Kategori: Sabahattin Ali

Sabahattin Ali: Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman, Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.

ÖYLE GÜNLER GÖRDÜM Kİ Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar oldu. Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

okumak için tıklayınız

Işığa Adanmış Bir Yaşam “Sabahattin Ali” – Hülya Soyşekerci

Sabahattin Ali deyince her şeyden önce aydınlığa, ışığa, insanın ve toplumun mutluluğuna adanmış bir yaşam ve eğilmeyen, boyun eğmeyen güçlü, direngen bir karakter geliyor aklıma. “Başın öne eğilmesin/ Aldırma gönül aldırma/ Ağladığın duyulmasın/Aldırma gönül aldırma.” dizelerindeki onurlu ve erdemli direniş; hapishane duvarlarından yankılanan “Dışarıda deli dalgalar/Gelip duvarları yalar/ Seni bu sesler oyalar/Aldırma gönül aldırma” sesleriyle

okumak için tıklayınız

10 Ünlü Şairin Babalarına Yazdığı 10 Özel Şiir

1. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek… Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.”

okumak için tıklayınız

Türk Edebiyatının Aydınlık Yüzü: Sabahattin Ali

Sabahattin Ali bir subay çocuğudur. 1907 yılında babasının görevle gittiği Bulgaristan’ın Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere ilçesinde doğdu ve çocukluğu Birinci Paylaşım Savaşı’nın zor koşullarında geçti. Babasının görevi nedeniyle, öğrencilik yaşamını da farklı şehirlerde sürdürdü. Okumayı seven, edebiyata düşkün bir çocuk olduğu çevresindekilerin dikkatini çekiyordu. Ailesi, özellikle de babası, bu alanda çocuklarını destekliyor, teşvik ediyordu. İlk

okumak için tıklayınız

Yeni Dünya – Sabahattin Ali

1930’lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldu’nun olduğu 13 düşünen öykü…

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin en kötü filmleri bile seyretmesinin gerekçesi

“En kötü filmde bile benim alacağım önemli dersler var. insanda geniş ufuk açar, bazı yenilikler sunar, hiçbir şey yok sanılan filmlerde bile ilginç manzaralar, değişik görüntüler verilir. Bu nedenle filmleri izlemeyi seviyorum” diyen Sabahattin Ali için sinema son derece önemli bir sanat ve eğlence aracıdır.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Atatürk’e hakaret ettiği iddia edilen komplonun arka planı

Sabahattin Ali Konya’da öğretmenliğe başlamış, kendine yeni bir hayat kurmaktadır. Bu arada Yeni Anadolu gazetesinde çevirileri ve öyküleri yayımlanır. Haziran 1932’de ise Kuyucaklı Yusuf gazetede tefrika edilmeye başlanır. Gazetenin satışında beklenmedik bir artış olup da telifi ödenmeyince Sabahattin Ali de tefrikayı 26. sayıda yarım bırakır. Bunun üzerine Cemal Kutay ile araları açılır ve olaylar giderek

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: Hiç kimse benim dünyada en çok gözyaşı dökenlerden, cesaret ve neşesi en az olanlardan biri olduğumu tahmin edemeyecektir.

Kendisiyle ilgili düşünceleri çoğu zaman olumsuz olan Sabahattin Ali kendisini nasıl algıladığını, sevdiklerine yazdığı mektuplarda büyük bir samimiyetle ortaya koymaktadır. Kendisini bir “palyaço-clown” olarak görmektedir. Dışarıdan bakıldığında mutlu zannedilen ama içinde fırtınalar kopan bir adamdır o. En yakın arkadaşlarından biri olan Ayşe Sıtkı İlhan’a Sinop Hapishanesi’nden gönderdiği mektuplar Sabahattin Ali’nin psikolojik dünyasını anlatması açısından çok

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Gorki’den etkilenmesi

GORKİ, MAKSİM (Aleksey Maksimoviç Peşkov) ( 1868- 1936) Sosyalist gerçekçi edebiyatın öncüsü sayılan Rus yazar. Yücel dergisinin 1935 tarihli 8. sayısında kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Sovyet ve Amerikan muharrirleri arasında severek okuduğum romancılar vardır” diyen Sabahattin Ali, aynı derginin 19. sayısında yapılan bir ankete verdiği cevapta tekrar tekrar okuduğu kitapları sayarken ilk sıraya Gorki’nin Klim

okumak için tıklayınız

Bütün cinayetlerde Sabahattin Ali’nin katillerinin parmak izi var!

Sabahattin Ali, hikâyeleri, romanları, şiirleri ve fırtınalı yaşamıyla rüzgâr gibi geçti hayattan. Kısa sürmüş hayatında edebiyatta unutulmaz izler bıraktı. 2 Nisan 1948’de öldürüldüğünde 41 yaşındaydı. Milli Emniyet’çi katili, cinayeti “milli hislerle” işlediğini açıkladıktan sonra ödüllendirildi. Bu köşede yıllar önce Sabahattin Ali’ye, hayatına, cinayet davasına ve o yıllara dair yayımlanan yazımı, bir kez daha paylaşıyorum.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim, hem kızdım.

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı kitabı ilk kez 1943’te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır. Kitap için ilk eleştiri Nâzım Hikmet’ten gelir. Nâzım, Mayıs 1943’te Bursa Hapishanesi’nden gönderdiği mektupta Kürk Mantolu Madonna hakkında şunları yazmıştır:

okumak için tıklayınız

Kuyucaklı Yusuf – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf” romanı, yayınlandığı tarih olan 1937’den bu yana güncelliğini hiç kaybetmemiş ve edebiyat tarihimizde bir kilometre taşı olmuştur. “Kuyucaklı Yusuf”un önemi yalnızca başarılı bir roman olmasından ileri gelmez, öncü bir yapıt olması da ona tarihsel açıdan bir önem kazandırır; çünkü bu yapıt daha önceki Türk romanından iki bakımdan ayrılır ve yeni bir

okumak için tıklayınız

Kuyucaklı Yusuf’un 1937 yılında “halkı aile hayatı ve askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle toplatılması

Kuyucaklı Yusuf, 14 Haziran 1937’de Cumhuriyet Müdde-i Umumiliği İkinci Tetkik Dairesi 937/176 sayılı iddianamesinde yer alan “halkı aile hayatı ve askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle toplatılmış, Sabahattin Ali romanı yazmak. Remzi Bengi, Karabet Fikri ve Kenan Yusuf Sertel de kitabı satmak nedeniyle suçlanarak mahkemeye çağrılmıştır. 7 Ekim 1937’de İstanbul Birinci Asliye Ceza Dairesi nde görülen davada üç

okumak için tıklayınız

Sırça Köşk – Sabahattin Ali “Niçin yazılarımdaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli ?”

1947′ de basılan ve Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılan Sırça Köşk, Sabahattin Ali’nin kısa öyküsüdür. Sırça Köşk kitabına da adını veren bu masalı diğerlerinden önce yazılmasına rağmen kitabın ve masallar bölümünün sonunda yer almıştır. Dört masalın en uzunu budur. Sabahattin Ali’nin son kitabı olan Sırça Köşk’te yazar; kendilerini çok güçlü, yıkılmaz, sarsılmaz şatoların içinde görenler, halkın

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatının günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çok iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali ‘Aydın geçinenlerin karanlığına, insanın içindeki şeytana keskin bir bakış’

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin 1940 yılında yazdığı bir romandır. Bir sevda masalından yola çıkarak ırkçıların hayat tarzlarını ve duruşlarını eleştiriyi içeren “İçimizdeki Şeytan” romanın yayınlandığı zaman, ülkemizde, Nazizmin etkisiyle, ırkçılığın yükselişte olduğu yıllardır. Roman büyük yankı uyandırdı.

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin diksiyonu

Dilindeki hafif pelteklik sahneye çıktığında kayboluveren Sabahattin Ali sözcüklerin doğru telaffuz edilmesinde ve vurgulanmasında son derece dikkatlidir. Etrafındakiler bir sözcüğü yanlış söylediklerinde ya da vurguladıklarında, “Huyum kurusun, bir diksiyon yanlışı yakaladım mı düzeltmeden duramam” deyip doğrusunu söylermiş. Sabahattin Ali,

okumak için tıklayınız