Yazar: Özgür Atlas

Tarihin En Karanlık Zihinlerine Yolculuk: Jung’un Gözünden Hitler, Mussolini ve Stalin!

1938 yılında Pulitzer ödüllü gazeteci H. R. Knickerbocker ve 1939 yılında Rahip Howard L. Philp, ünlü psikanalist Dr. Carl Gustav Jung ile dünyayı sarsan tarihi röportajlar gerçekleştirdiler,,,. Jung, bu söyleşilerde siyasetin çok ötesine geçerek 20. yüzyılın en büyük üç diktatörünü (Hitler, Mussolini ve Stalin) psikolojik bir ameliyat masasına yatırdı,,,. Ortaya çıkan teşhisler, bu liderlerin kitleleri

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un 75. Yaş Günü Anısına Yonttuğu Taşın Gizemi

C.G. Jung’un 75. yaş günü anısına yonttuğu bu taş, ortasında küçük bir figür bulunan bir mandala taşıdır ve üzerindeki semboller ile yazıtlar “bireyleşme (individuation) sürecinin” özünü bütünüyle temsil etmektedir. Taşın üzerindeki sembollerin ve metinlerin detaylı anlamları şunlardır: Taşın Kendisini Kişileştirmesi (Gizemli Metin): Taşın üzerindeki oldukça şifreli bir metin, taşı şu sözlerle konuşturur: “Ben bir yetimim,

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Saatli Bomba ve Yüzümüzdeki Maskeler: C.G. Jung’un Tarihi Belgeselinden Çarpıcı İnciler!

Jung On Film 1957 yılındaki röportaja dair Dr. Carl Gustav Jung’un o meşhur belgesel röportajında Jung, kelimelerin izini sürerek başladığı bu uzun soluklu sohbetinde, ruhumuzun en karanlık dehlizlerinden insanlığın en büyük tehlikesine kadar muazzam bir ufuk turu atıyor. Gelin, Jung’un o sakin ama sarsıcı ses tonuyla anlattığı, “içimizdeki o yabancı”ya dair büyüleyici sırları birlikte keşfedelim!

okumak için tıklayınız

Psikoloji Tarihinin En Karanlık Aşk Üçgeni: ‘Biri Temelim, Diğeri Kokum!

C.G. Jung’un eşi Emma Jung ile eski hastası ve asistanı Toni Wolff arasındaki ilişki, psikoloji tarihinin en karmaşık, zorlu ve acı verici aşk üçgenlerinden birini oluşturur. Hem tarihsel kayıtlara hem de Morris West’in kaynaklarda yer alan Fanus adlı romanındaki yansımalarına göre, bu ilişki keskin bir rekabet, büyük fedakârlıklar ve mecburi bir kabulleniş üzerine kuruluydu. Tarihsel

okumak için tıklayınız

Bir Dehanın İnsani Yüzü: C.G. Jung ile Dört Eşsiz Temas!

C.G. Jung’un sadece kitaplarındaki teorileriyle değil, bizzat karşısındaki insana dokunuşuyla da nasıl dönüştürücü bir etkiye sahip olduğunu hiç merak ettiniz mi? Michael Fordham tarafından derlenen “Contact with Jung” (Jung ile Temas) adlı kitaptan alınan dört farklı anı, bu büyük bilgenin şaşırtıcı, iyileştirici ve zaman zaman “telepatik” yönlerini gözler önüne seriyor. Gelin, zaman makinesine binip Jung’un

okumak için tıklayınız

“Şeytanlar Yeni Kurbanını Arıyor”: C.G. Jung’un Gözünden Almanya’nın Savaş Sonrası Ruhsal Çöküşü!

Avrupa harabeye dönmüş, İkinci Dünya Savaşı henüz sona ermişken, sapanlar susmuş ama zihinlerdeki enkaz tüm dehşetiyle ortalığa saçılmıştı. Tam bu tarihi kırılma anında, Mayıs 1945’te, C.G. Jung Die Weltwoche gazetesi için Peter Schmid’e “Almanların Savaş Sonrası Ruhsal Problemleri” üzerine sarsıcı bir röportaj verir. Koca profesör, bir ulusun cinnetini askeri ya da politik bir dille değil,

okumak için tıklayınız

Zürih’in Karlı Sokaklarında: Charles Baudouin’in Gözünden 1945 Kışı

Tarihler 10 Ocak 1945 Çarşamba gününü, yani İkinci Dünya Savaşı’nın o dondurucu ve zorlu son kışını gösterirken, psikanalist ve yazar Charles Baudouin Zürih’teydi. C.G. Jung ile olan temaslarından da tanıdığımız bu Cenevre Üniversitesi profesörü, günlüğünün 1945 yılına ait bölümüne şehri yavaş yavaş tanımaya başladığını belirterek; adeta bir ressamın fırçasından çıkmışçasına şu soğuk ama canlı Zürih

okumak için tıklayınız

Savaşın Karanlığında Parlayan Umut: C.G. Jung’un Gözünden İnsan Ruhunun Bilinmeyen Köşeleri!

1942 yılının o karanlık yaz ayları… Avrupa İkinci Dünya Savaşı’nın kanlı pençesinde kıvranırken, Mihver devletleri tarafından dört bir yanı kuşatılmış İsviçre’de hayat diken üstünde devam etmektedir. Müttefikler için savaşın en umutsuz ve en karanlık günlerinin yaşandığı bu dönemde, Fransız-İsviçreli sanat tarihçisi Pierre Courthion, Zürih’in Seestrasse 228 numaradaki o meşhur inziva köşesinde, C.G. Jung ile tarihi

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Canavarı Susturmak: Jung’un Diktatörler Analizinden Hayati Dersler!

Dr. Carl Gustav Jung’un 1938 ve 1939 yıllarında gazeteci H.R. Knickerbocker ve Howard L. Philp ile yaptığı o meşhur söyleşilere değinmiş, dünyayı ateşe atan diktatörlerin psikolojik röntgenini çekmiştik. Hatırlarsanız o konuşmamızda Jung’un çarpıcı tespitlerini masaya yatırmıştık: Stalin’in kurnaz bir “Sibirya kaplanı”, Mussolini’nin güce tapan bir “Şef”, Hitler’in ise Alman halkının bilinçdışındaki aşağılık kompleksine megafon olan

okumak için tıklayınız

Canavara Dönüşen Uluslar ve Diktatörlere Tanı Koymak!

1938 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın o kanlı cehenneminin hemen öncesinde karşımızda ünlü Amerikalı gazeteci H.R. Knickerbocker ve onun çapraz sorguya aldığı, Zürihli Dr. Carl Gustav Jung var. Gazeteci soruyor, koca profesör dünyayı kasıp kavuran o üç büyük diktatörü (Hitler, Mussolini ve Stalin) siyasetin değil, psikanalizin o keskin neşteriyle ameliyat masasına yatırıyor. Ortaya çıkan tablo mu?

okumak için tıklayınız

1938 Oxford Kongresinde İrade, Gençlik ve Ölüm!

Ey fani ! Bugün zaman makinemizi 1938 yılının yaz aylarına, İngiltere’nin o tarihi ve puslu üniversite kenti Oxford’a kuruyoruz. 10. Uluslararası Psikoterapi Kongresi toplanmış ve kürsüde başkan sıfatıyla yine o meşhur Zürihli zihin hafiyesi, Doktor Carl Gustav Jung var. Çeşitli ülkelerden gelen hekimlerin soru yağmuruna tutulan Jung, öyle ilham verici, öyle sarsıcı yanıtlar veriyor ki,

okumak için tıklayınız

Analitik Psikoloji Bir Din mi? C.G. Jung’un Olaylı Veda Yemeğinden Sızan Çarpıcı Gerçekler!

1936 yılının sonbaharı… Carl Gustav Jung, Harvard’daki konferanslarının ardından İngiltere’ye yelken açmadan hemen önce, 2 Ekim akşamı yakın dostlarıyla bir veda yemeğinde buluşur. Ancak bu yemekten önce yaşananlar tam bir trajikomedidir; Jung’un asistanı bir seminerdeki slayt gösterisinde o kadar beceriksizce davranmış, resimleri o kadar birbirine katmıştır ki, Jung bu sinir bozucu olayın ardından “Hayatımda hiç

okumak için tıklayınız

İçimizdeki 2 Milyon Yaşındaki Bilgeye Uyanmak: Jung’un Gözünden “İlerleme” ve Rüyaların Sırrı!

Sürekli hızlanan, teknolojik yeniliklerin başımızı döndürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Her gün yeni bir “ilerleme” haberiyle uyanıyor, akıllı telefonlarımıza, gökdelenlerimize bakarak atalarımızdan ne kadar üstün, ne kadar gelişmiş olduğumuzu düşünerek böbürleniyoruz. Ancak, 1936 yılında Harvard Üniversitesinin 300. yıl kutlamaları için Amerika’ya gelen ünlü psikanalist Carl Gustav Jung, The New York Times’a verdiği o sarsıcı röportajda bu

okumak için tıklayınız

Kabile Reisleri, Büyücüler ve Diktatörlüğün Psikolojisi: C.G. Jung’un Siyasi Analizlerine Eleştirel Bir Bakış

Sevgili okurlar, bugün Carl Gustav Jung’un zihin okuyan dedektifliğinden siyaset bilimi arenasına adım attığı, oldukça kışkırtıcı ve bir o kadar da tartışmalı bir röportajını masaya yatırıyoruz. 1936 yılında, Avrupa’nın üzerinde İkinci Dünya Savaşı’nın kara bulutları toplanırken Jung, The Observer gazetesine “Diktatörlüğün Psikolojisi” başlıklı sarsıcı bir mülakat verir. Gelin önce Jung’un kitleleri peşinden sürükleyen diktatörlerin zihin

okumak için tıklayınız

Psikanalizin “Titanik” Anı: Freud ve Jung’un Amerika Yolculuğu

Tarih 1909… Atlantik Okyanusu’nu aşan bir gemide, psikoloji dünyasının kaderini değiştirecek iki adam yan yana oturuyordu: Sigmund Freud ve halefi olarak gördüğü genç meslektaşı Carl Gustav Jung. Amerika’daki Clark Üniversitesi’nden aldıkları davet, teorilerini dünyaya tanıtmak için altın bir fırsattı. Ancak yedi hafta süren bu yolculuk, bir dostluğun zirvesi değil, devasa bir kopuşun başlangıcı olacaktı. Rüyaların

okumak için tıklayınız

Divandan Laboratuvara: Freud’un Tahtı Neden Devrildi? (mi ? )

Bir zamanlar “bilinçaltının kâşifi” olarak yere göğe sığdırılamayan, her entelektüel tartışmanın başköşesinde oturan Sigmund Freud, bugün neden popüler kültürde sadece “puro içen ve her şeyi cinselliğe bağlayan yaşlı adam” karikatürüne dönüştü? Freud’un fikirlerinin düşüşü bir gecede olmadı; bu, üç koldan gelen bir kuşatmanın sonucuydu. 1. İlaç Devrimi ve Biyolojik Psikiyatri (1950 – 1980) Freud’un altın

okumak için tıklayınız

Jung’un Amerika gözlemleri günümüz toplumları için ne ifade ediyor?

Jung’un Amerika üzerine yaptığı gözlemler, modern toplumların karşı karşıya olduğu teknolojik, materyalist ve aşırı dışa dönük yaşam krizini anlamamız için çarpıcı uyarılar barındırır. Amerika’nın kurduğu devasa sistemler ve makineler üzerinden yaptığı bu analizler, günümüzün hız ve tüketim odaklı kültürlerinin ruhsal haritasını çıkarır. Tek Tipleşme ve “Yaşam Standardı” Yanılgısı Jung, Amerika’nın tekdüzelik, hız ve tamamen dışsal

okumak için tıklayınız

Karanlık Sırların Aynası: Dr. Jung ile “Fanus” Üzerine Kurgusal Bir Röportaj!

Bugün kurgusal bir zaman makinesine biniyor ve dünyaca ünlü yazar Morris West’in o sarsıcı Fanus romanının sayfaları arasına, 1913 yılının sisli Zürih’ine dalıyoruz! Bir yanda ensest, cinayet ve karanlık fantezilerle dolu bir geçmişi olan, soylu ve güzel hasta Magda Kardoss von Gamsfeld; diğer yanda ise kendi zihninin dehlizlerinde kaybolmaktan ölesiye korkan, psikanalizin dev ismi Dr.

okumak için tıklayınız

Jung’a göre bir insanın kendi “yaşam felsefesini” kurması neden bu kadar kritiktir?

C.G. Jung’a göre modern insanın kendi yaşam felsefesini (veya dünya görüşünü) inşa etmesi, her şeyden önce kitle psikolojisi içinde yok olmamak ve nevrozların kurbanı olmamak için hayati bir zorunluluktur. Ortaçağ’da insanların bilinçdışı, kilisenin ve mutlak inançların içinde güvenle barınırken, günümüzde bu koruyucu yapılar çökmüş ve içimizdeki devasa ruhsal enerji açığa çıkmıştır. Jung, bu boşlukta bireyin

okumak için tıklayınız

Analitik psikoloji bir din değilse nasıl bir yaşam felsefesi sunar?

C.G. Jung, analitik psikolojinin kulağa bir din gibi gelse de aslında bir din olmadığını kesin bir dille belirtir. Kendisinin bir misyonu veya mesajı olan dini bir lider değil, yalnızca anlamaya çalışan bir filozof, yani eski anlamıyla bir “bilgelik aşığı” olduğunu ifade eder. Analitik psikoloji, modern insana dogmatik bir inanç sistemi yerine, bireysel deneyime ve cesarete

okumak için tıklayınız