BARIŞ ADLI ÇOCUK / SEVGİ SOYSAL – Ayşe Kaygusuz Şimşek

Selanik’li Mithat Yenen’in üçüncü çocuğu olarak 1936’da İstanbul’da dünyaya gelmiştir Sevgi. Annesi Alman asıllı Annelisese Rupp’tur ve evlendikten sonra Aliye adını almıştır. Sevgi 1976’da dünyaya gözlerini kapadığında henüz daha 40 yaşındadır. Bu kısacık ömründe üç evlilik, üç çocuk, on bir kitap, birçok radyo oyunu, gazete yazıları ve onurlu bir yaşamı… Ölümüyle birlikte, 1976’da yazmaya başladığı, … Devamını oku

Behice Boran’a dair – Sevgi Soysal

” ( … ) Behice Hanım’ın, bütün gücünü en gerekli yere saklamak akıllılığını gösteren sağlıklı kişilerden olduğunu anlıyorum. Hiç hoşa harcamıyor kendini. Gücünü hep kendi seçtiği ve gerekli bulduğu biçimde harcayanlardan; hoş yorgunluklardan titizlikle sakınanlardan. O ilk tutukluluk yazında, gölgeye çektiği iskemlesinde oturuşu geliyor gözümün önüne. Dizlerinin altında lastikle tutturduğu çorapları, terlikleri, durgun ve donuk bakışlarıyla, … Devamını oku

Türk Edebiyatının Unutulmaz Kadın Roman Karakterleri

Vedat Türkali’den Halide Edip’e, Sevgi Soysal’den Adalet Ağaoğlu’na, yazıldığı döneme damgasını vurmuş, Türk Edebiyatının en etkileyici kadın roman karakterleri: 1. Halide Edip Adıvar (1884 – 1964) – Handan Halide Edip, henüz 17 yaşındayken matematikçi, bilim adamı Salih Zeki Bey’le 1901 yılında evlendi. Bu evlilikten 2 oğlu oldu. 1910 yılında Salih Zeki’nin çapkınlıkları nedeniyle boşandı. Ve … Devamını oku

Türkiye Feminist Edebiyatının Köşe Taşları

Sevim Burak, Leylâ Erbil, Sevgi Soysal ve Tezer Özlü’nün 1950- 1970 arasında zamanın ruhunu sezgisel olarak yakalayarak dünyadaki feminist edebiyat ile eşzamanlı çok güçlü yapıtlar kaleme aldığını görüyoruz.

Devamını oku

Sevgi Soysal: “Bir ara koğuşta ışıklar söndü, başımı kaldırıp baktım yukarıya, uzakta da olsa aydınlık, umut verici bir şeylerin mutlaka var olduğu inancıyla.”

25 Haziran 72, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu, Ankara

Canım Mümtaz,

Dün gece, sayımdan önceydi galiba, bir ara koğuşta ışıklar söndü, başımı kaldırıp baktım yukarıya—parmaklıklı pencerenin oraya, uzakta da olsa aydınlık, umut verici bir şeylerin mutlaka var olduğu inancıyla.

Devamını oku

Sevgi Soysal: “Ayrıntıda ne mantıki şeyler vardır da bir bütün yaptıklarında büyük aptallıklara dönüşürler”

“Günboyu eğleniyorum onla; o da bana kızıyor, bütün kurallarının mantıki nedenlerini anlatıyor bana. Oysa, ayrıntıda ne mantıki şeyler vardır da bir bütün yaptıklarında büyük aptallıklara dönüşürler; tabii babamla böyle “ince!” konular konuşmuyoruz. Göl suyunun ısı dereceleri, kuyu pompasının ne zamanlar çekileceği ve banyodaki tuvalet kağıdının küvete değil de yandaki kovaya atılacağı üstüne “diyalektik” tartışmalar yapıyoruz.”

Devamını oku

“Nedense seyircisi en az olan oyun, zulümdür.” Sevgi Soysal’dan iki mektup

“Haksızlık halkaları birbirlerine eklenmeğe başlamaya görsün, bu hain, bu zalim, bu çılgın oyuna o kadar çok insan katılır ki. Nedense seyircisi en az olan oyun, zulümdür. Bu oyuna kolaylıkla, nedenini, niçinini düşünmeden; ince eleyip sık dokumadan katılı-katılınıverilir. Ve bütün bunları düşününce acı çekmenin rasgele acı çektirenlerden olmaktan yeğ olduğunu anlıyorum bir kez daha.”

Devamını oku

Sevgi Soysal, 12 Mart, Yıldırım Bölge ve Şafak – Seval Şahin

Sevgi Soysal, 12 Mart askeri darbesinin ardından tutuklanıp iki kez kaldığı Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’ndaki anılarını anlattığı aynı adlı kitabının başında şöyle der: “12 Mart’ın gelip de kazma kürek yerine insan yakmaya başladığı dönemde insan yakmanın –tutuklamakla insanlar ne kadar yakılabilirse- türlü yolları vardı.

Devamını oku

BBC Türkçe’nin Sevgi Soysal ile mülakatının ses kaydı (1976)

Türkiye edebiyatının önemli isimlerinden Sevgi Soysal ve onu bebekken kaybeden kızı Funda Soysal var.

Soysal, 1976 yılında kanser tedavisi için Londra’ya geldi ve burada kaldığı sürede BBC Türkçe radyosu için ‘radyo konuşmaları’ yazdı ve bunlardan birkaçını seslendirdi.

Devamını oku

Sevgi Soysal kimdir? Hayatı

Sevgi Soysal (d. 30 Eylül 1936, İstanbul – ö. 22 Kasım 1976, İstanbul) yazar.

Aslen Selanik’li mimar-bürokrat bir babayla Alman bir annenin altı çocuğundan üçüncüsü olarak büyüyen Sevgi Yenen, 1952’de Ankara Kız Lisesi’ni bitirdi. Bir süre Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Arkeoloji okudu.

Devamını oku

Türkiye’nin Kalbi, Kabul Günleri – Sevgi Soysal

Türkiye?nin Kalbi, Kabul Günleri 12 Mart 1971 askerî müdahalesini izleyen günlerde, Sevgi Soysal?ın farklı gazetelerde yayımladığı köşe yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar 12 Mart?ı yoğun kişisel tecrübelerle yaşayan yazarın döneme dair ilk izlenimleri olarak görülebilir. Sıkıyönetimin boğucu ortamında nefes almaya çalışan, siyasi kıyımlarla yaşadığı sarsıntıyı büyük bir seferberliğe dönüştüren, işçi ve gençlik hareketinin coşku … Devamını oku

Cellat Fuchs Kent Halkına Nasıl Karıştı? – Sevgi Soysal (sesli öykü)

Kentin ortasından kıvrıla kıvrıla kentin dışındaki sulara varan ırmak celladın evinin orda ikiye ayrılıyordu. Kentle ve ırmakla kesin bir sınırı vardı celladın evinin. Kentin bittiği yerdi bu ev. Kentin olabilecek en ırak noktası. 1400 yılından bu yana kent cellatlığım babadan oğula devreden Fuchs ailesi. Onlar kentin içinde oturmazlardı. Yasaktı bu. Kentin insanları arasına karışmaları da. Evlerinin önünden ırmağın bir kolu akardı. Celladın bahçesine girebilmek için ırmağın üstündeki özel köprüden geçmek gerekirdi. Kentin gözüpek çocukları

Devamını oku

Sevgi Soysal’ın 12 Mart 1971 darbesinin zulüm günlerini anlattığı röportajın videosu

Yazar Sevgi Soysal, 12 Mart darbesi sırasında Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu?nda kaldı. Ve Alman Devlet Televizyonu’na yıllar önce verdiği röportajda, 12 Mart 1971 askeri darbe günlerini anlattı.
İşte röportajın videosu:

Devamını oku

Beş Paralık Roman – Bertolt Brecht

Tiyatronun en büyük ustalarından Brecht’in, klasikleşen metni Üç Kuruşluk Opera’nın ardından yazdığı Beş Paralık Roman, para uğruna dilencilik dernekleri kuran, cinayetler işleyen, yalancı şahitlik yapan, milli felaketlere yol açan ve hatta “âşık” olan, kısacası insani olanın her zaman temiz olmadığını gösteren insanların dünyasını “satirik” bir dille anlatıyor.Brecht’in farklı bir üslupla yazdığı bu romanda sıra dışı … Devamını oku

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3 / Sevgi Soysal’dan Bilge Karasu’ya – Berna Moran

Üçüncü ve son cildini elinizde tuttuğunuz “Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış”, Türkçe edebiyat eleştirisi geleneğinin en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran; eserini, hayatını kaybettiği 1993 yılından kısa süre önce tamamlamayı başardı.
Üçüncü ciltte Moran, 12 Mart ve 12 Eylül romanlarını yine toplumsal bir sorunsal çerçevesinde inceledikten sonra, 1980 sonrası Türk romanında yeni anlatı arayışlarını, ‘fantastik’e ‘polisiye’ye, ‘büyülü gerçekçilik’e, ‘üst kurmaca’ya dönük yeni eğilimleri sergiliyor.
“Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış”ın ilk cildinde yazar, 1950’lere kadarki Türk romanının ana sorunsalının Batılılaşma olduğunu ve bu sorunsalın romanımızın kurgusunu, temalarını,

Devamını oku

“Tante Rosa, tüm kadınca bilmeyişlerin tek adıdır.”- Sevgi Soysal

Sevgi Soysal’ın 1968’de yayımlandığında, çocukluğu Birinci Dünya Savaşı Almanya’sında geçmiş, Rosa adlı bir kadının hayat hikâyeciklerini içeren Tante Rosa adlı romanı, edebiyat çevrelerini şaşırtmış ancak pek de anlaşılamamış. Sevgi Soysal?ı 12 Mart dönemi edebiyatı yoluyla tanıyan okura ise hiç ulaşamamış. Oysa Tante Rosa, Sevgi Soysal’ı 12 Mart döneminin simge yazarı yapanın yalnızca 12 Mart değil, Tante Rosa’da ilk filizlerini veren cesur bir kadınca duyarlılık olduğunun en güzel ispatı.

(*) “Kadın Olmak Hiç bu Kadar Eğlenceli Olmamıştı! ” Pınar Derin
Sevgi Soysal’ın 1968 yılında yayımladığı Tante Rosa, yazarın anneannesi, teyzesi ve kendisinin, yani üç neslin kadınlarının ortak sorunlarını, hayata karşı duruşlarını sentezleyerek oluşturduğu kadın karakter Tante Rosa’nın hayatını anlatır.
Tek bir kadın üzerinden kadın olmanın zorluklarım ele alan kitap, her birinde farklı bir olgunun içten ve ironik bir anlatımla ele alındığı on dört ayrı öyküden oluşuyor.
Kadın olmak denince akıllara gelen en güzel, en sıcak meydan okuyuş serüvenidir Tante Rosa. Sevgi Soysal, Tante Rosa’yı “anneannemden başlayıp bende biten bir çizgi” olarak nitelendirir ve onun yalnızca bir döneme ait bir kadın olmadığını şu sözleriyle belirtir:

Devamını oku

Tutkulu Perçem – Sevgi Soysal ?Şeylerden şeyler işte / sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni?

Sevgi Soysal’ın 1962’de yayımlanan ilk öykü kitabı “Tutkulu Perçem”, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz ?dil? çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal?ın yola çıkış öyküsüdür….
“Tutkulu Perçem”, “Şeylerden şeyler işte – sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni. Oysa günlerdir tutkularım perçemlerimde dolaşıyorum,” diye başlar. Erkeklere öfkeli bir kadın dolaşır kentin sokaklarında. “Onlar böylesi kıvrılmasalar asmayacaktım tutkularımı uçlarına” serzenişiyle… O isimsiz kadın, o isimsiz kentte bir troleybüs direği, bir yol makinesi, bir kavga olmayı diler, “O zaman bakacaklardı,” der. Ve gün sonunda tutkularını, perçemlerinden çıkarıp

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme