Kategori: Sabahattin Ali

Sabahattin Ali ‘nin kurbağaya olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları – Korkut Boratav

Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesindeki siyasi yazılar, Sabahattin Ali’nin Türkiye’nin tutucu akımlarına karşı 1944-1948 yıllarındaki polemiklerinden oluşuyor. Sabahattin Ali’nin siyasi yazıları, Markopaşa Yazıları ve Ötekiler derlemesinde yer alıyor (Yapı Kredi Yayınları, 7. Baskı, 2012, Hazırlayan: Hikmet Altınkaynak). Derlemenin sonuna bu yakınlarda yitirdiğimiz Alpay Kabacalı’nın “Markopaşa Yazıları’nın Arka Planındaki Siyasal Ortam” başlıklı önemli bir incelemesi de

okumak için tıklayınız

Knut Hamsun – Sabahattin Ali

Son devir dünya edebiyatında şöhretleri kendi memleket hudutlarını aşmış ve dehâları sağken teslim edilmiş birkaç isim söylemek istenirse aklımıza evvelâ şu dört isim gelecektir: Bernard Shaw, Rabindranath Tagore, Maksim Gorki, Knut Hamsun. Tagore, bazı zevkler için çok güzel bir şair olmasına rağmen şöhretini biraz da yabancı olmasına ve acayip bir lisan konuşmasına borçludur. “Shaw”un ise,

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Orhan Kemal’le tanışması

Sabahattin Ali Orhan Kemal’i Nâzım Hikmet’in mektuplarıyla tanımıştır. Nâzım Hikmet 6 Mart 1943 tarihli mektubunda, “Burada, Bursa Cezaevi’nde Raşit Kemali adında bir delikanlı var. Suçu benimki gibi. Altı ay sonra da cezası bitirip çıkıyor. Çok istidatlı ve şimdiden cidden güzel, nevi şahsına münhasır şiirleri ve hikâyeleri var. Altı ay sonra dışarı çıkınca siz ağabeylerinin yardımını

okumak için tıklayınız

Dağlar – Sabahattin Ali (Seslendiren: Tuncel Kurtiz, Şarkı: Sezen Aksu)

DAĞLAR Başım dağ, saçlarım kardır, Deli rüzgarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır. Şehirler bana bir tuzak; İnsan sohbetleri yasak; Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır. Kalbime benzer taşları, Heybetli öter kuşları, Göğe yakındır başları; Benim meskenim dağlardır. Yarimi ellere verin; Sevdamı yellere verin; Yelleri bana gönderin; Benim meskenim dağlardır. Bir gün

okumak için tıklayınız

Tefrika edilerek gazetede yayımlanan Kürk Mantolu Madonna, gazete sahibi tarafından beğenilmeyince Sabahattin Ali ne dedi?

Roman gazetede tefrika edilmiş ama Sabahattin Ali telifini alamamış, gazete sahibi Cemal Hakkı ile aralarında giderek sertleşen yazışmalar olmuş, Cemal Hakkı romanın beğenilmediğini söyleyince Sabahattin Ali de 10 Şubat 1941?de şu yanıtı vermiştir: ?Benim yaptığım, bana defaatle vaat edildiği halde, hiç sebep zikredilmeden incaz edilmeyen bir hakkı istemektir. Bir de sizin yaptığınıza bakalım:

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:  “Bir gün dergi redaksiyonuna kısa boylu, gözlüklü bir genç geldi. Almanca bildiğini, hikâyeler yazdığını ve adının ?Sabahattin Ali? olduğunu söyledi, hikâyelerinden birini bıraktı, çıktı. Bu hikâye, orman işçilerinin yaşamı üzerineydi. Alman romantizminin etkisi altında yazılmış olmasına karşın, konu ve içerik bakımından Türk edebiyatında bir yenilik oluşturuyordu. Genç

okumak için tıklayınız

Kış Uykusu’nun havasında yüzde 30 Çehov varsa, yüzde 70 de Sabahattin Ali mevcut!

Herkes Çehov’dan esinlendiğini söylese de Kış Uykusu ile herhangi bir Çehov eseri arasında somut bağlantı yok. Film, Çehov’dan çok Sabahattin Ali öyküleriyle yakın bir ilişki kuruyor. Nuri Bilge Ceylan’ın sinemamız adına tarihi bir zafere imza atarak Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmi Kış Uykusu’nun, yönetmenin önceki çalışmalarıyla karşılaştırıldığında önümüze çok daha

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali romanına Kürk Mantolu Madonna adını vermeden önce hangi isimleri düşünüyordu?

Kitabın adına gelince, Cevdet Kudret Sabahattin Ali’nin bu roman için “Lüzumsuz Adam” adını düşündüğünü ancak içindeki “z” ve “s” seslerinin kakofonisinden hoşlanmayarak bu addan vazgeçtiğini söylemektedir. Pertev Naili Boratav ise Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’yı ilk önce bir öykü olarak tasarladığını ve başlığını da “Yirmi Sekiz” koyduğunu, öykünün ilk sayfasını da kendisine gösterdiğini,

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet?ten Sabahattin Ali?ye mektup

(tarihsiz) Kardeşim, (?) Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir?le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv, biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde,

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin soyadını alma öyküsü

Haziran 1934?te yürürlüğe giren Soyadı Kanunu gereği herkesin kendisine soyadı seçtiği günlerde Sabahattin Ali, Ayşe Sıtkı?ya gönderdiği mektubunda şöyle yazmaktadır: “Yeni isim aldın mı? Benim almak istediğim isim Kubaşır?dır. Kubaşmak kelimesinden geliyor. Orta Anadolu?da çok kullanılır. Tarama dergisine bak… Manasını nasıl bulacaksın?? Sabahattin Ali, ortaklaşa iş yapma anlamına gelen ?kubaşmak? sözcüğünü kendisine soyadı olarak beğense

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı kitaba dair Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali ile söyleşi – Serhan Yedig

Yazar Sabahattin Ali?nin eşine evlilik öncesi, kızına ise ölümünden birkaç yıl önce hapisten ve İstanbul?dan yazdığı mektuplar ?Canım Aliye, Ruhum Filiz? adıyla YKY?den yayımlandı. Müzikolog, yazar Filiz Ali, babasının kişiliğinin tüm boyutlarıyla kavranabilmesi açısından mektuplarının önemli olduğunu söylüyor ?Son mektuplarında çaresizliği, kuşatılmışlığı belirgin şekilde görülüyor? diyor.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin mektupları: “Canım Aliye, Ruhum Filiz” – Ali Bulunmaz

Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı “Canım Aliye, Ruhum Filiz”de, Sabahattin Ali’nin eşi ve kızına yazdığı mektuplardan örnekler var. Mektuplar, Sabahattin Ali’yi bir sevgili, eş ve baba olarak bize bir kez daha tanıtırken yazarın içindeki o büyük sevgiyi ve sorumluluğu da anlamaya davet ediyor. Üç güzel insan 13 Ağustos 2009 günü Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan söyleşide, bir başka

okumak için tıklayınız

Sevengül Sönmez ile söyleşi: Sabahattin Ali’den mektup var

Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya ve Sırça Köşk adlı öykü kitaplarının, Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan adlı romanların, Dağlar ve Rüzgar adlı şiir kitabının yazarı olan Sabahattin Ali’yi Türkiye daha çok Kürk Mantolu Madonna’nın yazarı olarak tanıyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan Sevengül Sönmez editörlüğünde çıkan Canım Aliye, Ruhum Filiz ise Sabahattin Ali’yi Kürk Mantolu Madonna’nın ötesinde,

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz – Sabahattin Ali

Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali’yi yakından tanımamızı sağlıyor. “Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız,

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna Üzerine – Arş. Gör. Oğuzhan Karaburgu

Türk edebiyatında ismini daha çok hikâyeci olarak duyuran Sabahattin Ali, roman sahasında da üç eser vermiştir. Bunlar Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna?dır. Bizim incelememize konu olan Kürk Mantolu Madonna[1], önce 18 Aralık 1940 ? 8 Şubat 1941 tarihleri arasında Hakikat gazetesinde ?Büyük Hikâye? başlığı ile tefrika edilir sonra da 1943 yılında Remzi

okumak için tıklayınız

Mert Fırat: “Palahniuk, Sabahattin Ali okumuş mudur?”

Bursa Nilüfer Belediyesi, 2013 yılını Sabahattin Ali’ye adadıktan sonra Ali’nin eserlerini derinlemesine incelemek için yıl boyunca söyleşiler, kitap okumaları, film ve tiyatro gösterimleri, sergiler, atölyeler ve bir de tasarım yarışması düzenledi. Bu etkinliklerin esas amacı yazarın her yaştan okur tarafından daha yaygın biçimde tanınmasını sağlamaktı. Gülşah Çırak’ın (Hüseyin Özdilek Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi),

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna neden çok satıyor? – Erdinç Akkoyunlu

Edebiyatın çok satanlar seyri edebiyat okuru, yazarı ve düşünürü için önemlidir. Ve Sabahattin Ali?nin Kürk Mantolu Madonna?sı yaklaşık 4 yıldır çok satanlar listesindeyse düşünmek gerekir. Nitelikli bir edebiyatçının romanlarına olan satış ilgisini belirleyen en temel özelliğin, edebi değer olduğunu söylemek boşboğaz cesareti olmaz. Sabahattin Ali?nin 1907?de başlayıp, siyasi cinayete kurban gittiği 1948 yılları arasındaki ömrüne

okumak için tıklayınız