Yazar: cemalumit

Kadınların Şefkati – J. G. Ballard “Savaşın insan psikolojisinde yarattığı tahribat”

J. G. Ballard, Kadınların Şefkati’nde, kültleşen kurgularının şahsi travmalarıyla nasıl kol kola ilerlediğini ve ölümü Amerikanlaştırma, şimdideki geleceğe ulaşma takıntısının girdabına nasıl sürüklendiğini anlatıyor. Yaşamından kesitleri soyutlaştırıp ustaca yeniden kurgulayan Ballard, yazar kimliği ile şahsi geçmişini sosyo-kültürel perspektif süzgecinden geçirerek okura tekrar sunuyor. Geçirdiği travmaların kanattığı yaraları yolunun kesiştiği kadınların iyileştirici gücüyle sararken her bir

okumak için tıklayınız

Kristal Dünya – J. G. Ballard “Asıl yabancı gezegen dünyamızdır”

Bilimkurgu edebiyatında çığır açan kurgularıyla hafızalara kazınan usta yazar J.G. Ballard, Kristal Dünya’da Batı Afrika cangılının derinliklerinde tekinsiz bir dünya kuruyor. Gözlerden ırak bir cüzam hastanesine davet edilen Doktor Sanders’ın yolculuğu, kristalleşen ormanın gerçeküstü varlığıyla süreğen, belirsiz, mucizevi bir rüyaya evrilir. Ağaçların mücevherlere, timsah ve kuşların kristallere dönüştüğü bir anti-yolculuktur bu; gerçekliğin doğasından rüyaya kaçışa

okumak için tıklayınız

Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması – Taner Akçam

Türkiye’de Ermeni soykırımını tartışmayı zorlaştıran, yok farz edilen, yapısal ve inşa edilmiş çeşitli engeller var. Sessizlik, inkâr ve asimilasyon bu engellerin jenerik isimleri olarak telaffuz edilebilir. Taner Akçam, Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması’nda bir araya getirilen makalelerinde bu engelleri çeşitli örnekleri ile tartışıyor. Kitapta yer alan ilk makalede Akçam, Ermeni soykırımı meselesiyle neden ve nasıl ilgilenmeye başladığını,

okumak için tıklayınız

1915 Yazıları – Taner Akçam

Ermeni meselesiyle ilgili yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Taner Akçam, 1915 Yazıları’nda bir araya getirilen makalelerinde çözümsüzlük girdabında sürüklenen sorunu değişik yönleriyle ele alıyor. 1915 hakkındaki en basit doğruları karartmak için gösterilen çabaları gözler önüne seren; ilgili kişi ve kurumların tarihsel gerçekleri nasıl çarpıttıklarını, belgeler üzerinde tahrifata varan oynamalar yaptıklarını ortaya koyan Akçam, var olduğunu ileri

okumak için tıklayınız

Osmanlı Tarihinin Maddesi – Hikmet Kıvılcımlı

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın siyasal kimliği, kuramsal ve yöntemsel pozisyonu nedeniyle (Ümit Hassan bir istisna) gerek Batı’dan, gerekse de Türkiye’den Osmanlı tarihçileri tarafından göz ardı edilen ya da görmezden gelinen Osmanlı Tarihinin Maddesi, tarihe yaklaşımı, olguları ele alış biçimi, yöntemi ve ruhuyla öncü bir yapıttır. Eser, aynı zamanda Türkiye’de sosyalist düşüncenin özgün yapıtlarından biridir. Engin bilgi

okumak için tıklayınız

Haluk Yurtsever’in “Korono Günleri” için 10 Kitaplık Okuma Listesi:

Haluk Yurtsever’in 10 Kitaplık  Okuma Listesi: Marksist Dünya Tarihi, Neandertallerden Neoliberallere, Neil Faulkner (Yordam Kitap): Faulkner, bakışını, antropoloji, arkeoloji ve militarizm açılarından zenginleştirmiş bir Marksist tarihçi.  Kitap bu zenginliği yansıtıyor. Çağdaş Marksizm Seçkisi, Yüzyıla Damga Vuran Metinler, BertellOllman-Kevin B. Anderson (Yordam Kitap). Otuz yazarın 40 makalesinden oluşuyor. Okuyucu, gerçekten iyi seçilmiş bu makaleleri herhangi bir sıraya

okumak için tıklayınız

Çarpışma – J. G. Ballard “teknolojiyle ilişkimizi tahrip ve tahrik ederek bizi bir ‘araba sevdası’ distopyasına taşıyan roman”

J.G. Ballard bu dev eserinde teknolojiyle ilişkimizi tahrip ve tahrik ederek bizi bir “araba sevdası” distopyasına taşıyor. Kimi eleştirmenlerin türünün tek örneği olarak gösterdiği, kimilerinin ise mide bulandırıcı bulduğu bu makine-erotizm hezeyanının kahramanları gündelik hayatımızın ürkütücü derecede içinde, haz ve saplantılarının çarpık bağlantıları ise hep kıyısında durduğumuz bir uçurumun altında. İktidar, statü ve cinsellik sembolü

okumak için tıklayınız

Güneş İmparatorluğu – J. G. Ballard “ölümün ve vahşetin sıradanlığını, teslimiyet ile yaşama tutunma arasındaki çizgiyi anlatan roman”

J.G. Ballard’ın yarı-otobiyografik romanı Güneş İmparatorluğu yazarın çocukluğunda bizzat deneyimlediği İkinci Dünya Savaşı’nı ve o yılların Şanghay’ını yine bir çocuğun gözünden anlatıyor. Uzun süre savaşın dışında kalan Şanghay’daki yabancılar kolonisi, Japonya’nın Pearl Harbor saldırısıyla birlikte kendini şiddet döngüsünün ortasında bulur. Gösterişli bir malikânede yaşamaya alışkın küçük Jim, savaşın kaosu içinde anne ve babasından ayrı düşer.

okumak için tıklayınız

Öteki Dünya – J. G. Ballard “Son derece yozlaşmış ama bir o kadar da tanıdık bir modern dünya”

Her yerden görülen devasa kubbesiyle bir alışveriş merkezi, tüketim ve şiddetin hüküm sürdüğü bir taşra kasabası ve beklenmedik bir ölüm… Yaşadığı kasabanın alışveriş merkezinde öldürülen babasına yalnızca veda etmek için Brooklands’e giden işsiz reklamcı Richard Pearson; labirenti çağrıştıran alışveriş merkezinin, durmaksızın hareket eden yürüyen merdivenlerin, yirmi dört saat çalışan televizyonun ve ellerinde poşetlerle tüm vakitlerini

okumak için tıklayınız

Gökdelen – J. G. Ballard “modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa, modern insandan geriye ne kalır?”

Her şeyin kontrol altında olmasının değişmez kural olduğu modern dünyada, kontrol mekanizması bozulursa birden, modern insandan geriye ne kalır? Dış dünyadan izole, sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını dışarı çıkmadan giderebilecekleri bir sisteme sahip, upuzun gökdelenlerden oluşan dev bir site dışarıdan nasıl görünür? Gazete ve televizyonlardaki lüks site reklamları gibi mi? Güvenli? Sıcak? Zengin? Huzurlu? “Gökdelen”in hikâyesi tam

okumak için tıklayınız

Karıncaların Günbatımı – Zaven Biberyan “Türkiyeli Ermenilerin 1940’lı ve 50’li yıllardaki yaşamından bir kesit sunan başyapıt roman”

Karıncaların Günbatımı, Ermenice romanın 20. yüzyıldaki zirvelerinden biri. Biberyan, başyapıtı olarak kabul edilen bu romanında, bir aile ekseninde Türkiyeli Ermenilerin 1940’lı ve 50’li yıllardaki yaşamından bir kesit sunuyor. “Varlık Vergisi” uygulaması altında ezilen, varını yoğunu kaybeden bir baba, bu güç koşulları onun yüzüne vuran aile bireyleri ve üç buçuk yıllık zorlu Nafıa askerliği günlerinden sonra

okumak için tıklayınız

Birbirimiz İçin Yaşayacağız – Andrey Platonov “Sanki canlı canlı yaşanan bir romanın içindeyim”

“Edebiyat elbette insanları gözlemlemenin sonucunda ortaya çıkar,” diyor Platonov. “Onları gözlemlemek için de mektuplarından daha iyi bir yer olabilir mi?” Nitekim Platonov’un 1920-1950 yılları arasında kaleme aldığı mektuplardan oluşan bu derleme, Rus edebiyatının en özgün yazarlarından birinin yaşamını tıpkı bir anahtar deliğinden bakar gibi gözlemleme, onun duygu ve düşüncelerine tanık olma imkânı veriyor bize. Neler

okumak için tıklayınız

Muhteşem Vahşi Dünya – Andrey Platonov

“Bir zamanlar iki Kırıntı yaşardı. İkisi de küçük, ikisi de karaydı ama farklı babalardan dünyaya gelmişlerdi: biri Ekmekten, diğeri Baruttan. Bir sakalın içinde yaşarlardı, sakal avcının suratında bitmişti, avcı ormanda çayır çimen üzerinde uyur, önünde de köpeği pineklerdi.” Bir avcının sakalındaki iki kırıntının hikâyesiyle, insanın besleyip yaşatma ve öldürüp yok etme dürtüleri arasındaki ebedi mücadeleyi

okumak için tıklayınız

Mutlu Moskova – Andrey Platonov “insana dair ebedi ve ezeli meseleleri kurcalayarak varoluşu sorgulayan roman”

Rus edebiyatının geç keşfedilmiş ustalarından Andrey Platonov’un 1930’larda yazdığı Mutlu Moskova, Rusya’da ancak 1991’de, eski rejim yıkıldıktan sonra yayımlanabildi. Roman küçük yaşta öksüz kalan Moskova Çestnova’nın etrafında dönüyor. Hayatı keşfetmeye çalışan, içi içine sığmayan Moskova meslekten mesleğe ve bir romantik ilişkiden diğerine geçerken hem değişik tecrübeler yaşıyor hem de ilginç karakterlerle karşılaşıyor. Moskova’nın yaşadıkları ve

okumak için tıklayınız

Can – Andrey Platonov “İnsan ne için yaşar?”

“Biliyorum o halkı ben, orada doğmuştum,” dedi Çagatayev. “Bu yüzden gönderiyorlar ya seni oraya,” diye açıkladı sekreter. “Ne denirdi o halka, hatırında mı?” “Bir şey denmezdi,” diye yanıtladı Çagatayev. “Ama kendi kendisine kısa bir ad vermişti.” “Nasıl bir ad?” “Can. Ruh ya da tatlı hayat anlamında. O halkın, ruhundan ve kadınların, anaların ona bağışladığı tatlı

okumak için tıklayınız

Çevengur – Andrey Platonov “hayatı değiştirme fikrine samimiyetle sarılan ‘insancıklar’ın hikâyesini absürde kayan mizahi bir dille anlatan roman”

Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarındayız, bir grup devrimcinin komünizmi tek hamlede kurmaya niyetlendiği ücra bir kasabada: Çevengur’da. Burjuvalar, “yarı-burjuvalar” ve karşıdevrimciler (mezarlarına gönderilmek suretiyle) saf dışı bırakılmış, mülkiyet feshedilmiş, yaşamak için çalışıp didinmeye son verilmiş, toprağı işleme görevi “evrensel proleter” ilan edilen güneşe bırakılmış, sömürünün olmadığı bir hayat başlamıştır bundan böyle Çevengur’da. Ve bu emeksiz, amaçsız,

okumak için tıklayınız

Dönüş – Andrey Platonov “umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen mutlu olma azmini öne çıkaran öyküler”

Roman ve öykülerinin eksiksiz ve sansürsüz basımı ancak 90’larda yapılabilen Andrey Platonov, artık yirminci yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri kabul ediliyor, hatta eserlerinin Rus dilinde yarattığı etki Kafka’nın bütün Batı edebiyatı üzerinde yarattığı etkiyle kıyaslanıyor. Dönüş, Platonov’un çok sayıda öyküsü arasından seçilmiş dokuz öyküden oluşan bir derleme. Yirminci yüzyılın ilk yarısında geçen öyküler,

okumak için tıklayınız

Spinoza Tayfası / Özgürlüğün İcadı – Maxime Rovere

Spinoza Tayfası: Amsterdam, 1677 – Özgürlüğün İcadı // Maxime Rovere Maxime Revore’nin bütün yazınsal olanakları kullanarak günümüzde kaybolmuş bir evrenin “hakikatine” yaklaşma denemesi sayılabilecek romanı Spinoza Tayfası, modern akıl ve özgürlük mefhumlarının ortaya çıkışı kabul edilen 17. yüzyıl Avrupa’sında Benedictus Spinoza’nın evrenini şekillendiren gelişmeleri ve tartışmaları ayrıntılarıyla ele alırken, tarihin unutma eğiliminde olduğu fakat Spinoza’yı

okumak için tıklayınız

Yunan Mitleri – Robert Graves “basit bir anlatı formunda muazzam bir kaynak”

Anadolu, Girit, Mezopotamya, Fenike ve Mısır’daki sözlü geleneklerin ürünü Yunan mitleri tarih boyunca hiç durmadan konu edilip işlenmiş, işlendikçe değişmiş, değiştirilmiş, yeni biçimlere dönüşmüş ve bütün dünyada sanatı, edebiyatı, masalları, toplumsal yapıları ve gelenekleri etkilemiştir. Bu yolla tekrar tekrar karşımıza çıkan mitolojik karakterlerin, tanrıların, kahramanların; Zeus, İkaros, Metis, Kirke, Artemis ve bunun gibi yüzlercesinin asıl

okumak için tıklayınız

Dünyada basılan ilk korsan kitap hangisidir?

Popüler tarih dergisi NTV Tarih, 2009 Mart sayısında dünyada ilk basılan korsan kitabı sayfalarına taşıdı. İstanbul’un ilk basılı resimlerinin de bulunduğu kitap zamanında büyük ilgi gördü ve dört sene sonra 1497’de korsan baskısı yapıldı. Orijinalinden daha küçük ebatta basılan kitap, tarihte bilinen ilk korsan veya taklit kitap. Nürnberg’de yaşayan Alman uyruklu tıp doktoru Hartmann Schedel

okumak için tıklayınız