Kategori: Öykü Kitapları

Bir Fare Hikâyesi – John Berger

Bir zamanlar, her sabah bir ekmek bıçağıyla elindeki somundan on santim kesip bu parçayı kahvaltısı için yeni bir dilim kesmeden önce çöpe atan bir adam varmış. Çünkü her gece fareler ekmek somununu ortasından kemirip bir delik açıyorlarmış. Her sabah gördüğü bu delik aşağı yukarı bir fare büyüklüğündeymiş. Evin kedileri yer

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kol Manşetinde Notlar – Mihail Bulgakov “keskin, sert ve neşeli diliyle günlük hayatın bir panoraması”

Kol Manşetinde Notlar, 20. yüzyıl Rus edebiyatının büyük ustası Bulgakov’un edebiyat dünyasına yıldırım gibi düşen öykülerini içeriyor. Bulgakov’un keskin, sert ve neşeli diliyle Kiev ve Moskova’nın günlük hayatının bir panoramasını çizen öykülerinde, Rusya’nın tarihin akışını değiştiren döneminde yaşanan her şey var: İçsavaşın insanları birbirinden ayıran, kuşkulara sürükleyen, herkesin bir taraf

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kızıl Moskova – Mihail Bulgakov “hicivli kısa eleştiri içeren öyküler”

Bulgakov’un 1920’lerde yazdığı öykü ve köşe yazılarının temel konusu kültür ve insan ilişkileridir. Rusya’nın yönetimini ele geçirmiş olan Bolşeviklerin ülkenin ekonomisini, güvenliğini ve kendi iktidarlarını ayakta tutmaya çalıştığı bu dönemde, yeni bir kültür de ortaya çıkmaya başlar. Bürokraside, orduda, sanat kurumlarında eski kültürle yeni kültür karşı karşıya gelmiş ve bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ölümcül Yumurtalar – Mihail Bulgakov “iktidarın ve bilginin kötüye kullanılmasının sonuçlarına işaret eden bir sistem eleştirisi”

1917 Rus Devrimi’ni izleyen çalkantılı yıllar yeni bir Sovyet gerçekliğini ortaya koyarken, dâhi zooloji profesörü Persikov da canlı organizmaların üreme hızlarını artıran ve onları devleştiren yeni bir “kızıl” ışın keşfeder. O sıralarda Sovyet cumhuriyetlerindeki bütün tavukları kırıp geçiren bir salgın patlak verince, Persikov’un henüz test edilmemiş buluşu bu soruna bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Genç Bir Doktorun Anıları – Mihail Bulgakov “ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleyi anlatan öyküler”

Devrim zamanı Rusya… Karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. Devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl

OKUMAK İÇİN TIKLA

Zacharius Usta – Jules Verne “Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşmek ve ruhunu kaybetmek”

Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün

OKUMAK İÇİN TIKLA

Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor – Stefan Zweig

Zweig’ın menkıbelerinde hikâye edilen kişiler Tanrı’yı ve kendilerini ararken hayatlarının anlamını bulacaklarına dair umutlarını her daim korurlar. Yazar Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’da Rahel ile Yakup’un Eski Ahit ’teki hikâyelerini Kutsal Kitap’taki anlatım biçimini anıştıran bir üslupla ve elbette kendi yorumunu katarak aktarır. Üçüncü Güvercinin Hikâyesi’ni de Nuh Tufanı’ndan esinlenerek kaleme almıştır.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Geçmişe Yolculuk – Stefan Zweig “yasak ve tutkulu bir aşkın hikâyesi”

Zweig’ın 1920’li yıllarda yazdığı tahmin edilen bu novellanın el yazması ölümünden sonra oldukça geç bir tarihte, 1970’lerde gün ışığına çıkarıldı. Ve aşkın sınır tanımazlığı üzerine yazılmış en yoğun, en etkileyici metinler arasında yerini aldı. Geçmişe Yolculuk, zamana, mekâna ve değişen koşullara direnen yasak ve tutkulu bir aşkın hikâyesidir. Bu çılgın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Muhteşem Vahşi Dünya – Andrey Platonov

“Bir zamanlar iki Kırıntı yaşardı. İkisi de küçük, ikisi de karaydı ama farklı babalardan dünyaya gelmişlerdi: biri Ekmekten, diğeri Baruttan. Bir sakalın içinde yaşarlardı, sakal avcının suratında bitmişti, avcı ormanda çayır çimen üzerinde uyur, önünde de köpeği pineklerdi.” Bir avcının sakalındaki iki kırıntının hikâyesiyle, insanın besleyip yaşatma ve öldürüp yok

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dönüş – Andrey Platonov “umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen mutlu olma azmini öne çıkaran öyküler”

Roman ve öykülerinin eksiksiz ve sansürsüz basımı ancak 90’larda yapılabilen Andrey Platonov, artık yirminci yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından biri kabul ediliyor, hatta eserlerinin Rus dilinde yarattığı etki Kafka’nın bütün Batı edebiyatı üzerinde yarattığı etkiyle kıyaslanıyor. Dönüş, Platonov’un çok sayıda öyküsü arasından seçilmiş dokuz öyküden oluşan bir derleme. Yirminci

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ölüler Evinden Anılar – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski “Gerçek, anlatılan bir hikâyeden daha etkilidir.”

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. 1861-1862 yıllarında bu dergide yayımlanan Ölüler Evinden Anılar Dostoyevski´nin Sibirya´da geçirdiği sürgün yıllarının izlenimlerini bütün canlılığıyla yansıtır.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sinan’ın Tekkesinde Ölüm – İvo Andriç (Yugoslavya’nın Tolstoy’u)

Sinan’ın Tekkesinde Ölüm, Balkanlar’ın Nobel ödüllü büyük yazarı İvo Andriç’in son dönem hikâyelerinden oluşan özgün bir seçki. Müslüman Türkler, Ortodoks Slavlar, Katolik Hırvatlar, Yahudiler ve Fransisken papazların beraber var olduğu Saraybosna’daki çocukluk ve gençlik yıllarından biriktirdiği anıları keskin bir anlatım yetisiyle hikâyeleştiren Andriç, Sinan’ın Tekkesinde Ölüm’de Balkan coğrafyasının gündelik hayatından

OKUMAK İÇİN TIKLA

Palto – Nikolay Vasilyeviç Gogol “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” Dostoyevski

‘Palto’, Nikolay Vasilyeviç Gogol’un 1842 yılında yayımlanan uzun hikayesi. Yazar gerçekçi bir üslupla kaleme aldığı bu hikayesinde küçük adam temasını ele alır. Sıradan insanların çektiği sıkıntılar, maruz kaldığı eşitsizlikler ve çektikleri acılar hikayenin başkahramanı Akakiy Akakieviç’in yaşantısıyla tüm çıplaklığı ile gözler önüne serilir. Bu yapıtı dönemin Çarlık Rusyası’nda büyük tepki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Burun – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol, Burun’u 1833’te yazmaya başladı. 1835’te ilk biçimini vererek bitirdikten sonra “Moskovski Nablüdatel” dergisine gönderdiyse de derginin yönetmeni, öyküyü bayağı bulduğu için geri verdi. Ama bu öykünün sanat güzelliğini, yergi değerini hemen anlayan Puşkin, 1836’da, yönettiği “Savremennik” dergisinde Burun’u yayımladı. Ayrıca şöyle bir not koydu: “N. V. Gogol uzun süre

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bozkırda Bir Kral Lear – İvan Sergeyeviç Turgenyev

Bozkır’da Bir Kral Lear, kısa öykünün ustalarından İvan Turgenyev’in kurgu ve anlatımdaki ustalığını en berrak şekilde gösteren öykülerinden meydana gelen bir seçki. Shakespeare’in ünlü tragedyası Kral Lear’ı Rus steplerine uyarlayan Turgenyev, edebiyatın ezeli temalarından aile ilişkilerini Rus toplumuna özgü karakterlerle ele alırken insan psikolojisinin derinlerine inmekte benzersiz bir ustalık sergiler.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Küçük Ağaç’ın Eğitimi – Forrest Carter

Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap… Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam’ın acımasızca yok ettiği Çeroki’lere ithaf edilen bu kitap, insanı ‘umursayan’, acılarını ‘paylaşan’, yaşamın bütünselliğini ‘savunan’ bir kültürün mesajı… Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi… İnsani duyarlılığın görkemli direnişi… Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hakim

OKUMAK İÇİN TIKLA

Beyaz Geceler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Dostoyevski, Beyaz Geceler: Bir Hayalperestin Anıları adlı uzun öyküsünü yazarken, yazar kişiliğini belirleyen olayların bir kısmını henüz yaşamamıştı. Ne hapse girmiş, ne idam edilmeyi beklerken önündeki tutuklunun ölümünü izlemişti; ne de “canlı canlı tabuta konma” olarak adlandırdığı Sibirya’ya sürgüne gitmişti. Başyapıtlarını yazmaya başladığı 1866 yılına daha neredeyse yirmi yıl

OKUMAK İÇİN TIKLA

Korkuyu Beklerken (Bütün Eserleri 4) – Oğuz Atay “Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor”

Oğuz Atay’ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay’ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle varettiği “beyaz mantolu adam” da öyle. (Tanıtım Bülteninden) Kitabın Künyesi

OKUMAK İÇİN TIKLA