Yalancının en büyük azabı – Sabahattin Ali
İnsanlara İnanmak Yalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
İnsanlara İnanmak Yalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.
okumak için tıklayınızKendi menfaatlerini milletlerin menfaatinden üstün tutanlara, kendi hak edilmemiş ekmeklerini yiyebilmekte devam etmek için milletlerini kölelik zincirleri, cehalet karanlığı, korku uyuşukluğu içinde bırakmaya çabalayanlara lânet olsun…
okumak için tıklayınızYalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.
okumak için tıklayınızYurdumuza tekrar yabancı sermaye gelecekmiş. Gazeteler bu havadisi verirken cümbüş ediyorlar. Resmî makamlar da, memlekete yabancı parası girmesini kolaylaştırmağa himmet (gayret) ediyorlar.
okumak için tıklayınızGütenberg Matbaası1 Markopaşa’nın bu sayısı tek yüzlü iki yapraktan oluşan çoğaltmadır. Fiyatı da baskının yarı değeri olan 5 kuruştur.
okumak için tıklayınızBiz, fikirlerimize düşman olanlarla her şekilde mücadeleye hazırız: Yazı ile, sözle, gazete çıkararak, kitap neşrederek, mahkeme karşısına çıkarak… Hattâ hapse girerek…
okumak için tıklayınızEy benim bahtı kara milletim! Sekiz yüz yıldan beri seni, ya sana yabancı olanlar, yahut da arandan çıktıkları halde sana yabancılaşmış bulunanlar sömürdü.
okumak için tıklayınızFiliz Ali, “O, bazen oldukça çocuksu biriydi” sözleriyle hatırlıyor babasını ve şöyle devam ediyor aralarındaki ilişkiyi anlatmaya:
okumak için tıklayınızSabahattin Ali 1945 yılında konservatuvardaki görevinden ayrıldı, bakanlık emrine alındı. Bu sırada Cami Baykurt ile 1 Aralık 1945’te Yeni Dünya gazetesini çıkarmaya başladılar.
okumak için tıklayınızSabahattin Ali (25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948), yazar ve şair. Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf romanının 12 maddede önemli ayrıntıları:
okumak için tıklayınızBir zamanlar iri ağaçlı, uçsuz bucaksız bir ormanın kenarındaki çayırlıkta, başında çobanı ve köpekleriyle, bir koyun sürüsü yaşıyordu.
okumak için tıklayınızOsman Balcıgil’in yazdığı Bir “Sabahattin Ali” romanı Yeşil Mürekkep, 2016 yılı Kasım ayında Destek Yayınları tarafından basılmış. 408 sayfa, biyografik roman.
okumak için tıklayınızYarı Münevver Bizde birkaç sahifeden fazla yazı okumağa tahammülü olmayan bir “yarı münevver” zümresi vardır. Bunlar ruhları hasta, iradeleri gevşek, kafalarını bir nokta üzerinde uzunca bir zaman tutmak kabiliyetinden mahrum birtakım psikopatlardır.
okumak için tıklayınızYazmaya ne zaman karar verdin? – Hep yazıyordum. Ortaokul, lise zamanlarında karalıyordum. Peki yazmaya iten şey neydi?
okumak için tıklayınız“Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer. Bir gün Almanlar’ın pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizler”e takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik… Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık. Han, apartman sahibi olmak, sağdan
okumak için tıklayınızOkullarda doğru dürüst edebiyat dersi işleyemez olduk. Bir yazardan, bir eserden söz ettik mi öğrencinin sorusu : “Hocam bu konu LYS ile mi YGS ile mi ilgili?” biçiminde. “Elinin körü,” diyesim geliyor, diyemiyorum. “Bakın, bu konu insan olmakla ilgili, duygu ile ilgili, düşünce ile ilgili, sizin kafanızı rahatlatacak güzel şeylerle ilgili,” diyorum. “Ama hocam o
okumak için tıklayınızTürk Edebiyatı’nın önemli yazar ve şairlerinden olan Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna olmak üzere, birçok kitabı yeni nesil tarafından tanınmaya ve ilgiyle okunmaya başlandı. Sabahattin Ali, aynı zamanda severek dinlenilen şarkıların da sözlerini yazdı. İşte o şarkılar:
okumak için tıklayınızKürk Mantolu Madonna’nın kim olduğu konusunda pek çok şey söylenmiştir. Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarından Muvaffak Şeref, Taksim Camlı Köşk Gazinosu’ndaki kadın orkestrasında çalan kadınlardan biri olduğunu söylerken Sevgi Sanlı, Kürk Mantolu Madonna’nın Sabahattin Ali’nin henüz çok gençken âşık olduğu bir genç kız olduğunu dile getirmektedir.
okumak için tıklayınızSabahattin Ali, Türk yazınının, bin bir türlü çileden geçmiş soylu yazarlarından biridir. Bu çileli yaşam, 2 Nisan 1948 günü, Kırklareli’nin Üsküp nahiyesi, eski adıyla Sazara yeni adıyla Çukurca köyünün dokuz kilometre uzaklığındaki Istranca Dağı Beylik ormanlarında “Öksüz Çatak” denilen yerde, Yugoslav göçmeni, ordudan çıkarılmış astsubay ve Millî Emniyet ajanı Ali Ertekin’in sopa darbeleriyle noktalandığından, geride
okumak için tıklayınızOkuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatının günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı dönemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da çok iyi bilen Sabahattin Ali’nin beğendiği, sevdiği şair
okumak için tıklayınız