Kategori: Tarih

Neoliberalizm Nedir?

Önceleri “parasalcılık” ya da “Thatchercılık” denilen neoliberalizm, kimi zaman ideolojik bir sapmadan ibaret olarak görülür. Bu son derece yanlıştır. Neoliberal akademisyen, gazeteci, siyasetçi, bankacı ve girişimcilerin benimsedikleri “serbest piyasa” teorisinin, kapitalist ekonominin fiilen nasıl çalıştığını kesinlikle açıklayamadığı doğrudur. Bu teori, bununla uğraşmak yerine gerek sisteme yerleşik açgözlülüğe, yoksulluğa ve kaosa, gerekse siyaset ve iş dünyası

okumak için tıklayınız

Gemideki Hayalet / Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu – Sebahattin Şen

Onlar dağlılar, dağ Türkleri, gayrimedeni, Doğulu, geri kalmış, batıl, ilkel, vahşi, feodal, sert insanlar, silah severler, şiddet onların doğalarında var, saf ve masumlar, çocuk gibiler. — Kürtlerin Türk sinemasının perdesinde görülmeye başlamaları 50’li yıllarda “Doğu”nun keşfiyle başlar. O tarihlerden günümüze Kürtler ve Kürtlerle meskûn coğrafyalar Türk sinemasının vazgeçilmez konusu oldu. Ne var ki Kürtler asla

okumak için tıklayınız

Amerikalıların İsimlerinin Türkçe Anlamları ve Kültürel Kökleri

Amerikan toplumunun kurucu ve egemen kimliği yakın döneme kadar genel olarak Avrupa, daha özel olarak da Anglo Sakson kültürü olageldi. 19’ncu yüzyılın başından 20’nci yüzyılın ortalarına kadar Amerikaya gelen bir çok göçmen, Yeni Dünyada tutunabilmek için kendilerinin veya çocuklarının isimlerini ‘Anglo Sakson’ kültüre adapte etme yoluna gitti. Örneğin, büyük göçmen dalgasıyla gelen İrlandalılar, 19’ncu yüzyılın

okumak için tıklayınız

Dünya Tarihinin Akışını Değiştiren 18 Kitap

1. “Komünist Manifesto”, Karl Marx-Friedrich Engels“Komünistler, kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut düzenin zorla yıkılmasıyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri birleşin!” 1848 yılında Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından

okumak için tıklayınız

Çerkez Ethem, kahraman mı, hain mi?

Kimine göre milli kahraman kimine göre vatan haini olan Çerkes Ethem “Belki hatalarım oldu ama asla vatan haini olmadım” demişti. Mustafa Kemal’in başarılarından dolayı bizzat tebrik ettiği Çerkes Ethem Yunanlılara hangi şartlarda sığındı? Mustafa Kemal ve muhalifleri (2) Tarihimizin her açıdan karanlıkta kalmış bir döneminin belki de en karanlık figürlerinden biridir ‘Çerkes’ Ethem Bey. Mustafa

okumak için tıklayınız

Mustafa Kemal’den Halide Edip’e yanıt: “Yunanlılardan sonra daha birbirimizi yiyeceğiz!”

Mustafa Kemal ve muhalifleri (1) Mustafa Kemal’den, “İzmir’i aldıktan sonra biraz dinlenirsiniz Paşam” diyen Halide Edip’e yanıt: “Yunanlılardan sonra daha birbirimizi yiyeceğiz!” Mustafa Kemal, gerçekçi hedefler peşindeyken, yoğun rekabet içinde olduğu Enver, hayalleri uğruna Türkistan’da can verecekti… Mustafa Kemal’i Milli Mücadele liderliğine taşıyan tarihsel koşulları bir yana bırakırsak, yüksek zekâsının ve hırslı kişiliğinin bu yükselişte

okumak için tıklayınız

‘Kendi kaderini tayin hakkı’ kandırmacası – Ayşe Hür

Günümüzün ulus-devlet sistemi, Avrupa’yı asırlarca esir alan din ve mezhep savaşlarına son veren 1648 Vestfalya Andlaşması’yla başlayan çok uzun bir sürecin ürünü. 1688 İngiliz Devrimi’nde değinilen ve John Locke’ın Second Treatise of Government (1690) adlı eserinde dile getirilen ‘doğuştan haklar’ ve ‘siyasal temsil yetkisi’ gibi kavramların üzerinde yükselen ‘self determinasyon hakkı’ ya da Türkçeye geçtiği

okumak için tıklayınız

Dersim’i Parantezden Çıkarmak (Dersim Sempozyumunun Ardından) – Şükrü Aslan

Dersim, son yıllarda Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli yüzleşmelerinden birine konu oldu. Dersim adı, 1938 kıyımından sonra vilayete konan Tunceli adının arkasına parantez içinde yazılmaya başladı, şimdi artık “öz” ad olarak biliniyor. Birçok edebi anlatı, sözlü tarih çalışması, inceleme, belgesel ve müzik çalışması, Dersim’in hakikatiyle yüzleşmeye katkıda bulundu. 2010’da yapılan 1. Uluslararası Tunceli (Dersim) Sempozyumu,

okumak için tıklayınız

Bir Osmanlı kimliği: Rûmîlik – Ayşe Hür

Bir süredir ‘Türk’, ‘Türklük’ ve ‘Türkiye’ gibi terimlerin tarihçesini anlatıyorum. Bu haftaki yazım bu sözcüklerin ‘milliyetçilik çağı’ öncesine ilişkin. Böylece, geç de olsa “Türkler Mu’dan mı, Ergenekon’dan mı?” (11 Mayıs 2008, Taraf) başlıklı yazımda verdiğim bir sözü, akademisyen tarihçi Salih Özbaran’ın “Osmanlı İmparatorluğu bir Rum imparatorluğu muydu?” diye özetlenebilecek ilginç tezinden bahsetme sözümü de yerine

okumak için tıklayınız

Teşkilat-ı Mahsusa’yı nasıl bilirsiniz? – Ayşe Hür

Teşkilat-ı Mahsusa, bir yandan MİT’in yaptığı gibi iktidar bloku arasındaki güç mücadelesinde yer almaya çalışan, bir yandan da dış politikada boyundan büyük işlere kalkışan bir örgüttü… Teşkilat-ı Mahsusa’yı nasıl bilirsiniz? Bu haftanın esin konusu, bir süredir dış operasyonları bağlamında ulusal ve uluslararası basının radarında olan MİT. Ancak bu yazı, 8 Ocak 2012 günlü Taraf gazetesinde

okumak için tıklayınız

Kıbrıs’ı İngilizlere kim verdi – Ayşe Hür

“Bu hafta, Cumhuriyet tarihi meraklılarından özür dileyerek, bundan tam 36 yıl önce, 20 Temmuz 1974’te Türkiye’nin askerî müdahalesi ile hukuki ve siyasi statüsü radikal bir biçimde değişen Kıbrıs’ın II. Abdülhamit tarafından İngilizlere verilmesinin hikâyesini anlatacağım. Abdülhamit’in bu işi hangi şartlar altında yaptığını anlamak için de, konuyu biraz genişçe ele alacağım. Umarım olayları birbirine karıştırmadan anlatmayı

okumak için tıklayınız

Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz – Ayşe Hür

Mevlana, İslam düşünürlerinin iddia ettiği gibi ne heterodoks mezheplere hoşgörülü, ne ‘ortodoks’ Sünni biri ne de ‘dehri’dir… Belki de zaman zaman hepsidir. Yıllardır 17 Aralık’ta yapılan Şeb-i Arus törenlerine rastlayan günlerde Mevlana hakkında bir yazı yayımlamaya niyetlenirim ama gündemi meşgul eden bir başka konu beni yolumdan döndürür. Bu yıl böyle olmayacağına dair kendime söz vermiştim

okumak için tıklayınız

6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri – Ayşe Hür

6-7 Eylül olaylarında Türk basınına göre 11 kişi ölmüştü. Yaralı sayısı resmi rakamlara göre 30, gayriresmi kaynaklara göre 300’dü. Sadece Balıklı Hastanesi’nde 60 kadın tecavüz nedeniyle tedavi görmüştü. Resmi rakamlara göre 5.300’ü aşkın, gayriresmi kaynaklara göre 7 bine yakın bina saldırıya uğramıştı. En büyük tahribat Beyoğlu’nda yaşanmıştı. Bunu Eminönü, Fatih, Şişli, Beşiktaş, Sarıyer, Kadıköy, Adalar,

okumak için tıklayınız

‘Öteki’nin gözüyle Osmanlı ülkesi – Ayşe Hür

“Eskiden gaddar ve savaşçı olan Türkler, Asya halklarına özgü tatlı ve sakin bir yapılanma gösteriyorlar artık. Brahmanları, hayvanları öldürmekten alıkoyan barış düşüncesi, Boğaziçi’nde yaşayanları da etkilemiş gibi. İstanbul’da dolaşan kedilerin ve köpeklerin bakımından söz edildiğini duymuşsunuzdur. Ancak Türklerin özgürlük tanıdıkları hayvanlar sadece kediler ve köpekler değil. Çok sayıda kumru ve güvercin de var. Özgürce damlarda

okumak için tıklayınız

Amerikan belgelerinde Türk basını – Ayşe Hür

WikiLeaks’in ifşa ettiği gizli belgelerle ilgili düşüncelerim, gazetemiz yazarlarından Nilüfer Kuyaş’ın 3 Aralık 2010 tarihli “Anarşistlerin bayramı” başlıklı yazısındakilerle neredeyse aynı. Tarihte benzeri olaylar olup olmadığı konusuna gelirsem; evet, var. Örneğin Osmanlı Devleti’ni Britanya ve Fransa arasında nüfuz bölgelerine ayıran 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması, 1917’de Rusya’da iktidarı ele geçiren Sovyet hükümeti, Çarlık idaresi tarafından yapılmış

okumak için tıklayınız

Sarıkamış’ta aslında ne oldu? Ayşe Hür

İttihat ve Terakki paşalarının 1914 yılının ekim-kasım aylarında bir oldubittiyle Osmanlı Devleti’ni Birinci Dünya Savaşı’na sokmalarının ardından Erzurum-Sarıkamış’ta Rus ordularıyla yaşanan kapışmanın acı bilançosu yıllardır çeşitli tartışmalara neden oluyor. Milliyetçi çevrelere göre Sarıkamış Harekâtı 90 bin şehitle sonuçlansa bile bir kahramanlık destanıdır. Ortaya çıkan acı bilançonun kusurlusu kış şartlarıdır, arazi koşullarıdır, Ruslara yardım eden Ermeni

okumak için tıklayınız

1908 Devrimi’nin ilham kaynakları – Ayşe Hür

‘Devrim’ karşılığında Hint-Avrupa dillerinde kullanılan revolution, revolucion, rivoluzione gibi sözcükler Latince revolvere sözcüğünden türemiştir. ‘Revolvere’ ise, geriye dönmek, dönmek, kendi üzerine yansımak, bir aks üzerinde hareket etmek, bir gök cisminin yörüngesi etrafında dönmesi anlamına gelen bir astronomi terimidir. Copernicus’un İskenderiyeli astronom Ptolemaeus’un dünya merkezli güneş sistemine meydan okuyan ünlü eseri De revolutionibus orbium coelestium’dan (1543)

okumak için tıklayınız

Teşkilat’ın tetikçisi: Yakup Cemil – Ayşe Hür

Yakup Cemil iktidarın işine geldiği sürece ‘kahraman’, işine gelmediğinde ‘hain’ ilan edilen yüzlerce tetikçiden biriydi. Sadece en gözü karası, (Talat Paşa’nın deyimiyle ‘mecnun’ yani ‘deli’si), en gaddarıydı. Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’ün geçtiğimiz hafta başlattığı ‘medyadaki Yakup Cemil’ler’ tartışması bu haftaki yazımın ilham kaynağı oldu. Bugün pek çok ‘vatansever tetikçi’nin rol modeli olan Yakup Cemil, İstanbullu

okumak için tıklayınız

Bir örgüt: İTC… Bir gazeteci: Ahmed Samim… Bir tetikçi: Çerkes Ahmed… – Ayşe Hür

1906’da Selanik’te Talât, Cemal, Rahmi, Mithad Şükrü, İsmail Canpolat beyler gibi radikal unsurlar Osmanlı Hürriyet Cemiyeti adı altında örgütlendiler. 27 Eylül 1907’de bu ‘radikal’ örgütle Paris’teki ‘entelektüel’ örgüt Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adı altında birleşti. Daha sonra kısaca İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) olarak tanınacak olan örgüt, birleşmeden sonra entelektüel niteliğini kaybederek komitacılığa evrildi.

okumak için tıklayınız

Rusya ders kitaplarında Osmanlı/Türk bilgisi – Ayşe Hür

Bir toplumun diğer bir toplum konusundaki algısı pek çok şekilde inşa edilir. Aklıma ilk gelen kaynaklar, edebiyat, folklör, sinema, medya, siyasilerin açıklamaları, doğrudan gözlemler ve elbette okullardaki tarih eğitimi… İlk sırada saydığım kaynakları incelemek çok daha ilginç olabilirdi ama ortaya çok uzun bir yazı çıkardı. Ben, daha kolay olanın, ders kitaplarındaki anlatımların peşine düştüm. Dün

okumak için tıklayınız