Yazar: Özgür Atlas

Ruhun Laboratuvarı: Jung, Felsefe ve İki Milyon Yıllık Miras

Jungish Ey okur! Şu Jung’un Psikolojisi dediğimiz derin ilim, meğerse sadece rüyalarımızla ve içsel çatışmalarımızla ilgilenmekle kalmıyormuş. Gelin görün ki, o, felsefenin en eski dertleriyle ve hatta hayvan davranışları bilimi (sosyobiyoloji) ile de el sıkışıp, bütün bir insanlık halini izah etmeye çalışıyormuş! Bu makale, bize Jung’un ruhunun ne kadar sınır tanımaz olduğunu gösteriyor. Tıpkı suyun

okumak için tıklayınız

Jung’un Ruhsal Serüveni: İsviçre Kliniğinden Evrensel Sırlara (1900–1935)

Jungish Ey okur! Siz zannedersiniz ki, bizim o derin filozof Carl Jung Efendi’nin o karmaşık, o arketip dolu dünyası, bir anda, bir oturuşta kurulmuş bir saltanattır. Hayır efendim! Bu Analitik Psikoloji dediğimiz ilim, tam otuz beş senelik bir gözlem, sabır, isyan ve içsel fırtınanın mahsulüdür! Gelin, bu büyük alimin 1900’den 1935’e kadar süren o entelektüel

okumak için tıklayınız

Jung’un Zihinsel Seyahati: 1902’den 1935’e Teorilerin Doğuşu ve Gelişimi

Jungish Ey okur! Şu bilim denen zımbırtı, öyle bir günde, bir oturuşta kurulmuş bir düzen değildir. Tıpkı bizim Carl Jung Efendi’nin o derin, karmaşık ve esrarengiz teorileri gibi. Bu makale, bize o büyük alimin 1902’den 1935’e kadar olan ruhsal ve entelektüel yolculuğunu, adeta bir zaman tünelinde gezdirerek anlatır. Bakınız, Jung’un kavramları nasıl birbiri ardına filizlenmiş,

okumak için tıklayınız

Sen Baba Ol, Sen Anne Ol: Terapideki Çocukluk Oyunu ve Yetişkinliğe Geçiş

Jugish Ey okur! Şu terapi odaları, sadece derin lafların edildiği yerler değil, aynı zamanda yeniden yaşanmış çocukluk dramlarının sahnelendiği bir tiyatrodur. Hasta gelir, divana uzanır ve farkında olmadan, çocukluğunun oyununu oynamaya başlar. İşte bu makale, bize “Sen Baba Ol, Sen Anne Ol” dediğimiz o meşhur oyunu anlatır. Bu, Jungcu ve psikanalitik teorinin temel taşı olan

okumak için tıklayınız

Herkesin Terapist Olduğu Bir Memleket: Komşuluk Divanında Kolektif Şifa

Jungish Ey okur! Şu psikoloji denen ilmi, sadece diplomalı, resmiyetteki doktorların tekelinde sanırsınız, değil mi? Hani o pahalı koltuklarda, loş ışıklar altında, derin laflar eden zümrenin işi… Lakin, Jung’un yolundan giden alimler diyor ki, en hakiki şifa, bazen o resmi odalardan değil, bizzat sokaktan, mahalleden, komşuluk ilişkilerinden gelir! İşte bu makale, bize her vatandaşın aynı

okumak için tıklayınız

Ruhun Yeni Dertleri ve O İnatçı Fransız Mektebi: Psikanaliz Yetiyor mu?

Doktor Bey, Dert Sadece Koltuğun Ucunda Değil, Hücrenin Yapısındadır! Yazar: Jungish (Eski Usul Çözümlerin, Yeni Çağın Çetrefilli Baş Ağrısı Karşısındaki Çaresizliği) Aziz Okuyucularım, Ey İlimde Gerçeği Arayanlar! Şu bizim ruh bilimi (psikiyatri) âlemi, öyle bir dertle boğuşuyor ki, sanırsınız bütün ilmî kitaplarımızı yeniden yazmamız gerek! Mesele, Psikanaliz dediğimiz o koca, saygıdeğer geleneğin, nörodiverjans gibi yeni

okumak için tıklayınız

Yanımdayken Soğuk, Uzaktayken Âşık: Ruhumuzdaki O Tuhaf Çözülme

Jungish Ey okur! Şu aşk denen illet, bazen ne garip tecellilerle gelir! Öyle insanlar tanırız ki, sevgili yanı başındayken birden buz keser, kalbi kaskatı kesilir. Lakin o sevgili, kapıdan çıkıp uzaklaştığı an, içindeki yangın alevlenir ve onu deli divane arar. Şimdi siz zannedersiniz ki, bu sadece bir kararsızlık ya da şımarıklık… Hayır efendim! Psikodinamik ilimler

okumak için tıklayınız

Korintliler’e Birinci Mektup’tan: Sevginin Yüce Sanatı ve İnsanlığın Eksikliği

Jungish Ey okur! Şu modern hayatımız, her şeyi ölçüp tartan, her şeyi yarışa döken bir pazardan ibaret değil midir? Kimin daha bilgili olduğu, kimin daha zengin konuştuğu, kimin daha büyük mucizeler yarattığı tartışılır durur. Lakin, aradan iki bin sene geçmiş, Aziz Pavlus Efendi’nin Korint cemaatine yazdığı o meşhur mektup, hala kulağımıza büyük bir hakikati fısıldıyor:

okumak için tıklayınız

Bugünün Dünyasında Jungcu Olmak: Ruhun Pusulasını Şaşırmamak

Jungish Ey okur! Şu modern hayatımız, bir hız, karmaşa ve yüzeyellik fırtınası değil midir? Herkes, elindeki o ufak telefona bakarak, dış dünyanın şamatasına kapılmış durumda. Peki, bizim o derinliği, anlamı ve ruhun sırrını arayan Jung Efendi’nin öğretileri, bu şımarık asırda ne işe yarar? İşte bu makale, bize bugünün dünyasında Jungcu kalmanın ne anlama geldiğini, yani

okumak için tıklayınız

Erkekliğin Buhranı ve Ruhsal Dengenin Şaşkınlığı: Gelecek Var mı, Yok mu?

Yazar: Jungish Ey okur! Şu feminist hareketler başladı başlayalı, toplumun kadın-erkek rollerinde büyük bir kargaşa çıktı. Kadınlar kendi içlerindeki gücü keşfedip haklarını ararken, bizim erkek taifesi ne yaptı dersiniz? Şaşkın ördek gibi dengeyi şaşırdı! Jungcu alimler diyor ki, erkekliğin geleceği üzerine düşünmek, sadece toplumsal bir tartışma değil, aynı zamanda derin bir ruhsal buhrandır! 💥 Babaların

okumak için tıklayınız

Sınırda Yaşayanlar ve Siyasetin Keskin Ucu: Toplumsal Parçalanmanın Acı Reçetesi

Yazar: Jungish Ey okur! Şu psikoloji denen ilim, meğerse sadece bireyin dertlerini değil, bütün toplumun marazını da izah ediyormuş! Biz, hep o huzursuz, inişli çıkışlı ruh halleriyle meşhur olan “Sınırda Yaşayan” (Borderline) hastalarını, sanki sadece terapi odasına aitmiş gibi düşünürüz. Lakin, Jungcu alimler diyor ki, bu sınır hali, sadece bir hastanın derdi değil, aynı zamanda

okumak için tıklayınız

Divan Üstünde Siyaset Fırtınası: Ruhsal Bütünlükten Kaçış ve O Büyük Yansıtma

Jungish Ey okur! Bilirsiniz, bu terapi odaları dediğimiz yerler, insanın kendi ruhuyla baş başa kaldığı, yalanlardan ve maskelerden soyunduğu, adeta bir mahrem sığınaktır. Lakin, son devirde görüyorum ki, kapıdan sığmayan o büyük siyaset fırtınası, camı çerçeveyi kırıp o divanın üstüne kadar sızmış! Şimdi siz zannedersiniz ki, hasta siyasi partisini savunuyor, haklı bir fikri dile getiriyor.

okumak için tıklayınız

Siyasetin Değil, Gölgenin Sesi: Terapide Kavga Çıkaran İnatçı Hastalar

Jungish Ey okur! Şu siyaset denen illet, sadece meclislerde, kahvehanelerde mi konuşulur sanırsınız? Hayır efendim! Meğerse o en mahrem sığınak olması gereken terapi odaları bile, bu siyasi hırs ve fanatizmden azade değilmiş! Bizim Jung Efendi’nin yolundan giden alimler diyor ki, bir hastanın terapide siyasetten bahsetmeye başlaması, genellikle siyasi bir görüşü savunması değil, kendi ruhundaki bir

okumak için tıklayınız

Japonya’nın Aynasındaki Kargaşa: 21. Yüzyılın 10 Acayip Filmi ve Bizim Hallerimiz

BFI (British Film Institute) makalesi, 21. Yüzyılın En İyi 10 Harika Japon Filmini listelemiş. Bu filmlerin modern Japon sinemasına ve toplumsal meselelere bakışına dair kısa bir değerlendirme yapmak istedik. Jungish Ey okur! Bizim şu modern hayatımız, bir curcunadan, bir keşmekeşten ibaret değil midir? Herkes birbirine benzemeye çalışır, ruhlar tek başına kalmaktan korkar, aile denen kutsal

okumak için tıklayınız

Dört Saatlik Günah Çıkarma Seansı: Uzayan Filmler, Kısalan İman ve O Etik Altı Fotoğrafçısı

Bu makale, daha önce ele aldığımız Sion Sono’nun “Love Exposure” filmini, yönetmenin kendi bakış açısıyla ve film festivallerindeki yankılarıyla inceleyen bir gazete eleştirisidir. Yazar: Jungish Aziz okur! Ne hallere düştük? Artık sanatımız bile doğal halinden çıkmış, aşırılığın ve perverliğin peşine düşmüş! Geçenlerde okudum, bir Japon mucidi (ismi Sion Sono imiş) kalkmış, tam dört saatlik bir

okumak için tıklayınız

Yaşamın Sınırında Bir Dans: Carlos Castaneda’nın Büyülü Dünyası ve İki Milyon Yıllık Aklımız

Jungish Ey okur! Şu bilim denen zımbırtının her şeyi çözdüğünü, mantık denen nalbantın her hayale gem vurduğunu sanırsınız, değil mi? Ama ne vakit ki, akla sığmayan, göze görünmeyen o esrarengiz işlere kapılırız; işte o zaman anlarız ki, bizim iki milyon yıllık aklımızın bile çözemediği sırlar mevcuttur. İşte size, Amerika diyarından çıkan ve bütün entelektüellerin kafasını

okumak için tıklayınız

Hayatın Üç Acı Hakikati: Memenin Sırrı, O Yatak Odasının Perdesi ve Ölümün Soğuk Nefesi

Yazar : Jungish Ey okur! Şu fani dünyada yaşarız, güleriz, ağlarız… Lakin, ne kadar aklımızla bilirsek bilelim, kalbimizle bir türlü kabul edemediğimiz öyle hakikatler vardır ki, bunlarla yüzleşmemek için kırk takla atarız. Bilim dünyasından bir alim (ismi Money-Kyrle imiş) kalkmış, demiş ki, “Biz üç şeyi doğuştan biliriz, lakin duygusal olarak keşfetmekten kaçarız!” Bakınız, bu üç

okumak için tıklayınız

Günahın ve Sevabın Ortasında: Bir Papazın Oğlu ve İç Çamaşırı Fotoğrafçısı

Sion Sono’nun en uzun ve belki de en iddialı filmi olan “Love Exposure” (愛のむきだし / Ai no Mukidashi) filmini izlediniz mi ? 4 saat yalnız ve japon kültürünü anlamak istiyorsanız izleyin. Nefret üçlemesinin ilk filmidir. Diğer filmlerine dair de yazılarımızı siteden okuyabilirsiniz. Yazar: Jungish Ey okur! Şu fani dünyada en büyük tehlike, insanın rol yapmakla

okumak için tıklayınız

Soğuk Balık ve Sıcak Kan: Mahallemizin Sessiz Kasabının Dehşet Veren Hikâyesi

Yazar: Jungish Aziz okuyucum, şu fani dünyada en çok neyden korkarız? Elbette ki bilinmeyenden. Lakin ben size derim ki, asıl korku, yanı başımızdaki sıradanlık maskesinin altında yatan o korkunç bilinenden gelmelidir. Hani bizim mahallede, dükkânını sessiz sedasız açıp kapayan, kimseye zararı dokunmayan, herkese “Eyvallah” çeken o silik esnaf vardır ya… İşte Japonya diyarından gelen “Cold

okumak için tıklayınız

Süs Havuzunun Sırrı: Bir Mükemmeliyet Budalalığı ve Cinayetin Şehri

Yazar: Jungish Ey ahali! Şu İstanbul’a bakınız. Dışı pırıl pırıl, kuleler dikilmiş, Beyoğlu caddeleri temizlenmiş. Herkesin elinde en son çıkan telefon, hanımların üzerinde en pahalı elbiseler… Lakin, bu cilalı yüzeyin altında ne gibi çürümüşlükler ve ne gibi gizli kapaklı işler döndüğünü kim bilir? İşte size Japon Diyarı’ndan gelen, lakin bizim Üsküdar’da, Nişantaşı’nda da yüzlerce benzeri

okumak için tıklayınız