Kategori: farkettiren yazılar

Suriye’de 2011’den bu yana aslında ne oldu, yarın ne olacak ?- I

Rus uçaklarının Idlib’in güneyindeki isyancıları bombalamaya başlamasıyla birlikte Suriye’deki iç savaşta yeni bir evreye girildi. Ancak hangi evreye girmiş olduk, onu anlayabilmek için öncelikle bu savaşın Türk basınında pek aktarılmayan, dile getirilmeyen iktisadi arka planına ışık tutmaya ihtiyaç var. 2008 yılında ABD’nin önde gelen stratejik düşünce ve araştırma kuruluşlarından RAND Corporation Amerikan ordusu için önemli

okumak için tıklayınız

“Zeytin yağlı yiyemem aman” türküsünün acı gerçeği

Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir. Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten

okumak için tıklayınız

Neden kadınlar erkeklerden uzun yaşar?

Erkeklerin doğdukları andan itibaren nüfusun yarısına kıyasla daha erken ölecekleri bellidir. Nedeni cinsiyetleridir. Erkek oldukları için kadınlardan ortalama üç yıl daha az yaşayacaklardır. Peki, neden böyledir, erkekler neden kadınlardan daha az yaşar? Bu cinsiyetin üzerindeki bu laneti tersine çevirmek mümkün müdür? Bu ayrım on yıllardır biliniyor ama ancak şimdilerde bu sorunun yanıtını bulma yönünde adımlar

okumak için tıklayınız

‘İyi bakteriler astımı önlüyor’

Kanadalı uzmanların yaptığı araştırmaya göre bebeklikte “iyi bakterilere” maruz kalmak ileride astım hastalığı yaşanmasını önlüyor. Dönüşümsel Tıp adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmada insan vücudunda yaşayabilen milyarlarca bakteri analiz edildi. 319 çocuk üzerinde yapılan inceleme sonucu, dört farklı türde bakteri bulunmayan çocukların astım riskinin daha yüksek olduğu belirlendi.

okumak için tıklayınız

Mars’ta akan su keşfi neyi değiştirebilir?

20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basan ilk insan olan Amerikalı astronot Neil Armstrong yürüyüşüne başlarken, “Bir insan için küçük, insanlık için dev bir adım” demişti. Belki bir astronotun Mars gezegenine ayak basmasına daha 15-20 yıl var ama dün açıklanan bir keşif belki de ilerde tarihe “insanlık için bir diğer dev adım” olarak geçecek. Zira Amerikan

okumak için tıklayınız

Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası, Ermeni Hagop Çerçiyan tarafından tasarlandı

Yeni bir ada sahip olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir de imzası olması gerekiyordu ve bu imza, tıpkı bayrağın ve modern Türkiye’nin kurucusunun fotoğraflarının her yerde görünür olması gibi, ülkede çok sık rastlanan bir simgeye dönüştü. İmzanın tasarımı da bir Ermeniye, Hagop Çerçiyan’a aitti.

okumak için tıklayınız

Vücuttaki ‘kimyasal takvim’ bulundu

Bilim insanları canlılarda mevsimlerin geçişini takip eden “kimyasal takvimi” ortaya çıkardı. Araştırmacılar canlıların vücudunda yer alan bazı hücrelerin günlerin uzunluğuna göre yaz ya da kış moduna geçtiğini söylüyor. Current Biology adlı dergide yayımlanan makaleye göre vücut takvimi, hayvanlarda çiftleşme ve kış uykusu gibi faaliyetlerde belirleyici oluyor. İnsanlarda ise bağışıklık sistemini etkileyebileceği düşünülüyor.

okumak için tıklayınız

Herkesin etrafında kendi ‘bakteri bulutu’ var

ABD’deki Oregon Üniversitesi’nde yapılan araştırmada bütün insanların kendilerine has bir bakteri bulutuyla çevrili olduğu sonucuna varıldı. Çalışmaya göre bir başkasının bakteri bulutundan geçildiğinde, üzerimize bir bakteri yağmuru yağıyor ve bu bakterileri solunumla akciğerlerimize de alıyoruz. 11 denek üzerinde yapılan araştırmada, insanların kendilerine has mikrobik bulutlarıyla kimlik tespiti yapılabileceği kanıtlandı.

okumak için tıklayınız

Fotoğraf çekmek hafızaya nasıl zarar verir?

Araştırmalar, akıllı telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle gördüğümüz her şeyin fotoğrafını çekmenin önemli olaylara ilişkin hafıza oluşumuna zarar verdiğini gösteriyor. Unutmamak amacıyla hayatımızın çeşitli anlarını fotoğrafla kayıt altına almak giderek yaygınlaşıyor. Öyle ki, iş Narrative Clip adı verilen ve yakaya takılabilen bir mini kamera ile her 30 saniyede bir otomatik fotoğraf çekmeye kadar vardı. Peki,

okumak için tıklayınız

Ölümden sonra bilinç ne kadar sürüyor?

Yakın zamanda, İngiliz gazetesi The Daily Mail’de Dr. Sam Parnia ile yapılan bir görüşme yayımlandı. Sam Parnia, Birleşik Krallıklar Southampton Üniversitesi’nde multidisipliner bir çalışmayı yönetmiş ve bu çalışmanın sonuçlarını Official Journal of Europen Resuscitation Council’de (Avrupa Yeniden Canlandırılma Konseyi Resmi Dergisi) “Aware” (farkındalık) başlığı ile yayımlamıştı. Çalışma, İngiltere, Amerika ve Avusturya’da ki 15 hastanede, ani

okumak için tıklayınız

“Gezi dersem çık, Cizre dersem çıkma”

Konfüçyüs Adaleti ve Ampul Aydınlığı “Adalet kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner” demiş Konfüçyüs efendi. Hiç kusura kalmayasın Konfüçyüs efendi, gel gör ki bizim ülkede kutup yıldızının yerini ampul aldı. Sana sen diye hitap edeceğim bilginin samimiyetinden dolayı, bilesin. Şimdi sen bu sitemime belki alınacaksın belki de içinden

okumak için tıklayınız

Üretkenlik için hangi tür müzikleri dinlemelisiniz?

Çalışırken çevremizde sıklıkla dikkatimizi dağıtacak şeyler bulunur. Şanslıyız ki, müzik sayesinde üretkenliğimizi kontrol altında tutabiliriz. Birmingham Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, tekrarlı işler yaparken müzik dinlemek alınan verimi arttırıyor. Gelen e-postaları kontrol etmek gibi düşünce gücü gerektirmeyen işler yapıyorsanız, o esnada müzik dinlemek işinize yarayabilir.

okumak için tıklayınız

Soykırımdan kurtulanlar acılarını genlerle aktarıyor mu?

Epigenetik (DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda genetik olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalı) miras teorisine insanlarda yeni bir destek verecek çalışma yayımlandı: Çevresel etmenler çocuklarınızın genlerini etkileyebilir. Soykırımdan sonra hayatta kalabilen kişilerin yaşadıkları travmadan kaynaklanan sıkıntıyı çocuklarına aktarabiliyor. Bir kişinin yaşam deneyimi, sonradan gelen kuşakları etkileyebiliyor.

okumak için tıklayınız

Sıradanlığın ne yaptığının farkına bile varmadan kitlesel olarak faşistleşmesi

Sarayın diktasında faşizmin sıradanlaşması 20 yy’ın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt Türkçe’de “Kötülüğün Sıradanlaşması” adıyla yayınlanan ünlü eserinde, Yahudi soykırımının mimarlarından biri olarak İsrail’de yargılanan Adolf Eichmann davasını anlatır. Arendt’e göre Eichmann sadist bir canavar değil tam tersine fazlasıyla ‘normal’ bir insandır ve asıl korkutucu olan da budur. Çünkü onun üzerinden baktığımızda Nazi Almanya’sında yaşanan

okumak için tıklayınız

Noktalama işaretleri nasıl ortaya çıktı?

Nokta, virgül, soru işareti gibi noktalama işaretleri öylesine yaygın kullanılıyor ki onların tarih boyunca var olduğunu sanıyoruz. Oysa öyle olmadı. İşte bu işaretlerin hikayesi. Noktalama işaretleri gramatik yapıların nasıl kurulacağını gösterir; tek tek harfleri kelimelere ve cümlelere dönüştürmemize veya beynimizde onların resmini oluşturmamıza yardımcı olur. Onlar olmadan kitapları nasıl okur anlardık diye merak ediyor insan.

okumak için tıklayınız

Dinle küçük faşist

O çok övündüğün şanlı Osmanlı’nın 1877 tarihli 1. Meclis-i Umumî’sinde 16 dil konuşuluyor, 11 inanç temsil ediliyordu. Bugün merkezinde Türkiye’nin ikinci büyük etnik grubunun yer aldığı bir siyasi hareket Meclis’te kendisine 80 vekille temsil imkânı buldu diye kıyameti kopardın. Sokaklara dökülüp linç girişimlerinde bulundun, gittin bina kundakladın, kitapçı yaktın, sırf sokakta kendi lisanını konuştu diye

okumak için tıklayınız

Beni okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun, insan sömürüsüne karşı çıksın – Yaşar Kemal

11 Kasım 2014 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nin kendisine fahri doktora unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, okurlarına bırakılmış bir vasiyet niteliğindeydi. Yaşar Kemal gönderdiği mesajda şöyle demişti: Usta yazar “Bizim çağımızda romancıların başları beladadır” ifadeleriyle başladığı mesajında romanın önemini ise şu sözlerle paylaştı; “İnsanları en çok yalana, zulme, bütün

okumak için tıklayınız

Bir utanç masalı; Fareli Köyün Kavalcısı ve savaşa gönderilen çocuklar

Bir utanç masalı Bazı masalların tuhaf bir biçimde çocukları tedirgin ettiğini görürsünüz. Grimm Kardeşler’in 1800’lü yılların başında bastırdıkları ‘Çocuk ve Yuva Masalları’ adlı kitabının içerisinde yer alan ‘Fareli Köyün Kavalcısı’ bunlardan biridir. İlk bakışta, diğer öykülerden farkı yokmuş gibi görünen masalın son derece basit olduğu bilinir… Kedileri kovulan bir köyü fareler basıp sokakları ve evleri

okumak için tıklayınız