Kategori: Sabahattin Ali

Başın Öne Eğilmesin – Sabahattin Ali’nin Romanı – Hıfzı Topuz

Hıfzı Topuz bu romanda, belgelere dayanan özgün kurguyla Sabahattin Ali’nin Nâzım Hikmet’ten Bedri Rahmi Eyuboğlu, Orhan Veli ve Asaf Halat Çelebi’ye; Sabiha Sertel’den Vâlâ Nurettin, Rasih Nuri İleri, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a yayılan dostluğuna ve 41 yaşında karanlık güçler tarafından katledilmesine uzanan trajik yaşamına ayna tutuyor. Sabahattin Ali, 41 yıllık yaşamı boyunca Türk edebiyatının

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: “Beni en güzel günümde sebepsiz bir keder alır” (Müzik: Nükhet Duru)

Sabahattin Ali’nin, “Beni en güzel günümde sebepsiz bir keder alır” sözleriyle başlayan “Melankoli” adlı eseri de karşılıksız aşkı Nahid Fıratlı için yazdığı biliniyor. Melankoli Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır. Anlıyamam kederimi, Bir ateş yakar derimi, İçim dar bulur yerimi, Gönlüm dağlarda bunalır. Ne kış, ne

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin aşık olduğu Nahit Hanım’a yazdığı şiir; “Ben gene sana vurgunum” (seslediren: Nükhet Duru)

Eskisi Gibi Seneler sürer her günüm Yalnız gitmekten yorgunum Zannetme sana dargınım Ben gene sana vurgunum Başkalarına gülsem de Senden uzak kalsam da Sevmediğini bilsem de Ben gene sana vurgunum Dağları aşınca başım Geri kaldı her yoldaşım Gel sevgilim gel kardaşım Ben gene sana vurgunum Gönlüm seninkine yardı Aynı şeyleri duyardı Ayaklarımız uyardı Ben gene

okumak için tıklayınız

Ruhi Su’nun Sabahattin Ali ve ailesi ile olan dostluğu

Ruhi Su, 1934’te tifo nedeniyle hastanede yatan Sabahattin Ali’yi ziyarete gitmiş, birkaç yıl sonra Ankara’da konservatuvarda yeniden buluşmuşlar. Ruhi Su, konservatuvarın opera bölümünde Cari Ebert’in öğrencisi olmuş; Sabahattin Ali’den de diksiyon dersleri almış. Sonraki yıllarda, sıkça Muvaffak Şereflerin evine gider, oradaki akşam toplantılarında türkü söylermiş. Sabahattin Ali’nin ölümünden sonra, Ali ailesine yardım edenlerden biri de

okumak için tıklayınız

Behice Boran: Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’den alıştığımız ve beklediğimiz çeşitten bir eser değildir.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’den alıştığımız ve beklediğimiz çeşitten bir eser değildir. Roman ve hikayelerinde bize kasaba ve köylerimizi tanıtan, içimizdeki Şeytan da İstanbul’a geçmekle beraber yine onda da bize yerli bir mevzuu veren, sözde entelektüel grupların içyüzünü deşen, Kuyucaklı Yusuf’la dilimizin belki en güzel romanını veren muharrir, Kürk Mantolu Madonna’da sadece “bir aşk hikayesi”

okumak için tıklayınız

Hakkımızı Yedirmeyiz – Sabahattin Ali

HAKKIMIZI YEDİRMEYİZ Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözüm. Müslümandır, namazında, orucundadır, hakkımızı yemez diyorduk ama, biz onun hatırını saydıkça o, bizim tepemize bindi. Eh, artık çocuk değiliz, yemiyoruz bu numaraları, değil mi ya?.. Bak, anlatayım sana başından da, bana hak ver. Mektebi bitiremedik. Peder ne kadar gayret ettiyse olmadı işte. Binbaşıydı kendisi… Süvariydi ama,

okumak için tıklayınız

İki Kadın – Sabahattin Ali

İKİ KADIN Kerim Ağa iki günden beri yataktan çıkamıyordu. Zaten on beş günden beri ayakta duracak hali yoktu ama, tez canlı olduğu için evde oturamıyor, ya kahveye kadar gidip peykenin üstünde bağdaş kurarak sallanıp inliyor, yahut da eşeğe binip bağa kadar uzanıyor, henüz koruk halinde bulunan salkımların arasından çürük taneleri, vişne ağaçlarından sararmış yapraklarla kurumuş

okumak için tıklayınız

Kafakağıdı – Sabahattin Ali

KAFAKAĞIDI Akşamüzeri hapishaneye bir sürü adam getirdiler. Hepsi elli kadar vardı. Bu kadar kalabalığı süngü takmamış iki candarmanın arasında görünce yol parası borcundan buraya geldiklerini anladık. Nizamiye kapısından girince avluda sıra oldular. Bir gardiyan elindeki kağıda bakarak yoklama yaptı. Ondan sonra duvar kenarına dizilerek çömeldiler, konuşmadan bekleşmeye başladılar. Kılıkları pek perişandı. Poturları parça parça sarkıyordu

okumak için tıklayınız

Dekolman – Sabahattin Ali

DEKOLMAN Yine işsiz dolaştığım günlerdeydi. Ankara’da hususi bir hastane sahibi olan bir akrabamın yanında sığıntı gibi yaşıyordum. Hastanenin üst katını kaplayan eve çekine çekine girer, bir köşede kitap okumaya uğraşır, evin şımarık çocuklarının beni içerletmeyi hedef tutan hallerini, akrabamın: -Siz dejenereler…- diye başlayan nasihatlerini bazan gülümseyerek, bazan dalgın görünerek karşılamaya çalışırdım. Evinde yedikten, içtikten, yattıktan

okumak için tıklayınız

Fikir Arkadaşı – Sabahattin Ali

FİKİR ARKADAŞI Gel, şurada birkaç tane atalım!.. Canım efendim, yarım saat oturmakla evde sopa yemezsin. Evli değiliz ama, böyle şeylerden anlarız. Burada enfes meze veriyorlar; hem de ucuz. Bu kadar görüşmüşlüğümüz var, bir rakımızı iç bari… Yavrum… Hey, garson!.. Getir bakalım bir şeyler!.. Otur iki gözüm. Seninle ahbaplığımız o kadar eski değil ama, nedense pek

okumak için tıklayınız

Bir Mesleğin Başlangıcı – Sabahattin Ali

BİR MESLEĞİN BAŞLANGICI Gece yarısından iki saat kadar sonra trenimiz Sıvas’a geldi. Ankara ile Kayseri arasında bizi adamakıllı bunaltan sıcağa mukabil Sıvas’a yaklaştıkça ve gece ilerledikçe hatırı sayılır derecede sert bir soğukla karşılaşmıştık. Arkadaşımla birlikte ceketlerimizin yakasını kaldırarak, istasyon büfesine girdik, birer çay istedik. İçerisi nefesten ve sigara dumanından buğulanmıştı. Bütün masalar doluydu. Başlarını masanın

okumak için tıklayınız

9 Ayrıntıyla Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. Kürk Mantolu Madonna romandan çok, uzun bir hikaye sayılabilir. Nitekim, kitap yalnızca perspektifiyle değil, kuruluşuyla da bir büyük hikaye görünümündedir. Sabahattin Ali romantik sayılacak bir konuyu ve kişilerini gerçekçi bir tutumla ele alıyor. Bu tutum, yaşamla düş arasındaki çatışmayı sergilemeye elverişli düştüğü için, hikayeye bir

okumak için tıklayınız