Kategori: Şiirler

Çelebi’nin Şiirinde Varoluş, Ahlak ve Toplumsal Sorgulamanın İzleri

Varlık ve Yokluk Arasındaki Gerilim Çelebi’nin şiirleri, varlık ve yokluk arasındaki gerilimi, insanın evrendeki yerini sorgulayan bir mercek olarak kullanır. Onun eserlerinde varlık, genellikle ilahi bir birleşimle anlam kazanırken, yokluk, bireyin kendi geçiciliğini ve faniliğini kavrayışıyla belirginleşir. Bu, Heidegger’in “varlık sorusu” ile kesişir; Çelebi’nin dizeleri, “Neden varız?” sorusunu dolaylı olarak gündeme getirir, ancak bu soruya

okumak için tıklayınız

Şiirin Psişik ve Politik Ufukları: Çelebi’nin Sembolleri Üzerinden Bir Keşif

Psişik Derinliklere Yolculuk: Şiir ve Bilinçaltının Dansı Çelebi’nin şiirleri, bireyin bilinçaltına bir ayna tutar; semboller ve imgeler aracılığıyla psişik bir diyalog başlatır. Döngüsel zaman teması, Jung’un kolektif bilinçaltındaki “ebedi dönüş” arketipiyle yankılanır; bu, insanlığın zamanı aşkın bir döngü olarak algılama eğilimini yansıtır. İlahi aşk ise, bireyin kendi varoluşsal eksikliğini tamamlama arzusunu simgeler; bu, Jung’un “bütünleşme”

okumak için tıklayınız

Asaf Halet Çelebi’nin Şiirinde Dil, Mistisizm ve Anlam Katmanları

Şiirin Yapısal Dili: Gelenek ve Modernizmin Kesişimi Asaf Halet Çelebi’nin şiiri, dilin yapısal olanaklarını ustalıkla kullanarak geleneksel Osmanlı-Türk tasavvuf şiiriyle modernist estetiği harmanlar. Onun kelime seçimleri, ritmik yapısı ve imge örgüsü, yapısalcılık çerçevesinde incelendiğinde, dilin sabit bir anlam üretmekten ziyade çok katmanlı bir anlam ağı oluşturduğunu gösterir. Örneğin, Çelebi’nin “İbrahim” ya da “Mâra” gibi şiirlerinde

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’ın İkinci Yeni Şairleri Üzerindeki Duygusal ve Estetik Etkisi

Tomris Uyar, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya gibi İkinci Yeni şairlerinin hayatında hem bir ilham kaynağı hem de duygusal çatışmaların merkezi oldu. Onun varlığı, bu şairlerin şiirlerinde aşkı, kaybı ve varoluşsal sorgulamaları işleyiş biçimlerini derinden etkiledi. İkinci Yeni’nin melankolik ve imgeci tonu, Tomris Uyar’ın bu şairler üzerindeki etkisiyle daha da yoğunlaştı. Aşkın Şiirsel

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet Bugün Yaşasaydı;

Nazım Hikmet bugün yaşasaydı, şiirlerini adaletsizlik, sömürü, baskı, göç, yoksulluk, kadın cinayetleri, doğa talanı, kürt sorunu, işçi ölümleri ve sansür gibi konulara adardı. Onun şiiri daima hem insan’a hem de insanın sistemler karşısında maruz kaldığı zulme yönelik bir haykırıştı. Bugün de aynı isyanı, çağdaş biçimlerle sürdürürdü. 📌  Halkçı, sosyalist ve emek merkezli bir duruş:Nazım, hiçbir zaman bireysel kurtuluşu savunmadı; kolektif özgürlüğün, halkın refahının peşindeydi. Bugün yaşasaydı muhtemelen: 🔥 Hangi Olaylara Şiir

okumak için tıklayınız

Yaşamaya Dair – Nazım Hikmet (seslendiren: Genco Erkal)

YAŞAMAYA DAİR 1 Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü

okumak için tıklayınız

“Akın var güneşe akın! Güneşi Zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın!” Nazım Hikmet (seslendiren: Genco Erkal)

Güneşi İçenlerin Türküsü Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben

okumak için tıklayınız

Asrım sefil, asrım yüz kızartıcı, asrım cesur, büyük ve kahraman – Nazım Hikmet (Seslendiren: Nazım Hikmet / Genco Erkal)

YİRMİNCİ ASRA DAİR — Uyumak şimdi, uyanmak yüz yıl sonra, sevgilim… — Hayır, kendi asrım beni korkutmuyor ben kaçak değilim. Asrım sefil, asrım yüz kızartıcı, asrım cesur, büyük ve kahraman. Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman. Ben yirminci asırlıyım ve bununla övünüyorum. Bana yeter yirminci asırda olduğum safta olmak bizim tarafta olmak ve dövüşmek

okumak için tıklayınız

Korsan Kız – Bertolt Brecht (seslendiren: Genco Erkal – Zeliha Berksoy)

KORSAN KIZ 1. Bardakları yıkarken görürsünüz, baylar, bugün beni-, onun bunun yatağını düzeltirken görürsünüz. Sağ olasınız, avucuma koyarsınız beş on kuruş. Görürsünüz bu entipüften hanı, beni böyle pasaklı, ama, baylar, bilmezsiniz kiminle konuşursunuz. Çığlıklar sarsacak bir akşam limanda yeri göğü. Millet soracak birbirine: Bu da ne ki? Bakacaklar, ben bulaşıkların başında gülümserim. Ne oldu diyecekler bu

okumak için tıklayınız

İnsan Neyle Yaşar? – Bertolt Brecht (seslendiren: Genco Erkal – Zeliha Berksoy)

Sayın baylar bize hep ders verirsiniz. “Aman, günah, ayıp, kötü, yanlış.” Aç karnına kuru öğüt çekilmez. Önce doyur beni, ondan sonra konuş. Sende göbek, bizde ahlâk nedense. Şimdi bizi iyice dinle bak; İster şöyle düşün, istersen böyle: Önce ekmek gelir, sonra ahlâk. Artık vermek gerek, unutmayın sakın, Tüm nimetlerden, payını yoksulların. İnsan neyle yaşar? İnsan

okumak için tıklayınız

ADSIZ BİR ÇİÇEK – Edip Cansever “Yalnız sana yazıyorum bu şiiri”

ADSIZ BİR ÇİÇEK Rengini dünyaya ilk defa sunanAdsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerimSevgilimBana ‘sen bir şairsin’ dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiriİstersen bir şiir gibi okumaÇünkü her yıl yeniden yazacağım onuSoğuklar başlayınca havalanıpMillerce yol katettikten sonraGüneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir deHer dönemde her çağdaSevdanın kendine özgü diliyle. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

UMUŞ – Edip Cansever “Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.”

UMUŞBütün iyi kitapların sonundaBütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonundaMeltemi senden esenSoluğu sende olanYeni bir başlangıç vardırParmağını sürsen elmaya, rengini anlarsınGözünle görsen elmayı, sesini duyarsınOnu işitsen, yuvarlağı sende kalırHer başlangıçta yeni bir anlam vardır.Nedensiz bir çocuk ağlaması bileÇok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

DURUŞ – Edip Cansever “Ki bazı durumlara söz yoktur / Hem neden olsun”

DURUŞKi bazı sözlerin anlamıO sözlerin söylenişindedirYılların sayısına girmediyse SenihaNereden zaman almıştırKi bazı durumlara söz yokturHem neden olsunHer durumun dili daha başka durumlardırBen bu derinliği bu kadarNerden bulayımKi herkes nerden bulsunBulmanın dili aramaktır. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

O BİLE – Edip Cansever “İçimizde bir vahşeti uyandırma korkusu.”

O BİLEBenim sözüme göreGözün bildiğini el bilmezElin bildiğini ağız bilmezSözüme göre utanınırYüreğim utanmak bilmezHey şimdi ne oldular. SenihaÇelişkili yaşamına kovulduHerkes ki biraz kovulduBüyüdükçe yaşlanıyorsa çocuklukCemal ne olduBildiğimiz tek şey yalnızlıkO bile şimdi ne olduHey şimdi ne oldular. CemileAnısız dünyasında anılarla boğulduKaldıysa bir o kaldıİçimizde bir vahşeti uyandırma korkusu. Edip Cansever

okumak için tıklayınız

AKMAYI DUYDUM – Edip Cansever “İnsan akar insanı özleyince”

AKMAYI DUYDUMBen ben idim, onlar oydularKaranlık indi bize sığındıYılları çok çağlar gibiyizGünleri çok yıllar gibiyizUzun sessiz bir ağlamak gibiyizGeyik akar suları özleyinceAkmamız yok, çekilmiş nehirler gibiyizYelin sürdüğü yaprağı mı iteceğimKötülük nedir, var mıydı bilenimizİyilik nedir, var mıydı bilenimizAna karnında süttenBembeyaz örülmüşüz deDerim ki —demek istemem— vahşetin imleriyizBen ben idim, onlar oydularGeçip de geri dönmeyen bir

okumak için tıklayınız

KENDİME – Edip Cansever “Zaten insanı insanla ölçtüm ki”

KENDİMEKimseye karıştım mı? hiç karışmadımBu ki bana tuhaf sayılmadıGözleyip sordum mu hiç? hayır sormadımBu ki bana yalan sayılmadıAcımak işim miydi? hayırBir evden olmak kötü müydü? hayırZamana zamanla bakmak ne idi kiBaktımTarlayı tarlayla ölçtümMeyvayı meyvayla ölçtümDenizi denizle ölçtümGöğü gökle ölçtümZaten insanı insanla ölçtüm kiBuruk bir tat mı duydumVe duydumHer şey ki bir yorumdu, sonuç değildiSonuç ki

okumak için tıklayınız

Onat Kutlar’ın Deniz’ler için yazdığı şiir

Sevgili Onat Kutlar’ın, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan katledildikten sonra yazdığı şiirin kısa öyküsü şöyle: 12 Mart faşizminin karanlık günlerinde idamlara karşı düzenlenen imza kampanyasının başını bilindiği üzere Onat Kutlar çekmişti. Ankara’da da Altan Öymen ve Erdal Öz’ün çabalan unutulmaz. Ben de o dönem İnşaat Mühendisleri Odası başkanı olarak karınca kararınca katkı koymaya

okumak için tıklayınız

‘İstanbul’da 1 Mayıs’ – Nazım Hikmet

Nâzım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” şiiri ilk kez ortaya çıktı. TÜSTAV (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) arşivinde 1925 yılındaki belgeler arasında Nâzım Hikmet’in “İstanbul’da 1 Mayıs” şiiri ilk kez yayınlandı. Bu çalışmalarla Türkiye’de işçi ve komünist hareketin tarihine ilişkin birçok bilgi ve belge de gün yüzüne çıktı, kitaplaştı. Bu çalışmaları Yücel Demirel ile birlikte bu

okumak için tıklayınız

Oruç Aruoba şiirleri: Özlediğin gidip göremediğindir/ ama, gidip görmek istediğin

Özlediğin Gidip Göremediğindir Özlediğin, gidip göremediğindir; ama, gidip görmek istediğin Özlem, gidip görememendir; ama gidip görmek istemen Özlediğin, gidip görmek istediğin- ama gidip göremediğin Özlem, gidip görmek istemen- ama, gidememen, görememen; gene de, istemen Oruç Aruoba Burada “Şimdi buradayım biraz önce yoktum” hiç bir şey yok Önce, oldu: kıpırdandı belirsiz – bir şiddetli boşluktan tatlı

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif ‘in “Otuzüç Kurşun” şiirini yazma hikayesi

AHMED ARİF — Nasıl yazdım “Otuzüç Kurşun”u Olay 1942-43’te olmuş. Basına 1946’dan sonra yansıyor. Bir de fısıltı var. İlginç bir durumu da var bunun. Olayı parlamentoya getiren bizim süt dayımız Mustafa Ekinci. Diyarbakır milletvekili. Mustafa Ekinci delikanlı iken sürgüne gitmiş. 1925 mi, 1927 mi ne? Benim doğumum sırası yani. Şeyh Sait isyanından sonra. İşte milletvekili

okumak için tıklayınız