Tenar?ın Hayatından Toplumsal Cinsiyete Bakış * – Elif Kutlu

Ursula Le Guin?in Yerdeniz serisinin ikinci kitabının (2) kahramanı Tenar. Sahnedeki başrol oyuncusu bu kez bir kadın; kısıtlamaların, bağnazlıkların içine sıkışmış bir kadın. Tenar, çocukluktan kadınlığa geçiş sürecinde. Kadınlar bilirler, aslında bu süreç büyümeyi, kendini var etmeyi gerektiren bir süreç. Bu nedenle Tenar?ın dönüşümü bir kız çocuğunun kadınlığa geçiş aşamasının metaforu olarak düşünülebilir.
Başlangıçta her şey son derece sıradan. Bir kız çocuğu var; adı, Tenar. Koşuyor, oynuyor evinin bahçesinde, her şey yolunda gidecek sanıyor. Sonra etrafını kadın olmasının zorlukları sarıyor. Karşına hiç bilmediği, tanımadığı anlamlarla yüklenmiş insanlar çıkıyor: Rahibe Kossil ve Rahibe Thar. Bu iki kadın Tenar?ın Arha (Yutulmuş) olmasına sebep olan ve onu bir dönüşüm sürecine sürükleyenler. Arha kadınlığını kurarken onların doğrularıyla/yanlışlarıyla kuruyor kendisini. ?Ben kimim?? sorusuna ?artık sen yutulmuş?sun?(s.15) cevabını veriyor kendi kendine ?Thar ve Kossil sayesinde. Çünkü o, Thar ve Kossil?in de emrinde oldukları, o çok korktukları isimsizlere hizmet ediyorlar. Arha, yaşadığı/baş rahibesi olduğu yeri en ince ayrıntısına kadar öğreniyor. Çünkü Arha isimsizlere sunulmuş ve ?ben baş rahibeyim? diyor etrafındaki karanlıklardan korkmamak için.
Arha, ona sunulan yeni hayata kendini kaptırmış olsa da, diğer yandan başka olasılıkları da düşünmüyor değil. Sık sık önceki hayatını ve önceden hayatında olanları düşünüyor. İsimsizlere sunulmadan önce nerede ne yaşadığını merak ediyor: ?Anne? ne yapmıştı çocuğu almaya geldiklerinde?? (s.19). Bir yandan ?ben baş rahibeyim? diyor, diğer yandan aslında kim olduğunu merak ediyor, Arha. Bu nedenle karşısına çıkan büyücünün tılsım ışığına kapılıyor. Aslında aradığı şey onu bu karanlıktan kurtaracak bir ışık. Karanlığın içinde yok olmaktansa karşısına çıkan büyücünün yardımı ile aydınlığa gitmeyi tercih ediyor Arha: ?Işığın hiç var olmamış olduğu yerdeki, karanlığın en iç mezarındaki bu zayıf kıpırtı?ya, aydınlığa teslim oluyor ve ışığın peşinden gidiyor. (s.63).
Arha?nın karşısına çıkan büyücünün amacı onu karanlıktan kurtarmak ve ona kim olduğunu göstermek. Bu nedenle Arha isimsizlere hizmet eden başrahibe olmak istemiyor ve Tenar olmak için bir serüvene doğru yol alıyor. Etrafındaki karanlıklar, kötü güçler, kötü insanlar? onu rahat bırakmasa da yaptığı seçime doğru ilerliyor. Tenar olmayı seçip özgürlüğün ve aydınlığın yolunda büyücüyle birlikte Atuan Mezarları?ndan kaçıyor ve sonsuz bir özgürlüğe yelken açıyor.
Le Guin, bu metafor aracılığıyla kadının nasıl kurulduğunu anlatıyor. Tenar, belki de her gün gazetelerde/televizyonlarda gördüğümüz töre/namus cinayetine kurban gidecek bir kadının yaşadığı süreci anlatıyor. Ama kesin olan şey, Tenar bir kadının kendini kurarken, yaşadıklarını yaşıyor. Kadın olarak yaşamanın zorluğunu serimliyor. Çocukluktan ergenliğe geçiş sürecinde kendini keşfetmenin (Arha, mezarlığın içini keşfederken), kendini tanımanın (Arha, mezarlığın içini öğrenip, rahatça gezerken) ve kadın olmanın (Arha, Büyük Hazine Dairesi?nde geçek ismini öğrenirken) her aşaması görülüyor. Arha dini ritüelerin, bağnazlıkların ve karanlıkların içinde sıkışmışken kadınlığını bir gizlilik içinde kuruyor. Toplumsal cinsiyetin dayattığı gizlilikler bunlar. Dini simgeleyen rahibeler de bu gizliliği destekliyor. Çünkü kadın olma süreci gizli olması gereken bir süreç onlara göre. Günlük hayatta da böyle değil mi? Günahlara, ayıplara sıkıştırılmıyor mu kadın? Saklaması gereken mabedini gözü gibi korumak zorunda kalmıyor mu çoğu zaman? Oral döneme sıkışıp kalmış erkeklerin anlık zevklerine kurban edilip, ailesi tarafından öldürülmüyor mu, ?hazinesini? kaybettiği için. Kadın olduğu için ayıplar ve günahlarla süslenmiş yalanlarla her şeyden mahrum bırakılmıyor mu?
Tenar, önce labirenti (kadınlığını) tüm ayrıntılarıyla keşfediyor. Sonra bildiği/öğrendiği bütün yanlışları (Atuan Mezarlığı) yerle bir ediyor. Oradan kurtularak özgürlüğün yolunda ilerlemeyi seçiyor. Bu yolda ilerlerken, ona dayatılan tabuları ve öğretilen bir çok şeyi yıkıyor. Tenar, çocukluktan çıkıp kadınlığa adım atıyor, Arha ile bir bütün oluyor, aydınlıkla gelen özgürlüğe doğru ilerliyor.
Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü. Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. Kolay değildir. Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir. Yol, yukarıya, ışığa doğru çıkar; ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.
Ged bir kadının kendini kurma sürecinde özgür olması gerektiğinin farkında. Bu nedenle Tenar?ı bırakıp kendi yoluna devam ediyor. Tenar da seçimini bir erkeğin (iktidarın) dayatmalarına maruz kalmadan yapıyor; Ogion?la yaşamayı seçiyor.
Arha, Kossil ve Thar?ın (bağnazlıkların ve yanlış inançların) öğrettiklerinin içinde boğulmaktan kurtulmayı başaran bir kız çocuğu. Tenar ise ölümü pahasına özgürlüğü seçen bir kadın. Arha ve Tenar, karanlığın içinden gelen ?ben kimim? sorusuna ?ben, özgür bir kadınım? yanıtını veren bir bütün.

Yazan: Elif Kutlu

Notlar
(1) *Elif Kutlu, Kocaeli Üniversitesi, Felsefe Yüksek Lisans.
(2) Ursula K. Le Guin, Atuan Mezarları, İstanbul: Metis Yayınları, 2006.
(3) A.g.e., s.146.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
YÖK “Dünyası” – M. Şehmus Güzel

Diyarbekir Yahoo Grubu üyelerinden Ebru İnce, geçenlerde, grup içi iletişimde, Yayın Kurulu?nda yer aldığım Ekin Belleten dergisinin 1991 Kış sayısındaki...

Kapat