Gençliğin Sesi Dergisi’nin cafrande.org söyleşisi: Cafran sıcak bir gülümseme

www.cafrande.org; farklı sesleri, kültürleri ve renkleri bizlerle buluşturan, kültür- sanat alanına sol?dan bir pencere açan, sınıf mücadelesine internet ortamından ?omuz veren? ve bunları yaparken hayatın her alanını bir mücadele alanına çeviren ?kültür-sanat ve hayat? sitesi. Cafran kültür-sanat ve hayat sitesinin kurucusu Barış Kişin ile kültür-sanat, hayat, politika ve yaşanan toplumsal olaylar konusunda bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sizleri Cafran Kültür ve Sanat ile başbaşa bırakıyoruz.

Cafran?ın anlamı konusunda emin olamadık. Mitolojik bir isim gibi duruyor. Nereden geldi Cafran ismi, bir anısı, hikayesi var mı? Ne demek Cafran?

Cafran, Bingöl?de bizim belki sadece bir tesadüf sonucu doğdumuz ve çocukluğumuzun bir bölümünün geçtiği, yaşayanların rızası dışında adı değiştirilen bir yer ismi. Bizde bir şekilde o ismi yaşatmak istedik. Orada yaşadıklarımız ve anılarımızla anlam kazanan bir dönem içinde üstünde nefes alıp verdiğimiz o topraklara ve insanlara bir vefa borcu.

Cafran fikri nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? Bize biraz hikayenizden bahseder misiniz ?

1997 yılında ?Cafran? adıyla kendi çizdiğim resimleri sergilediğim bir blog ile yola çıktık. Daha sonra bu durumun sınırlı birkaç kişiye hitap eden kısır bir döngü içinde olduğunu fark ettik. 2007 yılında çevremizle, toplumla iletişim kurmak ve paylaşmak için siteyi daha etkili bir araç olarak kullanmaya karar verdik. Site Adnan Oktar ile ilgili mizahi bir yazıyı ciddiye alan bir mahkeme tarafından kapatıldı. Sonrasında yayın hayatına ?Cafrande.org? olarak, bıraktığımız yerden değil çok ilerisinde devam ettik. Toplumda yaygınlaşan çürüme ve yozlaşmaya karşı ortak kültürlerden beslendiğimiz insanların yüzünü ?sol?a dönmesini, aydınlanmasını amaçladık. Bir süre sonra www.insanokur.org adlı kitap sitesini de yine aynı amaçla yayına açtık.

Cafran?da şiirden müziğe, felsefeden edebiyata, fotoğraftan resime kısaca kültür ve sanata dair pek çok kaynağa ulaşmak mümkün. Cafran?ın kültür ve sanata bakışı nasıl? Kendinizi ?tüketim çılgınlığına ve aynılaşmaya? karşı tarif ediyorsunuz. İşaret ettiğiniz bu ?başka kültür?den söz edelim biraz.

Sanatsal anlamda ?toplumcu-aydınlanmacı? bir çizgideyiz. Sistem içerisinde sanat, bir bütün olarak sermaye sınıfına hizmet eder bir hale gelmiştir ve tüketim kültürü tek seçenek olarak gösterilmektedir. Picasso: ??Sanat gerçekleri görmemizi sağlayan bir yalandır? diyor. Bunu egemen güçler sonrasında burjuvazi kullanmaya başladığından beri ise sanat gerçeği saklayan bir araç haline gelmiştir. Biz sanatın ve sanatçının toplumsal sorumluluğu olduğunu ve toplumsal duyarlılık göstermesi gerektiğini düşünüyoruz. Eğer sanatçı yaşadığı toplumun bir parçası ise yani gökten düşmediyse o içinde yaşadığı o toplumun sorunlarını, acılarını paylaşmak zorundadır.

Cafran kültür ve sanatı ?hayat?ın neresinde görüyor? Yazıları incelediğimizde kültür-sanat, politika ve hayat arasında koparılmak istenen bağı kuvvetle sahiplendiğiniz gözleniyor. Sizce bu olguların arasındaki bağ ne ve sizin misyonunuz tam olarak nerede başlıyor?

Kültür-sanat ve politikayı ?hayat? ağacının dalları olarak görüyoruz. Gerçek olan hayat?tır ve onu çekilir kılan sanat?tır. ?Siz siyaset yapmayın? söylemine karşı siyasetin hayatın kendisi olduğunu düşünüyoruz. İçinde hayatı, yaşamsal çelişkileri barındırmayan hiçbir ürünü sanat eseri olarak kabul etmiyoruz. Site aracılığı ile ilerici sanatçılara alan açmaya çalışıyoruz. Yanlış bilinen tarih anlayışını değiştirmek, aydınlanmacı, ?akıl açan ? farklı fikirlere, renklere ve seslere yer veriyoruz.

Son yıllarda internet popüler kültürün en önemli aracı haline geldi, interneti nasıl değerlendiriyorsunuz? Cafran internet dışında başka ne yapıyor? Geleceğe yönelik planları var mı ?

İnternetin belli bir gücün altına girmesi pek mümkün değil. Klasik medya anlayışı dışında internet yaygınlaşıyor. Maliyet düşük, kullanımı ve ulaşılması kolay olduğu için daha fazla tercih ediliyor. İnternet ortamındaki ?sanal dünya? söylemine katılmıyoruz; insanların gerçek yüzüyle internette yer aldığını ve sanal değil aksine daha fazla ?gerçek? olduğunu düşünüyoruz. Örneğin: İran?da insanların örgütlenmesini ve bir araya gelmesini sağlayan önemli bir araçtır internet. Biz bu aracı emekçi sınıflara ulaşmak ve okumalarını kolaylaştırmak için kullanıyoruz. Bu araç hayatına girdiği andan itibaren ister istemez insanların düşüncelerinde değişiklik yaratıyor. Onun için ?Evlere servisimiz vardır!? diyoruz. Öte taraftan bu yolla kimi çevrelere verdiğimiz rahatsızlıktan mutluluk duyuyoruz. İnternet dışında; Bingöl?de yerel bir festivalin yürütme komitesindeyiz. Bu yıl 3.? Sünü gerçekleştireceğimiz festivalin ve yerel derneğin basın ve yayın işlerini de yürütüyoruz.

Tekel Direnişi sırasında Cafran?ın işçilerin arasından, aydınlardan haberler, etkinlik tanıtımları yayımladığını görmüştük. Toplumsal mücadeleler içerisinde Cafran kendisini nereye koyuyor?

Kimse kusura bakmasın toplumsal yaşamda tarafsız değiliz, ?işçi sınıfı?nın tarafındayız. Tekel sürecine dahil olmak ve desteklemek amacıyla insanlar arasında etkin iletişim kurmanın bir aracı olmak istedik. Çünkü; Tekel işçisi direnerek kazanmayı öğretmiştir. Dönem itibarıyla halkların kardeşliğini tekrar hatırlatmıştır. İstediklerini elde etmek için ?ısrar?cı olmayı öğretmiştir. Onun için bizler de yaptığımız işlerde ısrarcı olmalıyız. Toplumun tarihi ve kültürel değerlerini sahiplenirken farklı kültürleri birbirine düşmanlaştırarak uzaklaştırmayı değil yakınlaştırarak birbirlerini anlamalarını sağlamanın bir yolunu arıyoruz.
Kültürel değerlerimizi paylaştıkça, öğrendikçe aslında diğer toplumlara ne kadar yakın olduğumuzu görüyoruz. Bu yolla toplumsal çevrelerde hoşgörünün hakim olduğu bilinçli insanların sayısını artırmayı istiyoruz. ?Sol? toplumun vicdanıdır ve toplumun ?aklı? da olmak zorundadır. Bu yüzden yazın dünyasında yeni seslere, kalemlere yer açmamız, kendi ?iyi?lerimizi desteklememiz ve yaratmamız gerekmektedir. Toplumda güç kazanmak buna bağlıdır. Kimi ?aydın?lar gibi topluma yukarıdan bakmamak, kendi insanımız ve kültürümüz arasında uçurum yaratmamak gerekir. Sol bilimsel olandır ve olguların altı bilimsel veriler ile doldurulmak zorundadır. Bu ülkede her şeyden çok kafası çalışan insanlara ihtiyacımız var. Solun ve aydınların bu toplumu bir yere getirmesi için bir şeyler yapması gerekiyor, yakınmak dert yanmak bize göre değil. O iş; arada kalmışların, liberallerin ve arabeskçilerin işi olsun.

Dünya?nın ve ülkenin gündemi sıcak gelişmeler ile sürekli sarsılıyor. Örneğin İsrail?in son saldırısı tüm dünyanın gözleri önünde pervasızca gerçekleştirildi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İnsanların, İsrail ?ilk defa saldırıyormuş gibi şaşırmalarına? şaşırıyoruz. Yine de hala ?şaşırma? yetilerini kaybetmemiş olmaları güzel. Çünkü kapitalizm toplumda birçok akıl dışı olayı olağanlaştırmıştır. Bu bizim için bir kaygı kaynağıdır. İsrail?in saldırısına geri dönersek; iki önemli yanlış var. İlki;Yahudilerin hepsinin düşman ilan edilmesi gibi faşizan bir söylemin olması. İkincisi; İsrail?in bu hale gelmesinde Müslüman ülkelerin payının olmasıdır. Müslüman ülkeler sessiz kaldığı için İsrail bu kadar saldırgan bir tutum sergileyebilmektedir. ıÜüWilliam Hazlitt, ?Düşmanlarınızı kötülemeyin, çünkü onlar sizin eserinizdir? diyor. Açıkçası böyle bir durum var ortada.

Cafran?da farklı dillere ait pek çok müziğe ulaşmak mümkün. Farklı kültür savunusunun yanında başka dil ve kültürlere karşı bir tahammülsüzlük de var ülkemizde. Yine bildik yasaklar ve hiçe saymalar. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Bir toplumun kültürünü yok saymak toplumu öldürmek, ruhunu almak ile eşdeğerdir. Kişi kendisini karşındakinin yerine koymalı ki, karşısındaki insanın ne düşündüğünü, ne hissettiğini anlayabilsin. Toplumların dilinin yasaklanması acı bir şey gerçekten. İnsanların huzur içinde yaşamasını istiyorsak insanların kendileri gibi olmalarına izin vermemiz gerekiyor. Çünkü hiç kimse ?kendisi olmadan? mutlu olamaz. Yanlışları dile getirmek, bazı ırkçı uygulamaları savunanları ise gerçekten anlamaya çalışmak zaman öldürmektir. Nasıl bir doktor kanserli hastasına durumunu açık açık izah ediyorsa bizde sabırla bu işin öznesine yaptığı işlerin aptalca olduğunu söylemek zorundayız. Onun için yaşanılanları sorgulamak, toplumsal konularda daha fazla tartışmak sanatsal platformda daha yüksek sesle konuşmak gerekiyor.
Cafran ailesine teşekkur ediyor ve başarılarının devamını temenni ediyoruz.
Devrimdenizi
Alıntı: http://gencliginsesiedergi.wordpress.com/2010/06/16/cafran-sicak-bir-gulumseme/

Gençliğin Sesi e-Dergi;
Gençliğin Sesi İnternet Komünü üyelerinin aylık periyotlarla elektronik ortamda yayınladığı kültür, sanat ve politika dergisidir. Dergide paylaşılan yazılar komün üyeleri ve gönüllülerin kolektif ürünleri, çalışmaları ile sizlerle buluşuyor. E-Dergi; politika, toplumsal sorunlar, teorik ve bilimsel konular, kültür-sanat, şiir, gezi ve inceleme alanlarında yazılan alternatif ve özgün yazılara yer vermektedir.
Yarattığı yoz kültür ile kapitalizm, insanlığın tüm birikimlerini sömürürken, bireyi kendine, topluma ve emeğine yabancılaştırıyor. İyiye, güzele, emeğe ait ne varsa metalaştıran ve birer tüketim nesnesi haline getiren kapitalizmin ve kapitalist ilişkilerin dışında bir ses yaratmaktır derdimiz.
E-Dergi; kapitalist sömürüye karşı, emek gücünden başka geçim aracı bulunmayan proletaryanın, kır yoksullarının, onların aydınlarının tarafında ?gençliğin? internet ortamından açtığı bir cephedir.
GencliginSesi E-Dergi`nin Haziran sayısında;
Lenlin`in ?atık işçileri? üzerine yaptığı çalışmayı merakla okuyacağınızı düşünüyoruz. Atık işçilerinin mücadeleleri, kapitalist sistem içerisindeki yeri gibi başlıklarla ?Lenlin? tüm yönleriyle bu konuyu sizlere ulaştırıyor.
Kapital ise ?Radyoaktif Yalanlar? isimli yeni bir dosya konusu ile karşınızda. Kapital?in yazısıyla Gençliğin Sesi de nükleer tartışmalarına katılıyor.
Dergimizin geçen sayı ile başlattığı röportajlar bu sayıda Devrimdenizi?nin röportajı ile devam ediyor. Cafran Kültür ve Sanat ile hayata, sanata ve politikaya dair sohbetimiz umuyoruz ilginizi çekecektir.
Resimler konuşur mu? Teslim kendine has üslubu ile kendi çektiği resimleri konuşturmaya devam edecek bu sayımızda.
AsreVya?nın duygusal ama bir o kadar da başkaldıran kalemi ile kendi iç dünyasında bir gezintiye çıkacağız.
Kıtalar arasında bölümünde ise ABD, Kanada ve Hindistan işçi sınıfının 1 Mayıs kutlamalarına seyahat edeceğiz.
Sesimize ses katmak, mücadelemize omuz vermek için sizler de ürünlerinizi, yazılarını, şiirlerinizi ” dergi.gencliginsesi@gmail.com ” adresine göndererek bizimle paylaşabilirsiniz.

Gençliğin Sesi Dergi Kurulu
http://gencliginsesiedergi.wordpress.com/

Yorum yapın