Biraz hayat, biraz mizah – Elif Kutlu

türkçe_sözlü_hafif_mizahVedat Özdemiroğlu’nun yazılarından müteşekkil ‘Türkçe Sözlü Hafif Mizah’, aslına bakılırsa eğlenceli dost sohbetlerinin kağıda dökülmüş hâli. Yazdıklarıyla, yaşadıklarını her daim komik olanla katıştıranların safına geçen Özdemiroğlu, gözleri satır aralarında gezinen okurlarının çoğunlukla tebessüm etmelerini ve gülerken düşünmelerini, düşündükçe yaşananların zamanla nasıl parodiye dönüştüklerini gösteriyor; biraz soluklanmayı sağlamanın ötesine geçmiyor.

Kendi kendimize konuşmalarımız, yakınlarımıza/tanıdıklarımıza anlattıklarımız, yanımızdan geçip giden ya da her an karşımıza çıkabilecek karakterleri betimlememiz, fona yaşadığımız şehri taşıyıp hissettiklerimiz, sevdiklerimiz, sevindiklerimiz, bir türlü sevemediklerimiz, düşündüklerimiz, üzdüklerimiz, bizi yasa boğanlar, ilmek ilmek işlenen hatıralar… İşte bunların ve çok daha fazlasının toplamıdır hayat. Kimi zaman yanımızdakilere, çoğu zaman kendimize harıl harıl anlattığımız; kâh dönüp güldüğümüz kâh esefle anımsadığımız kâh bir türlü unutamadığımız anılar bütünü. “Hayatımı yazsam roman olur”dan çok “memleketimden insan manzaraları” klişesine daha çok yakışan ve geriye dönüp baktığımızda hikâye, tespit, gözlem ya da tecrübe olmuş bir dolu yaşanan an. Pek tabii ki herkesin değil ama kimilerinin hayatı bu.

Mizah dünyasından tanıdığımız kalemlerden Vedat Özdemiroğlu’nun seçkisi “Türkçe Sözlü Hafif Mizah” tam da “kimileri” diye bahsettiklerimizi yansıtıyor. Yazdıklarıyla, yaşadıklarını her daim komik olanla katıştıranların safına geçen Özdemiroğlu, gözleri satır aralarında gezinen okurlarının çoğunlukla tebessüm etmelerini ve gülerken düşünmelerini, düşündükçe yaşananların zamanla nasıl parodiye dönüştüklerini göstermek istiyor gibi.

Erol Tamer tarafından seçip düzenlenen, yazarın kendisi tarafından tekrar gözden geçirilen, 1987’den bu yana sürdürdüğü mizah yazarlığı deneyimiyle “Uykusuz”, “Cumhuriyet”, “Kafa”, “İstanbul Life”, “Haftalık”, “Media Cat” ve “Milliyet” gibi mecralar için yazdığı, memlekette olan biten bazı meselelere ayna tutan 60 küsur yazıda, okurlarının alışık olduğu üsluptan hiç vazgeçmiyor Özdemiroğlu. Düşündürecekse de, eğlendirecekse de, anıları hatırlatıp gözlerin uzaklara takılmasını sağlayacaksa da hafifçe tebessüm ettirme misyonundan vazgeçmiyor; biraz soluklanmayı ve gülmeyi sağlıyor.

Önce her yaşından hâllerini bir araya getirip insanların dünden bugüne geçirdiği değişim hakkında konuşuyor, ardından yazdığı polisiyelerle “nam salan” Ahmet Ümit’i bir polisiyenin maktulü olarak çıkarıyor okurun karşısına. Bazen “düşman” denilenlerin arasında yer almaktan bahsediyor kısaca, bazen televizyonda izlediklerinden yola çıkarak zihninde tezahürü belirenlerden. Bir yazıda Karaköy’ü güzellerken diğerinde Burgaz Ada’yı yerlere göklere sığdıramıyor. Bol reytingli, bol sezonlu, bol entrikalı dizilere de laf etmeden duramıyor. Sarayda olup bitenlerle günümüzü bir araya getirmekten keyif alıyor sanki. Sonra ya ilkokuldaki öğrencilerin tiplerini betimliyor tek tek ya da bir tatilde karşılaşılabilecek tipleri. Kendince oluşturduğu mitoloji sözlüğünü de paylaşmayı es geçmiyor. Reklam dünyasına da şöyle inceden dokundurup kapanışı yapıyor.

Geriye ne mi kalıyor? Sadece hafif bir tebessüm ve sonradan akla belki gelecek -belki de hiç gelmeyecek- anlatılar bütünü. Vedat Özdemiroğlu’nun yazılarından müteşekkil “Türkçe Sözlü Hafif Mizah”, aslına bakılırsa eğlenceli dost sohbetlerinin kağıda dökülmüş hâli. Kimi zaman -erkek mizahçıların vazgeçilmezi olarak- cinsiyetçi, kimi zaman -mizahçıların “alametifarikası” olarak- “pek bir zeki”, kimi zaman -olması gerektiği kadar- düşünceli, kimi zaman -sorgulanmaya değmeyecek kadar- gereksiz, kimi zaman -zihindeki ışığı gösterecek kadar- yaratıcı, kimi zaman -sorgulamanın gerekliliğini hatırlatacak kadar- eleştirel…

Türkçe Sözlü Hafif Mizah
Yazarı : Vedat Özdemiroğlu
Yayınevi : İletişim Yayınları

Kaynak: https://kultursanat.halkbank.com.tr

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Mizah
Cingöz Recai’den Peyami Safa’ya: Açık Mektup

Sayın Bayım, Bilmiyorum ne kadar oluyor, bir gün elime, fukara cüzdanı kılığında bir kitap uzattılar, ve: - Cingöz! dediler, bak,...

Kapat