Dahiler ve Aşkları – Özcan Erdoğan

“Dâhiler ve Aşkları; sanat, edebiyat, bilim ve düşün tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları, eserleri paralelinde ortaya koyan, ansiklopedik ölçekte bir biyografi kitabı. Gerek ülkemizde, gerekse dünyada -toplam olarak- bu kapsamda oluşturulmuş nadir eserlerden biri olma özelliği de taşıyan bu önemli kitap; içinde yer alan dâhilere, yaptıkları çalışmalar ve ilgi alanları açısından, oldukça yakın değerli yazar ve şairlerimizin yoğun çabalarıyla ortaya çıktı.
*“Karısı Natalya?nın âşığıyla ölümü göze alıp düelloya girişen ve vurulan büyük âşık Puşkin. Kuzeni Kee?ye âşık olan ?Onu o kadar uzun süre seveceğim ki, sonunda o da beni sevecek? diye umutla bekleyen Van Gogh. ?Dâhiler ve Aşkları?, sanat, edebiyat, bilim tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları anlatıyor.
Leylâ ile Mecnûn, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre ya da Romeo ile Julie gibi aşkların belleklere kazınarak büyümesi, daha çok bu aşkların barındırdığı o bilindik trajik yanlarındandır. Gerek Batı gerekse Doğu medeniyet ve yazınında olsun; aşkın yaşamsal sürecinde o sancılı yanlar ne kadar yer etmişse, o aşkın gerçek kıymeti de ancak öyle bilinmiş ve öne çıkmıştır.
Yukarıda sayılan klasik aşklara günlük hayattan birilerini eklemek pekâlâ mümkündür. Hatta kendi yaşamış olduğunuz bir aşkı bunlardan daha etkileyici de bulabilirsiniz. O aşk sizden kaleme alınmayı bekler. Buna hakkı da vardır.
İşte bu güne kadar böyle kaleme alınmayı beklemiş bir kitap Dâhiler ve Aşkları. Hepimizin en az kendi aşkı kadar merak edeceği, belki de kıyaslayacağı; sanat, edebiyat, bilim ve düşün tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları, bunların yapıtlarına yansıyan yanlarıyla, toplu fotoğrafını önümüze koyan önemli bir kitap.
Kitapta yer alan dâhiler şunlar: Aragon, Baudelaire, Beethoven, Yahya Kemal, Brecht, Bukowski, Charlie Chaplin, Chopin, Dali, Dante, Dostoyevski, Einstein, Furuğ, Che Guevara, Goethe, Van Gogh, Nâzım Hikmet, Hugo, Kafka, Frida Kahlo, Rosa Lüxemburg, Marx, Mozart, Nietzsche, Picasso, Sylvia Plath, Poe, Elvis Presley, Puşkin, Rilke, Rimbaud-Verlaine, Rodin-Camille Claudel, Mevlâna, Sappho, Sartre-Simone de Beauvoir, Shakespeare, Oscar Wilde, Virginia Woolf, Leonardo da Vinci, Yesenin-İsadora Duncan.
Kitabın diğer önemli bir tarafı da dâhilerin aşklarını kaleme alan isimlerin çoğunun günümüz edebiyat/şiir ortamının önde gelen şair ve yazarlarından oluşması: Bahadır Gülmez, Bâki Ayhan T., Halim Şafak, Şeref Bilsel, Eren Aysan, Zate Zatturi, Cengiz T. Asiltürk, Neval Eyüboğlu, Özcan Erdoğan, Salih Aydemir, Aziz Kemal Hızıroğlu, Haşim Hüsrevşahi, Nihat Ateş, Emel İrtem, Çiğdem Sezer, Efe Duyan, Barış Behramoğlu, Asuman Susam, Burcu Aktaş, A. Galip, Aydın Büke, Derya Önder, Enis Akın, Tozan Alkan, Korkmaz Uluçay, Funda Aksüt, Onur Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Ayberk Erkay, T. Ülkü Tekten, Betül Dünder, küçük İskender ve Gonca Özmen.
Dâhiler ve Aşkları?nın girişinde kitabı yayıma hazırlayan Özcan Erdoğan; ?Bu kitapta aşka dair belki de en anlamlı söz ve yapıtların altında imzası bulunan çoğu dâhinin, aşkın öznesi olduğunda yaptıkları/yapmaya çalıştıkları o aşk tanımlarının neresinde durduklarını, aşk denen o sayrılığı ne kadar sağalttıklarını da görmüş olacağız. ? diyor. Enis Batur da şöyle diyordu; ?Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne aşk diyorum ben. ? Evet, bu kitabın sonuna geldiğimizde; Baudelaire?den Poe?ya, Beethoven?den Chopin?e, Nietzsche?den Marx?a, Van Gogh?dan Camille Claudel?e, Kafka?dan Hugo?ya, Virginia Woolf?tan Frida?ya, Puşkin?den Yesenin?e ortaya tam bir trajediler ya da sayrılıklar kitabının çıkmış olduğunu görüyoruz.

Beethoven sen daha çocuksun
Örneğin, Beethoven?ın hayatında müziğin kendisi başlı başına bir aşktır. Gerçi beşeri olan aşkın ona yaşattırdığı acılar karşısında müzik bir tesellidir, belki de bir tedavi yoludur aslında. Müzikle olan serüveni, yaşadığı aşkların da serüvenidir aynı zamanda. İlk evlilik teklifinde bulunduğu çocukluk aşkı Magdelana?nın ona karşı sarf ettiği sözler ise onda tam bir yıkıma yol açmıştır: ?Benim sevdiğimi nereden çıkardın? Bir kere sen çocuksun daha… Yaşın bakımından değil, kafan bakımından.. Aptalın birisin… Sonra, çirkinsin de!?.
İkinci büyük aşk acısını, piyano dersleri verdiği Guilietta?nın bale bestecisi Kont Wenceslas Gallenberg?le evlenmesi sonucu yaşar. Beethoven?in ölümünden sonra ortaya çıkan aşk mektupları duyduğu bu aşkın karşılıklı olduğunu da göstermiştir. Güzel Guilietta?nın ailesinin zoruyla Kont?la evlendiğini öğrenmesi de Beethoven için bir başka acıdır. Yine de kaybettiği bu aşkı yirmi yıla yakın bir süre içinde yaşatmıştır. Hayatına giren çoğu kadının düşüncesi ve Beethoven?a bakışı da aşağı yukarı aynıdır. Öyle ki bu kadınlar daha sonra başka birileriyle evlenmişler, Beethoven?ı acı ve yalnızlıkla baş başa bırakmışlardır hep.

Nıetzsche âşık olduğunda
Ve Nietzsche… Onun kadınlarla arasındaki ilişkide başarısızlık bir yazgı gibi durur. Hayatı boyunca elle tutulur bir birliktelik yaşayamamıştır. Nietzsche ve aşk dendiğinde hemen akla Cosima Wagner ve Lou Salomé gelir. Nietzsche?nin ilk platonik aşkı Cosima, Wagner ?le birliktelik yaşamaktadır ve nikâhsızdır. Nietzsche, Cosima ?yla gerçek hayattaki o arkadaşça yakınlıklarını kendi düş âleminde bir sevgili pozisyonuna dönüştürmüştür. Cosima ise Wagner ?e taparcasına bağlıdır. Sonuç Nietzsche?nin akıl sağlığını bozacak boyuta kadar varacaktır. İkinci büyük aşkı Salome tarafından da terk edilmesi bardağı taşıran son damla olacaktır.

Marx?ın trajik aile hayatı
Marx ?ın aşk hayatından daha çok evlilik ve aile hayatı trajik bir öyküdür. Öğrencilik yıllarından beri Jenny ?le birbirlerine âşıktırlar. Jenny ?ye ithaf ettiği üç defter dolusu sone, şarkı, ballad, romans ve epigram vardır. İlk başta ailelerin evliliklerine onay vermemesi Jenny ?yi yataklara düşürür. Büyük bir direnişin ardından evlilikleri onaylanır. Devrimci faaliyetleridir aslında çektiği tüm yoksulluk, acı ve sürgünlerin sebebi. En büyük destekçisi eşi Jenny ?dir.
Marx?ın muhalif yazıları, gazeteler, dergiler, kapatmalar ardından gelen sürgün hayatı… Paris… Brüksel… Zor şartlarda devam eden bir siyasi ve aile yaşamı.. Birer yıl arayla doğan Laura ve Edgar isimli çocukları… Almanya?dan sınır dışı edilmesi… Londra yılları…
Hastalanan çocukları için ilaç parası dahi bulamazlar. Alacaklılarsa sürekli icraya vermekle tehdit eder. Elbiselerini rehin verdiği için dışarıya dahi çıkaz bazı günler Marx. Kimi zaman patates ve ekmekle geçen öğünler.
Doğan yedi çocuklarından sadece üçü hayatta kalır. 1852 ?de ölen Fransizka?nın kefen parası ve cenaze masraflarını bir dostları ödemiştir. 1855 ?te de sekiz yaşına kadar büyütebildikleri oğulları Edgar ?ı kaybederler. Ölümler Marx?ın peşini bırakmaz 1881?de Jenny?yi, bundan iki yıl sonra da otuz sekiz yaşındaki büyük kızını kaybedecektir. Marx?ın ?Aynı işe yeniden başlayacak olsam gene aynı şekilde davranırdım. Fakat evlenmezdim? sözünü söyleten de aşkının ve çocuklarının katlanılmaz acılar çekmiş olmalarının sorumlusu olarak kendisini görmüş olmasıdır.

Aşkları yüzünden
Aşkı Rodin ?in ünü nedeniyle onun gölgesinde kalmış, kadri bilinmemiş bir heykeltıraş: Camille Claudel. Otuz yıl… Yaşamının belki de en verimli yıllarını akıl hastanesinde geçirdi ve orada öldü. Kuzeni Kee ?ye âşık olan ?Onu o kadar uzun süre seveceğim ki, sonunda o da beni sevecek? diye umutla bekleyen ve tüm yaşamı bir aile sıcaklığını özlemekle geçiren Van Gogh.
Karısı Natalya ?nın âşığı olan d ?Anthes?le aşkı uğruna ölümü göze alıp düelloya girişen ve vurulan o büyük âşık Puşkin.
Annesinden başlayarak hayatındaki hemen her kadının erken ve zamansız ölümünün, ruh yapısında olduğu gibi şiirlerinde de büyük sarsıntılar meydana getirdiği Edgar Allan Poe. Yaşadığı bu durumun bedensel aşktan uzaklaşmasına ve hatta bazı eleştirmenlerce ?ölüsevici? olarak suçlanılmasına sebep olan o kasvetli romantik…
Kitapta yer alan benzer trajik yaşamların ve aşkların tamamına değinmemiz burada pek mümkün değil…
Ancak, Edgar Morin?e ait şu sözlerin Dâhiler ve Aşkları için söyleneceklere eklenmesi önemli: ?İnsanın çılgınlığı nefret, zulüm, barbarlık ve körleşme kaynağıdır. Ama duygusallığın intizamsızlığı ve düş gücünün taşkınlıkları olmasaydı, imkânsız olanı istemenin çılgınlığı olmasaydı; atılım, yaratıcılık, icat, aşk ve şiir de olmazdı.?
*Burcu Aktaş, Radikal Gazetesi Kitap Eki 18.07.2008

DÂHİLER VE AŞKLARI, Hazırlayan: Özcan Erdoğan, İkaros Yayınları, 2008, 688 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları
Yenilmeyenlerin Tanığı: Emperyalizme Karşı Yazılar ve Anma Konuşmaları, Halit Çelenk

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının avukatlığını yapmış, idamlarını izlemiş olan Avukat Halit Çelenk'in 2008 yılında çıkan 'Yenilmeyenlerin Tanığı: Emperyalizme Karşı Yazılar...

Kapat