Yazar: Özgür Atlas

Carl Gustav Jung’un rüyalarında karşılaştığı İlya ve Salome karakterleri,

İlya (Elijah) Neyi Simgeler? Salome Neyi Simgeler? Özetle İlya ve Salome; Jung’un kendi zihinsel karmaşasına bir amaç arayışı sırasında ortak bilinçdışının kuyusundan çıkardığı, baba, kadın, cinsellik ve bilgelik kavramlarıyla yüzleşmesini sağlayan çok katmanlı sembollerdir.

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga İzdivaçların İçyüzü: Carl Jung’un Gölgesindeki Kraliçe, Emma Jung!

Ey fani ! Geçenlerde size Tatavla’dan Paris’e uzanan “ölüm tüccarı” Zaharoff’un karanlık işlerinden dem vurmuştum. Bugün ise rotamızı İsviçre’nin o soğuk, o dumanlı dağlarına, “zihin doktorlarının”, ruh hafiyelerinin mahrem odalarına çeviriyoruz! Konumuz, şu meşhur psikanalist Carl Gustav Jung’un hem karısı, hem asistanı, hem de dert küpü olan zavallı ama bir o kadar da dirayetli Emma

okumak için tıklayınız

Şu Alafranga Dünyanın İpsiz Sapsız İşleri: Tatavla’dan Paris’e Bir “Ölüm Tüccarı”nın Portresi

Ey fani ! Bugün size, şu yaldızlı Avrupa kıtasında ne dolaplar, ne fırıldaklar döndüğünü gösteren bir hikâyeden, Morris West’in Fanus adlı o meşhur romanından fırlayıp gelmiş bir zat-ı muhteremden bahsedeceğim. Öyle bir zat ki, adına Basil Zaharoff derler; kimileri ona “Avrupa’nın gizemli adamı”, kimileri ise düpedüz “ölüm tüccarı” adını takmıştır. Gelin görün ki bu tehlikeli

okumak için tıklayınız

Don McGowan’ın “What Is Wrong with Jung” (1994) adlı Kitabı Üzerine

Don McGowan’ın “What Is Wrong with Jung” (1994) adlı kitabı, Carl Gustav Jung’un teorilerine ve metodolojisine yönelik sistemli ve sert bir eleştiri niteliği taşır. Kitap, Jung’un bir “bilim insanı” olmaktan ziyade, bilimsel yöntemleri kendi teolojik ve mitolojik görüşlerini doğrulamak için kullanan bir düşünür olduğu tezini savunur. 1. Metodolojik Eleştiri ve Bilimsel Disiplin Eksikliği McGowan’ın en

okumak için tıklayınız

Fransa’nın Psikanalitik Çıkmazı: Otizmde Freud’un Gölgesi ve Göz Ardı Edilen Faydalar

Kanıtın Reddi: Kuramın İnatçılığı ve İnsani Desteğin Değeri Yazar: Jungish (Koltuğa Uzanmak Her Derdi Çözmez, Ama Konuşmak Bazen Bir Köprü Kurar.) Aziz Okuyucularım, Ey Bilim ve Gelenek Arasında Kalanlar! Fransa’nın otizm meselesi, psikoloji tarihinde bir utanç lekesi olarak anılmaya devam ediyor. Bu, bilimsel kanıtların, köklü ve güçlü bir entelektüel geleneğin (psikanalizin) inatçılığı karşısında nasıl yenik

okumak için tıklayınız

Teşhislerin Ötesinde: Halk İçin Psikoterapi ve İnsanın Kendi Hikayesine Dönüşü

Günümüzde psikoterapi, genellikle klinik odalarına hapsolmuş ve sadece “iyileştirilmesi gereken bir hastalık” olarak görülen ruhsal durumları hedefleyen bir araç olarak algılanıyor. Ancak R.D. Laing’in öncülük ettiği ve bugün James Hollis ile Rachel Aviv gibi düşünürlerin yankılarını sürdürdüğü “halk için psikoterapi” anlayışı, bize çok farklı bir şey fısıldıyor: Ruhsal sancı, çözülmesi gereken bir tıbbi sorun değil;

okumak için tıklayınız

Dünyada, psikiyatri klinikleri ve hastane deneyimlerinden yola çıkılarak geliştirilen halka açık psikoterapi uygulamaları

Dünyada, psikiyatri klinikleri ve hastane deneyimlerinden yola çıkılarak geliştirilen halka açık psikoterapi uygulamalarına dair çeşitli örnekler mevcut. Bu uygulamalar genellikle klinik araştırmalar, hasta geri bildirimleri ve psikoterapi yöntemleri (örneğin, Bilişsel Davranışçı Terapi – BDT) temel alınarak oluşturulmuş. Aşağıda, araştırmama dayanarak öne çıkan örnekleri, kimler tarafından geliştirildiği, ne yaptıkları ve klinik/hasta deneyimlerine dayalı yönlerini özetliyorum. Bu

okumak için tıklayınız

Her kıtadan, hasta haklarını ve deneyimini merkeze alan özgün halk psikoterapisi ve klinik uygulama örnekleri

Dünya genelinde 7 kıtayı kapsayan bir tarama yaptığımızda, psikiyatrik bakımın “kapalı kapılar ardındaki hastanelerden” çıkıp “toplum temelli, hak odaklı ve insan onuruna yaraşır” bir yapıya büründüğünü görüyoruz. İşte her kıtadan, hasta haklarını ve deneyimini merkeze alan özgün halk psikoterapisi ve klinik uygulama örnekleri: 1. Güney Amerika: Radio La Colifata (Arjantin) Dünyanın en ilham verici “damgalanma

okumak için tıklayınız

İllüzyon Sarayı: Freudyen Mitolojinin Yükselişi ve Çöküşü üzerine Jungiyen Bir Bakış

Modernitenin Devrilen Kalesi: Psikanaliz Neden Bir “Ev Eşyası” Haline Geldi ve Neden Çöküyor? Yazar: Jungish (Freud’un Divanının Altında Saklanan Dedektiflik Hikayesi) Aziz Okuyucularım, Ey Mitlerin İçinde Gerçeği Arayanlar! Bugün size, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un inşa ettiği o görkemli **”İllüzyon Sarayı”**nın nasıl sarsıldığını, Frederick Crews gibi “revizyonist mareşallerin” bu kaleye nasıl gülleler yağdırdığını ve Carl Jung‘un

okumak için tıklayınız

Antisosyal Sosyallik: Hep Birlikte, Ama Aslında Yapayalnız

Georg Simmel bir zamanlar sosyolojinin temel sorusunu sormuştu:“Toplum nasıl mümkün oluyor?” Bugün soruyu biraz daha sokak ağzına çevirsek şöyle derdik: “Madem herkes bu kadar bencil,nasıl oluyor da hâlâ apartman aidatı ödeniyor, metrobüs çalışıyor,hayat tamamen dağılmıyor?” Modern kapitalist toplumda, toplumsallığımızın temeli tam da birbirimize karşı kayıtsızlığımız. Yani:Birbirimize muhtacız ama birbirimiz umurunda değiliz.O da buna Kant’tan ödünç

okumak için tıklayınız

Freud’un Kürsüsünden: Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular – Ruhun Gerçeklik Prensibine Kurban Edilmesi

Marion Woodman’ın “Yaralı Damat” adlı eserinin 5. Bölümü, bilinçdışına itilmiş, harap edilmiş erilliğin (ravaged masculinity) çeşitli tezahürlerini—Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular—inceleyerek, bireyin psikolojik özgürleşme yolculuğunu anlatır. Peki, bu derin Jungiyen analizin karşısında, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud yer alsaydı, bu kurban ve tiran döngüsü hakkında neler söylerdi? Freud’un gözünden, bu bölümün ana temaları, Jungiyenlerin mistik kaçışları ve

okumak için tıklayınız

Otistik Ruhun Labirenti: Arketipsel Canavarlar ve Sağlamcılığın İhaneti

Jungcu Gözle Farklılık Kompleksi: Beden, Neden Dev Bir Yamyama Dönüştü? Yazar: Âkil Bîçare (Fantezilerimiz, Sadece Kişisel Annemizin Değil, Kolektif Korkumuzun Aynasıdır.) Sağlamcı Toplumun dayattığı zorba otoriteleri konuşmak lazım I. Arketipin Aktivasyonu: “Korkunç Anne” ve Normalin Dayatılması Engelli bir çocuğun zihinsel sürekliliği henüz tam gelişmediği için, çevresindeki gerçekliği doğuştan gelen psişik imgelere (arketipsel formlara) göre şekillendirir.

okumak için tıklayınız

Jung’un Otobiyografisindeki “Son Dönem Düşünceleri”

Jung’un otobiyografisindeki “Son Dönem Düşünceleri” bölümü, onun yaşamının son demlerinde din, kötülük problemi, insan bilincinin evrendeki işlevi, bireyselleşme ve sevgi (Eros) üzerine ulaştığı en derin felsefi ve psikolojik sentezleri içerir. Üç ana alt başlıkta işlenen bu düşünceler şu şekilde özetlenebilir: 1. Kötülük Problemi ve Tanrı İmgesindeki Çatlak Jung, bu bölümde özellikle Hıristiyanlığın dogmatik yapısını ve

okumak için tıklayınız

Jung ve İmgeler

Jung, otobiyografisinin “İmgeler” bölümünde 1944 yılında ayağının kırılmasının hemen ardından geçirdiği ağır kalp krizi sonucunda, ölümün eşiğindeyken (kendi deyimiyle komadayken) yaşadığı ve hayat felsefesini derinden sarsan ölüme yakın deneyimlerini ve vizyonlarını anlatır. Bu bölümde genel olarak, ruhun dünyevi bağlardan kopuşunu, zaman ve mekânın ötesine geçişini ve evrensel bütünlüğü (benliğin tam gerçekleşmesini) deneyimlemesini ele alır. Jung’un

okumak için tıklayınız

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da Dizanteri tedavisi Gördükten Sonra) Gördüğü Kutsal Kâse Rüyası

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da dizanteri tedavisi gördükten sonra) gördüğü Kutsal Kâse rüyası, onun kendi kültürel köklerine ve asıl görevine geri dönmesini sağlayan güçlü bir uyarı ve uyanış anlamı taşır. Bu rüyanın içeriği ve Jung için taşıdığı anlam kaynaklara göre şu şekilde özetlenebilir: Rüyanın İçeriği: Jung rüyasında, yoğun Hindistan deneyimlerinin tam ortasında olmasına rağmen tamamen Avrupai bir

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung ve Hindistan Yolculuğu

Jung, 1938 yılında Kalküta Üniversitesi’nin 25. kuruluş yıldönümü için İngiliz hükümetinden aldığı davet üzerine Hindistan’a gitmiştir. Bu gezi, Jung’un sadece yeni bir kültürü gözlemlediği değil, aynı zamanda kendi içsel gerçeğini, Batılı kimliğini ve analitik psikolojisinin rotasını netleştirdiği bir dönüm noktası olmuştur. Hindistan yolculuğunun öne çıkan noktaları, Jung’un öğrendikleri, kendi sürecine katkıları ve eleştirileri kaynaklara göre

okumak için tıklayınız

Çorak Toprağın Tedavisi: Engelli Bedenin Kâsesi ve Yeni Eril Bilinç

Balıkçı Kral’ın Yarası: Sağlamcı Sistemin Kısırlığı ve İyileşme Çağrısı Yazar: Âkil Bîçare (Eski Dünya Ölüyor, Yeni Bir Bedenleşme (Enkarnasyon) Doğmalı!) Aziz Okuyucularım, Ey Gerçeği Değiştirecek Soruyu Arayanlar! Marion Woodman’ın bu son bölümü, bütün bir medeniyetin psikolojik olarak nasıl çoraklaştığını (The Waste Land) ve bu kısırlığın, engelli ve otizmli bireyin ruhunda nasıl yankı bulduğunu inceler. Bu

okumak için tıklayınız

“Yalnızca Yaralı Bir Doktor İyileştirebilir”: Jung’un Gözünden Terapist Olma Sanatı ve Analiz Süreci

Modern psikoterapinin öncülerinden Carl Gustav Jung için terapi, soğuk bir klinik odasında uygulanan teknik bir işlemden çok daha fazlasıydı. O, “Ne kadar insan varsa o kadar da yöntem vardır” diyerek, insan ruhunun standart kalıplara sığdırılamayacağını savunurdu. Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler, onun terapiye yaklaşımının kuramsal kitaplardan değil, bizzat hastalarıyla yaşadığı sarsıcı deneyimlerden doğduğunu gösterir. Peki,

okumak için tıklayınız

Jung ve Parapiskolojiye İlgisinin Nedenleri

Jung’un parapsikolojiyi derinleştirmesi ve Freud’un buna şiddetle karşı çıkması, basit bir ilgi alanı farklılığı değil, bilinçdışının doğasına dair temel bir psikodinamik çatışmadır. Jung için parapsikoloji, bilinçdışının nesnel gerçekliğine açılan bir kapıyken; Freud için bu alan, bilimsel teorisini tehdit eden, bastırılması gereken “karanlık bir güçtür”. 1. Jung Neden Derinleştirdi? (Bilinçdışının Otonomisi) Jung’un parapsikolojiye ilgisi, batıl inançtan

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung hastalarından neler öğrenmiştir ?

Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler adlı eserinde hastalarından edindiği deneyimlerin, kitaplardan öğrendiklerinden çok daha değerli olduğunu vurgular. Ona göre, “Hastalarım bana insan yaşamının gerçeklerini öğretti”. Jung’un teorisini şekillendiren, yöntemlerini değiştirmesine neden olan ve onu kişisel olarak etkileyen önemli vakalar ve bunlardan çıkardığı dersler şunlardır: 1. “Ayakkabı Dikme Hareketi Yapan” Kadın ve Şizofreninin Anlamı Jung, Burghölzli Akıl

okumak için tıklayınız