Corona Bir Proje mi? Dr. Suat Kamil Aksoy

İnsan varoluşu bir yanıyla evrensel bir varoluştur. Ama sonsuzluğun bir sınır varlıkta temsil edilmesi bu temsilin her koşulda bir bakımdan da kısmi ya da sınırlı olmasını gerektirir. Dolayısıyla insan hiç bir zaman gerçeği bilmez, her zaman ona yaklaşmaya çalışır. Daha önce de yazmıştım insanın konuştuğu dil biçimleri parantez dışına alındığında yani dile anlam merkezli olarak bakarsak evrensel bir durumla karşılaşırız. Bu evrensellik tercümenin olanaklı olmasını sağlar. Bu anlamda tüm sonsuzlukta konuşulan dil zorunlu olarak aynıdır. İnsan dil sayesinde kendi kısmi varoluşunu aşar ama bu varoluş tarzından hiç bir zaman kurtulamaz. Öyle bir şey mümkün olsaydı o artık insan olmamış olurdu.

Mümkün olmadığı için sonsuzluğun içerisinde yer alan tüm kısmi varoluşlar ne kadar farklılıklar barındırsalar da öz olarak aynıdırlar. Yani hepsi insandır. Buna benzer biçimde insan henüz kendi biyolojik arka planını yeni yeni öğreniyor olsa bile bu arka planı eninde sonunda kavrayabilir hale gelecek ve ötesine de geçecektir.Bu anlamda kendisini yeni ve çeşitli biyolojik donanımlarla da kuracaktır. Ancak üreteceği hiç bir şey onu insan olmanın ötesine taşıyamayacaktır. Bu biyolojik olanların dışında örneğin elektronik ya da dijital üretimler için de aynen geçerlidir. Eğer insan bu yollarla biyolojik ya da dijital robotlar değil de kendisinin benzer ya da gelişmiş örneklerini üretecekse bunlar da insanla aynı kısıt ve tanımlara tabi olacaktır.

Yani insan şu anki varoluşunun niteliklerini aşan bambaşka varlıkları ne üretebilecek ne de böyle varlıklarla bir gün karşılaşabilecektir. Sonsuz uzayda karşılaşacağı bir varlık varsa o da yine kendisi olacaktır. Bu bakımdan fantastik hikayeleri bir kenara bırakırsak gelecek bize bir sürpriz yapmayacaktır.

İnsanın potansiyel yeteneklerinin sınırı yoktur. Örneğin şu an tüm dünyayı ve kendisini yok edebilecek durumdadır. Biyolojik oluşumlar üzerinde oynamalar yapabilmektedir. Buğday, mısır ve at biraz da insan üretimidir. Ancak sıfırdan bir bakteri ya da virüs yapacak bilgi birikimine henüz sahip değildir. Sahip olacaktır elbette. Ama tıpkı dünya dışı varlıkların ya da insanların da diyebiliriz, olanaklı olmasının onların şu anda burada olmadıkları gerçeğini değiştirmeyecek olması gibi. Olanaklı olan şeyleri şu anımızın gerçeği gibi düşünmekte özgürüz. İnsan biraz da böyle bir şey Onun yaşamının daha büyük yüzdesi fantazilerinden oluşur. Gün gelip gerçeği bilmek onun yaşamsal ihtiyacı olarak karşısına çıktığında gerçeği görebilmek için içerisinde yaşadığı fantastik dünyanın sislerini kolayca bir kenara bırakamaz.

Nereden biliyoruz. Öncelikle doğrudan gözle görülemeyen ve elle tutulamayan şeyleri anlamaya biraz yaklaşabilmek için insanın elinde felsefe ve mantık gibi araçlar bulunur. Mutlak olmasa bile bunlar yol gösterebilir. Virüs imalatı yapabilecek olan insan buna karşı mücadele edebileceği antikoru da üretmeye muktedir olacaktır. Bunun için bir aşı çalışmasına gerek yoktur. Aşı ve ilaç bulmaya çalışan sayısız merkez bize virüs imal etme yeteneğinden yoksun olduğumuzu kanıtlamaktadır.

Elbette doğada zaten bulunan bir vürüsü biraz dönüşüme uğratarak ortama salmak olanaklıdır. Bu konuda buğdayı düşünürsek yüzyıllardır yetenek sahibiyiz. İş kötü niyete kalırsa hiv, hcv hpv gibi şu an yavaş da olsa salgınları sürmekte olan virüsler de kullanılabilir. Gerçek bir virüs yapmak bile henüz çok zor. Bir de virüs yapsanız bile bunun salgın yapacağı canlının iç mekanizmalarını da çok iyi bilmeniz, bu mekanizmanın açıklarını saptayabiliyor olmanız gerekir. Bizler bu yeteneğe sahip olabilseydik önce tüm genetik hastalıkları temizlemeyi becerirdik. Ama kimse üzülmesin bunlar elbette zaman içerisinde mümkün olacaklar.

Daha önce de yazdım yeryüzünde her hangi bir üst akıl bulunmamaktadır. Varsa o muhtemelen ben oluyorum.

Elbette çok büyük paraları kontrol eden varlıklı insanlar var. Ama onların paraları dünyadaki ekonomik büyüklüğün içerisinde sadece bir zerre oluşturuyor. Elbette kimi dernekler ve vakıflarla bir araya gelerek bu zerrelerini güçlü kılmaya çalışan varlıklılar bulunuyor. Ama ekonomik olarak ve dolayısıyla askeri güç ve bilgi erişim olanağı bakımından güçlü odaklar var. Bunlar bildiğimiz Amerika, İngiltere, Almanya, Çin, Rusya, Türkiye falan oluyor.

Ellerindeki olanakların onları basit bir virüs salgınında bile yaya bırakmış olmasına bakılırsa sahip olunan gücün tek etkisinin aptallığın dozunu yükseltmesinden başka bir gerçeklik yokmuş gibi görünüyor.

Eğer işe yarayacaksa bir üst akıl üretmek için kollar sıvanabilir. Zira bu konuda bir piyasa boşluğu bulunduğu son gelişmelerle ortaya çıkmış bulunuyor.

Para, örgüt herhangi bir ideoloji ya da din bu konuda hiç kimseye yardımcı olmuş gibi görünmüyor. Belki de öncelikle böyle etkilere karşı uyanık olmakla başlanabilir.

Bir akıl vermek istiyorsan önce kendinin ne olduğunu kendine sor.

Dr. Suat Kamil Aksoy

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here