Kategori: Nejdet Evren

İnsanı Aramak / Fetus?un Gözleri (Son) – Nejdet Evren

Bilinç, insan türünü diğer türlerden ayıran düşünsel bir olgudur. O, doğanın zor koşullarına uyum sağlamayı değil doğayı kendisine uyarlamayı hedefleyen bir birikimdir. Taşı yontarak kesici alet yaptığında bunun sırrını sonraki kuşağa aktarırken kıskanç davranmış ve gözlem/deneylerinin sonucunu başkalarından gizlemiştir. Derken bakırın eridiğini, kalay ile karıştığında daha yetkin olan tunç alaşımını keşfettiğinde ateşin gizemiyle yarattığı imgeleri

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Toplumsal Hayvanın Etiği 4 – Nejdet Evren

Charles Darwin insanı ararken, türler arasındaki benzer/ortak ve farklı yanları ve tüm bunların biyolojik oluşum evrelerini ve de doğal seçmeciliğe bağlı olarak ta nasıl evrim geçirmiş olduklarını/olabileceklerini değerlendirmek istemiş; toplumsal olarak yaşayan tüm türlerin ?yukarı hayvanlarda en yaygın karşılıklı hizmet, hepsinin duygu birliği ile birbirlerini yaklaşan tehlikeye karşı uyarmalarıdır…toplumsal hayvanlar birbirini savunur..birbirlerine karşı, toplumsal olmayan

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Toplumsal Utanç 3 – Nejdet Evren

İnsanı aramak onun salt biyolojik, antropolojik yapısı ile sınırlı değildir; o, tüm işlevselliği ile sosyal bir tür olarak hem öznel hem de kolektif yaşayan/var-olan bir canlı tür olduğuna göre, Nazım Hikmet Ran?ın ifade ettiği gibi ?bir ağaç gibi tek ve hür/bir orman gibi kardeşçesine? yaşamasını, yaşatmasını bildiği ölçeklerde ?insan? olarak tanımlanmayı hak edecektir. Diğer türler

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Ellerin Dili 2 – Nejdet Evren

?Doğal seçmecilik? insanı bir biyolojik tür olarak tanımlamaya ve onu diğer canlı türler arasında ve ilişkilendirerek empirik yöntemlerle yerini belirlemeye, bunu yaparken tüm ön-yargılardan uzaklaşmaya yönelik bir çalışma/veri sunmaktadır. Elde edilen verilerin sosyal/tarihsel/politik insan tanımı ile toplumlara uyarlamaya yönelen mantıksal pozitivizm ?Viyana okulu- temsilcilerinden T.H.Huxley gibi düşünürlerin ?yeni dünya? dedikleri ilkel ve modernitenin kıyaslanmasına, birinden

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Ayakların Sesi 1 – Nejdet Evren

İnsan her yer/zamanda kendini aramış; önce sudan yansıyan görüntüsüne anlam vererek, devindiğinde onunla devinmesine hayranlık duymuş, gerisindeki ?ben? i aramaya koyulmuştur. İnsanlık tarihi her ne kadar insanlaşma sürecindeki insan ve topluluklarının var-olma savaşımlarının bir sonucunda ortaya çıkmış ise de, imgelem ile birlikte insanın kimliğini sorgulaması, diğer canlılar ile olan yakınlık ve uzaklığını araması ve tüm

okumak için tıklayınız

Empati / Determinist Hata / İnsan – Nejdet Evren

Empati, bilinen genel tanımı ile davranış bilimlerinde kişinin düşünce düzleminde bir davranışı değerlendirmeye tabi tuttuğunda kendisini o kişi ile özdeşleştirerek, kendisini o kişinin yerine koyarak, içselleştirme yapmak suretiyle ve belki de o-na ilişkin düşünceler ile bir değerlendirme yapması girişimidir. Ne demiş ana/atlarımız? ?yiğidi öldür, hakkını yeme!? bu ata sözünde doğru olmayan iki yön ve bir

okumak için tıklayınız

Adresi Olmayan Sığınak / ?Ölümle Alay? – Nejdet Evren

Onlar olmadan hiç-bir-şey olmuyordu; maskeleri yoktu onların. ?Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde/ Ne de aşktan başka bir sığınakları/ Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında/ Ölümle alay ederler sanki? (*) Aşkın dili/dini/rengi/soluğu/coğrafyası hepsi bir yöne işaret eder; o da, ?insan? denilen sosyolojik/tarihsel canlının kendisidir. Aşk ister geniş, isterse dar yorumlansın, her zaman güzel/içten/sım-sıcak/sevgi dolu olanın

okumak için tıklayınız

Tartışma Kültürü ? Nejdet Evren

Var mı gerçekten? Varsa nerelerde gizlenmiş? Yoksa diğer tüm olgular gibi liberalleşerek özgürleşmiş midir? Hiç bir düşüncenin irdelenmeden/düşünülmeden yadsınması bir özgürlük “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” felsefesine mi bürünmüştür? Ya, ne den “bırakınız batsınlar” denmiyor? Düşüncenin bağsızlığı/öznelliğinden ayrılmaz. Her düşünce öznel olmak

okumak için tıklayınız

Gölgenin Gölgesi / Olan Ve Olması Gereken İkilemi – Nejdet Evren

Olan, gözlemlenebilen yaşanılmış bir süreç içerisindeki olguların var-lık durumlarını gösterir. Bu durum onun objektif/nesnel olduğunu açıklar. Gerçekte ise oluş süreci, onu gözlemleyenin ne kadar dışında ise o denli onunla etkileşimini sürdürüyor demektir. ?Olan? ın ne olduğuna dair yapılacak belirleme/tespit/analiz bu nedenle önemlidir ve gözlemleyenin ?olan?dan kendini soyutlayarak kaçması mümkün/olanaklı değildir. Görüleceği üzere ?olan? tüm boyutları

okumak için tıklayınız

Mistifikasyon – Nejdet Evren

Önce kitaplar yakıldı. Suçlu bulunmuştu. Kitaplar. Yakılmalıydılar, ki dillerin, dinlerin ve kültürlerin kesintisiz tarihsel süreçlerinde var olan diyalogları kopsun, parçalansın diye…Söz kopmadı diğerinden ne ki vakkanivüsler çala-kalem yazıp durmaktaydılar; tahribat diz-boyunu geçtiğinde bu kadarı da olmaz deyip isyan ettiler…Yığınlarca işsiz vardı ve etiket hazırdı; yaftası yakalarında başladılar hem konuşmaya hem de yazmaya…Dünyalar keşfedilmiş diye yazdılar

okumak için tıklayınız

Şerem! – Nejdet Evren

Benazir Butto, oturduğu yerden ayağa kalktı ve dedi ki, ?Şerem! Şerem!? …Yıl 1999 ve aylardan Mart?ın 11?iydi. İnsanın/insanların utanç duyacakları davranışlardan kendilerine övgüler çıkartmalarının bir çözüm olmadığını haykırmak istiyordu/istemişti… Utanç tarihe iz-düşmeyi sürdürmekteydi; ki, 27 Aralık 2007 günü coğrafyanın birinde yeniden ortaya çıkacak ve bu sözlerle haykıran/uyaran yüreği ?susturdum? diye sevinecekti! Kana bulanmış bir ibret

okumak için tıklayınız

Adını Koymadıklarımız / Ben / Etik ? Nejdet Evren

Adını koymadığımız olgular belki de dokunmak istemediklerimiz olgulardı; belki de dokunmaya kıyamadıklarımız; kim bilir? Ad koyduklarımız hep yitip gittiler ve özelliklerini yitirdiler bir-bir! Neden mi gittiler? Süreçlerini tamamlamış olmalarından olsa gerek bu? Yaşarken hissedip, ad koymaya kıymadıklarımız ise süren olgulardır ki, süre-gelmek hayatın özünde saklı olandı… Dil-döngüsünü keşfeden insan türü o gün bu gündür hep

okumak için tıklayınız

Sonsuz Çığlık: ?Gerçek Yürüyor, Onu Hiçbir Şey Durduramaz? (*) – Nejdet Evren

Salt doğada -doğanın kendi yasaları içerisinde- adalet yoktur. Fizyolojik/biyolojik/kimyasal/astronomik süreçler, etkilenmeler, değişim, dönüşüm ve dengeler ile dengesizlikler vardır. Doğanın kaotik yapılarını kendi yasalarına karşı bir adalet ölçeğinde değerlendiremiyorsak demek ki, adalet denilen olgu toplumsal/tarihsel/ sosyolojik bir içeriğe ve ölçüye sahip bir yargı/ölçme/değerlendirmedir. Adalet ve adaletsizlik tanım olarak yek diğerini içinde barındırırlar. Bir olguya adaletsiz diyebiliyorsak

okumak için tıklayınız

Öz ve Biçim – Nejdet Evren

A. Bitmeyen Sorular Öz, genel olarak bir cismi/olguyu/nesneyi kendisi yapandır; biçim ise, sınırları belirlenmiş olmadır. Gerçekte öz ve biçim nedir? Nasıl etkileşirler? Bir birini yok edebilirler mi? Dönüşüm ?öz? de mi ,?biçim? de mi oluşur? Bir bütünü temsil ediyorlarsa neden ayrıştırılmışlardır? Değilse, öncelikleri var mıdır? Bunların fizikte, uzay zaman diliminde ve sosyolojide anlamları aynı mıdır?

okumak için tıklayınız

Zapt-u-Rapt / Tabu / Mühürlü Panzehir ? Nejdet Evren

?Tabu koymak? çok eskilerden günümüze kadar gelen bir olgudur. Kaybolmasından korkulan şeyi/olguyu büyü yaparak zapt-u-rapt altına alan insan, zamanla büyüyü yitirince ?tabu? ile baş-başa kaldı. Bir zamanlar ateşi denetim altına almış olsa da, ateş bir top gibi avuçlarında dönmeye başladığında yarattığı eseri, ateş topunun içinden çıkartmak zorunda kalacaktı. Büyüsü bozulan tabu, killi mühür içindeki şeyi/olguyu

okumak için tıklayınız

Çirkine / İz-Düşmeler ? Nejdet Evren

Güzel ve çirkin bir-birlerine hep karşı durmuşlardır; gece ile günün, iyi ile kötünün, karanlık ve aydınlığın karşı duruşları gibi… Çelişir ve çatışırlar; hepsinin de göreceli tanımları vardır. Biri olmadan diğeri olamayacağı gibi bir-birlerine ne kadar muhtaç iseler de bir diğerine asla benzemezler. Hiç birinin kesin evrensel ve değişmez bir tanımı yapılamaz. Bu çıkarımdan hareketle güzel

okumak için tıklayınız

En-Barbar Savaş / Ana-Kadın-Erkek / İnsan – Nejdet Evren

Kadının doğal üreticiliği yanında emeği ile yarattığı değer birleşince tüm toplumsal yapı şekillerinde ? tarih öncesi ve sonrasında- onun ayrı bir yere konulması sonucunu doğurmuştur. Kadının her alandaki üreticiliği onun duygusal yapılanmasını da etkileyerek daha karmaşık ?erkeğe göre daha gelişkin ? yapı oluşturmasını sağlamıştır. Üretici emeğinden dolayıdır ki kadın emek-sömürüsünden ilk nasibini alan tür olmuştur.

okumak için tıklayınız

Hiç Bir Yol Çatalsız Ve Yönsüz Değildir ? Nejdet Evren

?Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile, tek bir adımla başlamak zorundadır.? diyor Lao Tzu. Hangi yolun bir başlangıcı vardır ki, sonu olsun!? Ve başlangıcı yok diye hangi yola çıkılmamış, hangisi aşılmamıştır ki?! Ve hiçbir yol çatalsız ve yönsüz değildir; hiç biri yek-diğerine benzemez; her birinin kendine has bir dokusu, genişliği, derinliği, çalı-çırpısı, bir kokusu ve geçmişi

okumak için tıklayınız

Hiç-Bir-Şey ? Nejdet Evren

Kullanıldığı yere göre ?hiç? bir sığınak, bir soluklanma, bir zaman kazanmadır. Bu gün parçacıklar arasında bir boşluk olduğu düşünülmektedir. Ve bu boşluk tanımlanmamış olmasına göre bu bir ?hiç? olduğu varsayımına dayanır. On-üzeri çok sayıdaki rakamlarla ifade edilebilen mikro düzeydeki alan bilgisi, gözle görülen alan bilgisinden daha küçük değildir. Mikro ölçeklerle makro düzeydeki alan ölçümlenmeye, tanımlanmaya

okumak için tıklayınız

İçeni Öldürür, İçmeyeni de!… – Nejdet Evren

Kapının zili üç kere çaldı. Oysa,Tatil-günün keyfini çıkartıp, öğlene kadar uymak istiyordu. Söylene, söylene yataktan kalktı. Kapıyı açtığında kimsecikler yoktu ortalıkta. Beyaz bir paket, kapı önündeki eşiğe bırakılmıştı. Beyaz paketin üzerinde siyah ve kalın harflerle ?ACABA NEDİR? NEDİR? NEDİR?? diye yazılıydı. Çay yanında simit yerine, bisküvi de iyi gider diye düşündü. Paketin üzerindeki söz dizini

okumak için tıklayınız