Kategori: Edebiyat

Nâzım Hikmet’te şair ve kahramanın varoluşu üzerine

“Eğer insanlar şairlerin söylediği yeni sözleri beğendiğini söylüyorsa, bu durum büyük bir tehlikeye işaret eder. Buradaki yeniden kasıt müzikteki yeni makamlardır. Bu tür yenilikler de beğenilir. Ancak bunun peşinden gitmek, yani müzikte yeni makamın çıkması korkulacak bir şeydir. Bu durumda her şey tehlikeye girer. Damon’un söylediği ve benim de aynı fikirde olduğum üzere, müzik makamının

okumak için tıklayınız

Sarsılmak – Zafer Köse

Sarsılmak, derin ve katmanlı bir roman. Gündelik dilin nüanslarını yansıtan akıcı bir dille yazılmış olması da önemli.Zafer Köse sadece bir depremi değil, toplumsal ve kişisel hayatta yaşanan sarsıntıları anlatıyor. Romandaki bir kişi şöyle diyor: “Sadece evler, binalar değil, insanların inançları, değerleri de sarsıldı. On yıllardır, toplu halde yaşamaya engel olan bencillikler beslendi. Çözümün yalnız rekabette,

okumak için tıklayınız

Saatleri Ayarlama Enstitüsü; toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır.

-Saatleri Ayarlama Enstitüsü- Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır. Yapıt, çocukluğu Abdülhamit döneminde geçen Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları şeklinde verildiğine göre söz konusu hicvin son elli yıllık Türk toplumuna yöneltilmiş olması gerekir. Prof. Mehmet Kaplan bu kanıda. Ama aldanmıyorsam,

okumak için tıklayınız

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ‘Yüksek Felsefe’si

Ahmet Mithat gibi, sanatın yararlı olması gerektiğine inanan ve halk için yazan Hüseyin Rahmi Gürpınar, «sanat için sanat» ilkesine inanan ve seçkinlere seslenen Uşaklıgil’in tam karşı kutbunda yer alır; ama halka aşılamak istediği dünya görüşü bakımından da Ahmet Mihtat’ın. Gürpınar’ı bir romancı olarak ele alırken halkçılığının ne tür bir halkçılık olduğunu, halkı ne yolda eğitmek

okumak için tıklayınız

HATİCE EROĞLU AKDOĞAN / ROMANCININ SERÜVENİ FAKİR BAYKURT’UN KALEMİNİN İZİNDE – Ayşe Kaygusuz Şimşek

Romancının Serüveni, Fakir Baykurt’un Kaleminin İzinde alt başlığıyla Hatice Eroğlu Akdoğan’ın kaleme aldığı ve Ceylan yayınlarından çıkan romanın adı. Fakir Baykurt’un yaşamını biyografik bir roman halinde anlatmış. Roman Fakir Baykurt adına şimdiye kadar yazılanların dışında bir kitap. Fakir Baykurt’un yaşamının ince ayrıntılarına kadar inilmiş, yazarın bütün kitapları baştan sona taranmış ve en önemlisi birlikte anıları

okumak için tıklayınız

BARIŞ ADLI ÇOCUK / SEVGİ SOYSAL – Ayşe Kaygusuz Şimşek

Selanik’li Mithat Yenen’in üçüncü çocuğu olarak 1936’da İstanbul’da dünyaya gelmiştir Sevgi. Annesi Alman asıllı Annelisese Rupp’tur ve evlendikten sonra Aliye adını almıştır. Sevgi 1976’da dünyaya gözlerini kapadığında henüz daha 40 yaşındadır. Bu kısacık ömründe üç evlilik, üç çocuk, on bir kitap, birçok radyo oyunu, gazete yazıları ve onurlu bir yaşamı… Ölümüyle birlikte, 1976’da yazmaya başladığı,

okumak için tıklayınız

MARK TWAIN: 1.000.000 STERLİNLİK BANKNOT

1.000.000 STERLİNLİK BANKNOT[11] Yirmi yedi yaşımdayken San Francisco’da bir madencilik şirketinde komisyonculuk yapıyordum, hisse senedi trafiğinin bütün inceliklerinde uzman olmuştum. Dünyada yapayalnızdım, zekâmdan ve tertemiz adımdan başka güvenebileceğim bir şey yoktu, ama sonunda bunlar beni servet sahibi yapacaktı, beni bekleyen bu gelecekten memnundum. Cumartesi günleri öğleden sonraki toplantının ardından zamanım bana kalıyordu, ben de bu

okumak için tıklayınız

MARK TWAIN: CALAVERAS COUNTY’NİN ADI KÖTÜYE ÇIKMIŞ SIÇRAYAN KURBAĞASI

CALAVERAS COUNTY’NİN ADI KÖTÜYE ÇIKMIŞ SIÇRAYAN KURBAĞASI Bana Doğu’dan mektup gönderen bir dostumun ricasını yerine getirmek için, iyi huylu, konuşkan Simon Wheeler’a gidip, benden istendiği üzere dostumun dostu Leonidas W. Smiley hakkında bilgi aldım, elde ettiğim sonucu buraya ekliyorum. Zihnimin gerilerinde bir yerde, Leonidas W. Smiley’nin bir uydurma olduğu, dostumun böyle bir kişiyi hiç tanımadığı,

okumak için tıklayınız

MARK TWAIN: ESKİMO KIZIN AŞK ÖYKÜSÜ

ESKİMO KIZIN AŞK ÖYKÜSÜ “Evet, yaşamımla ilgili olarak bilmek istediğiniz her şeyi anlatacağım size Bay Twain,” dedi o yumuşak sesiyle, dürüstlük okunan gözlerini uysal bir bakışla yüzüme dikerek, “çünkü benden hoşlanmanız ve bana önem vermeniz çok nazik bir davranış.” Dalgın bir hava içinde, elindeki küçük kemik bıçakla yanaklarındaki balina yağını kazıyıp kürkünün koluna aktarıyor, bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Yaşamaya susadığınız halde, dolambaçlı mantık yollarıyla yaşam sorunlarını tartışmaya kalkışıyorsunuz. Hem sırnaşık, küstahça davranışlarda bulunuyorsunuz, hem de korkudan ödünüz patlıyor. Saçmaladığınız zaman keyfinize diyecek yok, ama küstahlığa başladınız mı, hemen ürküyor, özür üstüne özür diliyorsunuz. Bir yandan bize korkmadığınızı söylüyor, öte yandan yaltaklanmaktan geri durmuyorsunuz.

XI Varıp dayandığımız sonuç: En iyisi hiçbir şey yapmamaktır. Bir köşeye çekilip, seyirci kalmaktan iyisi var mı? Onun için yaşasın yeraltı! Normal insanı ölesiye kıskandığımı söyledim, gördüğüm kadarıyla gene de onların durumunda olmak istemem. (Kıskanmaktan geri durmayacağım gene de… Ama hayır, hayır, ne olursa olsun yeraltı daha kazançlı!) Orada hiç olmazsa insan… Eh!.. Şimdi bile

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Gelgeç gönüllü, tutarsız bir yaratık olan insanoğlu, belki de satranç oyunları gibi hedefi değil, hedefe giden yolu sever. Kim bilir, belki insanın yöneldiği tek hedef, hedefini elde etmek için harcadığı sürekli çabadır, başka bir deyişle yaşamın kendisidir.

IX Elbette şaka ediyorum, sayın okuyucularım, şakalarımın bayat kaçtığını da bilmiyor değilim; ama söylediklerimin tümünü şaka sanmak da doğru değildir. Belki dişlerimi gıcırdata gıcırdata takılıyorum size. Baylar, ne olur, canıma okuyan bazı sorunların çözümünü verin ben de kurtulayım! Örneğin, bir insanı köklü alışkanlıklarından kurtarmak, iradesini bilimin, sağduyunun verileriyle bağdaşacak biçimde düzenlemek istiyorsunuz. İnsanın böyle bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “Çıkar! Nedir bu çıkar denen şey! İnsanoğlunun çıkarının nerede olduğunu kesinlikle belirtebilir misiniz? Biri tutar, çıkarını, kendisi için iyilik değil de kötülük istemekte görürse, hatta böyle yapmak zorunda kalırsa, buna ne demeli?”

VII Fakat bunlar tatlı düşlerden başka nedir ki? Lütfen söyler misiniz, insanların gerçek çıkarlarını bilmemeleri yüzünden kötülük yaptıklarını ilk kez kim ortaya attı, kim böyle akıllıca bir söz etti? Sözüm ona, insanoğlunun kafası aydınlanır, gerçek çıkarları gözlerinin önüne serilirse burnunu kirli işlere sokmaktan geri durarak, bir anda soylu, temiz yürekli biri olur çıkarmış. Bunun nedeni

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Keşke boş duruşum aylaklığımın yüzünden olsaydı. Tanrım, o zaman kendime ne büyük bir saygı duyardım! Hiç olmazsa tembelliğim, güvenebileceğim belirli bir özelliğim var diye kendime en büyük saygıyı beslerdim.

VI Keşke boş duruşum aylaklığımın yüzünden olsaydı. Tanrım, o zaman kendime ne büyük bir saygı duyardım! Hiç olmazsa tembelliğim, güvenebileceğim belirli bir özelliğim var diye kendime en büyük saygıyı beslerdim. Birisi benim için “Kim bu adam?” diye sorunca, “Tembelin biri!” karşılığını verirlerdi. Böyle bir söz duymayı çok isterdim. Benim de belirli bir niteliğim, hakkımda söylenecek

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “Kendimi herkesten akıllı saymamın tek nedeni, bitirmek şöyle dursun, yaşamım boyunca hiçbir şeye başlamamış olmamdır. Ben de herkes gibi gevezenin, zararsız, ama can sıkıcı gevezenin biri olayım, ne çıkar!”

V Küçülmesinde bile tat bulmaya kalkışan bir adamın kendisine ufacık bir saygısı kalabilir mi? Haydi, siz söyleyin! Bunu umut kırıcı bir pişmanlık sonunda söylemiyorum. Öteden beri, “Beni bağışla babacığım, bir daha yapmam” demekten nefret etmişimdir. Böyle söylemeyi beceremediğim için değil; tam tersine, kolaylıkla, hem de çok rahat söyleyebildiğim için nefret etmişimdir bu sözden. Zerrece suçum

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “Her şeyi anlayan bir adam kendine nasıl saygı duyar?”

IV – Kah-kah-kah! Güleyim bari… Şu halde sizce diş sızısında bile haz vardır, diyeceksiniz. – Elbette! derim ben de size. Diş ağrısının da ayrı bir hazzı vardır. Tam bir ay dişlerim ağrıdığı için çok iyi bilirim. Kuşkusuz bu durumda açıkça öfkelenilmez, iniltiler çıkarılır, ama bu iniltiler içten gelmeyen, sinsi iniltilerdir. Sorun da burada zaten. Acı

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Öç almak isteyen, kendilerini öç hissine kaptırdılar mı, bu duygu varlıklarında her şeyi siler süpürür.

III Öç almak isteyen veya genel olarak kendini korumasını bilen dişli kimseler bunu nasıl yapar? Böyleleri kendilerini öç hissine kaptırdılar mı, bu duygu varlıklarında her şeyi siler süpürür. Böyle bir adam kudurmuş bir boğa gibi, boynuzlarını öne eğerek hedefe doğru atılır ve ancak önüne çıkan bir duvar onu durdurabilir (bu arada, o içi dışı bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar.

II Dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. Tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. Yazık ki buna bile layık olamadım. Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık. İnsana, gündelik hayatını sürdürmesi için gereken anlayışın yarısı,

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben.

I Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben. Galiba karaciğerimden zorum var. Doğrusu hastalığımın ne olduğunun da farkında değilim ya, hatta neremin ağrıdığını bile iyice bilemiyorum. Tıbba ve doktorlara saygım olduğu halde tedavi olmuyorum ve asla olmayacağım. Bir yandan da aşırı ölçüde, mesela tıbba saygı besleyecek kadar boş inançlara bağlıyım. (Boş

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’e soru: Yazı yazma kararını hangi yılda verdiniz?

Alain Bosquet 9– Tutalım ki bir gün yazı yazmaya karar verdiniz. O günkü kültürünüzü ve toplam bilgi dağarcığınızı bilmek isterdim. Yazmak bir kaprisin, önemli bir fizik gereksinmenin, anlaşılmaz bir deliliğin sonucu olabilir; ya da tersine, her yönden mantıklı ve istençli bir girişimin sonucu olarak doğabilir. Bu kararı hangi yılda verdiniz? Yaşar Kemal 9– İlk şiirim

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’e soru: Sizi yazmaya iten ya da gençliğinizde, bir gün gelip kendinizi yazma eylemine adayacağınızı size söyleyen özel bir olay oldu mu?

Alain Bosquet 8- Sizi yazmaya iten ya da gençliğinizde, bir gün gelip kendinizi yazma eylemine adayacağınızı size söyleyen özel bir olay oldu mu? O sırada kaç yaşındaydınız. Ya da belki daha önceleri başka düşleriniz, başka amaçlarınız var mıydı? Yaşar Kemal 8- Çok küçüktüm. Kaç yaşımda olduğumu bilmiyorum. Bir gün köyün kızları bir eğlencede toplu olarak

okumak için tıklayınız