Kategori: Aldous Huxley
Aldous Huxley ve Ütopya – Theodor W. Adorno
Geniş çaplı, uzun vadeli etkileriyle Avrupa felaketi, Amerika’da yeni bir toplumsal tip ortaya çıkardı: entelektüel mülteci. On dokuzuncu yüzyılda Yeni Dünya’ya giden biri, sınırsız imkânların cazibesine kapılmış demekti. Kendi şansını yaratmak için düşerdi yollara; ya da en azından, nüfus fazlası bulunan Avrupa ülkelerinde elinden gelmeyeni başarmak, geçimini sağlamak için. Hayatta kalabilme endişesi benliğini muhafaza etme
okumak için tıklayınızAldous Huxley: Etkili totaliter devlet; kölelerden oluşan nüfusun, köleliklerini sevdikleri için zor kullanmaksızın kontrol ettikleri devlettir.
Polis copu ve idam mangaları, yapay açlık, toplu hapsetmeler ve toplu sınırdışı etmeler yoluyla devlet, yalnızca insanlıkdışı değil (bugünlerde buna kimse pek aldırmıyor); açık şekilde yetersizdir – ve ileri teknoloji çağında yetersizlik, Kutsal Ruh’a karşı işlenmiş bir günahtır. Gerçekten etkili totaliter devlet, siyasi patronların ve onların yönetici ordularının tüm güçleri kendisinde toplayan hükümetinin, kölelerden oluşan
okumak için tıklayınızAldous Huxley: Kronik vicdan azabı, hiç de istenmeyen bir duygudur.
“Kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hem fikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir dahaki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir.”
okumak için tıklayınızAldous Huxley’den George Orwell’a mektup
George Orwell‘ın meşhur distopyası 1984 yayınlandıktan birkaç ay sonra,1949’un Ekim ayında, Orwell, yakın arkadaşı olan ve 17 yıl önce kendi toplumsal kabusunu “Cesur Yeni Dünya” ismiyle kitaplaştıran Aldous Huxley‘den ilginç bir mektup aldı. Övgüyle başlayan bu mektup, iki kitabın kısa bir karşılaştırmasını ve Huxley’in kendi eserinin neden daha gerçekçi tahminler yaptığına inandığını açıklayan bir bölümü
okumak için tıklayınızEdebiyat ve Bilim – Aldous Huxley
“Edebiyatın ve bilimin işlevi nedir, psikoloji nedir, yazınsal dilin doğası nedir? Edebiyatın işlevi, psikolojisi ve dili, bilimin dili, işlevi ve psikolojisinden nasıl ayrılır? Edebiyatla bilim arasındaki bağıntı geçmişte nasıldı? Şimdi nasıldır? Bu bağıntı gelecekte nasıl olabilir? Sanatsal yönden konuşulursa, edebiyat insanının gelecek yüzyılların bilimine katkısı nasıl olmalıdır? Bu kitapta yanıtlamaya çalışacağım sorular işte bunlar olacaktır.”
okumak için tıklayınızDistopya Edebiyatı Kitapları Seçkisi
Her geçen gün distopik dünyaya kendimizi daha yakın hissettiğimizden midir bilinmez, distopya edebiyatı, dünya edebiyatı içinde artık vazgeçilmez bir hale geliyor. Bu, uzak bir zamanda geçen ürkütücü hikâyeler, kendi okur kitlesini yaratmış ve gün geçtikçe de bu kitle genişlemiştir. Yine de her okurun mutlaka okuması gereken distopik eserler vardır. İşte bunların ilk akla gelen onu:
okumak için tıklayınızSes Sese Karşı – Aldous Huxley
Aldous Huxley’in 1928 yılında yayımladığı ‘Ses Sese Karşı’ (Point Counter Point) ilk “fikir romanı” sayılır. Aldous Huxley, dünya edebiyatında “düşünce edebiyatı” denen türün başlatıcılarındandır. Huxley, koyunların tiroid guddelerinden Kızılderililerin totemlerine, fosforun yeryüzünden eksilmesinden Mozart müziğinin en ince ayrıntılarına kadar birçok konuda bilgi sahibi bir yazardır. Böyle bir yazarın romanlarında, düşüncenin, romanın öteki öğelerinden daha ağır
okumak için tıklayınız