Kategori: Nejdet Evren

Rütbeli Sefiller / Erkekler, Kadınlar ve Çocuklar ? Nejdet Evren

Fiziksel/tarihsel/kültürel gücüne hayran kalarak yürüdü. Toprak, ayaklarının altında titredi. Er-kek-ti; sıktığı taşın suyunu çıkartabilir, elini uzattığı fidanı kökünden sökebilirdi. Yer-yüzü-nde bir toprak parçasını çevirerek, benim-dir dedi. Çit ile örerek kendisine bir kafes yaptı. Yalnız yapamazdı; o, aynı zamanda bakılmaya muhtaç ve belki de bu yönü ile bir acizdi. Ona bir kadın verdiler. O kadını verenler

okumak için tıklayınız

Körleşmek, öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. – Nejdet Evren

Bilgi ne kadar sınırsız ise insan o kadar tutsaktır. Bu tutsaklık biçimi zincirsiz bir tutsaklıktır ve adına ?tutku? denilmektedir. Tutkular körlemesine bir bağlılık gerektirirler; bu duruma, Elias Canneti ?Körleşme? adını vermiştir. Öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. Tutku, o yer/zamanda olmayı düşleyip olamadığında ona yenik düşmektir. Tutkular gerçekte vaz-geçilemeyen birer saplantılar

okumak için tıklayınız

Şey ? Nejdet Evren

?Şey? temelde ?bilinçsiz varlık? olarak tanımlanmakta / benimsenmektedir. Gerçekte ?şey? i bir nesne olarak görmek mümkün müdür? Yada ?şey? den anlaşılması gereken sınırları belirli biçimler midir? ?Şey? nesnelerin tümü olarak kullanılabilir mi? Bu konuda düşünce tarihinde değişik anlamlar yüklendiği görülen ?şey?in ağırlıklı olarak nesneler ve cansız varlıklar ile, biçimleri belirgin algılanabilir cisimleri anlatmak için kullanıldığı

okumak için tıklayınız

Teoloji – Psikanaliz Çözümleme / İnsan ? Nejdet Evren

İnsan tür olarak diğer canlılardan kendisini hep farklı görmüştür. Bir yandan diğer türleri sürekli izlemiş, taklit etmiş ve onlar gibi kitlesel çoğalmayı önemsemiş olmasına karşın… İnsan farklıydı. Üretim ilişkileri ile gelişen bir düşüncesi ve tarihsel belleği ile farklılaşmaktaydı. Bu durum onun daha üstün olduğuna değil daha yetenekli olmasına işarettir. O, bunu yanlış yorumlamıştır. Tanrılar vardı

okumak için tıklayınız

Mekan / Zaman / Sınır / Yer – Nejdet Evren

Mekan denilince ilkin sınırları çizili ve diğer nesnelerden kesin çizgilerle ayrılmış bir yer boyutu düşünülmektedir. Oysa ki, bu sadece onun varlık biçimidir ve temelinde bir sınırlandırmayı içerir. Bu sınırlandırma, özünde bir egemenlik alanını ve bir yasaklamayı içersinde barındıran sosyolojik bir olguyu ifade etmektedir. Hiyerarşik yapıda olsun, olmasın en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm mekan-lar mülk-iyet

okumak için tıklayınız

Gao Xingjian’ın Ruh Dağı – Nejdet Evren

Her ruhun bir dağı vardır; o dağ, bir efsanedir; Kaf Dağı gibi… Ruhunun derinliklerine inen biri, hiçbir yer ve zamanda o-nun dışında huzur bulamaz. Yazar ?Ruh Dağı? na bir yolculuğa çıkar. Ön-görmediği bir rastlantı sonunda başlar bu yolculuk. Aslında ön-görüsünden bağımsız bir gelişme değildir yaşadığı ve onun olmasını ister ve fırsat bilir. Yolculuğun hedeflediği ise,

okumak için tıklayınız

Anlam / Anlama / Anlamak – Nejdet Evren

İçsel ve dışsal olguların devinim türlerine göre kendilerine bir değer yüklenir. Bu değer olgu ve maddeyi tanımlamaktan farklıdır. Olguların varoluş biçimlerini gözlemleyerek ne olduklarını tanımlamak, onun aynı zamanda ne olmadığını tanımlamak ve anlamaktır. Bu yönü ile eğer madde-düşünce diyalektiğini esas alıyor isek şunu hemen söyleyebiliriz ki ?anlamak? şeklindeki düşünce zinciri ?anlama? ve ?anlam?dan önceki bir

okumak için tıklayınız

Mehmed Uzun’un “Ruhun Gökkuşağı” Adlı Biyografi Kitabına Dair – Nejdet Evren

Anlatının yalın/içten/duru dili ile gök-kuşağının yedi rengine atılan bir imzadır ?Ruhun Gökkuşağı?; renklerin evrensel dilidir ruhu beş-yönden kuşatan ve Kavafis?ten soluklanarak başlar; ? Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın; Aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka

okumak için tıklayınız

Doğaya Dönüş – Nejdet Evren

J.Richard Gott evrenin sırlarını çözmeye çalışırken der ki, ? Einstein?in -tanrının evreni nasıl yarattığını anlamak istiyorum- cümlesi, onun kişiliği ile ilgili tartışmalara konu olmuştur. Bugün bilim, tanrının evreni nasıl yarattığı çabasını sürdürmekte, evreni anlamanın gerçek şartı olarak Einstein?ı anlamak olduğunu kabul etmektedir.? ( 1 ) Ve Nicolaus Copernicus ilkesinden hareketle insan türünün %95 olasılığı ilkesine

okumak için tıklayınız

İnsan Bedeni – Nejdet Evren

?İnsan bedeni nedir ? sorusu, ?bedensiz insan mı olur? karşı sorusunu çağrıştırmaktadır. Beden ve canlı, şekil ve içerik olarak ayrıştırılamayacağına göre, insan tanımı başka bir noktaya düşmektedir. ?İnsan? denilen canlı türünü her şeyden önce bu ayrışma noktasında ?insan olmayan? tanımından çekip çıkartmak gerekir. Hayvanların ve bitkilerin de bir bedenleri vardır. Evrimleşme sürecinde elini alet gibi

okumak için tıklayınız

Önemsemek Üzerine Notlar – Nejdet Evren

Önemsemek; içsel ya da dışsal bir olguya değer verme, onu öncelikli bir sıraya koymadır. Önemsemenin aktif / etken ve pasif / edilgen iki tarafı vardır. Bunlardan birincisi önemseyen ikincisi ise önemsenendir. Bu durum bireyler arasındaki bir değerlendirme olduğunda ise etken ve edilgenlik sürekli yer değiştirirler. Önemseme subjektif /öznel bir yargıyı içinde barındırır. Bu yargı, sosyal

okumak için tıklayınız