Yazar: cemalumit

Kalabalıkta Yüzler – Valeria Luiselli “yaratıcılığın büyüsüne inananlar ve kitaplardan başka sığınacak yer bulamayanlar için bir hazine niteliğinde roman”

“Sanatçının genç bir kadın olarak portresi” Francisco Goldman Çağdaş Latin Amerika edebiyatının özgün sesi Valeria Luiselli’den göz kamaştırıcı bir roman: Kalabalıkta Yüzler. Luiselli, ödüllü romanı Kalabalıkta Yüzler’de kurmaca eylemini masaya yatırıyor ve bir yazar hakkında roman yazarken yaşamaya ve yaşamıyla hesaplaşmaya çalışan bir kadının izini sürüyor. Öyle bir roman ki bu, Meksiko’nun arka sokaklarından Harlem’deki

okumak için tıklayınız

Dişlerimin Hikâyesi – Valeria Luiselli “anlatmak için yaşayanların ve anlatıdan beslenerek yaşama tutunanların kitabı.”

Çağdaş edebiyatın en yaratıcı, en ayrıksı ve özgün seslerinden biri olan Valeria Luiselli’den karnaval ayarında muazzam bir roman: Dişlerimin Hikâyesi. Alçaklığın gizli tarihinden ağız boşluğuna uzanan, sanattan sepete türlü yaşamsal mevzuya dokunan bir baba-oğul öyküsü ve dahası, daha fazlası… Luiselli, edebiyatın olanaklarını kutsadığı ve hikâyecilik sanatını müthiş bir maharetle masaya yatırdığı bu romanıyla okuruna hodri

okumak için tıklayınız

Kayıp Çocuk Arşivi – Valeria Luiselli “hikâye anlatmakla kalmıyor, bize yeni görme biçimleri sunuyor.”

“2019’un En İyi Kitapları” – TIME, Vulture, Entertainment Weekly, Vanity Fair “… Luiselli hikâye anlatmakla kalmıyor, bize yeni görme biçimleri sunuyor.” – Entertainment Weekly New York’tan Meksika’ya uzanan bir yol… Ses envanterleri oluşturan belgeci ve belgeselci bir çift, çocuklarını da yanlarına alarak sınıra doğru seyahate çıkar. Kadın, sınırı geçtikten sonra başlarına ne geldiği belli olmayan

okumak için tıklayınız

Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu – Taner Akçam

İletişim Yayınları Akçam’ın bu araştırmasıyla, onyılların en köklü tabularından birine el atıyor. Bir ortak tarih oluşturacak kadar uzun süre birarada yaşamış halkların karşılıklı boğazlaşması ve devlet politikalarıyla tahrik edilen hasımlaşmanın nedenlerinin, mekanizmalarının ele alındığı kitapta, 20. yüzyıl başının kanlı olayları, Türk ulusal kimliğinin oluşma sürecinin özellikleriyle bağlantılı olarak ilk kez inceleme konusu yapılıyor. KÜNYE Türk

okumak için tıklayınız

‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’ – Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar – Taner Akçam

İttihat ve Terakki, Balkan Savaşları ertesinde içine düşülen ve adım adım bütün ülkeye yayılan köşeye sıkışmış olma duygusuna, Anadolu topraklarının, gayrimüslim unsurlardan arındırılarak Türkleştirilmesi ile cevap verdi. Sadece iktisadi hayatın değil, sosyal ilişkilerin ve giderek ülkenin etnik bileşiminin de “homojenleştirilmesi” anlayışı, sistemli bir politika olarak hayata geçirildi. Birinci Dünya Savaşı, uygulanan bu politikalardaki en önemli

okumak için tıklayınız

Lenin’in Özel Eşyaları Sergisi’nden fotoğraflar

Lenin’in Özel Eşyaları Sergisi’nden fotoğraflar Soviyet Dönemi Önderleri’ adlı sergi serisi kapsamında düzenlenen ‘Lenin’ sergisi Moskova’da ziyaretçilere açıldı. Sergide Rusya’nın önemli devlet müzeleri tarafından verilen ve orijinalleri de içeren 800’den fazla belge ve yaklaşık 100 eşya bulunuyor. Serginin amacı, Vladimir Lenin’in hayatı ve devrimci faaliyetlerine dair fikir vermek ve mitlerle gerçekleri ayırma imkanını sağlamak olarak

okumak için tıklayınız

Kanunların Ruhu – Emval-i Metruke Kanunlarında Soykırımın İzini Sürmek – Taner Akçam, Ümit Kurt

“Beni kolumdan tut, köyümden dışarı at, malımı mülkümü de sonra sat, bu hiçbir vakitte caiz değildir. Bunu ne Osmanlı vicdanı kabul eder ne de kanun.”  Ahmet Rıza Osmanlı Ermenilerinin 1915’te yaşadıkları büyük felaket sadece insanların hayatlarına mal olmadı. Geride onların Anadolu’daki varlıklarının simgesi, kültürlerinin izi olan pek çok emlakın da kalmasına sebep oldu. Ermeni mallarının

okumak için tıklayınız

Siyasi Kültürümüzde Zulüm ve İşkence – Taner Akçam

Şiddet ve zor kullanımını, işkenceyi kayıtsız şartsız reddeden bir siyasî-toplumsal kültür geliştiremediğimiz ortada. Kendini sağda veya solda tanımlayanlarımızın büyük çoğunluğu, işkenceye varan zor kullanımını belli gerekçelerle meşru görebiliyor. Bu ülke insanlarının yaklaşık yüz yıldır yaşadığı trajik tarih, “Cumhuriyet”e, “demokrasi”ye geçişler, yeniden geçişler… bu zihniyeti sorgulamayı sağlayacak bir atmosfer aratmaya yetmedi. Her dönemde, özellikle “demokrasi”nin kesintiye

okumak için tıklayınız

Soykırımdan Kurtulanlar Halep Kurtarma Evi Yetimleri – Dicle Akar, Matthias Bjørnlund, Taner Akçam

Elinizdeki kitap Ermeni Soykırımı sırasında hayatta bırakılan Ermeni kadın ve çocukların 1918’den sonra kapatıldıkları evlerden kurtarılmalarını ele alıyor. Milletler Cemiyeti, 1921 yılında bu kadın ve çocukların bulunması ve yeniden hayata kazandırılmaları için Halep Kurtarma Evi’ni kurdu. Kurtarma Evi’ne gelen 1.700 civarında çocuk ve kadının kaydı tutuldu. Hayatta kalmayı başaran bu insanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen her

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 2- Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 / Edward Hallett Carr

Edward Hallett Carr’ın Bolşevik Devrimi’nin “Ekonomik Düzen” başlığını taşıyan bu cildinde devrimin hemen sonrasındaki tarım, sanayi, ticaret, emek ve sendika, dağıtım ve para politikaları inceleniyor. Devrimin ekonomik hayata etkileri, savaş komünizmi, NEP dönemi ve planlamanın ilk adımları 1917-1923 arasının alt kronolojik dönemleri olarak ele alınıyor. Bir krizin, yoğun mücadelelerin, teori ve programla gerçek hayat arasındaki

okumak için tıklayınız

Bulantı – Jean Paul Sartre

Bulantı (La Nausee), Fransız yazar ve filozofu Jean Paul Sartre ‘ın (1905-1980) en önemli yapıtıdır. Felsefe öğretmenliği yaptığı 1938’de yayımlanan Bulantı adlı romanı ile Sartre, daha sonra ilkelerini açıklayacağı ‘Varoluşçuluk’ felsefesinin ilk örneğini vermiş oldu. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçuluğun sözcülüğünü üstlenen Sartre, günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 3 / Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 – Edward Hallett Carr

“Sovyet Rusya ve Dünya” başlıklı bu ciltle birlikte Bolşevik Devrimi tamamlanmış oluyor. Carr yapıtın sonunu, Sovyet tarihinde belli bir dönemin sonuna yerleştirmiştir: 1922-23 kışında rejim yerleşmiş, ilk kez bir güvenlik hissi doğmuş, ekonomik iyileştirme dalgası zirveye ulaşmıştır. Yeni tarım ve çalışma kanunları ile medeni kanun hukuki istikrar vaat etmektedir. Devrim yatışmıştır – Carr bundan sonrasını

okumak için tıklayınız

Bolşevik Devrimi 1 – Sovyet Rusya Tarihi 1917-1923 / Edward Hallett Carr

İngiliz tarihçi E. H. Carr`ın Bolşevik Devrimi (The Bolshevik Revolution 1917-1923) tarih yazımında gerçekleştirilmiş en büyük yapıtlardan biri olma özelliğini sürdürüyor. Konusunda bir klasik haline gelen bu başyapıt, Sovyet tarihi üstüne yapılan başka birçok araştırmaya da esin ve başvuru kaynağı olmuştur. Bolşevik Devrimi`nin bu ilk cildi, Bolşevizm`in doğuşunu ve gelişmesini, 1905 ve 1917 devrimlerini ve

okumak için tıklayınız

Lenin’i Okumamak İçin On Neden

LENİN’İ OKUMAMAK İÇİN ON NEDEN – PAUL LE BLANC Bu kitap, insanlık tarihindeki en büyük devrimci teorisyenlerden ve örgütçülerden biri olduğu genel olarak kabul gören birinin yazılarını bir araya getiriyor: Yakınlarının sevgiyle “İlyiç” olarak hitap ettikleri, dünyanın ise kod adı Lenin ismiyle tanıdığı Vladimir İlyiç Ulyanov. Rus sosyalist hareketinin Bolşevik kanadının önderiydi; bu kanat daha

okumak için tıklayınız

Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi – Vladimir İlyiç Lenin “Eylemde duraklama ölüm demektir. “

Nisan Tezleri, 1917 Şubat Devriminin ardından, Vladimir İlyiç Lenin tarafından ortaya konan ve Temmuz Günleri ayaklanması ile Ekim Devrimi’ne temel oluşturan programdır. Lenin, 3 Nisan 1917 günü Petrograd-Finlandiya garına geldi. Kendisini, ilkin Beloostrova’da (Petrograd’dan önceki istasyon) Şliyapnikov başkanlığında bir grup karşıladı. Lenin trende, Şliyapnikov’a, parti sorunları hakkında, Pravda’nın son yazılarında görülen “vatanın savunulması” tezlerine ve

okumak için tıklayınız

Lenin: “Bu kitabın milyonlarca basılıp, bütün dillere çevrilmesini ne çok isterdim.”

JOHN REED’İN DÜNYAYI SARSAN ON GÜN KİTABINA ÖNSÖZ John Reed’in Dünyayı Sarsan On Gün adlı kitabını büyük bir ilgi ve hiç eksilmeyen bir dikkatle okudum. Bu kitabı okumalarını, bütün ülkelerin İşçilerine bütün kalbimle salık veririm. Bu kitabın milyonlarca basılıp, bütün dillere çevrilmesini ne çok isterdim. Çünkü, sözkonusu eser’ proleter devriminin ve proletarya diktatörlüğünün ne olduğunu

okumak için tıklayınız

Lenin ve Çernişevski – Nadejda Konstantinovna Krupskaya

Yoldaşlar, Çernişevski’nin Vladimir İliç üzerindeki etkisine dair birkaç söz söylemek istiyorum. Vladimir İliç makalelerinde veya kitaplarında bu etkiyi hiçbir zaman konu etmedi ama Çernişevski’den her bahsettiğinde sesinde bir heyecan belirtisi olurdu. Çalışmalarını inceleyen biri, Çernişevski’den bahsettiği bölümlerin ayrı bir tutkuyla yazıldığını fark edecektir. Lenin’in “Ne yapmalı?” [1] adlı broşürü Çernişevski’nin etkisinin dolaylı bir işaretidir. Partinin

okumak için tıklayınız

Lenin: “Birçok eksiğim ve kusurum var.”

İYİ BİR KİTAP Sözkonusu olan, öfkesinden neredeyse çıldırmış bir Beyazmuhafız’ın, Arkadi Averçenko’nun 1921’de Paris’de basılan Devrimin Sırtına Saplanan On İki Bıçak adlı kitabıdır. Son kertesine varmış bir nefretin, bu ustaca yazılmış kitaba, nasıl yer yer gerçekten kudretli, yer yer de gerçekten zayıf bölümler getirdiğini görmek ilginç oluyor. Yazar; bilmediği konularda yazmaya kalkışınca sanat falan kalmıyor

okumak için tıklayınız

Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları – Taner Akçam

Osmanlı Ermenilerinin yok edilmesine dair tartışmalarda, imha kastını haiz merkezî bir planın olmadığı, Ermenilerin ölümüne sebep olan olayların rastlantılara dayandığı tezi, resmî görüş olarak yıllardır işlenir. Resmî görüşün doğru olduğunu ispat etmeye çalışanların en önemli uğraşlarından birisi, Ermenilerin imhasının merkezî kararlar neticesinde gerçekleştiğini gösterir hatırat ya da belgelerin sahte ya da üretilmiş olduklarını ispat etmeye

okumak için tıklayınız

23,5 Nisan – Hrant Dink

Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir ak gündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün ‘yaşam’ denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk ulusunun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. ‘Gelecek’ ve ‘çocuk’ ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir

okumak için tıklayınız