurgusu var bu romanın. Ne var ki, bu haftanın yeni kitaplarında sözünü ettiğim yazarlar gibi, Dostoyevski de polisiyenin sınırları içinde değerlendirilemez. Roman

okumak için tıklayınız

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Ergin Altay çevirisi, Joseph Frank’ın önsözüyle, Yazar ve dönem kronolojisiyle, Dostoyevski’nin ilk Avrupa seyahatinin ardından kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları öfkeli ve alaycı bir Batı eleştirisidir. Dostoyevski, 1862 Haziranı’nda Petersburg’dan ayrılarak ilk kez Batı Avrupa seyahatine çıktığında, tedavi için gittiği bu topraklarda bir yandan da varlığını uzaktan sezdiği yoldan çıkmışlığı ve yozlaştırıcılığı arama

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “İnsan kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?

”İnsan kendi kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?… Heine öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken birtakım yalanlar katabileceğini söyler. Heine’ye göre Rousseau ‘İtiraflar’ adlı kitabında mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır. Ben de Heine’nin haklı olduğuna inanıyorum. İnsan gerçekten de bazen yalnızca gururu

okumak için tıklayınız