Kategori: farkettiren yazılar

Zaman, su gibi, işçi parasını almayan kabadayıdan, oluk oluk kan akacak diyen çakma kabadayıya doğru aktı

Nerede o eski gangsterler Ne, nasıl, ne zaman, kim… Nereden başlayalım! Parantezi o semtin naif öyküsünü anlatarak, açalım… Yeniçeriler Bizans surları önündedir. İstanbul düşmek üzeredir. Bahar olduğu halde hava çok sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanmış asker, kırbalarının dibinde kalan son su damlalarını da bitirmiştir. Ortada büyük bir sorun vardır. Artık herkes birbirine su sormaya başlar. Mehmet

okumak için tıklayınız

Boyunuzu aşan “kurnaz” hesaplarınızla ve hatalı kırmızı çizgilerinizle Ortadoğu’dan başınızı kurtarmaya “ölü yıkayıcılığınız” bile kifayet etmez!

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? -4 Bu yazı dizisinin en başında Suriye İç Savaşı’nın patlak verme nedenleri üzerine söylediklerimizi kısaca hatırlayalım: Şam yönetimi, 2009 yılında Katar’ın kuzeyindeki off-shore doğal gaz sahasından başlayıp Suudi Arabistan – Ürdün –Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz sağlayacak bir boru hattı önerisini reddetti. 2011 yılında da tercihini

okumak için tıklayınız

“Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler”

20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler, Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:

okumak için tıklayınız

Tarih, bizlere yalnızca vatansever vatandaşlar, geleceğin askerleri, iradeden yoksun toplum bireyleri olalım diye kaşık kaşık yedirilmişti

… bizler, özellikle Avrupa’da yaşayanlar, tarihi nasıl öğrendik? Açıkça söylemem gerekir ki, bunu ben çoktan unutmuştum. Ama yakınlarda bir taşınma sırasında, Avusturya’da gitmiş olduğum liseden kalma tarih kitabım elime geçti; bu arada, eski okul kitaplarımızı bir yana fırlatıp atmakla haksızlık ettiğimizi de belirtmeliyim, çünkü zamanımızın tasarımlarının ve bakış açılarının ne büyük bir hızla değiştiğini bize

okumak için tıklayınız

İnsanlık, sadece tarihin akışını değiştirebilme değil, tarihi sona erdirebilme kapasitesine de sahip

BÎR İSPANYOL KÖYLÜSÜ 1000 YILINDA uyuyakalıp, beş yüz yıl sonra Kolomb’un mürettebatının Nina, Pinta ve Santa Maria gemilerine binerken çıkardığı patırtı esnasında uyanmış olsaydı, dünya yine de gözlerine çok tanıdık gelirdi. Teknolojide, yaşam biçiminde, siyasi sınırlarda pek çok değişiklik yaşanmış olsa da, bu ortaçağ gezgini yine de kendisini evinde hissederdi. Buna karşılık, Kolomb’un denizcilerinden biri

okumak için tıklayınız

‘Amerikan düşmanı’ liderlerin ABD düşkünlüğü

Bilal Erdoğan’ın bitmeyen öğrenciliği ve tuhaf ilişkiler Malumunuz, Cumhurbaşkanı’nın gözde oğlu, TÜRGEV’in yönetim kurulu üyesi, ‘gölge eğitim bakanı’ ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kilit isimlerinden Bilal Erdoğan, İtalya’nın Bolonya şehrindeki doktorasına devam etmeye karar verdi.

okumak için tıklayınız

“IŞİD’in Türkiye yapılanması diğerlerinden ‘farklı’ gibi, acaba neden? “

Türkiye’nin ‘IŞİD’i Ankara faciasının ardındaki sır perdesi, değil çözülmek, aralanmadı bile. Doğrusu aralanmasını da beklemiyorum, zira, bu fazlasıyla karanlık bir olay, olaya ilişkin haber yapmak yasak, dahası en temel bazı sorular üzerinde yeterince durulmuyor.

okumak için tıklayınız

Grip salgını ile kuru hava arasında nasıl bir bağ var?

Gribin bir salgın dönemi vardır. Yakın zaman öncesine kadar kimse bu hastalığın neden kış aylarında yayıldığını bilmiyordu. Sorunun cevabı virüsün bulaşma yollarıyla ilgili. Hava sıcaklığı düşer düşmez grip sezonu da başlar. Önce boğazda bir rende yutmuşluk duygusu, ardından ateş ve kol ve bacaklarda bir haftadan fazla süren ağrı ve sızı hissedilir. İşte bu griptir. Bu

okumak için tıklayınız

Çiçeklerden sanırım bir tek karanfili sevmem – Ece Temelkuran

KARANFİLİ sevmem. Çiçeklerden sanırım bir tek karanfili sevmem. Hele kırmızısı… Kürtçe, Ermenice, Türkçe ölüm demektir karanfil. Tabutun ardından atılan çiçek. Tabutların ardından yerlerde parçalanmış kırmızı yapraklar. Omuzları düşürüp eve dönmektir karanfil. Karanfil, bulunamayan, hiç aranmayan katillerdir. Hesabı sorulmamış genç ölümlerdir. Ağlamaklı, öfkeli, bağıran kalabalıklara birilerinin dağıttığı çiçektir, elinde öylece durursun bütün hayat tostoparlak olmuş kursağında.

okumak için tıklayınız

“Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.”

‘İktidarı yıpratmak’tan korkmayalım “Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir.” Çin atasözü. İçinde bulunduğumuz hali, siyasi kavramlar ile yorumlamak artık yaşadıklarımızı anlatmaya yetmiyor. “Siyasal kriz”, “yönetilemezlik krizi”, “istikrarsızlık”, kutuplaşma… Bunların hiçbiri, bu tahammülü zor hali anlatmak, daha doğrusu anlamak için yeterli değil.

okumak için tıklayınız

Geleceği olmayanların şimdisi: Kâbus mekânlar

Toplumda patlatılan her bomba zaman ayarlıdır, çünkü kronolojik zaman duygumuzu çökertmek, korkularla örülü bir şimdi inşa etmek için patlatılmıştır. Aramıza, zaman ayarlarımızı bozan bombalar yerleştiriyorlar. Baş edemeyeceğimiz korkular üreterek bizi geçmişten koparıp geleceksiz bırakmak niyetleri. Bakmayın siz insanın üç boyutlu olduğuna ve üç boyutlu bir evrende yaşadığına; bir de zaman boyutu vardır.

okumak için tıklayınız

Avustralya’daki ilkokullarda kodlama dersi olacak

Bilgisayar, yazılım ve programlama teknolojilerinin temel dili olarak bilinen kodlama, Avustralya’nın yeni dijital teknolojiler müfredatında ayrı bir ders olarak öğretilecek. The Australian’da yer alan habere göre, 21. yüzyılın bilgisayar teknolojisine dair kodlama teknikleri, ilkokullarda beşinci yıldan itibaren ve programlama dersleri de yedinci sınıftan itibaren öğrencilere anlatılacak.

okumak için tıklayınız

Sıra psikolojisi

Sıra beklemek kimsenin hoşuna gitmez; ama araştırmalar sıraya yaklaşımın sıranın görünümü, amacı ve bizim nereli olduğumuzla ilgili olduğunu gösteriyor. İngilizler düzenli bir şekilde ve sabırla sırada beklemeleriyle tanınır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) profesörü ve sıra uzmanı Richard Larson buna ilginç bir örnek veriyor. 2011’deki Londra olaylarında yağmalama girişiminde bulunan bazı insanlar bile sıranın kendilerine gelmesini

okumak için tıklayınız

Konya’da atılan tekbirlerin adresi kim? Mehveş Evin

İzlanda maçı öncesinde Ankara katliamında hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda atılan tekbir ve çekilen ‘yuh‘lar, Erdoğan Türkiye’sinin kahredici bir yansımasıdır. Kahredici, çünkü kendine insan diyen, yüzlerce masum canın korkunç bir şekilde katledilmesine ancak üzülebilir… Diyelim ki üzülmedi. Etik değerler ve insanlık normları gereği, ölenlere böyle bir saygısızlık yapmaya kalkmaz.

okumak için tıklayınız

‘Vatansever’ sanatçılar, faşizm ve ‘Kör Olmak’

Nazım Hikmet’in İtalya’da faşist Musolini iktidarının en gösterişli yıllarında yazdığı “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı kitabı, Roma’ya resim öğrenimi için gelip faşistler tarafından kurşuna dizilen bir Habeş delikanlısının, memleketindeki sevgilisi Taranta-Babu’ya yazdığı aşk dolu şiir/mektuplardan oluşur. Usta şairimiz, bir yandan sevgiliye söylenebilecek en güzel aşk dolu dizeleri sıralarken, öbür yandan Musolini İtalya’sını ekonomik, siyasal ve sosyal bütün

okumak için tıklayınız

800 yıl önce yazılan Magna Carta, Türkiye için hala nasıl ibretlik bir belge özelliğini koruyor?

Magna Carta’dan bugüne Günümüzde yaşam hakkı dahil en temel insan haklarının ülkemizdeki varlığı alabora olmuşken, modern hukuka temel teşkil eden bir beyannamenin ortaya çıkışının 800. yıldönümündeyiz. Söz konusu belge Magna Carta’dır. Latince olan sözcüğün dilimizdeki karşılığı ise “Büyük Ferman”dır. O zaman modern çağa doğru yol almaya çalışan toplumun insan hak ve özgürlüklerine dayalı ilk sözleşmesi

okumak için tıklayınız

Ölüsüne sahip çıkan kuşlar

Kargalar ölülerinin yanında ilginç davranışlar sergileyen kuşlardır; etrafında toplanıp yüksek sesle öterler. Bazıları bunun bir tür cenaze töreni olduğunu iddia eder. Ama aslında bilim insanlarının elinde anlatımlardan öte bir kanıt olmadığı için bu davranış sırrını koruyor. Bu konuyu araştırmak için bir deney yapıldı. Araştırmada kargaların kendilerine tehdit olarak algıladığı yüzleri unutmadığı bilgisinden hareket edildi.

okumak için tıklayınız

Bırak tuzun kokmasını… Mars’ta hayat akacak, bizde su çürüdü!

Mısırlılar… Hemen hemen 5 bin yıl önce uygarlıklarının temelini attı. Sosyal yaşamlarında sanatın ayrı bir yeri vardı. Yaşamayı da bir sanat gibi kabul edip keyfe, eğlenceye, güzelliğe, estetiğe değer verdiler. Kralları hayatın bitişine, ölümden sonra bile direndi. Bu yüzden kendilerini mumyalatıp gömdürdüler. Ebedi bir hayat, ezeli bir yaşam enerjisi vardı! Yaşama sevinci Mısırlı için ecele

okumak için tıklayınız