Bobby Sands: Şair ve Devrimci

Bobby Sands, 9 Mart 1954’te Kuzey İrlanda’da, Belfast’ın kuzeyindeki Newtownabbey bölgesinde dünyaya gelir. Çocukluğu boyunca kraliyet yanlısı Protestanların (loyalist) tehditleri dolayısıyla ailesiyle birlikte bir kaç kez ev değiştirmek zorunda kalırlar. 1969 yılında on beş yaşındayken okulu bırakarak tamirci çıraklığı yapmaya başlar, ne var ki bu işte de yalnız üç yıl çalışabilir, çünkü loyalistlerin silahlı tehditleri sonucu işinden ve kaldığı evden ayrılmak zorunda kalmıştır. 1972 yılında ailecek Belfast’a taşınırlar.

Sands, Belfast’a taşındıktan sonra IRA’ya (İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu) katılır; ancak kısa bir süre sonra yakalanır. Kaldığı evde dört tabanca bulunduğundan, çıkarıldığı mahkemece beş yıl hapse mahkum edilir.

Hapishane yıllarını sürekli okuyarak geçiren Bobby Sands için İrlandalı yazar Danny Morrison şöyle diyor: “Bobby, cezaevi yıllarını yalnızca İrlanda’ya dair değil tüm dünya tarihine dair doymak bilmez okumalar yaparak geçirdi ve 1976 Martında cezaevinden, kendini Sosyalist İrlanda Cumhuriyeti’ne adamış bir radikal cumhuriyetçi olarak çıktı.”

Sands cezaevinden çıktıktan yaklaşık altı ay sonra IRA bir bombalı eylem gerçekleştirir ve eylem sonrasında RUC (Royal Ulster Constabulary, Kraliyet Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı) güçleriyle IRA arasında çatışma çıkar. Daha sonra çatışmada kullanıldığı iddia edilen silahlardan biri Sands’in bulunduğu arabada yakalanır. Bobby Sands tanımadığı İngiliz mahkemelerince on dört yıl hapis cezasına çarptırılır ve cezasının infazı için Long Kesh cezaevine gönderilir.

Bu arada, Mart 1976’da İngiliz hükümeti İrlandalı politik tutsaklara karşı “kriminalizasyon” adını verdiği bir politika başlatır. Buna göre İrlanda’da politik suçlu yoktur, cezaevlerinde bulunan herkes adli suçlulardır ve tek tip elbise giymek, cezaevi hizmeti görmek zorundadırlar. Yeni politikanın uygulanabilmesi için, Long Kesh cezaevine H-Blokları adı verilen sekiz özel tip kanat inşa edilir ve cumhuriyetçiler bu bloklara sevk edilir. Ancak mahkumlar adli suçlu muamelesi görmeyi ve tek tip elbise giymeyi kabul etmez, cezaevi idaresi de buna karşılık, tutsakların sivil elbiselerine el koyar. Çıplak kalan tutsaklar yine de tek tip elbise giymezler ve elbise yerine battaniyelere sarınırlar, böylece “battaniye protestosu” başlar.

İki yıl süren battaniye protestosu sonrasında, tutsaklara tek tip elbise giydiremeyeceğini anlayan hükümet, bu kez cezaevlerinde işkenceyi tırmandırır. Tutsaklar, tuvalete gitmek için hücrelerinden her ayrıldıklarında, gardiyanların saldırılarına maruz kalırlar. Bunun üzerine tutsaklarca hücrelerden çıkmama kararı alınır ve hücrelere tuvalet ve duş bağlanması talep edilir. Cezaevi idaresi bu talebe, tutsaklardan birini döverek tecrit hücresine atmakla cevap verir. Cezaevi idaresinin bu eylemi, H-Bloklarında isyana sebep olur, tutsaklar ranzaları devirirler. Bu defa idare, tutsakların ranzalarını ve eşyalarını da hücrelerden alır ve onları yalnız battaniyeleriyle bırakır. Hatta bununla da kalınmaz, tutsakların tuvalet ihtiyaçlarını gördükleri kovaların da, protestolara son verilmediği takdirde alınmayacağı açıklanır. Bu durumda tutsakların tek çaresi dışkılarını hücre duvarlarına sürmek olacaktır. İşte “pis protesto” da böyle başlar.

Bobby Sands 1980 yılına kadar devam eden tüm bu süreç boyunca Long Kesh Cezaevi H-Blokları’ndadır. 1980 yılında Sands, IRA’nın cezaevi sorumlusu olur. Aynı yılın ekim ayında işler iyice içinden çıkılmaz bir hâle geldiğinden, H-Blok tutsakları açlık grevine başlarlar. Thatcher hükümeti ilk başta geri adım atar, ancak açlık grevi sonlanınca tekrar baskılarını artırır. Bunun üzerine Sands 1 Mart 1981’de ölüm orucuna başlar.

Ölüm orucu sırasında Fermanagh ve Güney Tyrone bölgesinden İngiliz parlamentosuna milletvekili olarak seçilir; ancak hükümet, halkın bu desteği karşısında tutsakların taleplerini görüşmek yerine, politik tutsakların milletvekili seçilmesini engellemenin yollarını aramaya başlar.

Bobby Sands, 5 Mayıs 1981’de, ölüm orucunun altmış altıncı gününde öldüğünde henüz yirmi yedi yaşındaydı. Onu, IRA’lılardan Francis Hughes, Raymond McCreesh, Joe McDonnell, Martin Hurson, Kieran Doherty, Thomas McElwee; INLA’lılardan (İrlanda Ulusal Kurtuluş Ordusu) Patsy O?Hara, Kevin Lynch ve Micky Devine takip etti. 1981 Ekiminde ölüm oruçları son buldu.

Sands’in, cezaevi yılları boyunca yazdığı yazıların bir kısmı bildiri halinde basılmıştır. Morrison, Sands’in kitaplaştırılan “Cezaevi Günlüğü”nün 40000’in üzerinde sattığını belirtiyor. Öykü ve şiirlerinin bir kısmı ise, o cezaevindeyken “Republican News” gazetesinde kız kardeşinin ismiyle(Marcella) yayımlanmıştır. Gizlice cezaevinden dışarı çıkarılan bu eserleri Bobby Sands’in, tuvalet kağıtlarına ve sigara kağıtlarına, meşakkatle sakladığı bir tükenmez kalemle yazdığı bilinir.

ZAMANIN RİTMİ

Saklı bir şey vardır her insanın içinde,
Biliyor musun arkadaş, ne olduğunu onun?
Dayanandır o, bir milyon yıldır darbelere
Ve sonuna dek de dayanacak olan.

Önce doğdu o, takvimlerden,
Ve büyüdü ötesinde yaşamın,
Kesti zehirli sarmaşıklarını şeytanın
Bir bıçak gibi, dehşetli yangın.

Oydu harlayan ateşleri, yokluğunda ateşin
Ve tutuşturdu aklını insanın,
Su vererek çeliğine kurşunlanmış yüreklerin,
Başladığı andan beri zamanın

Süzüldü sularından Babil’in,
Kayıplardayken herkes,
Haykırdı kıvranarak ıstırapla,
Ve gerildi kanayarak çarmıha.

Aslan ve kılıçla öldü Roma’da,
Küstah, zalim düzende,
Ölümcül kelime Spartaküs olduğunda,
Appian Yolu boyunca.

Yürüdü Wat Tyler’in yoksullarıyla,
Korku saldı efendiye ve krala,
Süslenmişti onların ölümcül bakışlarıyla,
Hep yaşayan bir şeymişçesine.

Gülümsedi kutsal masumiyette,
Geçmişin conquistador’larından evvel,
Mütevazı, uysal ve bihaber,
Altının ölümcül kuvvetinden.

Taştı hazin Paris sokaklarından geleceğe,
Ve bastı köhne Bastille’i,
Yürüdü üzerine engereğin başının,
Ve parçaladı onu, altında topuklarının.

Düştü kan içinde, Bufalo Çayırları’nda,
Ve açlıktan öldü yağmur aylarıyla,
Gömüldü kalbi Yaralı Diz’e,
Ama gelecek yine, yeniden doğmaya.

Çınladı haykırışları Kerry gölleri boyunca,
Diz çökmüşken toprağın üzerinde,
Ve düştü bir muhteşem direnişte,
Vurduklarında onu soğukkanlılıkla.

O her umut ışığında vardır,
Ne mesafe tanır, ne de sınır,
Doğmuştur kızılda ve karada ve beyazda,
Orada tüm ulusların içinde.

Yatar ölmüş kahramanların kalplerinde,
Haykırır tiranların gözlerinde,
Yetişmiştir yüksek doruklarına dağların,
Ve gelir oturmaya göklerin karşısında.

O aydınlatır, bu hapishane hücresini,
O çakar, şimşek gibi kudretini,
O, “yıldırılamaz düşünce”dir arkadaşım,
Ve o düşünce der ki: “Ben haklıyım!”

Long Kesh Cezaevi Kompleksi, H-Blok

Açıklayıcı Notlar:

Appian Yolu: Roma ve Brindisi arasında uzanan yol. Spartaküs ve yoldaşları bu yolun, Roma ve Capua arasında kalan kısmına yerleştirilen çarmıhlara gerilmişlerdi.

Wat Tyler: 1381 yılında İngiliz monarşizmine karşı ayaklanma başlatan yoksul köylü.

Conquistador: 15. , 16. ve 17. yüzyıllarda İspanyol ve Portekiz imparatorluklarının hizmetindeki fatihler.

Yaralı Diz: Kuzey Amerika, Güney Dakota’da bir dere ve civarındaki yerleşim yeri. Burada bulunan Sioux kampı, 1890 yılında Amerikan 7. Süvari Birliği tarafından basılmış ve tamamı kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 400’e yakın insan katledilmişti.

İngilizce’den Çeviren: Mahir Ergun

Yazının Kaynağı: http://gundogusu.net/bobby-sands/zamanin-ritmi.html

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Hayallerin Peşinden Gitmek – Aydın İleri

Yayıncılık sektöründeki yayın kirliliği en çok da çocuk kitaplarında vücut buluyor. Edebiyattan ve çocuğa görelikten uzak, didaktik, öğretici, yaratıcılıktan ve...

Kapat