Bir Cenevre Sakininden Çağdaşlarına Mektuplar – Mahir Ergun

Giriş
Henri de Saint-Simon ya da Saint-Simon kontu Claude Henri de Rouvroy, Engels’in deyişiyle Fransız Devrimi’nin çocuğu…

1760 yılında bir kont olarak doğan Saint-Simon, 19 yaşında Lafayette ile birlikte Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmış, 1789 İhtilali’ni kıyıdan izlemiş, devrim sonrasında bir dönem, parçalanan milli araziler üzerinde spekülasyon yapmış, bu sırada bir başkasıyla karıştırılarak tutuklanmış, Robespierre’in düşüşünden sonra serbest kalmış ve bir devrin sonunda, kaynayan bir Avrupa’nın orta yerinde, bir kont ve Malta Şövalyesi olarak başladığı hayatını, 1825 yılında yalnız bir filozof olarak sonlandırmıştır.

Saint-Simon’un hayatı üzerine pek çok şey yazılabilir elbette; ancak bu, okumakta olduğunuz girizgâhın amacını aşar. Yine de bazı şeyleri hatırlatmadan geçemeyeceğiz.

Saint-Simon hayatı boyunca cebinde ilginç “tasarı”larla dolaşan bir adam oldu. Daha 23 yaşındayken Meksika Valisi’ne Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayacak bir kanal tasarısı sundu. Ne var ki tasarısına pek değer verilmedi. Zira Amerika Kıtası’nın böylesi bir kanalla tanışması için 130 yıl daha beklemesi gerekti. Ancak Saint-Simon kanal tasarılarından vazgeçmeyecek ve dört yıl sonra İspanya Maliye Bakanlığı’na Guadalquivir nehrini okyanusa bağlayacak bir kanal tasarısı sunacaktı.

Tasarıları yalnız kanallarla sınırlı kalmadı. Saint-Simon yalnız mühendisliğe değil, fizyolojiye, kimyaya, edebiyata ve her zaman en özgün kavrayışlara yakından ilgiliydi. Cenevre Mektupları da bu tasarıların bir devamı kabul edilebilir.

Elbette Saint-Simon yalnız tasarılar oluşturmakla uğraşmıyordu. Örneğin bir detay olarak belirtmekte yarar var ki, sosyalizmin ilk ideologlarından kabul edilen Saint-Simon’un, Augustin Thierry, August Comte gibi uzun süre unutulmayacak adamların hayatlarına bir dönem hocaları olarak girdiği bilinir.

Gelelim bizim neden Saint-Simon’dan söz etmeğe ve yazdıklarını Türkçeye çevirmeye ihtiyaç duyduğumuza.

Gündoğusu Sanat Kuramları Atölyesi’nde sanatın avangard niteliği üzerine çalışırken, bu tanımlamanın sahibi Saint-Simon’dan söz etmeden geçemezdik. Ancak çokluk Anti-Dühring sayfalarından tanınan bu ütopyacı sosyalistin eserlerinden hiç birinin Türkçeye tercümesi bulunmuyordu (bizim bilmediğimiz bir tercümenin varlığından haberi olan varsa, lütfen bizi tekzip etsin). Nihayet koşullar bizi, hem avangardı daha iyi anlamak hem de bundan sonraki Anti-Dühring okumalarında, Engels’in Türkçe okurlarının – ve tabi kendimizin- ütopyacı sosyalizmi daha iyi kavramasını sağlamak adına bu işin altına girmeye zorladı.

“Bir Cenevre Sakininden Çağdaşlarına Mektuplar” ya da yaygın ifadeyle “Cenevre Mektupları”, Saint-Simon’un 1803 yılında yayımladığı ilk eseridir. Engels’in de andığı ve sosyalizmin ilk metinlerinden sayılan bu eserde Saint-Simon üç sınıfa ayırdığı toplumun, ulus ve sınıf farkı gözetmeden her bireyinin katılacağı bir iştirakle, bir takım bilimciler ve sanatçılar seçmesini ve toplumun idaresinin, bu bilimci-sanatçı konseyine teslim edilmesini savunuyor. Çünkü O’na göre, sürgit devam eden acıların önüne yalnız toplumun bu avangard (askeri birliklerin öncü kolu) unsurları geçebilir. Biz de Saint-Simon’un eserlerini Türkçeye aktarmaya, bu ilk eseriyle başlamayı uygun gördük.

Yazarın toplumu üç sınıfa ayırdığını belirtmiştik. Mektuplarında da her sınıfa ayrı bir hitapla yöneliyor. Biz de, tamamını üç bölümde yayımlayacağımız eserin bu sayıdaki ilk bölümünde, yazarın “Birinci Sınıf”a yönelik hitabına yer veriyoruz.

Çevirimizi, Felix Markham tarafından hazırlanan ve “Social Organization, The Science of Man and Other Writings” adıyla 1964 yılında Harper Torchbooks’tan çıkmış olan kitapta yer alan İngilizce metinden gerçekleştirirken, Oxford University Press’ten “The Political Thought of Saint-Simon” adıyla 1976 yılında çıkan ve Ghita Ionescu’ya ait İngilizce çeviriden de istifade ettik.

Son olarak şunu da belirtmekte yarar var, Fransızca metinde yazar “bir arkadaşının önerilerine” de yer veriyor. Bizim çeviriyi gerçekleştirdiğimiz kaynaklar her halde metnin özüne doğrudan bir etkisi bulunmadığından olacak, bu bölüme ve “Yanıt” başlığı altında yazarın teşekkürlerini sunduğu satırlara yer vermemişler, dolayısıyla bu satırlar bizim çevirimizde de bulunmuyor. Yine de Fransızca metinde “Arkadaşımın Önerisi” başlığıyla yer alan bölümün ve bu önerilere verilen yanıtın bulunduğu yeri, çevirdiğimiz metinde *** işaretiyle belirttik.
Sanatçı ve aydınların genel bir avangard niteliğe haiz oldukları kuşkulu da olsa, her zaman çağının epeyce ilerisinde “tasarılar”la ortaya çıkmış olan ve Engels’in, “Hegel’le birilikte çağının en ansiklopedik kafası” diye nitelediği Saint-Simon’un avangardlığı her halde herkesçe kabul görür.
Mahir Ergun

BİRİNCİ MEKTUP

Artık genç değilim. Hayatım boyunca gözlem yaptım ve bunları etkin olarak aktardım, mutluluğunuz tüm emeklerimin tek gayesi olmuştur. Sizin için yararlı olabileceğini düşündüğüm bir tasarı hazırlamış bulunuyorum ve huzurunuza sunmayı teklif ediyorum.

Newton’un hatırası şerefine bir iştirak oluşturalım; herkes, durumu ne olursa olsun dilediği kadar bağış yapsın.

Her iştirakçi üç matematikçi, üç fizikçi, üç kimyacı, üç fizyolog, üç yazar, üç ressam, üç müzisyen seçsin. İştirak ve seçilenler her yıl yenilensin; ancak (bu yenilemelerde) herkes aynı kişileri tekrar tekrar seçmekte serbest olsun.

Toplanan meblağ, en çok oy alan üç matematikçi, üç fizikçi vs. arasında bölüşülsün.

Bu yıl bağışları toplamak için Londra Kraliyet Cemiyeti[1]’nin başkanını davet edelim. Sonraki yıllarda bu şerefli görev en çok bağışı yapan kimseye verilsin.

Şunu bir kural olarak belirleyelim ki seçilenler, aranızdaki belirli bir gruptan şan, mevki ya da para kabul edemesin; ama kendi hassalarını dilediği gibi kullanmakta serbest olsun.

Dehanın insanları daha sonra kendi kendilerinin ve sizlerin değerli bir mükafatıyla gönüllerini eğleyebilirler. Bu mükafat, onları kabiliyetleri dahilindeki tüm hizmeti size sunmalarını olanaklı kılacak tek yere koyacaktır. Bu en dinamik akılların tutkusu haline gelecek ve onları sizin huzurunuzu bozacak faaliyetlerden vazgeçirecektir.

Nihayet, bu vesile ile, aydınlanmanızın gelişmesi için çalışanlara liderlerini vermiş olacak, bu liderlere muhteşem bir prestij sağlayacak ve geniş bir sermaye gücünü onların tasarrufuna sunmuş olacaksınız.

* * *

Bu tasarıyı doğrudan insanlığa sundum, çünkü insanlığın tamamını ilgilendiriyor; fakat hemen yürürlüğe konduğunu görmek gibi saçma bir umut beslemiyorum. Başarısının her zaman, insanlık üzerinde büyük etkisi olan kişilerden aldığı desteğin düzeyine bağlı olduğunu düşünmüşümdür. Onların desteğini almanın en iyi yolu ise, konuyu mümkün olduğunca aydınlatmaktır. Bu amaçla söylemlerimi üç sınıfa ayırmış olduğum insanlığın farklı kesimlerine yöneltiyorum.

İlk sınıf, sizin ve benim de dahil olmaktan şeref duyduğum, insanlığın ilerleme sancağının altında yürüyenlerdir ki bilimcileri, sanatçıları ve tüm hür düşünceli insanları kapsar.

İkinci sınıfın sancağında “Yeniliğe hayır.” yazılıdır. Birinci sınıfa dahil olmayı hak etmeyen tüm mülk sahipleri ikinci sınıfa dahildirler.

Üçüncü sınıf ise “eşitlik” şiarı etrafında toplananlardır ki insanlığın geri kalanını oluştururlar.

Birinci sınıfa söyleyeceklerim şunlardır:

İnsanlığa sunduğum plandan her kime söz ettiysem, kısa bir tartışma neticesinde kabul etti. Hepsi, başarı dilediklerini; fakat tamamen başarısız olabileceği yönünde de endişeleri bulunduğunu belirtti.

Görüşlerindeki bu benzerlik bende, bulacağım her adamın, ya da en azından çoğunun, aynı düşüncede olacağı izlenimini yaratıyor. Eğer bu öngörü doğruysa, amaçlarımın karşısındaki tek engel, ataletin gücü olacak.

Siz, bilimciler, sanatçılar. Ve sizler de, güçlerinden, servetlerinden bir şeyleri aydınlanmanın gelişimine vakfedenler. Sizler insanlığın, muhteşem bir entelektüel güce ve yeni bir fikri kavramak için en iyi hassalara sahip olan sınıfısınız.

Sizler iştirakin başarısıyla en doğrudan ilgili olanlarsınız; ataletin gücünü alt etmek size düşüyor. Haydi matematikçiler, öncü koldakiler, başlayın!

Bilimciler ve sanatçılar, insan aklının güncel halini dehanın gözüyle inceleyin. Amme efkârının hükümdarlık asasının elinize düştüğünü göreceksiniz; cesurca kavrayın onu! Siz, kendinize ve çağdaşlarınıza mutluluğu getirecek güce sahipsiniz. Gelecek kuşakları şerden, hanidir çektiğimiz ve hâlâ çekmekte olduğumuz acılardan siz kurtarabilirsiniz. İşte bu yüzden hepiniz, iştirake katılın!

HENRİ DE SAİNT-SİMON
Çeviren: Mahir Ergun

[1] Londra Kraliyet Cemiyeti, The Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge. 1660 yılında kurulmuş olan bilimciler topluluğudur. Newton, Faraday gibi ünlü İngiliz bilginleri bu topluluğun üyesiydiler. (ç.n.)

Yazının Kaynağı: Gündoğusu Sanat ve Düşün Dergisi
http://www.gundogusu.net/

Yorum yapın

Daha fazla Mektup
Vatansız Gazeteci – Cilt 1 (Sürgün Öncesi) – Doğan Özgüden

Bu kitap, 12 Mart 1971 askerî faşist darbe döneminde vatandaşıktan çıkarılan Doğan Özgüden?in ?Vatansız Gazeteci? adlı anı kitabının ?Sürgün öncesi?...

Kapat