Yazar: cemalumit

Turna’nın Kalbi – Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik – Erdal Küçükyalçın

15 Haziran 1826’da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda “küffara” karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi

okumak için tıklayınız

Tarihöncesinde – Dil Alan Barnard

İnsanlar tarihimizin yüzde doksanında “avcı-toplayıcı” olarak yaşadılar ve birbirleriyle konuşuyorlardı. Konuştukları dilin kökenine ve evrimine ilişkin elimizde dolaysız bir kanıt mevcut değil; hatta ilk insanların konuşma ya da işaret dili var mıydı, bilmiyoruz. Bu zorluğun farkında olan antropolog Alan Barnard, çevremizde var olanlardan hareketle dile ilişkin geçmişimizi önemli ölçüde anlayabileceğimizi ileri sürüyor. Dünyanın pek çok

okumak için tıklayınız

Bağlar – Domenico Starnone “Özgürlük ile güvenlik arasında bocalayan kahramanlarıyla bir roman”

Bağlar, İtalya’nın en prestijli edebiyat ödülü Strega sahibi yazar Domenico Starnone’nin Türkçede yayımlanan ilk kitabı. Roman, on iki yıllık eşi Aldo’nun başka bir kadın için onu terk etmesi üzerine iki çocuğuyla tek başına kalan Vanda’nın mektubuyla açılıyor. İlk bakışta sıradan bir aile hikâyesi izlenimi uyandırsa da, Starnone bu romanda sosyal, ailevi, psikolojik ve ideolojik yapılar

okumak için tıklayınız

İtibarlar – Juan Gabriel Vasquez “Pusulasını şaşırmış zamanlar yaşıyoruz.”

Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, son romanı İtibarlar’da, her an, herkesin başına gelebilecek bir durumu, saygınlığın, güvenilirliğin, itibarın nasıl bir anda, geçmişteki bir olay yüzünden sarsılabileceğini, kamuya mal olmuş figürlerin mahrem hayatlarının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, nefes nefese okunan bir kurguyla anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Düşen Şeylerin Gürültüsü – Juan Gabriel Vasquez “Düşünmeden yaşanabilir, peki ya hatırlamadan yaşanabilir mi?*”

2014 Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülü’nü Kazandı. Hukuk fakültesinde öğretim görevlisi olan Antonio Yammara, uğradığı bilardo salonunda gizemli bir adam olan Ricardo Laverde ile tanışır ve arkadaş olur. Fakat Antonio’nun tüm sorularına rağmen Laverde, geçmişinden bahsetmekten ısrarla kaçınmaktadır. Ta ki bir gün elindeki kasedi dinleyebileceği bir yer bulması için yardım isteyene kadar. Kasedi dinleyip Şiir

okumak için tıklayınız

Gammazcılar – Juan Gabriel Vasquez

Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez’in Sebald, Borges, Roth ve Márquez gibi yazarlarla birlikte anılmasını sağlayan Gammazcılar adlı romanı, 2. Dünya Savaşı’nın Kolombiya’ya etkilerini bir ailenin geçmişle hesaplaşması üzerinden anlatıyor. Balzac’ın “Romanlar, ulusların özel tarihleridir” sözünü haklı çıkarırcasına, savaşın ülkesinde yarattığı ihanet ve

okumak için tıklayınız

Costaguana’nın Gizli Tarihi – Juan Gabriel Vásquez

Londra, 1903. Kolombiyalı Jose Altamirano, adını hatırlamak bile istemediği bir Karayip ülkesinden yeni gelmiştir. Bu sırada Joseph Conrad, sonunda Nostromo adını alacak yeni romanını yazamaya çabalamaktadır. Peşinden suçluluk ve pişmanlık duygularını sürükleyen Altamirano, bir insanın ve bir ülkenin başına gelebilecek en korkunç şeylere tanık olmuştur. Conrad’ınsa, Güney Amerika’da Costaguana Cumhuriyeti adını verdiği hayali bir ülkede

okumak için tıklayınız

Çarpıtma Sanatı – Juan Gabriel Vasquez

“Kurgu okumak bir uyuşturucudur; kurguların okuru bir bağımlıdır. Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi, onu açıklamaya yönelik her türlü teşebbüs mutlaka sınırlı kalacak, çünkü er ya da geç akıldışılık duvarına toslayacaktır.” Güney Amerika edebiyatının yıldızlarından, Düşen Şeylerin Gürültüsü romanıyla tüm dünyada büyük yankı uyandıran Kolombiyalı yazar Juan Gabriel Vásquez, Çarpıtma Sanatı ile kurgu edebiyatını (bir kez daha)

okumak için tıklayınız

Biricik Hikâye – Julian Barnes “hakikat ve aşk kavramlarının birbirlerinden ayrılamayacak kadar iç içe geçtiklerini anlatan roman”

19 yaşındaki üniversite öğrencisi Paul Roberts, kendisinden yaşça hayli büyük ve yetişkin iki kız çocuk sahibi bir kadın olan Susan Macleod ile bir tenis kulübünde tanışır ve aralarında giderek derinleşen ve derinleştikçe de boyutları karmaşıklaşan bir aşk oluşur. Susan Macleod’un evliliği yaşamının bir noktasında donup kalmış sözde bir evliliktir ve ancak alkolün sağladığı geçici unutuşlarla

okumak için tıklayınız

Katalanlar – Avrupa’da Ayrılıkçılık – Kıvanç ulusoy

Modern İspanya siyasi tarihinde Katalan bölgesel talepleri hep kritik önemde oldu. Katalan bölgeciliği 1930’ların sonundan 1970’lerin ortasına kadar İspanya’da siyasi rejimin en önemli hedeflerinden, yani Komünistler, Masonlar gibi en önemli düşmanlarından biri olarak kabul edildi. Franco rejimi İspanya’yı bölünmeden kurtarmak için bölgesel kimlikleri ve siyasi talepleri bastırmakta tereddüt etmedi. Milli devlet içinde merkezileşmeye karşı mücadele

okumak için tıklayınız

Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor.

‘Felaketler oldukça kimse asla özgür olamayacak’ 1947’de yayımlanan Albert Camus’nün “Veba” romanı “felaketin yazgıya dönüşmesi” gibi tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değiniyor. Camus, sadece vebaya bir başkarakter anlamı yüklemiyor, mekânı da bir karakter olarak kabul ediyor. Özellikle salgının hepten yükseldiği ve ölüm sayılarının her geçen gün arttığı günlerde bunu daha iyi gözlemleyebiliriz çünkü ölüler

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin ‘ölüler evi’ – Soner Sert

Dostoyevski’nin, cezasını çekmek üzere gönderildiği Sibirya’daki kamptan gözlemler içeren “Ölüler Evinden Notlar”, Çarlık Rusyası’nın gerçek yüzünü ve tüm yurttaşlarına yaşattığı adaletsizliği aktarıyor. Dostoyevski, mahkûmları psikolojik tahlilleri, bakış açısı ve çarpıcı yorumlarıyla ele alarak, bir bilim insanı tavrıyla izliyor. Henüz 25 yaşındayken yayımlanan ilk romanı İnsancıklar (1846) ile dikkat çeken ve hemen ardından yayımladığı İkiz (1846)

okumak için tıklayınız

Keşiş’in Torunları – Dersimli Ermeniler – Kâzım Gündoğan

Bu kitapta, gerek 1895 Kırım’ı, gerekse de 1915 Soykırımı’nda Dersim’de hem mülkiyetin el değiştirmesi hem de dilinden, dininden ve yaşadıkları topraklardan sürgün edilen Ermeni halkının giderek kültürel bütünlüğünü yitirişinin izleri takip ediliyor. Dersim Ermenileri yaşamlarını kurtarmıştır belki ama mülkiyetlerini, inançlarını ve sosyal statülerini kaybetmişlerdir. Soykırımdan kurtulan Ermeniler Dersim’de değişik aşiretlerin yanında var olma mücadelesi vermiş

okumak için tıklayınız

Çocuk Kalbi – Edmondo de Amicis “Çocuk gözünden bir toplumun birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanları anlatılıyor.”

Edmondo de Amicis’in ünlü romanı Çocuk Kalbi’nde, öğrenci Enrico’nun gözünden bir toplumun birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanları anlatılıyor. Üçüncü sınıfa giden Enrico, arkadaşlarıyla birlikte atıldığı maceraları günlüğüne not etmeye başlar: çalışkanlığıyla tanınan Derossi, önüne gelene zulmeden Nobis, herkese armağanlar dağıtan Garoffi ve yaramaz Franti… Bir yanda hastalıklar, zor dersler ve ağır işler; diğer yanda cambazların

okumak için tıklayınız

Korona Çağı – Murat Belge

Koronavirüs salgınının gelip geçmesinden sonra dünyanın aynı dünya olmayacağını söyleyenler tam ne demek istiyorlar, bilmiyorum. Bunu, ışıklı bir “yeni dünya”nın müjdesi olarak tanımlamıyorlar herhalde. Yaşaması, katlanması daha güçleşmiş bir dünyadan söz ettiklerini sanıyorum. Böylesi, benim zihnimde oluşan “fütüroloji”ye daha yakın. Salgın, şu ana kadar, bize “yeni” bir dünyanın çizgilerini göstermedi bence. Sanki belirli bir loşluk

okumak için tıklayınız

‘Yeraltından Notlar’: Yeraltı insanı kimdir? – Emek Erez

Dostoyevski’nin ünlü metni “Yeraltından Notlar” üzerine çokça yazılmış, neredeyse her bölümü sorunsallaştırılmış, yorumlanmış bir metin. Kitabın ilk bölümü bir manifesto gibi algılanıyor bile diyebiliriz modern bilim ve yaşama getirdiği eleştiri, modern insanın bireysel kaygıları, varlık ve hiçlik arasındaki sıkışmışlığı, her okurun kendisinden bir şey bulup özdeşleşmesine sebep olurken, metni yazardan ayrı tutamayan eleştirel okumalarla da

okumak için tıklayınız

Neoliberalizm Tıkandı, Bilişsel Kapitalizm Verelim

Covid-19 dünya çapında bir salgın. Ne ilk, ne son tarihteki. Can alıyor. Matematik ve eğriler korkutuyor. Henüz Kök-L mi yoksa Kök-S hücrelerden mi geçtiği bilimsel olarak kanıtlanmadı. Virüs sürekli mutasyona uğramaya devam ediyor ama yine de aşı umudu var. Virüsün geçirdiği mutasyonların yapay mı (insan eliyle) yoksa doğal yollardan mı gerçekleştiğini bilmiyoruz. Pasteur Enstitüsü’nün (yalan yanlış haberlerin ayyuka çıktığı

okumak için tıklayınız

Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman – Ayşe Hür

Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Savaş bitip de İngilizler ve müttefikleri, İttihatçı ve hele Ermeni öldürüşçülüğünün hesaplarını sormak yoluna gidince, ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır” der. Hakikaten de, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yenibahçeli Şükrü Bey, Deli Halit Paşa, Küçük Kazım, Hilmi, Nail Beyler, veya daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Kaya, Abdülhalik

okumak için tıklayınız

İkinci Hayat – Nurdan Gürbilek “evin hayatımızın merkezine oturduğu bir dünyada bizi evin gerçek ve mecazi, olumlu ve olumsuz anlamları üzerine”

“Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu zirveleri karla kaplı dağı ben yarattım. Dağda yanan ateş, ateşin başında toplanmış insanlar, insanların dinlediği hikâyeler benim eserim. Ama sadece bir yazı

okumak için tıklayınız

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem

Recaizade Mahmut Ekrem, 1896 yılında yazdığı “Araba Sevdası” adlı tek romanı ile gerçekçi (realist) roman akımının öncülerinden biri oldu. Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası romanı, bin sekiz yüzlerde İstanbul’un sosyete ve sefahat yaşamını konu alan bir romandır. Yazar Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat Edebiyatının sona erdiği, buna karşılık Servet-i Fünun edebiyatının ağır

okumak için tıklayınız