Kategori: Ayşe Hür

Resmi Tarihin Hainleri: 150’likler – Ayşe Hür

11 Eylül 1920’den Mayıs 1923’e kadar görev yapan 14 İstiklal Mahkemesi’nde “casusluk”, “bozgunculuk”, “asker kaçağı olmak”, “eşkıyalık yapmak”, “saltanat yanlısı olmak” ve “isyancılık yapmak” suçundan toplam 59.164 kişi yargılanmış, bunların 41.678’ine çeşitli cezalar verilmiş, 1054 idam cezası infaz edilmişti. Rejimin ‘hain’ ihtiyacı henüz doymamıştı ancak 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması, birçok alt anlaşma

okumak için tıklayınız

Tarih hangi durumda tekerrür eder?

Tarih ancak tarih bilinci olmayan toplumlarda tekerrür eder Haftalık tarih yazılarıyla tanıdığımız Ayşe Hür’ün yeni kitabı Darbeli ve Çatışmalı Yıllar çıktı. Kitap, 1961-2000 yılları arasında Türk siyasi hayatındaki gelişmeleri aktarıyor. Kitap vesilesiyle Ayşe Hür’e demokrasi tarihimizi sorduk.

okumak için tıklayınız

Yüzde 100 yerli: Karamanlılar ve Hay-ho(u)ro(u)mlar

Geride kalanlar varsa da artık bir ‘Hay-horom kültürü’nden söz etmek maalesef imkânsız… Aynen Karamanlı kültüründen söz edemediğimiz gibi… Geçtiğimiz hafta CB Erdoğan, “yüzde yüz yerli ve milli milletvekili” isteyince medyada “yerli kime denir?”, “kim daha yerli”, “milli ne demektir?” “Erdoğan kime ne demek istedi?” tartışması yaşandı. Erdoğan’ın ne kastettiğine dair tartışmaları okumuşsunuzdur, ben o konuya

okumak için tıklayınız

Bonapartizm, Yeni Osmanlılar ve Paris Komünü – Ayşe Hür

Napolyon Bonapart’la başlayan, III. Napolyon’la devam eden siyasi geleneğe Karl Marx ‘Bonapartizm’ adını verdi. Kavram, siyaset biliminde genellikle iktidarı emekçilerin alamadığı ama burjuvazinin de alacak kadar palazlanamadığı için siyasal gücünü asker-sivil bürokrasiye devrettiği rejimin adı olarak günümüze kadar geldi.

okumak için tıklayınız

Bir Macar icadı: Turancılık – Ayşe Hür

Turancılık, 1848’deki milliyetçi kalkışmaları Rusya ile ittifak kuran Avusturyalılar tarafından bastırıldığından beri kendilerini ‘Avrupa’da bir ada’ metaforuyla tanımlayan ve sloganları ‘Yalnızız’ olan Macarların, kendilerine bağımlı Slav halklarının geliştirdiği Pan Slavizm’e cevap olarak geliştirdikleri ‘resmi milliyetçilik’ türü idi.

okumak için tıklayınız

1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı – Ayşe Hür

31 Mart Olayı ile eş zamanlı olarak başka merkezlerde de kalkışmalar oldu ama en önemlisi Adana’da yaşandı. Olaylarda kaç kişinin öldüğü hâlâ bilinmiyor. Adana Ermeni Piskoposluğu’nun raporuna göre 17.844, İstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’nin Adana’ya gönderdiği heyete göre 21.330 ölü (Ermeni) vardı.

okumak için tıklayınız

Bildiklerimiz, yanlış bildiklerimiz ve bilmediklerimiz – Ayşe Hür

I. Dünya Savaşı hakkında hem ilgisiz hem de bilgisiz vaziyetteyiz. Oysa İttihatçıların savaş kışkırtıcılığından Batı’daki cephelere, Osmanlı ordusunu yöneten Alman subaylardan Sarıkamış ve Ermeni tehcirine gölgede kalmış çok şey var. 28 Haziran 1914’te Almanya’nın müttefiki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Franz Ferdinand ve eşi, bir Sırp milliyetçisi olan Prinkipo tarafından öldürüldü. Sırbistan’ın özrünü yeterli görmeyen Avusturya-Macaristan 28

okumak için tıklayınız

1915’e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915’te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı. Ermeniler 1894-1896?da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909?da Adana?da başlarına gelenleri tanımlamak için

okumak için tıklayınız