Kategori: Tarih

Spengler ve Toynbee: Döngüsel Tarih Anlayışına Dönüş

Oswald Spengler’e göre, 19. yüzyılın tüm tarih felsefeleri aslında “gelecek felsefeleri”dir. Bu felsefeler daima bir “total anlam”dan, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan bir anlamdan hareket etmişlerdir. Ama onların esas kaygısı, hep gelecek hakkında önbililer (Prognose) ortaya atabilmektir. Spengler’e göre, tüm bu tarih felsefeleri, bu yüzden “anlamsız olan şeylerin en anlamsızı” bir şey olarak, tarihte hep

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 2 Roma, V. Diakov, S. Kovalev

V. Diakov, S. Kovalev, İlkçağ Tarihi – 2 eserinde, insanlık tarihinin karakteristik bir dönemini oluşturan Roma Uygarlığını inceleniyor. Antik Yunan uygarlığının yıkılmaya yüz tutmasından başlayarak öne çıkan Roma, katı köleci özellikleriyle öne çıktı. Kıtalara yayılan bu imparatorluğu tüm yönleriyle mercek altına alan bu kitapta, cumhuriyetin doğuşu ve yıkılışı, monarşinin yükselişi, kitlesel köle ayaklanmaları, kültürel bunalım

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 1 Ortadoğu, Uzakdoğu, Eski Yunan, V. Diakov, S. Kovalev

İlkçağ Tarihi, ilkel topluluk düzeni ile Ortaçağ arasında yer alan uzun bir tarih kesitini materyalist bir bakışla incelemektedir. Bu dönemin incelenmesi, insanın kökeni, dinin doğuşu, sanatların ve bilimlerin ortaya çıkışı, sınıfların ve devletin oluşumu gibi çok önemli sorunların aydınlatılmasını sağlar. İnsanlığın aştığı o güç yolu, atalarımızın doğa karşısında verdiği kahramanca savaşı inceler. İki ciltlik eserin

okumak için tıklayınız

Bizans – Bir Ortaçağ İmparatorluğunun Şaşırtıcı Yaşamı – Judith Herrin

Bizans, imparatorluk ve devlet geleneği olarak kendi özelliklerini yaratmış ve etrafındaki diğer devletleri de etkilemiştir. Siyasi olduğu kadar yönetsel ve iktisadi araçlarının “ihracı” ile de bu etkisini pekiştirmiştir. Bu uzun ömürlü imparatorluğun yarattığı kültür ve toplumsal yaşam da aynı derecede ilginç olmasına rağmen daha az ilgi görmüştür. Bu nedenle Bizans’ın “ne olduğu”na dair bir anlatının

okumak için tıklayınız

Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye’de Korporatizm – Taha Parla

Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır. Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de

okumak için tıklayınız

Dersim – Alevilik, Ermenilik, Kürtlük – Gürdal Aksoy

“… Duzgı’nın Mehr’in (Avesta Mithra) bir devamı olduğu şeklindeki yakın tarihli bir tespite ek olarak, Zerdüşti Ermenilerin tanrısı Vahagn ile Dersimli Alevi Kürtlerin evliyası Tujik Bava arasındaki devamlılık da Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ya da devamlılığı babında, satırlar arasında kaybolacak türden bir bulgu değildir…” Özellikle Alevi ve Kürt kültür tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla

okumak için tıklayınız

Tamama – Pontus’un Yitik Kızı – Yorgo Andreadis

“Savaşın güzeli, adili olmaz. Bütün savaşlar gaddarcadır ve katılanları kötüleştirir, onun ardında yatan ne olursa olsun… Din savaşları, ulusal ve ırk adına yapılan savaşlar, kardeş kavgaları, insanların içinde sakladığı en kötü özellikleri gün ışığına çıkarır. Tamama’nın gerçeklere dayalı öyküsünü anlatan bu çalışmada, bir yanda sadece savaşın kötü bir şey olduğunu vurgularken, öte yandan savaşın bütün

okumak için tıklayınız

Çalışma Düşüncesi – John W. Budd

“Aydınlıkta saklanmak” tabiri, her an karşı karşıya bulunduğumuz, sürekli gözümüzün önünde tekrarlanan, aşina olduğumuz şeylerin, durumların dikkatimizi çekmeyeceğini ve dolayısıyla bizlere “görünmez” olacağını ima eder. “Çalışma” eylemi de tıpkı bu her an tanık olduğumuz ancak sürekli aşina olma durumundan dolayı fazla dikkat çekmeyen eylemlerden biri. Çalışmanın insanlık tarihi kadar gerilere giden bir geçmişi var. Ancak

okumak için tıklayınız

‘Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua…’ – Cemil Meriç

“… ve yaz olunca avretlere meylet ve kışın oğlanlara, ta ki bedenen sağlam olasın.” (11. yüzyılda yaşamış Kuhistan Sultanı Kabus’un oğluna nasihat kitabı Kâbusname’den) Başbakan’ın bağnaz otoriterliğinin son numunesi olan “kızlı-erkekli yaşam” tartışmasından sonra İslamcı yazarlardan Hayrettin Karaman, Başbakan’ı savunmak için “kadın ve erkek öğrencilerin bir veya birkaçının aynı evlerde kalmalarının Müslüman milletimizin ahlak, gelenek

okumak için tıklayınız

Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi

Yarım binyıllık sömürgeci kapitalizmin anatomisi sayılabilecek bu çalışma, apaçık ortada durduğundan olsa gerek, çoğunlukla önemsemediğimiz doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamın ucuzlatılmasıyla kapitalizmin insanlarla yaşam ağı arasındaki ilişkileri nasıl kontrol ettiğinin izini sürüyor. İlk kapitalist ürün şekerin üretiminden kapitalist sınırların genişlemesine uzanan süreçte doğa-toplum, kadın-erkek ikiliğinin, sömürgeciliğin, ırkçılığın, yerli mücadelelerinin, savaşların, krizlerin, isyanların

okumak için tıklayınız

Dünyayı Değiştiren 100 Fikir – Jheni Osman “insanlık tarihini, dünyamızı ve evreni yeniden keşfedeceksiniz.”

En karışık bilimsel konuları bile uzman olmayanlar için anlaşılır ve zevkli hale getiren ödüllü bilim muhabiri Jheni Osman’ın ilk kitabı Dünyayı Değiştiren 100 Fikir BBC Books tarafından yayımlandı. Karayiplerde geçirdiği çocukluk yıllarında doğal ve vahşi hayatı tanımaya ve sevmeye başladı. Yolculuk etmeyi tutkulu bir şekilde seven Osman, İstanbul da dahil olmak üzere dünyanın pek çok

okumak için tıklayınız

Erken Modern Dönemde Avrupa 1450-1789 – Merry E. Wiesner-Hanks

Avrupa tarihinin matbaa makinesinin icadından Fransız Devrimi’ne kadar geçen bölümünü kapsayan bu kolay okunan, sürükleyici referans kitabı, erken modern dönemde insanların hayatlarındaki çeşitliliği ve Avrupa’daki gelişmelerin nasıl bir küresel bağlam içine oturduğunu yeni bir yaklaşımla anlatıyor. Doğuda Osmanlı İmparatorluğu’na, kuzeyde İsveç’e, güneyde Portekiz’e kadar Avrupa’nın tümünü, denizaşırı sömürgelerle birlikte ele alan metin, 1450-1600 ve 1600-1789

okumak için tıklayınız

Kısa Dünya Tarihi – Merry E. Wiesner-Hanks

Kısa Dünya Tarihi, insanlığın Paleolitik Çağ’dan günümüze dek uzanan serüvenini sosyal ve kültürel meselelere, özellikle de toplumsal cinsiyet, aile, maddi kültür gibi başlıklara ağırlık vererek anlatıyor. Toplumsal cinsiyet, kültür tarihi, Avrupa ve dünya tarihi alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Merry E. Wiesner-Hanks, dünya tarihine yeni bir perspektiften bakıyor. Beş bölümden oluşan kitapta siyasi tarih anlatısını öne çıkarmak

okumak için tıklayınız

Tarihte Toplumsal Cinsiyet – Merry E. Wiesner-Hanks

Arkasında yazılı kayıt bırakmış her kültürde erkek kadından daha fazla güce, kaynaklara daha geniş erişime sahip olmuştur. Tarihte Toplumsal Cinsiyet’te ünlü tarihçi Merry Wiesner Hanks; yasal yaptırımlar, entelektüel yapılar, dini sistemler, ekonomik imtiyazlar, sosyal kurumlar ve kültürel normlar gibi başlıklar altında işte bu dengesizliğin tarihini inceliyor. Dişi veya eril olmanın anlamının, toplumun ekonomik ve dini

okumak için tıklayınız

Maddi Uygarlık – Dünyanın Zamanı – Fernand Braudel

Dünyanın tam bir tarihi, en atılganların ve hatta en safların cesaretini kıracak noktalara sahiptir. Bu tarih kıyısı olmayan, ne başı ne de sonu olan bir nehir değil midir? Ve bu benzetme bile yetersizdir: dünya tarihi bir nehir değil de, birçok nehirdir. Ne mutlu ki, tarihçiler aşırı bolluktaki malzemeyle boğuşma alışkanlığına sahiptirler. Bunlar tarihi kesimlere ayırarak

okumak için tıklayınız

Turna’nın Kalbi – Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik – Erdal Küçükyalçın

15 Haziran 1826’da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda “küffara” karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi

okumak için tıklayınız

Tarihöncesinde – Dil Alan Barnard

İnsanlar tarihimizin yüzde doksanında “avcı-toplayıcı” olarak yaşadılar ve birbirleriyle konuşuyorlardı. Konuştukları dilin kökenine ve evrimine ilişkin elimizde dolaysız bir kanıt mevcut değil; hatta ilk insanların konuşma ya da işaret dili var mıydı, bilmiyoruz. Bu zorluğun farkında olan antropolog Alan Barnard, çevremizde var olanlardan hareketle dile ilişkin geçmişimizi önemli ölçüde anlayabileceğimizi ileri sürüyor. Dünyanın pek çok

okumak için tıklayınız

Katalanlar – Avrupa’da Ayrılıkçılık – Kıvanç ulusoy

Modern İspanya siyasi tarihinde Katalan bölgesel talepleri hep kritik önemde oldu. Katalan bölgeciliği 1930’ların sonundan 1970’lerin ortasına kadar İspanya’da siyasi rejimin en önemli hedeflerinden, yani Komünistler, Masonlar gibi en önemli düşmanlarından biri olarak kabul edildi. Franco rejimi İspanya’yı bölünmeden kurtarmak için bölgesel kimlikleri ve siyasi talepleri bastırmakta tereddüt etmedi. Milli devlet içinde merkezileşmeye karşı mücadele

okumak için tıklayınız

Keşiş’in Torunları – Dersimli Ermeniler – Kâzım Gündoğan

Bu kitapta, gerek 1895 Kırım’ı, gerekse de 1915 Soykırımı’nda Dersim’de hem mülkiyetin el değiştirmesi hem de dilinden, dininden ve yaşadıkları topraklardan sürgün edilen Ermeni halkının giderek kültürel bütünlüğünü yitirişinin izleri takip ediliyor. Dersim Ermenileri yaşamlarını kurtarmıştır belki ama mülkiyetlerini, inançlarını ve sosyal statülerini kaybetmişlerdir. Soykırımdan kurtulan Ermeniler Dersim’de değişik aşiretlerin yanında var olma mücadelesi vermiş

okumak için tıklayınız

Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman – Ayşe Hür

Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Savaş bitip de İngilizler ve müttefikleri, İttihatçı ve hele Ermeni öldürüşçülüğünün hesaplarını sormak yoluna gidince, ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır” der. Hakikaten de, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yenibahçeli Şükrü Bey, Deli Halit Paşa, Küçük Kazım, Hilmi, Nail Beyler, veya daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Kaya, Abdülhalik

okumak için tıklayınız