Söylence – Laşer Fidan
Söylence eski bir dilde söylenen kadim bir dua gibi tekrarlar bir kutsalı çağırırcasına hecelerdik adını. şahmaran derdik sana, eti kanardı ademin. sesini söze vururduk, içinden ishâk kuşu geçerdi.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Söylence eski bir dilde söylenen kadim bir dua gibi tekrarlar bir kutsalı çağırırcasına hecelerdik adını. şahmaran derdik sana, eti kanardı ademin. sesini söze vururduk, içinden ishâk kuşu geçerdi.
okumak için tıklayınızdediler kardeşin sahnede düşmüş, vardım ki başına mahşer birikmiş, canımın goncası yaşama küsmüş, uyan bilom dedim, bilom uyanmaz. bilo’ma diyorlar “ türküler beyi ”, ağlıyor ardından bozlak, semayi, yetim koydu sazı, sözü, besteyi, uyan bilom dedim, bilom uyanmaz.
okumak için tıklayınızOrhan Veli’nin “Bütün Şiirleri” dahil hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiiri, Köprü adlı sanat gazetesinde yayımlanışından tam 60 yıl sonra, Varlık’ın ocak sayısında okurla buluştu. Aylık edebiyat dergisi Varlık’ın ocak sayısında okuru bir hazine bekliyor. Efdal Sevinçli, Varlık’taki “Edebiyatımızda saklanan belgeler, bilgiler” köşesinde Orhan Veli Kanık’ın hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiirini paylaşıyor
okumak için tıklayınızKEREM GİBİ Hava kurşun gibi ağır!! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum…
okumak için tıklayınız31 Mayıs 1971’de Nurhak’ta öldürüldü Sinan. Şirin’in, Şirin Cemgil’in eşi Sinan… Devlet eliyle veya devletin göz yummasıyla yaşanan ne ilk ne de son katliamdı bu. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink öldürüldü. Rakel’in eşi. Rakel’in ebedi sevgilisinin ardından yazdığı mektup, Hrant’a ulaşamadıysa da, dünyanın sevgililerine ulaştı. Bu güzel kadınlar için, bu dirençli kadınlar için hayat devam
okumak için tıklayınızTaksi şoförü arka koltukta oturuyor. Yanında eşi, ön koltukta çocuğu. Direksiyondaki kadın ise bir şirketin yöneticisi. Altmış yaşlarındaki kadın, aracı lüks bir otele doğru sürüyor. Yolcuları orada kalacaklar, kendileri için ayrıltılan en güzel odalardan birinde. İş kadını, sadece sürücülük yapmıyor; bir rehber gibi sürekli etrafı tanıtıyor, kent ve toplumla ilgili bilgiler de veriyor. İlk bakışta
okumak için tıklayınız“Bağırsam neye yarar, nasılsa duymazlar Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm; içimde cesetler ve daha ölmemişler var.” Metin Altıok
okumak için tıklayınızYokuş Yol’a güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan Kürdistan’da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar Muş – Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan portakal incinir, tütün utanır, incirler
okumak için tıklayınızPantolonlu Bulut pelteleşmiş beyninizde kirden parlayan bir kanepede yan gelip yatan semiz bir uşak gibi hayal kuran düşüncenizi, kanlı bir yürek parçasıyla tedirgin edeceğim, dalga geçeceğim, geberesiye küstah ve zehir dilli.
okumak için tıklayınızDÖNMEYECEK OLANA ŞARKI – Behçet Aysan* bir gün çekip gideceğim ben bu şehirden geride hiçbir anı bile bırakmadan bindiğim trenler belki hiç bilmeyecek bir küçük istasyonda nasıl indiğimi yağmurlu bir gece hangi istasyonda yitik yıldızlara bakacaksın ardımdan.
okumak için tıklayınızNe Kalacak Bizden Geriye Akşamüstü oturdum yol kıyısına Düşündüm Ne kalacak bizden geriye Balkan yaylasından ve bozkırlardan Kafdağlarına giden şu bulut Sonsuz mevsimlerle esmerleşen Şu toprak ve derin çınar ağacı Biz yokken de vardı
okumak için tıklayınızSEVDALI BAŞIM Ah benim sevdalı başım Ah benim şair telaşım Ah benim sarhoşluğum Ah çılgın yüreğim Sus artık uslandır beni Kaç okyanus geçtim böyle Kaç denizde yitip gittim Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle Kaç seferden yorgun döndüm
okumak için tıklayınızne zaman gökyüzü öksüz çocuklar gibi ağlasa siyahlar kuşanmış maskeli bir süvari her akşam şiirin imgeden dağlarında yüreğime saplı kılıcıyla dolaşır ne zaman kuşlar ağıda dursa, üşür hüzün güller solar, otlar gözyaşı döker, keklikler susar iner düşlerime bir kanlı hançer kanar onmuş yaralarım, dertlerim tazelenir
okumak için tıklayınızHÜRRİYET KAVGASI Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zaptettiler yine. Beyazıt’ta şehit düşen silkinip kalktı kabrinden,
okumak için tıklayınızOnlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : ? çürüyen diş, dökülen et ?, bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler. Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet… Nazım Hikmet
okumak için tıklayınızZİFİRİ KARANFİLLER Karanlıktı ___her yer karanlık; ________gök karanık, ___________yer karanlık, Kara-taştan __yudum yudum damlıyordu ___________ekmeğimiz, aşımız, Girdik içine ortasında yerin __bekleşir soluk benizli ____analarımız, _____kadınlarımız, ______ve de çocuklarımız,
okumak için tıklayınızTürkiye, katiller ülkesine döndü Yerüstü katilleri, yeraltı katilleri. Çoğu zaman bombalar yağar üzerimize, Roboski?de olduğu gibi. Cesetlerimiz her tarafa yayılır. Yerüstüne serpiliriz!
okumak için tıklayınızMeydan Okuyorum Bağlayın beni kıskıvrak. Yasak edin bana kitap okumayı. Cıgara içmeyi yasak edin. Tıkayın ağzımı kumla. Şiir kandır, şiir göz yaşı, yazılır tırnaklarla, yazılır gözlerle, yazılır bıçaklarla… Ben şiiri haykıracağım zındanlarda,
okumak için tıklayınız