Yazar: Özgür Atlas

Baba Katli mi, Özgürleşme mi? Jung ve Freud’un Büyük Kopuşunun Anatomisi

Psikoloji tarihinin en büyük “aşk ve nefret” hikayelerinden biri, hiç şüphesiz Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud arasındakidir. Bir yanda Viyana’nın dahi ama dogmatik babası Freud, diğer yanda Zürih’in mistik ve asi oğlu Jung. Bu ilişki, 1907’de Viyana’da gerçekleşen ve tam 13 saat süren o efsanevi ilk buluşmayla başladı, 1913’te ise sessizliğe gömülen bir mektupla

okumak için tıklayınız

Winnicott’a Göre Jung İle Freud Arasındaki Kopuşun Nedenleri

D.W. Winnicott, Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler üzerine yazdığı eleştiride, Jung ile Freud arasındaki kopuşu entelektüel bir anlaşmazlıktan ziyade, Jung’un kendi ruh sağlığını koruma zorunluluğuna dayanan klinik bir nedensellikle açıklar. Winnicott’un analizine göre bu kopuşun temel dinamikleri şunlardır: 1. “Psikotik” ve “Nevrotik” Zemin Farkı Winnicott’a göre Freud ve Jung, temelde farklı psikolojik zeminlerde çalışıyorlardı. Freud,

okumak için tıklayınız

Jung’un “Yeniliği” Bir Bilimsel Devrim mi, Yoksa Parçalanmış Bir Ruhun Hayatta Kalma Kılavuzu mu?

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza ne gelir? Bilge bir şifacı, arketiplerin kâşifi, ruhun derinliklerine inen cesur bir kahraman mı? Belki de bu romantik tabloyu biraz kazımanın ve “Jung”un ardındaki gerçeğe, yani o dönemin ruhuna ve Jung’un kendi ruhsal patolojisine bakmanın zamanı gelmiştir. Jung’un psikiyatriye getirdiği “yenilik” olarak gördüğümüz şeyler –Kolektif Bilinçdışı, Benlik (Self), Bireyleşme– gerçekten

okumak için tıklayınız

Jung ve İlk Psikiyatrik Çalışmaları

Jung’un Zürih’teki Burghölzli Akıl Hastanesi’nde 1900 yılında başlayan asistanlığı ve ardından gelen ilk psikiyatrik çalışmaları, dönemin yerleşik psikiyatri anlayışından radikal bir kopuşu ve hastanın iç dünyasını anlamaya yönelik yeni yöntemlerin geliştirilmesini kapsar. 1. Literatürü Tarama ve Gözlem Dönemi Jung, 1900 yılının Aralık ayında göreve başladığında, kendini adeta bir “dünya manastırına” kapanmış gibi hissetmiştir. Psikiyatrik düşünce

okumak için tıklayınız

Jung’un Parapiskoloji, Okültizm, Simya, Gnostisizm ve Astrolojiyle İlişkisi Nasıl Başlamıştır ?

Jung’un parapsikoloji, okültizm, simya, astroloji ve mistisizm gibi “bilim dışı” görülen alanlara olan ilgisi, çocukluğundaki açıklanamayan deneyimlerden başlayıp, üniversite yıllarındaki somut olaylarla pekişen ve olgunluk döneminde tarihsel/psikolojik bir zemine oturan ömür boyu süren bir araştırmadır. 1. Parapsikoloji ve Okültizm: Üniversite Yılları ve “Poltergeist” Olayları Jung’un bu konulara bilimsel merakı üniversite yıllarında başlamıştır. Bir arkadaşının babasının

okumak için tıklayınız

Jung ve Nietzsche

Jung’un Nietzsche okumaları ve ona dair değerlendirmeleri, hayranlık, korku ve derin bir psikolojik analizin iç içe geçtiği karmaşık bir süreci yansıtır. Jung, Nietzsche’yi kendisi için hem bir “paralel kader” hem de büyük bir “uyarı levhası” olarak görmüştür. Jung’un Nietzsche ile ilgili deneyimi ve değerlendirmeleri şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Başlangıçtaki Çekince ve Korku Jung, tıp

okumak için tıklayınız

Genç Jung’un Yol Ayrımı: Üniversite Yılları, Yoksulluk ve Ruhların Peşinde

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza genellikle yaşlı, bilge, pipo içen ve insan ruhunun derinliklerini çözen o ikonik figür gelir. Ancak Jung her zaman böyle değildi. 19. yüzyılın sonlarında Basel Üniversitesi’nin koridorlarında dolaşan Jung; parasızlık çeken, geleceği hakkında kararsız ve içinde taşıdığı iki farklı kişilikle boğuşan genç bir öğrenciydi. Bu yazıda, analitik psikolojinin kurucusunun üniversite yıllarında

okumak için tıklayınız

D.W. Winnicott’un, C.G. Jung’u Analizi

Winnicott, Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler Adlı otobiyografisini inceler ve. International Journal of Psycho-Analysis’teki (1964) eleştiri yazısı yazar. Bu yazıda Winnicott, Jung’un yaşamını ve teorisini psikanalitik bir perspektifle, özellikle nesne ilişkileri kuramı üzerinden radikal bir şekilde yeniden yorumlar. Winnicott’un Jung analizindeki temel saptamalar ve bunların nedensellik bağları şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Temel Teşhis: “İyileşmiş Çocukluk

okumak için tıklayınız

Carl G. Jung’un 1 ve 2 Numaralı Kişiliklerinin Psikodinamiği

Jung’un “Anılar, Düşler, Düşünceler” adlı otobiyografisinde ve Winnicott’un analizinde detaylandırıldığı üzere, Jung’un 1 ve 2 Numaralı kişilikleri birbirine zıt karakter özelliklerine, ilgi alanlarına ve zaman algılarına sahipti. Jung, bu iki kişiliğin iç dünyasında neler yaptığını ve nasıl hissettiğini şu şekilde tanımlar: 1 Numaralı Kişilik: “Okul Çocuğu ve Günlük Benlik” 1 Numaralı kişilik, Jung’un dış dünyaya

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Anne ve Babasının Psikodinamiği

Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler adlı otobiyografisi ve D.W. Winnicott’un Jung’a dair yazdığı eseri incelediği psikanalitik eleştirisi ışığında; Jung’un anne ve babasının psikodinamiği, ebeveynlerin kendi içsel çatışmalarının Jung’un kişiliğinde nasıl bir bölünmeye ve sonrasında bir iyileşme çabasına yol açtığı üzerinden yorumlanabilir. 1. Anne Figürü: İkili Kişilik ve Depresyon Jung’un annesi Emilie Jung, Jung’un iç dünyasındaki bölünmenin

okumak için tıklayınız

Hastalığın ‘İkincil Kazançları’ Kavramı Jung’un Nevroz Analizinde Ne Anlama Geliyor?

Jung’un kendi yaşam öyküsünde ve nevroz analizinde “ikincil kazançlar”, hastalığın kişiye sağladığı “gerçeklikten kaçış” olanağını ve sorumluluklardan sıyrılma avantajını ifade eder. Jung, bu kavramı çocukluğunda yaşadığı ve “nevrozun ne olduğunu öğrendiği” bayılma nöbetleri deneyimi üzerinden somutlaştırır. Jung’un deneyimine göre ikincil kazançların işleyişi şöyledir: Özetle, Jung için nevrozun ikincil kazancı, kişinin yaşamın zorluklarıyla yüzleşmek yerine hastalık

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Çocukluğunda Yaşadığı Bayılmaların Nedeni Neydi ?

Jung’un on iki yaşında yaşadığı bayılma nöbetlerini yenme süreci ve bu süreçten çıkardığı dersler, onun karakter gelişiminde ve psikolojiye dair ilk kavrayışlarında kritik bir rol oynamıştır. Bayılma Nöbetlerini Nasıl Yendi? Jung’un nöbetleri yenmesi, dışsal bir tedaviyle değil, kendi iradesiyle ve gerçeklikle sert bir şekilde yüzleşmesiyle gerçekleşmiştir: Neler Öğrendi? Bu deneyim, Jung’un kendi psikolojisi ve yaşam

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un Erken Çocukluk Deneyimleri

C.G. Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler adlı otobiyografik eserine ve D.W. Winnicott’un incelemesine dayanarak; Jung’un doğumu, bebekliği, çocukluğu ve ergenlik döneminde yaşadığı önemli olaylar ve içsel deneyimler kronolojik bir akışla aşağıda sunulmuştur: 1. Doğum ve Bebeklik (1875 – 1878) 2. Erken Çocukluk (3 – 6 Yaş) 3. Okul Çağı ve Oyunlar (6 – 11 Yaş) 4.

okumak için tıklayınız

Goethe’nin Faust Eseri, Jung’u Nasıl Etkiledi ?

Goethe’nin Faust eseri, Jung’un “1 No” ve “2 No”lu kişilikleri arasında yaşadığı gerilim ve yabancılaşma hissi için “mucizevi bir merhem” işlevi görerek iyileştirici bir rol oynamıştır. Bu iyileşme süreci şu temel faktörlerle gerçekleşmiştir: 1. Yalnızlık Duygusunun Sona Ermesi ve Aidiyet Jung, Faust‘u okuduğunda, bu eserin Goethe’nin kendi “2 numaralı kişiliğinin” bir ürünü olduğunu fark etmiştir.

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Çocukluğunda ve Gençliğinde Deneyimlediği “1 No” ve “2 No”lu Kişilikler, Onun Analitik Psikoloji Teorisini Nasıl Etkiledi ?

Jung’un çocukluğunda ve gençliğinde deneyimlediği “1 No” ve “2 No”lu kişilikler, onun analitik psikoloji teorisinin temel yapı taşlarını, özellikle Ego, Bilinçdışı, Benlik (Self) ve Kişileşme (Individuation) kavramlarını doğrudan şekillendirmiştir. Bu kişisel bölünme, sadece biyografik bir detay değil, teorisinin deneysel zeminidir. Bu iki kişiliğin Jung’un teorisine yansımaları şu başlıklar altında özetlenebilir: 1. Ego ve Benlik Ayrımı

okumak için tıklayınız

Carl G. Jung’un “1 No.” ve “2 No.” Olarak Adlandırdığı Kişilikleri

Jung’un “1 No.” ve “2 No.” olarak adlandırdığı kişilikleri arasındaki çatışma, bir tarafın diğerini yok etmesiyle değil, Jung’un bu iki kişiliğin işlevlerini anlaması, onları birbirinden ayırması ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde bütünleştirmesiyle çözüme kavuşmuştur. 1. Belirleyici Rüya ve 1 Numaranın Seçilmesi Çatışmanın çözümündeki dönüm noktası, Jung’un gördüğü kritik bir rüyadır. Rüyasında fırtınalı bir havada, elinde titrek

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung’un Çocukluk ve Eğitim Yılları

Carl Gustav Jung’un çocukluk ve eğitim yılları, onun iç dünyasında derin bir bölünmüşlük, yalnızlık ve anlam arayışı olarak yankı bulmuştur. Bu dönemler, onun ileride geliştireceği psikolojik kuramların temelini oluşturan deneyimlerle doludur. Jung’un bu yıllardaki içsel yansımaları şu başlıklar altında toplanabilir: 1. İki Farklı Kişiliğin Ortaya Çıkışı (1 No. ve 2 No.) Jung’un iç dünyasındaki en

okumak için tıklayınız

Cezalandırmak mı, İyileşmek mi? Modern Dünyanın “Karanlık” Adaletine Onarıcı Bir Balta!

Hepimiz aynı gemideyiz ama bazılarımız sürekli gemiden aşağı atılıyor. Sosyal medya linçleri, bitmek bilmeyen “iptal” (cancel) listeleri ve hataları birer infaz gerekçesine dönüştüren o buz gibi sistem… Peki, birini toplumun dışına itmek gerçekten adaleti sağlıyor mu, yoksa sadece yeni yaralar mı açıyor? Dönüştürücü Adalet (Transformative Justice), bugün her zamankinden daha acil bir ihtiyaç. AWN’in (Otistik

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin “Ucuzluk” Tuzağı: Sistemi Yeniden Düşünmek

Dünya ekonomisi son 700 yıldır tek bir sistemin hakimiyeti altında: Kapitalizm. Ancak bu sistem sadece parayla değil; hayatın en temel unsurlarını “ucuzlatma” becerisiyle ayakta kalıyor. Akademisyen ve aktivist Raj Patel, Jason W. Moore ile birlikte kaleme aldığı Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi kitabında, kapitalizmin krizlerini nasıl bu “ucuzlatma” süreciyle aştığını ve bu döngüden nasıl

okumak için tıklayınız

Trigant Burrow ve Demokratik Psikiyatri

Trigant Burrow (1875-1950), klasik psikiyatrinin “otoriter” yapısını yıkarak psikoterapiyi halka ve topluluğa indiren en radikal öncülerden biridir. Onun çalışmaları, hastayı sadece bir “vaka” olarak görmekten çıkarıp, toplumsal bir bütünün parçası olarak ele alan Grup Analizi (Group Analysis) disiplininin temelini atmıştır. Burrow’un halk ve topluluk için yaptığı devrim niteliğindeki çalışmalar şunlardır: 1. Hiyerarşiyi Yıkmak: “Doktor-Hasta” Eşitliği

okumak için tıklayınız