Yazar: cemalumit

Nazım Hikmet – Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları (seslendiren: Mümtaz Sevinç)

BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI 1 Senin adını kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım. Malum ya, bulunduğum yerde ne sapı sedefli bir çakı var, (bizlere âlâtı-katıa verilmez), ne de başı bulutlarda bir çınar. Belki avluda bir ağaç bulunur ama gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak… Burası benden başka kaç insanın evidir? Bilmiyorum. Ben bir başıma onlardan

okumak için tıklayınız

Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht

I Georgy Lukács’ın bazı denemelerinin, içerdikleri bunca değerli malzemeye rağmen neden tam anlamıyla doyurucu olmadıkları sık sık kafamı kurcalamıştır. Kendisine temel aldığı ilke çok sağlam da olsa, Lukács’ın gerçekliğe uzak düştüğünü sezmemek elde değil. Burjuva romanının, burjuvazi henüz ilerici bir sınıfken eriştiği yüksek düzeyden düşüş sürecini araştırır Lukács. Burjuva romanının klasik modellerini örnek aldıkları ve

okumak için tıklayınız

Ruhi Su: Dostlarım, kardeşlerim, canlarım; kaldırın başlarınızı yukarı

ÖĞÜTLER Dostlarım, kardeşlerim, canlarım Kaldırın başlarınızı Suçlular gibi yüzümüz yerde Özümüz darda durup dururuz Kaldırın başlarınızı yukarı Bize göz verildi, gözleyin diye Dil verildi, söyleyin diye Kulak verildi, dinleyin diye El, gövdede kaşınan yeri bilir Dert bizde, derman ellerimizdedir Ararsan bulursun Verirsen, alırsın İnanmazsan, gelir görürsün. Ruhi Su

okumak için tıklayınız

Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı – Erdem Sönmez

Erdem Sönmez’in Annales Okulu’nun Türk tarihyazımı üzerindeki etkisini ele alan bu incelemesi, Türkiye’nin düşünce tarihine dönük derin bir merak ve ilginin ürünü. Sönmez, Fuad Köprülü, Ömer Lütfü Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi Osmanlı tarihçiliğinin kurucu isimlerinin çalışmalarında, Annales Okulu’nun etkisinin izlerini sürüyor. Osmanlı tarihçiliğindeki paradigmatik değişimin kaynaklarına inmeyi amaçlayan bu çalışma, toplumsal ve

okumak için tıklayınız

“İhtiyarın vücudu hangi yana devrileceğini bilmediğinden ayakta durur”

Yaşlılığın mucizesi, ’83 1/4 Yaşındaki H. Groen’in Gizli Güncesi’ ve Wilhelm Schmid Onu her gece aynı pozisyonda, hep aynı koltukta karşısındaki dünyanın kaotik uğultusunu yansıtan mavi ışıklı kutuya dalgın bakarken görüyorum. Onları ayırabilecek hiçbir kuvvet yokmuş gibi birbirlerinin gölgesinde sessizce oturuyorlar. Mavi sabahlığı, ensesine gevşekçe tutuşturdu beyaz topuzu, hayat belirtisi göstermekten ürken ifadesiz yüzü, sınırlı

okumak için tıklayınız

Sosyal Darvwinizm’in faşizmle buluştuğu kavşak

Korona virüsü, Pankapitalist sistemin uygulayıcısı güçlü ülkelerin siyaset kadrosunun aymazlığını, akıl ve insaniyet dışı anlayışlarını açıkça ortaya koydu. Özellikle İngiltere Başbakanı Johnson ve ABD Başkanı Trump her ne kadar sonradan politikalarını gözden geçirdilerse de de baştaki söylemleriyle Sosyal Darwinizm’i çağrıştırdılar. Sosyal Darwinizm teorisi Thomas Robert Malthus’un “Nüfus Üstüne Bir Deneme” isimli çalışması ve Herbert Spencer’ın

okumak için tıklayınız

İnsanın Soru Sormasının Gerekçesi, Mazereti ve Sınırı Nedir? Eflâtun

Atinalı Sokrat (İÖ 469–399) uzlaşmaz karşıtlıklara meydan okumanın spekülatif filozoflar için yarattığı ikilemle başa çıkmanın yolunu ararken, Küçük Asya kıyılarından Sicilya’ya kadar Grekçe konuşan dünyaya yayılmış olan felsefi hareketlilik, Atina’da yoğunlaşarak, önderlerinden biri olan Perikles’in ifadesiyle “Hellas okulu” haline gelir. Atinalı bir taş ustasının oğlu olan Sokrat’ın Atina’nın felaketiyle sonuçlanan Sparta Savaşı’nda -temayüz etmese bile-

okumak için tıklayınız

Bir Zamanlar Anadolu’da – Nuri Bilge Ceylan filmini izle “Bir ülkenin otopsisi ve öldürülmeden diri diri gömülmesinin filmi”

BBC Culture tarafından yapılan oylama ile 36 farklı ülkeden toplamda 177 film eleştirmen “21. Yüzyılın En İyi 100 Filmi”ni oylamayla belirledi. Listenin 54. sırasında ise Bir Zamanlar Anadolu’da yerini aldı! “Bir Zamanlar Anadolu’da dramatik yapısıyla bana bir yandan Dostoyevski’yi, diğer yandan Çehov’u, hatta Gogol’u çağrıştırdı. Lirik yapısıyla da Tarkovski’yi, Zvyagintsev’i… Ama üzerinde biraz daha düşününce

okumak için tıklayınız

Bir korku metaforu olarak ev!

Hali, vakti, durumu ve uygunluğu olanların evlerine tıkıldığı ve belli ki bir süre daha bu halin devam edeceği zamanlardan geçiyoruz. COVİD 19 salgını, başladığı yerde Çin’de gerilemeye devam etse de belli ki Türkiye dâhil olmak üzere özellikle Avrupa ve ABD’de bir süre daha can almaya, günlük hayatı felç etmeye devam edecek. Becerebilenlerin kendilerini eve kapattıkları

okumak için tıklayınız

“Penceredeyiz sarmaş dolaş, kendimizi seyrediyoruz sokaktan”

Sokağa çıkma yasağının ilk günleriydi. Gece çöktü. İnsanlar dairelerinden balkona çıktılar. Cesaretlerini nağme olarak bestelemiş olanlar, siluetlerini ışıklı balkonlara sürüyerek yalnız veya çiftler halinde şarkılar söylemeye başladılar. Bir ülkenin krizde birleştiğini anlatan görüntüleri gördüğümde, Paul Celan’ın bir şiirinden bir dize düştü aklıma: “Penceredeyiz sarmaş dolaş, kendimizi seyrediyoruz sokaktan: Vakit erişti, herkesler bilsin bunu! Artık çiçek

okumak için tıklayınız

Vedat Türkali: Bu gün karanlıkta apansız / Bir çığlık yükseldi memleketten

950’DEN NOTLAR Yüce dağ başları dumanlı dumanlı Irmaklar yorgun ağır İnsanlar yapayalnız Nedir üstümüzdeki bu karanlık bulut Irgatın akşamlara kadar düşündüğü nedir Yabancı bandıralar bayraklar emirler Ne maviliklerde ferahlık ne toprakta güven yurda ölüm tüccarları kurulmuş Bu vatan bu millet bu bayrak Satılmaz diyenden hesap sorulmuş Yollar fabrikalar tarlalar Bir hançer altında amansız Dağ taş

okumak için tıklayınız

Ama özveri isteniyor önce, Çünkü et pahalılandı gene, Gelmiyor o gelecek – Bertolt Brecht

SİYAH PABUÇLAR Dullar ve yetimler sırada, Vadedildi onlara da, Güzel bir gelecek. Ama özveri isteniyor önce, Çünkü et pahalılandı gene, Gelmiyor o gelecek. Bir işçi evinin mutfağı. Anne patates soymakta. On üç yaşındaki kızı okul ödevini yapıyor. KIZ: İki Fenik verecek misin, anne? ANNE: Hitler Gençliği için mi? KIZ: Evet. ANNE: Para kalmadı ki. KIZ: Ama

okumak için tıklayınız

Hayat Yazısı / Jorge Semprun, Gerard de Cortanze

Gerard de Cortanze’nin Jorge Semprun’nun hayatını anlattığı biyografik kitabında, bizi Semprun’un yaşamında bir tür yazgıya dönüşecek siyasal serüveniyle edebi yolculuğunun izlerini taşıyan yeni bir serüvene taşır. “Semprun, son derece kendine özgü bir yazar. Onun anıları hem anı, hem tanıklık, hem karşılaştırma, hem bir çağın irdelenmesi, hem de sürekli yazarın -ya da bir bireyin- kendisini hesaba

okumak için tıklayınız

Corona sınavı ve çözüm anahtarı – Dr Suat Kamil Aksoy

Bu virüsün öldürücülüğü konusunda ifade edilenlerin mevcut rakamlardan türetilmiş tahminler olduğunu görüyorum hep. Kimse bu konuda yapılmış bir istatistik çalışmadan bahsetmiyor. Örneğin yüzde seksen kolayca atlatıyor şeklinde kanıta dayanmayan beyanlar var. Sonuçta saptanmış vakalardaki ölümlere bakarak bir şeyler söylenmiş oluyor. Saptanmamış nüfusta yayılmalar olduğu düşünülerek total öldürücülüğün miktarı daha düşük olarak varsayılıyor. Elde antikor testi

okumak için tıklayınız

“Yaşayan her şeye katılan kişi için vardır umut.” Erich Fromm

İnsancıllaşmış Bir Teknolojiye Doğru “Yaşayan her şeye katılan kişi için vardır umut.” Eski Ahit 9:4 Yalnızca birkaç kişinin açıkça gördüğü bir hayalet dolaşıyor aramızda. Şu bildiğimiz komünizm ya da faşizm hayaleti değil bu. Yepyeni bir tehlike. . Tek amacı maddi üretimi ve maddi tüketimi en üst düzeyde gerçekleştirmek olan, bilgisayarlar tarafından yönlendirilen, tümüyle makinalaşmış bir

okumak için tıklayınız

Yarasa Görünümlü Kelimeler Arasında – Bertell Ollman

YARASA GÖRÜNÜMLÜ KELİMELER ARASINDA I Bütün Marx okuyucularının karşılaştığı en zorlu sorun, Marx’ın kelimeleri “kendine özgü” kullanışıdır. Vilfredo Pareto, “Marx’ın sözcükleri yarasalar gibi; onlara bakan hem bir fare hem de bir kuş görebilir” diyerek, bu sorunu anlatmak için kullanılan klasik tanımlamayı yapıyor.9 Gerçekten de konumuzla ilgili bundan daha derinlikli bir gözlem yapılmış değil. Yıllar geçtikçe

okumak için tıklayınız

Bekle Beni şiirinin öyküsü “Senin yüzün benim kaderim”

Dünyanın en tanınmış, en bilinen savaş şiiri olan Bekle Beni ‘Zhdi Meny’, Konstantin Mikhailovich Simonov’un Valentina Serova’ya yazdığı şiirdir. Simonov, Kızıl Yıldız ve Savaş Bayrağı gazetelerinde çalışırken İkinci Dünya Savaşı başlamış, Alman orduları Avrupa’nın büyük bir bölümünü işgal ettikten sonra Sovyetler Birliği’ne girmişti. Moskova ile Stalingrad kuşatma altına alındı. Simonov, gazetesi tarafından savaş muhabiri olarak

okumak için tıklayınız

Küçük Ağaç’ın Eğitimi – Forrest Carter

Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap… Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam’ın acımasızca yok ettiği Çeroki’lere ithaf edilen bu kitap, insanı ‘umursayan’, acılarını ‘paylaşan’, yaşamın bütünselliğini ‘savunan’ bir kültürün mesajı… Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi… İnsani duyarlılığın görkemli direnişi… Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hakim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı

okumak için tıklayınız

Spinoza’nın Ethica’sı metafizikle başlar sonra tutkuların ve istemin psikolojisine geçer.

METAFİZİK BÖLÜMÜ Spinoza’nın Ethica’sı üç ayrı konuyle ilgilidir. Kitap metafizikle başlar sonra tutkuların ve istemin psikolojisine geçer. Sonunda daha önce anlatılan metafizikin ve psikolojiye dayalı bir ahlak sistemi koyar ortaya. Metafizik, Descartes metafiziğin düzeltilmiş (ıslah edilmiş) biçimidir. Psikoloji Hobbes’u anımsatır, fakat ahlak sistemi orijinaldir ve kitabın en büyük değerli yanıdır. Spinoza’nın Descartes’la ilişkisi, bazı bakımlardan

okumak için tıklayınız

Ecinniler’in Esin Kaynakları

“Saçlarını kısacık kestirip mavi gözlük takmak ve kendilerini nihilist olarak adlandırmak bazı genç kızlarımıza kendi ‘inanç’larına sahip olmak için yetermiş gibi geliyor. Bir bakıyorsunuz, yüreğinde insanlığın yararına olacak küçücük bir düşünce doğan biri, hemen kendini kimselerin hissetmediği şeyleri hisseden, genel gelişmenin önünde giden biri gibi görmeye başlıyor; ya da her nasılsa herhangi bir düşünceyi benimsemiş

okumak için tıklayınız